<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd"
xmlns:rawvoice="http://www.rawvoice.com/rawvoiceRssModule/"
>

<channel>
	<title>M. Sadık Erdoğan Web Bloğu &#187; Kopuz Dede</title>
	<atom:link href="http://msadik.com/tag/kopuz-dede/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://msadik.com</link>
	<description>Ellerinden öpenin çok olmasın ey dünya!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Jan 2012 11:03:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
<!-- podcast_generator="Blubrry PowerPress/2.0.4" -->
	<itunes:summary>Ellerinden öpenin çok olmasın ey dünya!</itunes:summary>
	<itunes:author>M. Sadık Erdoğan Web Bloğu</itunes:author>
	<itunes:explicit>no</itunes:explicit>
	<itunes:image href="http://msadik.com/wp-content/plugins/powerpress/itunes_default.jpg" />
	<itunes:subtitle>Ellerinden öpenin çok olmasın ey dünya!</itunes:subtitle>
	<image>
		<title>M. Sadık Erdoğan Web Bloğu &#187; Kopuz Dede</title>
		<url>http://msadik.com/wp-content/plugins/powerpress/rss_default.jpg</url>
		<link>http://msadik.com</link>
	</image>
		<item>
		<title>Hep yolun başında &#8220;Erkan Oğur&#8221;</title>
		<link>http://msadik.com/40.html</link>
		<comments>http://msadik.com/40.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2008 09:27:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Kopuz Dede]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/kopuz-dede/40.html</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#34;Ge&#231;tiğimiz 16 Nisan&#8217;da Ankara&#8217;daki konser başlamadan g&#246;revliler bir not ulaştırıyor. Notta şunlar yazılı: &#34;&#199;ok sevgili Erkan, seni uzun yılların ardından ilk kez sevgiyle, &#246;zlemle ve gururla izleyeceğim. Salonda, seni herkesten farklı bakan g&#246;zlerle, duyan y&#252;reklerle seyredeceğim&#8230;&#34; Erkan Oğur&#8217;un eli ayağı dolaşmış. Heyecanla karışık bir telaş almış m&#252;zisyeni.&#34; &#160;D&#252;nyanın d&#246;rt bir yanında y&#252;z binlerce izleyiciye devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>&quot;Ge&ccedil;tiğimiz 16 Nisan&rsquo;da Ankara&rsquo;daki konser başlamadan g&ouml;revliler bir not ulaştırıyor. Notta şunlar yazılı: &quot;&Ccedil;ok sevgili Erkan, seni uzun yılların ardından ilk kez sevgiyle, &ouml;zlemle ve gururla izleyeceğim. Salonda, seni herkesten farklı bakan g&ouml;zlerle, duyan y&uuml;reklerle seyredeceğim&#8230;&quot; Erkan Oğur&rsquo;un eli ayağı dolaşmış. Heyecanla karışık bir telaş almış m&uuml;zisyeni.&quot;<img hspace="4" align="right" vspace="4" alt="" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/image/ogur-3.jpg" style="width: 243px; height: 439px;" /><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>D&uuml;nyanın d&ouml;rt bir yanında y&uuml;z binlerce izleyiciye konser veren, sayısız alb&uuml;me katkı sağlayan, kendine ait dokuz alb&uuml;m&uuml; olan bu adam neden bu kadar heyecanlı? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; notu g&ouml;nderen hanımefendi onun şu anda bu sahnede olmasını sağlayan insanmış. Notun altında &quot;İlk m&uuml;zik &ouml;ğretmenin &Uuml;lk&uuml; &Ouml;zer (Elazığ&rsquo;dan)&#8230;&quot; imzası yer alıyormuş. Yani Erkan Oğur&rsquo;u b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyaya armağan eden m&uuml;zik hocası. Ve hikaye yıllar &ouml;nce Elazığ&rsquo;da başlamış.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Elazığ Harputlu olan Erkan Oğur, 1954&rsquo;te Ankara&rsquo;da doğmuş. Aslında Elazığ&rsquo;da doğacakmış ama aile bir ziyaret i&ccedil;in o tarihte Ankara&rsquo;da bulunuyormuş. Doğumun ardından tekrar Elazığ&rsquo;a d&ouml;nm&uuml;şler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Erkan, G&uuml;lten Hanım&rsquo;la cerrah Mustafa Bey&rsquo;in ikinci oğulları. Babası askeri doktor. Kore Savaşı sırasında par&ccedil;alanan asker bedenlerini birleştirmekle uğraşmış, T&uuml;rkiye&rsquo;de ilk mikrocerrahi ameliyatlarını başlatmış, yanık tedavisinin &ouml;nc&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yapmış b&uuml;y&uuml;k bir doktor. Savaşın ardından ordudan ayrılarak sivil hayata ge&ccedil;miş ve Elazığ Devlet Hastanesi&rsquo;nde &ccedil;alışmaya başlamış. İlerleyen yıllarda bu hastanenin baştabibi olmuş, sevilen, sayılan bir hekim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Harput, hemen Elazığ&rsquo;ın karşı tepelerinde kurulmuş bir eski zaman kenti. Şehir merkezine 4-5 kilometre. Bu y&uuml;zden aile, kışları hafta sonlarını, yazları g&uuml;nlerinin &ccedil;oğunu Harput&rsquo;ta ge&ccedil;irirmiş. Erkan Oğur da 1970&rsquo;e kadar Elazığ&rsquo;la Harput arasında mekik dokumuş:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>&quot;Bazen evden &ccedil;ıkar, arkadaşlarla birlikte y&uuml;r&uuml;yerek Harput Kalesi&rsquo;ne tırmanır, tepedeki g&ouml;zeden soğuk sular i&ccedil;er, koşa koşa Elazığ&rsquo;a inerdik.&quot;<span id="more-40"></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Radyoda Ne Duysa Unutmuyor<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Bir de y&ouml;rede adına &quot;balta&quot; dedikleri bir bağlaması varmış k&uuml;&ccedil;&uuml;k Erkan&rsquo;ın. Boyu kadar bir bağlamaymış bu. Bir akrabaları hediye etmiş. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; G&uuml;lten Hanım herkese &quot;Bizim &ccedil;ocuk radyoda ne duysa unutmuyor. Bir kez dinlediği melodiyi, noktasına virg&uuml;l&uuml;ne kadar aklına nakşediyor&quot; demiş. Hen&uuml;z 3-4 yaşındayken eline bağlamayı alıp kendi kendine sesleri ayırarak muntazam &ccedil;almaya koyulmuş. Okumayı da erken s&ouml;k&uuml;nce beş yaşında okula yazdırmışlar.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Ve bir g&uuml;n şehre &Uuml;lk&uuml; adında bir &ouml;ğretmen gelmiş. Bu zarif ve &ccedil;ok g&uuml;zel gen&ccedil; hanımın yanında annesi de varmış. Bir ev tutup yerleşmişler Elazığ&rsquo;a. Gazi Eğitim&rsquo;in Şan B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden hen&uuml;z mezun olan &Uuml;lk&uuml; Hanım, Erkan&rsquo;ın okulunda g&ouml;reve başlamış. &quot;&Ccedil;oook g&uuml;zel bir sesi vardı. Muhteşem bir sopranoydu&quot; diye anlatıyor hocasını.