Murat Menteş – Sarsmayan Bir Ramazan Beni İlgilendirmiyor

İlk iftarımı Murat Menteş’in Ramazan taşlamalarıyla açtım. Twitter’da Tnt’de iftar programına çıkacağını duyunca hem ilk defa Tnt kanalını izleme şansını hem de uzun zamandır tv’de göremediğim Menteş’i izleme şansı buldum.
Programı Kudsi Erguner’in albümlerinden tanıdığım ve güzel bir solo albümü de bulunan Halil Neciboğlu sunuyor.  Bi ara değinirim fakat Türkiye’de beğendiğim bir kaç hafızdan biri. En sevdiğim ise Yunus Balcıoğlu. İleride eski ramazanlar diye bir konu açılırsa Balcıoğlu’ndan mutlaka bahsedecem.

Konuklar arasında Diyanetin torpillilerinden Mustafa Akgül hoca ve programdan bi gün sonra yani bugün kendine adliye yolu görünen Uğur Arslan da vardı.

Menteş ilk başlarda gayet sakindi. Dolmabahçe Sarayında olmanın verdiği şaşkınlıktan olsa gerek yoksulluk edebiyatına giriş yaptı ve program sonuna kadar devam etti. Haklımıydı tabii ki de haklıydı. Menteş sermaye gaddarlığından nasibini almış biri. Gerçek Hayat, Nokta, Kılavuz gibi sermayesiz dergilerden sonra Star Gazetesi, Tvnet, Cine5 gibi islami sermaye temsili medya organlarında çalıştı. Neyse ki çalışmıyor artık onlarla veya çalıştırtmıyorlar.

Geçen sonbahar eski dergileri halamgile yakmaya gönderirken Gerçek Hayat’tan bir yazarın Murat Menteş gibi yazdığını farkettim. Acaba Menteş müstear isimle de kitaplar yazıyormuydu? Klark’ta da bu yazardan bahsetmişti. Şule Yayınlarında çalıştığı zamanlar çıkardıkları kitaplar pek güzeldi. Ali Ünal ile beraber editörlük yapıyordu. İşte bu Ali Ünal ile bağlantılı bir yazar daha var. O olabilir! Neyse teorim kesinleşene kadar açıklamayacağım.

Program  iftar saatine denk geldiği için kayıt altına aldım ve beğendiğim bir kısmını da yuğtuba yükledim. buyurun izleyin.

Tags   devamını oku

Aşkın gözü kör olabilir. Ama roman aydınlatıcı da olmalı

Şiir ve denemeler yazıyordunuz. Romana yöneldiniz? Bu üç edebi tür, size ne ifade ediyor?

Şiir en cana yakın sanat. Ezberliyorsun ve onu zihninde taşıyorsun. Şiir, seninle birlikte yaşı­yor. Deneme kültürel, düşünsel canlılığın teminatlarından biridir. Roman, daha büyük bir saha­da oynanan bir oyun. Milan Kundera “Roman bilinçdışını Freud’dan önce, sınıf mücadelesini Marx’tan önce işaret etmiştir” der.

İlk romanınız Dublörün Dilemması ‘yla özgün bir tarz ortaya koydunuz. Korkma Ben Varım ‘da
bu tarzı sürdürdünüz. Roman stilinizin temel özellikleri neler?

Romanda hem anlatım, hem hikayeyle ilgili çok sayıda unsuru hesaba katmak gerekiyor. Metnin bazı düşünsel mesajları taşıması da söz konusu olabiliyor. Ben, okuru hep göz önünde tutuyo­rum. Onun işini kolaylaştırmaya, onu krallara layık bir şekilde ağırlamaya gayret ediyorum. Hızlı akan yani kısa cümlelerden oluşan, sanat­sal nitelikler barındıran, merak uyandırıcı, ko­mik, düşündürücü, sürprizli hikayelerin birbiri­ne eklendiği romanlar yazmaya bakıyorum. (daha fazla…)

Tags   devamını oku

Kitabın kapağında silahı gösterip içeride patlatıyorum


Murat Menteş, ‘Dublörün Dilemması’ndan yıllar sonra ikinci romanı ‘Korkma Ben Varım’ı yayımladı. Dört yılda tamamlanan kitabın, bir ay içinde ikinci basımı yapıldı. Hareketli anlatımıyla kendine özgü bir roman dili kuran; birbiri ardına icat ettiği macera ve sürprizlerle okuru sürekli uyanık tutan Menteş, Çehov’a atıfla, “Ben de kapakta silahı gösteriyor, içeride patlatıyorum.” diyor.

Bugünlerde farklı bir şeyler okumak derdindeyseniz, Murat Menteş’in yeni romanı Korkma Ben Varım tam size göre. Dili ve kurgusuyla farklı, hareketli, sürprizlerle dolu bir roman. Aşk, dostluk, intikam, yalnızlık ve şiddetin ustaca harmanlandığı romanı Menteş 4 yılda tamamlamış. İlk romanı Dublörün Dilemması ile dikkat çeken yazarın ikinci kitabı için daha “usta işi” bir roman diyebiliriz. Okurun ilgisini esirgemediği romanın bir ay içinde ikinci basımı yapıldı. Biz sorduk, Murat Menteş “Korkma Ben Varım”ı anlattı. (daha fazla…)

Tags   devamını oku