İbrahim Altay – Evsiz
Biz insanlar, cüceler ülkesine düşmüş Gülliver gibiyiz. Bir sabah dalgalar bizi bir kıyıya atıyor. Uyanıyor ve bakıyoruz ki bizi küçük sicimlerle, düştüğümüz yere bağlamışlar. Üzerinizde cüceler dans ediyor. O küçük bağların ve cücelerin aslında hiçbiri bizi orada tutacak kadar güçlü değil ama hepsi bir araya geldiğinde yerden kalkmanıza engel oluyor. Alışkanlıklar, günlük rutin işler, elektrik faturası, su faturası, randevular vs… Bu bağlardan kopabilmeyi denemek, hep yapmak istediğim bir şeydi. Buna bir de bilimsel araştırma sosu ekledim.
diyor İbrahim Altay. Genç adam Los Angeles’a sinema eğitimi almak için gelir ve bir gün, “evsiz” olup sokaklarda yaşamaya karar verir. Amerikan filmlerine aşinaysanız bir film saati süresi içinde rahatça okuyacağınız, sürükleyici biraz absürd ama Altay’ın söylediğine göre hepside gerçek olaylar. Orson Welles “Mutlu bir son istiyorsanız bu, hikayeyi nerede bitirdiğinize bağlı” demiş. Altay tam yerinde bitirmiş hikayeyi, kitap bir sayfa daha uzun olsaydı Altay’ı belkide kaybetmiş olacaktık.
Attilâ İlhan
Kitap imzalatmayı çok severim. Yazarı yakından görmek, onunla sohbet etmek, konuşmasını, davranışlarını çok merak ederim. Tüyap’ta çalışırken Attila İlhan’a kitabı imzalatmıştım. O sene iyiydi. Biraz konuşmuştuk. Ankaradan, kitabevlerinden, şairlerden, Tüyap’taki durumdan. Ben Sana Mecburum kitabını da imzalatmıştım. Bir yıl sonra 2005’te vefat ettiği yıl. Yanına gidip bir merhabalaşmış, halini hatrını sormuştum. Bir gün sonra otele gittiğimde televizyonda ölüm haberini duydum. Yeni tanıştığım fikirlerini yeni öğrendiğim bir yazardı. Allah rahmet eylesin. Hatıra olarakta bu kitap ve imzası kaldı.
Uzakdoğu Sineması
Kızılay Dost kitabevinden aldım kitabı. 100 sayfalık tadımlık güzel bir kitap. Aslında seri halinde çıkarmışlar. Alman, Latin Amerika, Rus ve Uzakdoğu Sineması olarak 4 tane kitap. İnternette yarım yamalak bilgiler edineceğime alırım kitabını okurum dedim. 6 tl fiyatı var. Çin, Hong Kong, Kore, Japon ve Vietnam sineması olarak bölümlendirilmiş. Festivaller, ödüller, filmler ve yönetmenler hakkında da bilgiler var. Aslında bana sadece Kore sinemasını anlatan bir kitap lazım. En sevdiğim ülke sinemalarının başında Kore sineması geliyor. Kitap Başkayerler yayınevinden çıkmış ve yazarı Rıza Oylum. Bu arada kapaktaki film Kore sinemasının en iyi filmi OldBoy’a ait.
Ayrılık Çeşmesi
Adamın biri, derin bir kuyuya düşmek üzereyken, son anda kuyunun ağzındaki kuru dala tutunmayı başarmış. Ama ağırlığına dayanamayarak çatırdamaya başlayan dalın kırılması an meselesiymiş.
Korku içinde düşeceği kuyunun dibine doğru bakınca, aşağıda koca bir canavarın onu ayaklarından yakalamak üzere olduğunu fark etmiş.
Durumunun dehşetinden sıyrılıp kendini toparlamaya çalışan adam, boşlukta sallanırken kendisini taşıyan kuru dalın dibindeki bal peteğini fark etmiş. Bir eliyle yakaladığı dalı sımsıkı tutup, diğer eliyle baldan bir parmak alarak ağzına atmış. Keyifle bal tutan parmağını yalarken de:
“Oh!!!” demiş. “Hayat ne güzel!”
Feriduddin Attar
Bu kitabı hayatımın balları eşim Arzu ile çaocuklarım Selman, Sinan ve Merve’ye ithaf ediyorum…
Giderken söylenmiştir – İbrahim Tenekeci
Taşların İçindeki
bilmezdim nasıl büker bir babanın belini
yüzü gözü olmayan p şekilsiz korkular
bilmezdim nasıl büker bir babanın belini
çiçeklerin emzirdiği o küçük kanatlılar.
kısmışım sesimi lambayı kısar gibi
içine kapanık bir taşım şimdi,
gözüm olsaydı eğer dünya nimetlerinde
pekala bulurdum onları bir çöplükte,
bir şey ki dilimin varmadığı
kuşların çarpmadığı uçarken gökte-
günler gelip geçti, hiç direnmedim
suyu yıkayan allah, sulayan ormanları
öpüp başıma koyduğum gökyüzü kadar aziz
bağışladı bana, suskun olmayı
kapıya yakın otururdum eskiden
korsancılık oynardım tek gözlü evlerde
isterdim ki habire çınlasın kulaklarım
beni ansın gökyüzü bile.
yok artık
beni suya götüren o güzelim nedenler,
çürüyerek geliyor bana gelen ne varsa
cenazeye ölüden önce gelenler:
yaşasın diyorlar, yaşamayı hak eden
varsın bulunmasın çorabımızın teki
gülümsemek için ne güzel neden
tapu işlemleri ve yemek tarifleri.
(daha fazla…)