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Bu sıralarda Erkan&rsquo;a bir başka akrabası keman getirmiş. Keman minik &ccedil;ocuğa b&uuml;y&uuml;k gelmiş ama o kendi kendine keman yayını tellerin &uuml;zerinde gezdirerek sesleri bulmaya başlamış.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Annesi bir g&uuml;n Erkan&rsquo;ın m&uuml;zik yeteneğinden, bağlamadan ve kemandan s&ouml;z edince hocası &Uuml;lk&uuml; Hanım, &quot;Biliyorum, bırakın ben ona &ouml;zel ders vereyim&quot; demiş. Ve ilk keman dersi b&ouml;yle başlamış.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p><b>&Ccedil;ekingen, Utanga&ccedil; &Ccedil;ocuğun Kemanı</b><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>&quot;Enstr&uuml;manınızı alıp dağlara tırmanır, ıssız vadilerde keman &ccedil;alarmışsınız&quot; diyorum: &quot;Başka &ccedil;arem yoktu ki, &ccedil;ekingen, utanga&ccedil; bir &ccedil;ocuktum. Elazığ&rsquo;daki evde keman &ccedil;almaya başladığımda komşular camın &ouml;n&uuml;ne toplanıp dinlerlerdi. Ben de bundan utanırdım. Alıp elime kemanı dağlara &ccedil;ıkar orada &ccedil;alardım. Kemanımla semada u&ccedil;an kartalların, b&uuml;lb&uuml;llerin sesini taklit etmeye &ccedil;alışırdım&#8230;&quot;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>&Uuml;lk&uuml; Hanım, k&uuml;&ccedil;&uuml;k yetenek i&ccedil;in Ankara&rsquo;dan Arthur Seybold&rsquo;un &quot;Keman Metodu&quot; kitabını getirip &ouml;ğrencisine armağan etmiş. Ve metotlu &ccedil;alışma d&ouml;nemi başlamış. Bu eğitim bir bu&ccedil;uk yıl kadar s&uuml;rm&uuml;ş. Hocası &quot;Artık Erkan&rsquo;a benim &ouml;ğreteceğim bir şey kalmadı&quot; diyerek noktayı koymuş.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Ses &ccedil;ıkaran ne varsa peşine d&uuml;şen Erkan, kemanın ardından mandoline, bir m&uuml;ddet sonra da Elazığ folklorunda sık&ccedil;a kullanılan c&uuml;mb&uuml;şe merak salmış. 10 yaşına vardığında &ccedil;almadığı alet kalmamış. Babası sık sık &quot;Yahu bu &ccedil;ocuğa m&uuml;zik istidadı nereden gelmiş ki&quot; diye sorarmış.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p><b>İyi Fizik&ccedil;i Yerine Ortalama M&uuml;zik&ccedil;i</b><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Ortaokul bitince İstanbul&rsquo;daki Kabataş Erkek Lisesi&rsquo;ne g&ouml;nderilmiş. Yatılı eğitim g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bu okuldan &ccedil;ok sıkılmış. 1970&rsquo;lerin ortalarında aile, Keban Barajı yapılırken başlayan g&ouml;&ccedil; dalgasına kapılıp Ankara&rsquo;ya taşınmış. Erkan da ailesinin yanına.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Liseyi Ankara&rsquo;da tamamlamış, Ankara &Uuml;niversitesi Fen Fak&uuml;ltesi Fizik B&ouml;l&uuml;m&uuml; &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sınıftayken bir burs kazanmış ve fizik eğitimini tamamlamak i&ccedil;in Almanya&rsquo;nın yolunu tutmuş. M&uuml;nih &Uuml;niversitesi&rsquo;nde lisansını tamamlayıp master yapmaya başlamış ama g&ouml;nl&uuml; hep m&uuml;zikte.<img hspace="5" vspace="5" alt="" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/image/ogur-1.jpg" /><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Fizik okurken bir yandan da Alman m&uuml;zik &ccedil;evrelerine girip &ccedil;ıkıyor, barlarda, m&uuml;zikhollerde enstr&uuml;man &ccedil;alıyormuş. Almanya&rsquo;dayken favorisi klasik gitar olmuş.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Kendi başına gitarını tıngırdattığı bir gece yarısı kararını vermiş: &quot;İyi bir fizik&ccedil;i olacağıma ortalama bir m&uuml;zik&ccedil;i olurum.&quot; Ve M&uuml;nih &Uuml;niversitesi&rsquo;ne, karmaşık teoremlere, soğuk fiziğe elveda deyip kendini m&uuml;zik deryasına atıvermiş.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Bir yandan barlarda &ccedil;almayı s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;ş diğer yandan neredeyse t&uuml;m vaktini gitarın sırrını &ccedil;&ouml;zmeye adamış. G&uuml;nde 6-10 saat gitar &ccedil;alıştığı i&ccedil;in iki yıl sonra iki eli bileklerinden tutmaz olmuş. Alman doktorlar bileklerinden ameliyat olması gerektiğini s&ouml;ylemiş. Babası Mustafa Bey, &quot;Hayır&quot; demiş, &quot;Ameliyatlık bir şey yok. Bu bir meslek hastalığı, protezlerle iyileşir.&quot;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Ellerinin kalıbı &ccedil;ırakılarak &ouml;zel protezler imal edilmiş ve Erkan Oğur, bir yıl boyunca geceleri bu protezi takarak uyumuş. Sonunda bilekleri şifa bulmuş ama, h&aacute;l&aacute; ellerini bileklerinden itibaren geriye g&ouml;t&uuml;remiyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Yani Erkan Oğur, &ouml;yle kolay kolay Erkan Oğur olmamış. M&uuml;zik aşkına yıllar s&uuml;ren ağrılara, sızılara katlanarak yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n t&uuml;m melodileri i&ccedil;inde y&uuml;zmeyi &ouml;ğrenebilmiş.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p><b>&nbsp;<br />
</b></o:p><b>Perdesiz Gitar D&uuml;nyaya Bir Hediye</b><img hspace="5" height="339" width="329" vspace="5" alt="" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/image/o%C4%9Fur1.jpg" /><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>M&uuml;zikle ilgilenenler Erkan Oğur&rsquo;un, &quot;perdesiz gitar&quot;ın mucidi olduğunu iyi bilir. Bu gitarı işte bahsi ge&ccedil;en Almanya yıllarında icat etmiş. Gitarın perdelisini aşınca bir de perdesizini deneyeyim diyerek başlamış &ccedil;alışmaya. Enstr&uuml;man yapımını da o d&ouml;nemde &ouml;ğrenmiş. Perdeliyle perdesizi &uuml;st &uuml;ste koyarak yeni bir saz &ccedil;ıkarmış ortaya. Neden diye soranlara cevabı şu:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>&quot;Gitarla d&uuml;ş&uuml;nmeye alıştım. D&uuml;ş&uuml;ncelerimdeki T&uuml;rk m&uuml;ziği sesleri ihtiyacım, gitardaki perde sistemini kaldırmama ve sınırlı bir aralık i&ccedil;erisinde sonsuz ses imkanı sağlayan perdesiz gitarı yapmama neden oldu. Yıl 1976&#8230; Aslında sonsuz perdeli gitar desek daha doğru olurdu. Perdesiz gitar, b&uuml;t&uuml;n yaylı sazlar ailesi ve insan sesi gibi &ccedil;ok y&uuml;ksek anlatım g&uuml;c&uuml; olan, yeni bir m&uuml;zik aleti olarak d&uuml;nyaya ve insanlığa hediyedir.&quot;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Almanya&rsquo;dan 1980&rsquo;de T&uuml;rkiye&rsquo;ye d&ouml;nen Erkan Oğur, İT&Uuml; T&uuml;rk M&uuml;ziği Devlet Konservatuvarı&rsquo;na girmiş. D&ouml;rt yıl sonra mezun olup askere gitmiş. Terhisinin ardından kaldığı yerden devam etmiş m&uuml;ziğe. O yıllarda Sezen Aksu, Mazhar Fuat &Ouml;zkan, Ajda Pekkan, B&uuml;lent Orta&ccedil;gil&rsquo;le &ccedil;alışmış.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Halen birlikte konser verdiği Orta&ccedil;gil&rsquo;le zaten &ccedil;ocukluk arkadaşı: &quot;B&uuml;lent&rsquo;in babası Zafer Amca, babamla taa Haydarpaşa Askeri Lisesi&rsquo;nden tanışır. Tıptan da beraber mezun olmuşlar. En son Boğazi&ccedil;i &Uuml;niversitesi&rsquo;nden birlikte emekli oldular. 50 yıldır ailece g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.&quot;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>Erkan Oğur, kendinden s&ouml;z etmekten nefret ediyor. Bu hikayeyi tamamlamak i&ccedil;in tam d&ouml;rt kez oturduk sohbete. Ben kendisine dair soruyorum, o lafı başkalarının hikayesine &ccedil;eviriyor. Bu y&uuml;zden olsa gerek, onun i&ccedil;in &quot;Bir tevazu abidesidir&quot; diyorlar. K&ouml;klerini unutmadan yaşar bu d&uuml;nyada. &quot;Hi&ccedil;&quot; alb&uuml;m&uuml;nde ifade etmeye &ccedil;alıştığı gibi, insan bir hi&ccedil;ten gelip, bir hi&ccedil;e doğru yol almaktadır, ona g&ouml;re. Yerk&uuml;reyi on kez turlayacak kadar mesafe almışken hep yolun başında olduğuna inanır. &quot;Her seher yeni bir g&uuml;nd&uuml;r. Her g&uuml;n, yeni bir şey s&ouml;ylemek lazım&quot; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>T&uuml;rkiye&#8217;de Tanınması Zaman Aldı<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>- 1983&rsquo;ten itibaren &Ccedil;ekirdek Sanatevi&rsquo;nden &ccedil;ıkan &ccedil;eşitli gruplara ait alb&uuml;mlerde &ccedil;aldı. İlk solo alb&uuml;m&uuml; Perdesiz Gitarla Arayışlar&rsquo;ı da burada yaptı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>- 1990&rsquo;da &quot;ilk alb&uuml;m&uuml;m&quot; dediği Fretless&rsquo;i Almanya&rsquo;da &ccedil;ıkardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; T&uuml;rkiye&rsquo;de başvurduğu b&uuml;t&uuml;n kapılar y&uuml;z&uuml;ne kapanmıştı. Bu alb&uuml;m Almanya&rsquo;da &uuml;&ccedil; yıl listebaşında kaldı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>- 1995&rsquo;te Bir &Ouml;m&uuml;rl&uuml;k Misafir&rsquo;i yaptı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>- 1996&rsquo;da Eşkıya&rsquo;nın m&uuml;ziklerini yapıp alb&uuml;m&uuml;n&uuml; &ccedil;ıkarınca millet, &quot;Yahu Erkan Uğur mudur, Ağır mıdır, Oğur mudur nedir bir adam &ccedil;ıktı. Ama iyi m&uuml;zik yapıyormuş&quot; demeye başladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>- 1998&rsquo;de, G&uuml;l&uuml;n Kokusu &ccedil;ıktı. Hasan Saltık&rsquo;a g&ouml;re bu alb&uuml;m T&uuml;rkiye&rsquo;de m&uuml;zik ırmağının yatağını değiştirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>- 1999&rsquo;da Hi&ccedil;, 2000&rsquo;de Anadolu Beşiği yayınlandı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>- 2001&rsquo;de Civan Gasparyan&rsquo;la birlikte Fuat&rsquo;ı &ccedil;ıkardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>- 2004&rsquo;te, Nasip Olsa &ccedil;ıktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>- 2005&rsquo;te Yazı-Tura filminin m&uuml;ziklerini yaptı. Uğur Y&uuml;cel ş&ouml;yle demişti: &quot;&Ccedil;alarken, sazların ruhuna g&ouml;&ccedil;&uuml;yor.&quot;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p>- 2006&rsquo;da m&uuml;zikseverlerin karşısına Telvin&rsquo;le &ccedil;ıktı.</p>
<div style="page-break-after: always;"><span style="display: none;">&nbsp;</span></div>
<p><!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/40.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benim Okulum Elazığ&#8217;ın Köy Düğünleri</title>
		<link>http://msadik.com/benim-okulum-elazigin-koy-dugunleri.html</link>
		<comments>http://msadik.com/benim-okulum-elazigin-koy-dugunleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 12:39:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>
		<category><![CDATA[Kopuz Dede]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[&#34;Neden Geldim İstanbul&#8217;a&#34;nın Burhan &#199;a&#231;an tarafından meşhur edildiği sıralarda uzun uzun konuştuk Erkan Oğur&#8217;la&#8230; Sonra, &#34;Bir &#214;m&#252;rl&#252;k Misafir&#34; yayınlanınca bir kere daha&#8230; Ge&#231;en zaman i&#231;inde Oğur, &#34;Eşkıya&#34; filminin m&#252;ziklerini yaptı, yakında bağlama sanat&#231;ısı İsmail Demircioğlu&#8217;yla birlikte yeni alb&#252;m&#252; yayınlanacak&#8230; Son g&#252;nlerde gazetelerde adı sık sık ge&#231;en, listelere giren bir t&#252;rk&#252; var: &#34;Neden Geldim İstanbul&#8217;a&#34;. Bu devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><o:p></o:p>&quot;Neden Geldim İstanbul&#8217;a&quot;nın Burhan &Ccedil;a&ccedil;an tarafından meşhur edildiği sıralarda uzun uzun konuştuk Erkan Oğur&#8217;la&#8230; Sonra, &quot;Bir &Ouml;m&uuml;rl&uuml;k Misafir&quot; yayınlanınca bir kere daha&#8230; Ge&ccedil;en zaman i&ccedil;inde Oğur, &quot;Eşkıya&quot; filminin m&uuml;ziklerini yaptı, yakında bağlama sanat&ccedil;ısı İsmail Demircioğlu&#8217;yla birlikte yeni alb&uuml;m&uuml; yayınlanacak&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p>Son g&uuml;nlerde gazetelerde adı sık sık ge&ccedil;en, listelere giren bir t&uuml;rk&uuml; var: &quot;Neden Geldim İstanbul&#8217;a&quot;. Bu t&uuml;rk&uuml; aslında. Sizin adınız hi&ccedil; ge&ccedil;mese de, sizin orijinal yorumunuz ve olduk&ccedil;a ilgin&ccedil; de bir hik&acirc;yesi var. T&uuml;rk&uuml;y&uuml; nasıl buldunuz, hik&acirc;yesini anlatır mısınız?</p>
<p class="MsoNormal">Erkan Oğur : T&uuml;rk&uuml;n&uuml;n aslı &quot;Neden Geldim Amerika&#8217;yadır. Bir Ermeniye ait. Bu adam 1920&#8242;lerde memleketi Harput&#8217;ta Amerika&#8217;ya g&ouml;&ccedil; ediyor. &Ouml;nce Bandırma&#8217;ya geliyor, gemiye binip New York&#8217;a gidiyor. Orada yaşamaya başlıyor. Amerika&#8217;ya &ccedil;ok da uyum sağlayamıyor. Memleketi &ouml;zl&uuml;yor. Ve orada, yine bu b&ouml;lgeden m&uuml;zisyenlerle Harput y&ouml;resi folkloruyla bir beste yapıyor. Anonim değil yani, bir beste. 0 y&ouml;renin folklorundan etkilenerek, &quot;Neden Geldim Amerika&#8217;ya&quot;nın hik&acirc;yesini yapıyor. Hem y&ouml;renin aksanı, hem Ermeninin T&uuml;rk&ccedil;e konuşmasını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n, koyu bir aksanla, &ccedil;ok g&uuml;zel bir sesle s&ouml;yl&uuml;yor. Taş plak olarak kaydediliyor. Ben 89-90 yılları arasında Amerika&#8217;dayken Jerry Silverman adlı bir m&uuml;zikolog sayesinde farkettim bu t&uuml;rk&uuml;y&uuml;. &Ccedil;ok hoşuma gitti. Ben de Amerika&#8217;dayım, memleketi &ccedil;ok &ouml;zl&uuml;yorum, bir-iki kere &ouml;yle s&ouml;yledim. Sonra bir baktım, &quot;Neden Geldim İstanbul&#8217;a&quot; lafı &ccedil;ıktı ağzımdan. Birdenbire bizim İstanbul&#8217;daki durumumuza ne kadar denk d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;m. G&ouml;&ccedil;&uuml; anlatan bir şey&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;<span id="more-20"></span></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Siz bu t&uuml;rk&uuml;y&uuml; s&ouml;ylemediniz ama, başkaları s&ouml;yledi, hatta listelere girdi, gazetelere haber oldu, adınız bile ge&ccedil;medi. Buna ne diyorsunuz?</p>
<p class="MsoNormal">Ben hi&ccedil; bu isimler hakkında konuşmak istemiyorum. Yalnızca şu kadarını s&ouml;yleyebilirim: Son d&ouml;nem T&uuml;rkiye&#8217;de yapılan m&uuml;ziklerin neredeyse tamamı, &ccedil;alma, araklama, esinlenme yoluyla ortaya &ccedil;ıkmıştır. &quot;Neden Geldim İstanbul&#8217;a&quot;nın başına gelen de bu işte. Ge&ccedil;en sene bu t&uuml;rk&uuml;y&uuml; bir CD &ccedil;alışmasının i&ccedil;ine koymayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m ve yaptık. G&ouml;t&uuml;rd&uuml;m birka&ccedil; firmaya. Hepsi ticari boyutlarda Şeylerle uğraştıkları i&ccedil;in, &quot;bu sıfır satar, sen bunu, en iyisi yurt dışında yap&quot; dediler, akıllar verdiler. B&uuml;t&uuml;n masrafları bana ait olmak &uuml;zere, bazı kayıtları burada, bazı kayıtları Amerika&#8217;da. Bazılarını da Almanya&#8217;da yaptım. O CD&#8217;de yer aldı bu t&uuml;rk&uuml; ge&ccedil;en sene. Burada yayınlanmadı. Tutmayacağı s&ouml;yleniyordu. Bu olaylardan sonra ilgilenmeye başladılar.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu durumda o CD&#8217;nin T&uuml;rkiye versiyonunu &ccedil;ıkaracak mısınız?</p>
<p class="MsoNormal">Şimdi, bir firmayla anlaştım. D&ouml;rt par&ccedil;ayı şu anda kaydettim. Diğerlerini yılbaşından sonra kaydedip bitireceğim.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Almanya&#8217;da piyasaya &ccedil;ıkan CD&#8217;nin aynısı mı olacak?</p>
<p class="MsoNormal">Bu CD&#8217;nin biraz daha az enstr&uuml;mantal olanı. Orada daha enstr&uuml;mantal, emprovizeye y&ouml;nelikti&#8230; Ben aslında perdesiz gitarı tanıtmak i&ccedil;in yapmıştım bu CD&#8217;yi.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Perdesiz gitar ilk kez sizin yaptığınız ve &ccedil;aldığınız enstr&uuml;man galiba&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Perdesiz gitar yeni bir enstr&uuml;man ve T&uuml;rk gitarı olarak tanıtıyorum, hakikaten T&uuml;rkiyeli bir &ccedil;algı. Şimdi pazarı oluşmaya başlarsa, belki aletin &uuml;retimi, patentini alma s&ouml;z konusu olabilir. Ben &ccedil;eşitli modellerini yaptım. İşte klasik, akustik, altı telli, sekiz telli&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kendi m&uuml;zik aletlerinizi kendiniz mi yapıyorsunuz?</p>
<p class="MsoNormal">Evet, genellikle kendim yapıyorum. T&uuml;rk m&uuml;ziği konservatuarında okuduğum sırada, enstr&uuml;man yapımı dersleri de aldım. M&uuml;hendislik yanım filan da var. Daha &ouml;nceki yıllarda fizik okumuştum Almanya&#8217;da. Ordan kalan bir etki var. Biraz akustik bilgisiyle, biraz m&uuml;zik bilgisiyle, biraz el becerisiyle enstr&uuml;man yapımını ilerlettim. Mesela, bunun adı &quot;Telli Baba&quot;&#8230; Sekiz telli. Beş oktav ses sahası var.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Perdesiz gitar nasıl bir ihtiya&ccedil;tan doğdu?</p>
<p class="MsoNormal">Perdesiz gitar i&ccedil;in esas ihtiya&ccedil;, tamperaman dışı sesler ve T&uuml;rk m&uuml;ziğinin seslerinin &ccedil;alınabileceği bir enstr&uuml;mana olan ihtiya&ccedil;tı. Esas maksat, perdesiz enstr&uuml;manlarda, aslında b&uuml;t&uuml;n enstr&uuml;manlarda, insan sesini taklittir. Buna da en ideal bi&ccedil;imde, insan sesinin kendisi gibi, perdesiz, sınırlandırılmamış bir aletle ulaşılabilir ya da yaklaşılabilir. B&ouml;yle bir ihtiya&ccedil;tan, T&uuml;rk m&uuml;ziği seslerine olan ihtiya&ccedil;tan doğdu. Perdesiz gitar, caz i&ccedil;in, blues i&ccedil;in, rock i&ccedil;in, hatta heavy metal i&ccedil;in &ccedil;ok m&uuml;sait bir alet&#8230; Eğer o pazara enstr&uuml;man olarak girerse ticari boyutu olabilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gitarla mı başladınız m&uuml;ziğe?</p>
<p class="MsoNormal">Benim ilk sazım c&uuml;mb&uuml;ş ve bağlamadır. C&uuml;mb&uuml;ş de perdesiz bir sazdır. Bizim y&ouml;remizde &ccedil;ok yaygındır. Oradan bir doğal alışkanlığımız, yatkınlığımız var. Yirmi yaşından sonra gitar &ccedil;almaya başladım. Gitarı &ccedil;ok sevdim. Bir yerden sonra, i&ccedil;imizde olan bir şeyden, buranın getirdiği ihtiya&ccedil;tan, yetmedi alet. Perdelerini s&ouml;kerek, &ouml;yle bir arayış i&ccedil;erisinde bu alete ulaştım. T&uuml;rk m&uuml;ziği ses sistemiyle ilgili, tamperaman dışı seslerin kullanıldığı akorlar d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Elazığlısınız, siz de orada bulundunuz mu, yoksa aileniz daha &ouml;nceden mi gelmişti?</p>
<p class="MsoNormal">Ailem oralı, ben de orada b&uuml;y&uuml;d&uuml;m. 15 yıl &ccedil;ocukluğum orada ge&ccedil;ti. Lise &ccedil;ağlarında ayrıldım.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">M&uuml;zikle ilgilenmeye oradayken mi başladınız?</p>
<p class="MsoNormal">Evet, ben beş yaşından beri m&uuml;zikle uğraşıyorum. Oyun şeklinde&#8230; Ailem &ccedil;ok destek olmamıştır bu konuda.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ailede hi&ccedil; &ccedil;alan, s&ouml;yleyen, kendinize &ouml;rnek aldığınız yakınlarınız var mıydı?</p>
<p class="MsoNormal">Yok hi&ccedil;, ne amat&ouml;r, ne profesyonel kimse yok&#8230; Ben &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir yalnızlık altında, kendi kendime bu yola girdim. Ve &ccedil;ok zaman kaybettim tabi bu y&uuml;zden. Standart aile şablonları nedeniyle, okunacaktır, m&uuml;hendis olunacaktır, doktor olunacaktır&#8230; Ama benim i&ccedil;in hep m&uuml;zik vardı. 0 yaşlarda bir m&uuml;zik eğitimi g&ouml;rmedim. Sokaklar, dağlar, kuşlar, civarın m&uuml;ziği, y&ouml;re m&uuml;ziği&#8230; Benim okulum aslında, Elazığ&#8217;ın k&ouml;y d&uuml;ğ&uuml;nleri oldu. K&ouml;y d&uuml;ğ&uuml;nlerinde duyduğum m&uuml;zikler&#8230; Ve sonra &ccedil;almaya başladım.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">S&ouml;yleyerek mi, &ccedil;alarak mı başladınız?</p>
<p class="MsoNormal">&Ouml;nceleri s&ouml;ylerdim. Sesim g&uuml;zeldi. Ama &ccedil;ok utanırdım, yalnızken s&ouml;ylerdim. &Ccedil;ok zorlarlardı, arkamı d&ouml;ner, duvarın k&ouml;şesine sıkışıp iki satır duvara doğru s&ouml;yler, sonra heyecandan ağlardım, s&ouml;yleyemezdim. 0 y&uuml;zden s&ouml;yleme sorunum vardır hala. Hala halkın &ouml;n&uuml;nde s&ouml;yleyemem, st&uuml;dyolarda ka&ccedil;amak bi&ccedil;imde s&ouml;yl&uuml;yorum.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">M&uuml;ziğinden &ccedil;ok etkilendiğiniz, &ccedil;ok beğendiğiniz kişiler oldu mu?</p>
<p class="MsoNormal">Genelde m&uuml;zik olarak ilgilendiğim kişiler var. Gitarla ilgili olduğum i&ccedil;in bazı gitaristler var hoşuma giden, beğendiğim. John Mc Laughlin&#8217;i severdim, hala da seviyorum. Jimi Hendrix beni &ccedil;ok etkilemişti. Gitar heyecanımı o uyandırmıştı. Radyoda ilk defa Elazığ&#8217;da duydum onu. Bu nedir diye şaşırdım. Bunu ben &ouml;ğrenmeliyim dedim. İ&ccedil;imde hala Hendrix unsurları vardır. Onun tonuna kimse ulaşamadı daha hala&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bug&uuml;n rock barları Hendrix&#8217;i yorumlamaya meraklı gen&ccedil;lerle dolu&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Hendrix&#8217;i yorumlamak cesaret işi veya cehalet mi demeli. Kendi m&uuml;ziğini yapmalı insanlar. Ama Hendrix &ouml;nemli bir etkileyici unsur. Amerika&#8217;da her sene Hendrix yarışmaları oluyor. Bir s&uuml;r&uuml; gitarcı onun par&ccedil;alarını &ccedil;alıp &ouml;d&uuml;ller filan alıyorlar. &Ccedil;ok komik.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">A&ccedil;ıkhava&#8217;daki konserinizde altı telli bas &ccedil;alan bir gen&ccedil; vardı. 0 alet de sizin tasarımınız mı?</p>
<p class="MsoNormal">Haa, ilkin. Benim tasarımım değil. Yıllar &ouml;nce, Fender marka bir gitarımın tellerini değiştirip bas gitar telleri takarak onu kalın ses veren bir alete d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rm&uuml;şt&uuml;m. Altı telli bas, bas bas bağıran bir alet oldu. Hatta yaşayan bir konser vermeye kalktık. İki davul ve o gitarla birlikte. Bir s&uuml;r&uuml; Marshall anfiyi arkamıza koydum, hepsini paralel bağladık. Davulcular da &ccedil;ok iyi davul &ccedil;alan iki arkadaşım: Cem ve Turgut. Onlar, biri sağda, biri solda, ben de ortada &ccedil;ıktık &ccedil;almaya başladık, 15-20 dakika sonra yukarıdaki albay rahatsız oluyormuş, konser durduruldu. Konserin bir ilgin&ccedil; yanı daha vardı, gelip dinleyenlere biner lira veriyorduk.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yine geriye d&ouml;nelim isterseniz&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Ailede destek pek yoktu ama, annem &ccedil;abalamıştır. Sonunda ben altı yaşındayken bir keman getirdiler. Kemanın boyu benim kadardı. M&uuml;mk&uuml;n değil &ccedil;almam. Ben bu enstr&uuml;manla cebelleşip durdum. Bir yıl kadar kemanla uğraştım. Nasıl yaptım hatırlamıyorum ama, sonunda &ccedil;&ouml;zm&uuml;şt&uuml;m aleti. Ben &ccedil;ok &uuml;st&uuml;ne gider oldum aletin, dağlara ka&ccedil;ıyordum. Harput&#8217;ta bir u&ccedil;urum vardı, yankı yapıyordu. Ben orada yay &ccedil;ekerek oynuyordum, dııın, dıııın diye&#8230; Orkestram yankılardı. Sonra ben kemanla yok olmaya başlayınca, bizimkiler rahatsız olmaya başladılar. Kaldırıp y&uuml;ksek bir yere koydular aleti. Sonra, &uuml;niversite yıllarında fizik okumak i&ccedil;in Almanya&#8217;ya gittim. &Uuml;&ccedil; sene okudum, terkettim. 0 d&ouml;nemlerde gitar ilgimi &ccedil;ekmeye başlamıştı. Klasik gitar plakları alıp dinlerken, o plaklarda &ccedil;alan par&ccedil;aların k&uuml;t&uuml;phanelerden notalarını bulup &ccedil;alarak &ouml;ğreniyordum. Bu tabi &ccedil;ok uzun s&uuml;ren bir &ouml;ğrenme y&ouml;ntemi. &Ccedil;ok daha kısa zamanda bir hocayla &ouml;ğrenilebilir ama, benimki oto didaktik oldu.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">0 ilk kemandan &uuml;niversite yıllarımdaki gitara kadar hi&ccedil;bir &ccedil;alışmanız olmadı mı?</p>
<p class="MsoNormal">Bağlama, c&uuml;mb&uuml;ş, ud&#8230; Daha &ccedil;ok bağlama &ccedil;aldım. Gitar &ccedil;ok sonra yani. Bağlama merakımdan dolayı altı telli bağlama yaptım. Prototip bir enstr&uuml;man&#8230; &Ccedil;ok sesli halk m&uuml;ziğinin doğru şeklini yapabilmek i&ccedil;in, nasıl Batı m&uuml;ziği i&ccedil;in piyano ana enstr&uuml;mansa, bu da T&uuml;rk m&uuml;ziğinin piyanosu olabilir. Akor d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in bir imk&acirc;n. Bunu yaptıktan sonra, &uuml;&ccedil; telli bağlamanın ne kadar kıymetli bir alet olduğunu daha da iyi anladım. Altı tellide onun yapamayacağı bir s&uuml;r&uuml; şey yapılıyor ama, bazı sihirli şeyler de yapılamıyor.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu aletin kabul g&ouml;receğini sanıyor musunuz?</p>
<p class="MsoNormal">Sanmıyorum. Bir iddiam yok ve &ccedil;ok erken, &ouml;nce aletin m&uuml;zik yapabilirliğini inceleyip tekniğini geliştirmek gerekli. Hen&uuml;z emekliyor. İnsanlarımız &ccedil;ok tutucu, &ccedil;ok reaksiyon da g&ouml;rebilir&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sizin bu tutuculuğu kırmak, onunla m&uuml;cadele etmek gibi bir derdiniz var mı?</p>
<p class="MsoNormal">Ben pasif bir insanım. İ&ccedil;e d&ouml;n&uuml;k yaşayan birisiyim. Bir şeyler yaparım sunarım, kabul g&ouml;r&uuml;r g&ouml;rmez veya eleştirilir filan, onlara &ccedil;ok kulak asmıyorum. Kapılar da a&ccedil;ık, isteyen, merak eden gelip inceler, eleştirir. Ben insanları eğitmek istemiyorum. Ders veren insanlardan olmak istemiyorum. Ş&ouml;yle yapılmamalıdır, bunun doğrusu budur, k&ouml;t&uuml;s&uuml; şudur gibi&#8230; M&uuml;zik &ccedil;ok &ouml;zel bir konu. Bana sorarsanız, yalnız yapan kişiyi ilgilendiren bir konu. İnsanların gece g&ouml;rd&uuml;kleri bir r&uuml;ya gibi. Birisi ondan hoşlanıyor, birisi &ouml;b&uuml;r&uuml;nden hoşlanıyor. Bir şey diyemezsin, sınırlayamazsın. M&uuml;zikle ilgili standartlar var tabi. Matematiksel sınırlamalar getirebilirsin. Estetik i&ccedil;in de matematik sınırlamalar getirebilirsin ama, yine de acayip bir &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; var. Ben sadece kendim i&ccedil;in yapıyorum. Civarımdakiler, insanlar hoşlanınca mutlu oluyorum.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">M&uuml;ziğiniz nelerden besleniyor, kaynağınız hala Elazığ mı?</p>
<p class="MsoNormal">Hala oradan besleniyor. 0 kadar b&uuml;y&uuml;k bir kaynak ki. Elazığ y&ouml;resinin seksene yakın t&uuml;rk&uuml;s&uuml;n&uuml; topladım. D&ouml;rt kasetlik bir materyal var bende. Onları dinliyorum işte. Orijinim Elazığ ama, Karadeniz&#8217;e kadar, Ege&#8217;ye kadar uzanabiliyorum.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">M&uuml;ziğinizin b&uuml;t&uuml;n&uuml;nde mistik bir hava var sanki. Tasavvufla, dinle, mistisizmle ilgili misiniz?</p>
<p class="MsoNormal">Evet. M&uuml;ziğim pek eğlenceli, neşeli değildir. Hep uzak bir şeye, ulaşılmaz bir hedefe &ouml;zlem vardır. Dingindir, h&uuml;z&uuml;nl&uuml;d&uuml;r, enerjisi vardır ama. Bir şeyler anlatmak ister, ama bunun ne olduğunu ben de tam bilemiyorum, ama bir şey s&ouml;ylemek isteyen bir m&uuml;zik bu; s&ouml;zle değil de m&uuml;zikle, duyguyla&#8230; S&ouml;z benim i&ccedil;in m&uuml;ziğin bir unsuru sadece. İnsan sesi doğal olarak, direkt kontak a&ccedil;ısından kullanılan bir unsur bence. 0 bakımdan anlatım m&uuml;ziğidir benimki. Benim yaşam bi&ccedil;imimde tasavvufa eğilim var. Herkes bunu s&ouml;yler de, ben temizlikten, hem i&ccedil; hem dış temizlikten, doğru olmaktan, d&uuml;r&uuml;st olmaktan, inanmış olmaktan yanayımdır. M&uuml;zikte de &ouml;yle, birebirdir. Ben bir emprovizasyon yaptığım veya bir şey &ccedil;aldığım zaman bir kere &ccedil;alarım, olursa olur, olmazsa olmaz. Israr yoktur. 0 andaki duygu odur. Olduğu zaman yaparım. Kadercilik vardır bende.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hi&ccedil; s&ouml;z yazıyor musunuz ya da yazmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musunuz?</p>
<p class="MsoNormal">D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, yazmadım hen&uuml;z ama. Halk m&uuml;ziği donanımının getirdiği mani d&uuml;zme veya tekerleme ya da beyit gibi yolda y&uuml;r&uuml;rken filan kendi kendime garip garip şeyler mırıldanırım, ama onlar &ccedil;ok amat&ouml;r sayılır. D&uuml;ş&uuml;ncemi s&ouml;zle tam olarak ifade edemiyorum hen&uuml;z. G&uuml;nl&uuml;k lisanla konuşuyorum ben hep. G&uuml;nl&uuml;k lisanın biraz &uuml;zerinde şeyler s&ouml;ylesem de, onları o kadar yeterli bulmuyorum. Biraz da ka&ccedil;amak var tabi. M&uuml;zikle ifade etmenin soğukluğu var. Ka&ccedil;abiliyorsunuz, onun arkasına sığınabiliyorsunuz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Şarkılarının s&ouml;zlerini kendileri yazan m&uuml;zisyenler var. &Ouml;rneği Nejat Yavaşoğulları ve B&uuml;lent Orta&ccedil;gil. Onları nasıl buluyorsunuz?</p>
<p class="MsoNormal">Nejat&#8217;ın s&ouml;zleri biraz kafaya vurur gibi, dan dan&#8230; Ben Yunus&#8217;u tercih ederim. Ve B&uuml;lent Orta&ccedil;gil&#8217;i tercih ederim. G&uuml;zel s&ouml;yl&uuml;yor. Bizim s&ouml;ylemek isteyip de s&ouml;yleyemediğimiz bir s&uuml;r&uuml; şeyi dıng diye s&ouml;yleyiveriyor. Onun &ouml;yle bir &ouml;zelliği var.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir de mesela eskilerden &Uuml;nol B&uuml;y&uuml;kg&ouml;nen&ccedil; var, hala Nazım Hikmet besteliyor&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">0 yanlış bir şey. Tabi, benim kendi fikrim. Bir başkasının şiirini bestelemeyi benim aklım almıyor. İstese kendi bestelerdi zaten. Veya onu yazarken bestelemiş zaten. Her şiirin bir m&uuml;ziği vardır, ama, o yapan kişiye aittir. o duyguyu da en iyi anlar. o s&ouml;yler. Bir başkası onu s&ouml;ylediği zaman doğru olmaz. Bestelensin diye, baştan şarkı s&ouml;z&uuml; olarak yazılan par&ccedil;alar da var, mesela; Yeni T&uuml;rk&uuml;&#8217;n&uuml;n bazı şarkıları gibi&#8230; Bestecilik oynamak &ccedil;ocuk saflığında ve temizliğinde olursa, g&uuml;zel bir oyun olabilir. Ama ge&ccedil;icidir. M&uuml;zikle uğraşan bir&ccedil;ok insanın, ben de dahil hepimizin &ccedil;ok eksikleri var. Benim kendi eksikliğim mesela, ritmim &ccedil;ok zayıf. Teknik eksikliklerden bahsediyorum. Duygu konusu zaten tartışılamaz. B&uuml;t&uuml;n insanlar duyguludur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Siz halk m&uuml;ziğini, yerel m&uuml;zikleri yorumluyorsunuz. Bu konuda &ccedil;ok farklı başka yaklaşımlar da oldu. Mesela, &quot;T&uuml;rk beşleri&quot; gibi resmi bir uygulama vardı bir zamanlar. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>
<p class="MsoNormal">T&uuml;rk beşleri bir d&ouml;nemin &ccedil;abalamasıydı. Ben doğrusunun o olduğunu sanmıyorum. T&uuml;rk beşleri, Rus beşlerinin bir taklidinden &ouml;teye ge&ccedil;medi. Ziya G&ouml;kalp&#8217;in fikrinden etkilenerek girişilmiş bir politika. Bayağı emek verdiler. Bazı yetenekli insanlar, o beş kişi eğitildiler. Burada eğitileceklerine, gidip oralarda eğitildiler. Sonra oralı olup geldiler. Buradaki halk m&uuml;ziğini inceleyip derlemeler yaptılar. Aslında yaptıkları en yararlı &ccedil;alışma o oldu. Yalnız, aynı zamanda da yozlaşıp yok olmasına neden oldular: Turist gibi gidiyorsun, k&ouml;y k&ouml;y, t&uuml;rk&uuml; s&ouml;yleteceksin adamlara&#8230; İnsanlar &ccedil;ok sevecenler, hemen yakınlık kuruyorlar ama, t&uuml;rk&uuml; s&ouml;ylemekte &ccedil;ok sakınımlılar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; binlerce yıldır gelen bir şey, &ccedil;ok kıymetli. Bilin&ccedil;altında herhalde &ouml;yle bir koruma kaygısıyla, hazine gibidir işte, kolay kolay s&ouml;ylemiyorlar. Bizde k&ouml;y d&uuml;ğ&uuml;nlerinden hatırlıyorum. Oralarda, aşiret hayatı. ya da b&uuml;y&uuml;k aileler diyelim. Yaşantıları vardır. K&ouml;y d&uuml;ğ&uuml;nlerine herkesi almazlar. Mesela, T&uuml;rkmensen T&uuml;rkmenler gelir. K&uuml;rtsen K&uuml;rtler gelir, Kırımlıysan Kırımlı, Aleviysen Aleviler gelir, G&uuml;rc&uuml;ysen G&uuml;rc&uuml;ler&#8230; Bizim orası hakikaten bir mozaiktir. Ermeni, Rum, Yahudi, Azeri. G&uuml;rc&uuml;, S&uuml;ryani, herkes vardır. &Ccedil;ok karışık, Amerika gibi bir yer. Birbirleriyle &ccedil;ok yakın ilişki vardır, uyumludurlar.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yine m&uuml;ziğe d&ouml;nelim mi?</p>
<p class="MsoNormal">Bug&uuml;n kendi m&uuml;ziğimizle ilgili hi&ccedil;bir şey yok ortada. Bizim klasik m&uuml;ziğimiz, 1920&#8242;lerde filan bitti. Tamburi Cemil Bey ile. Eserler veren, &ccedil;alan eden, eğiten son kişi odur. Halk m&uuml;ziği de Veysel&#8217;le son bulmuştur. 0 d&ouml;nemden sonra sadece tekrar var.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Anadolu folk vs. adlarla m&uuml;zik yapan &ccedil;eşitli gruplar oldu, onlara ne diyorsunuz?</p>
<p class="MsoNormal">Anadolu folk zaten olup bitmiş bir şey. Bin senede oluşmuş bir m&uuml;zik artık son şeklini almıştır. 0 en y&uuml;ksek seviyesine ulaşmıştır. Klasik Batı m&uuml;ziği de mesela, &ccedil;ok ciddi bir &ccedil;ıkmazda. Sistem iflas etti. Tamperaman sistem bitti. Atonal m&uuml;zik gibi denemeler yaptılar. Şu anda egzotik &uuml;lkelerin folklorlarına y&ouml;nelik &ccedil;alışmalar reva&ccedil;ta. 0 da bir arayış işte. Hatta d&uuml;nya pop m&uuml;ziğine de sı&ccedil;radı bu. Birileri gitti Afrika&#8217;ya&#8230; Beatles bile gitti Hindistan&#8217;a, John Mc Laughlin gitti Hindistan&#8217;a, Paul Simon Afrika&#8217;ya gitti. T&uuml;rk m&uuml;ziği de dışarıda akademilerde, bazı yerlerde inceleniyor. Bence T&uuml;rk m&uuml;ziği ithal olarak gelecek bize. &Ouml;yle olacak gibi bir fikrim var. Biz burnumuzun dibinde yaşayan, olan şeyi g&ouml;remiyoruz. T&uuml;rkiye&#8217;de pop m&uuml;zikle uğraştığını iddia edenler, isim vermek istemiyorum, ne enstr&uuml;manlarını doğru d&uuml;r&uuml;st &ccedil;alabiliyorlar, ne T&uuml;rk m&uuml;ziğini tam olarak biliyorlar, ne Batı m&uuml;ziğini tam olarak biliyorlar, bir cehalet &ouml;rneğidir. Tam yarı aydın insanın verdiği bir zarar vardır ya, onun tipik bir &ouml;rneğidir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Beğendiğiniz, takdir ettiğiniz hi&ccedil; m&uuml;zisyen yok mu T&uuml;rkiye&#8217;de?</p>
<p class="MsoNormal">Sazını iyi &ccedil;alan birka&ccedil; kişi var, sesini iyi kullananlar var. Bu kişilerin de eksikleri vardır tabi. Tamamen eleştiri oldu ama&#8230; Eleştiri de yapılmalı bence. Bekir Sıtkı Sezgin var mesela sesini kullanan. Kani Karaca var, Kibariye var sesini kullanan; İbrahim Tatlıses var ses olarak, kafa olarak değil de. Sazını &ccedil;alanlar var, bir tanesi benim, Necdet Yaşar tambur, neyzen Şenol Filiz var, iyi bağlama &ccedil;alan birka&ccedil; arkadaşımız var, Arif Sağ var, Talip &Ouml;zkan var yurtdışında yaşayan, klasik gitar &ccedil;alan Erdem S&ouml;kmen var&#8230; Klasik Batı m&uuml;ziği dalında &ccedil;ok &ouml;nemli yorumcularımız var, isimleri hepimizce mal&ucirc;m. Onların &ccedil;alışma disiplinleri &ouml;n&uuml;nde saygıyla eğilmek gerek. İyi isim saymak m&uuml;mk&uuml;n; adını bilmediğimiz yerel sanat&ccedil;ılar var &ccedil;ok sayıda. Sonra, &ccedil;ingeneler var. Onlar &ccedil;ok yetenekliler. Sokaktan &ccedil;evir bir tanesini, ortalıkta g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z b&uuml;t&uuml;n m&uuml;zisyenlerden daha iyi &ccedil;alarlar, duyarlı &ccedil;alarlar, eğitimleri yoktur. Onların doğal bir okulları var. Destek g&ouml;rseler &ccedil;ok daha fazlasını yapabilirler. Eğitilseler belki&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ama eğitilirken, ehlileştirip, harcanıp hi&ccedil;bir şey yapamaz hale getirilmek de var&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Doğru, eğitilirken &ouml;ğ&uuml;t&uuml;lmek diyorsunuz. Genellikle de &ouml;yle olur. Ben mesela, T&uuml;rk m&uuml;ziği konservatuarında okudum. D&ouml;rt yıllık eğitim g&ouml;rd&uuml;m. 0 d&ouml;rt yıllık eğitim d&ouml;rt ayda biterdi. Ben kendi kendimi yetiştirdim. Kendi y&ouml;rem olan Elazığ&#8217;ın m&uuml;ziğini veya bir&ccedil;ok &uuml;lkenin m&uuml;ziğini, S&uuml;mer m&uuml;ziğini de, &Ccedil;in m&uuml;ziğini de inceledim. Gittim Mississippi y&ouml;re sanat&ccedil;ılarını da inceledim. Bir aşağı bir yukarı dolaşarak blues&#8217;i de inceledim. Orada &quot;Mississippi&#8217;yi 12 defa ge&ccedil;ersen, bir tane blues &ccedil;alabilirsin&quot; diye bir deyiş var.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">12 kere ge&ccedil;tiniz mi?</p>
<p class="MsoNormal">Ben 60 kere ge&ccedil;tim. Beş blues &ccedil;alabilirim yani. Şaka şaka. Sormak ve doğru cevabı bulmak lazım. Demek istediğim, Anadolu m&uuml;ziğine dokunurken onu yapabilir miyim, yapamaz mıyım diye de d&uuml;r&uuml;st&ccedil;e kendine sormak ve doğru cevabı bulmak gerekir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Beste yapıyor musunuz?</p>
<p class="MsoNormal">Ben beste yapamıyorum. Bir s&uuml;r&uuml; m&uuml;zik var kafamda, ama her şey bir şeye benziyor. Bir şey &ccedil;aldığım zaman, a bu diyorum, bu y&ouml;renin tavrı oldu. Şu filan par&ccedil;anın bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; m&uuml;yd&uuml; acaba diyorum. Onun i&ccedil;in ben yalnızca emprovizasyonlar yapıyorum. &Ouml;yle saf bir eser &uuml;retmiş değilim&#8230; Neyse, ben 74 senesinde Almanya&#8217;ya gittim, fizik okumak i&ccedil;in. Bir miktar okudum. Sonra, iki yıl kadar, g&uuml;nde on saat kendi kendime gitar &ccedil;alıştım. 0 d&ouml;nemde fiziği tamamen bıraktım. T&uuml;rk m&uuml;ziğine y&ouml;nelip perdesiz gitar yaptım 76&#8242;da Almanya&#8217;da. Bir anda her şey değişti. Başka bir y&ouml;ne kanalize olmaya başladım. Zaten Almanya&#8217;da olmaktan dolayı biraz daha bu tarafın &ouml;zlemini &ccedil;ekiyordum, bazı şeyleri daha iyi anlıyordum. Almanya&#8217;ya hi&ccedil;bir zaman uyum sağlayamadım. Altı sene kaldım, hi&ccedil; bira i&ccedil;medim. &Ccedil;ok kaba saba, m&uuml;ziksiz bir &uuml;lke, donuk, soğuk renkler&#8230; Altı sene ailevi nedenlerle, onların baskısıyla direndim. Sonra 79 sonunda T&uuml;rk M&uuml;ziği Devlet Konservatuan&#8217;nın a&ccedil;ıldığını &ouml;ğrendim. Onu &ouml;ğrenince, &ccedil;ok heyecanlandım.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Nihayet bana bir okul a&ccedil;tılar diye mi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n&uuml;z?</p>
<p class="MsoNormal">Bana bir okul a&ccedil;tılar, evet, bak b&ouml;yle aklıma gelmemişti. &Ouml;yle bir heyecanla geldim. Buradaki konservatuara girdim. Bir-iki ay sonra, o okulun tabi benim i&ccedil;in a&ccedil;ılmadığını g&ouml;rd&uuml;m. Fakat ortamı sevmiştim, bir m&uuml;zik ortamı vardı. Kimse bir şey bilmiyordu. Herkes birbirinden bir şey soruyordu. Her şeye rağmen, benim i&ccedil;in keyifli bir ortamdı. Kendime ayıracak &ccedil;ok zamanım oluyordu. Ayrıca, enstr&uuml;man yapımıyla ilgileniyordum. D&ouml;rt yıl okudum orada, mezun oldum. Daha sonra, Mazhar Fuat &Ouml;zkan grubuyla &ccedil;alıştım.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">İlk profesyonel &ccedil;alışmana o muydu?</p>
<p class="MsoNormal">T&uuml;rkiye&#8217;de ilk profesyonel &ccedil;alışmam Kibariye ile oldu. Stardust&#8217;da, o yeni meşhur oluyordu, ben de onun orkestrasında gitar &ccedil;alıyordum. Perdesiz gitarı ilk defa Mazhar&#8217;larla kullandım. Onları tanımıyordum. İlk plaklarında &quot;G&uuml;llerin İ&ccedil;inden&quot; ve &quot;Bu Sabah Yağmur Var İstanbul&#8217;da&quot; diye iki par&ccedil;a var, orada kullandım.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Birbirinizi nasıl buldunuz?</p>
<p class="MsoNormal">0 zamanlar Kalamış&#8217;ta K&ouml;hne diye bir yer vardı. Deniz kenarında bir kahve, m&uuml;zisyenler, ressamlar filan gelirdi. &Ccedil;ay i&ccedil;erdik, denize bakardık, orada bahsetmişler. Onlar da beni st&uuml;dyoya &ccedil;ağırdı. Sonra enteresan geldi insanlara. Konserler sırasında onu &ccedil;alacak kimse &ccedil;ıkmadı. Mecburen beni gruba almak zorunda kaldılar. Bir d&ouml;nem &ccedil;alıştık.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onları nasıl buluyorsunuz?</p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;zel vokal yapıyorlar. Mazhar iyi s&ouml;z yazıyor. Ama m&uuml;zik son derece tanıdık. Aslında b&uuml;t&uuml;n bu tarz gruplar &quot;Sergent Pepper&quot; alb&uuml;m&uuml;n&uuml; yeniden yapmaya &ccedil;alışıyorlar. Yapılmış bitmiş, &uuml;stelik Beatles yapmış bunu.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Peki Mazharlardan sonra?..</p>
<p class="MsoNormal">0 d&ouml;nemde, onların bana bu aletin tanınması a&ccedil;ısından b&uuml;y&uuml;k katkısı oldu. Ben onların yanın da iş&ccedil;iydim. 0 d&ouml;nemlerde başkalarının kayıtlarında da &ccedil;almaya başladım. 0 arada biz B&uuml;lent&#8217;le (Orta&ccedil;gil) &ccedil;alışıyorduk. Sonra &Ccedil;ekirdek Sanatevi&#8217;nde bir şeyler yaptık. Orada kayıt kalitesi &ccedil;ok y&uuml;ksek olmayan ama m&uuml;zik a&ccedil;ısından y&uuml;ksek seviyeli bir şeyler yaptık. 86&#8242;da askere gittim, o d&ouml;nem bir &ccedil;atlak olarak duruyor hayatımda. Hi&ccedil;bir şey yok hayatımda. T&uuml;feği gitar gibi tutup &ccedil;alıyordum. D&ouml;nd&uuml;kten sonra, bir yıl konservatuarda ud hocalığı yaptım. Sonra, o ortamı pek sevmedim. 0 g&uuml;n bug&uuml;nd&uuml;r, piyasada para kaygısıyla bazı insanlarla &ccedil;alışıyorum. Ajda Pekkan&#8217;ın dan Z&uuml;lf&uuml; Livaneli&#8217;sine, Sezen Aksu&#8217;suna kadar bazı insanlarla kayıt veya konserlerde &ccedil;alışıyorum. Ama yapmak istediğim m&uuml;zik de, yaşam tarzı da bu değil.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yıpratıcı olmuyor mu?</p>
<p class="MsoNormal">&Ccedil;ok yıpratıcı oluyor. Bug&uuml;nlerde bırakmak &uuml;zereyim. Sonumuz sessizlik nasıl olsa.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">S&ouml;yleşi: Siren İdemen, Melih Katıkol</p>
<div style="page-break-after: always;"><span style="display: none;">&nbsp;</span></div>
<p><!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/benim-okulum-elazigin-koy-dugunleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben ahlak peşindeyim&#8230;</title>
		<link>http://msadik.com/ben-ahlak-pesindeyim.html</link>
		<comments>http://msadik.com/ben-ahlak-pesindeyim.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 12:30:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>
		<category><![CDATA[ismail hakkı demircioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kopuz Dede]]></category>
		<category><![CDATA[roll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=18</guid>
		<description><![CDATA[&#34;G&#252;l&#252;n Kokusu Vardı&#34;yı dinleyenlere anlatmaya hacet yok, dinlemeyenlere alb&#252;mdeki imzaların Erkan Oğur-İsmail Demircioğlu olduğunu s&#246;ylemek yeterli herhalde. Erkan Oğur&#8217;la bu &#252;&#231;&#252;nc&#252; s&#246;yleşimiz; her seferi bir başka &#34;durum&#34;. İsmail Demircioğlu&#8217;yla ise ilk kez y&#252;z y&#252;ze geldik, Oğur&#8217;un aksine, konuşkan bir g&#252;n&#252;nde değildi, daha &#231;ok dinlemekle iktifa etti&#8230; Yaklaşık beş saat s&#252;ren s&#246;yleşide Erkan Oğur&#8217;la epey meşakkatli devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><o:p></o:p>&quot;G&uuml;l&uuml;n Kokusu Vardı&quot;yı dinleyenlere anlatmaya hacet yok, dinlemeyenlere alb&uuml;mdeki imzaların Erkan Oğur-İsmail Demircioğlu olduğunu s&ouml;ylemek yeterli herhalde. Erkan Oğur&#8217;la bu &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; s&ouml;yleşimiz; her seferi bir başka &quot;durum&quot;. İsmail Demircioğlu&#8217;yla ise ilk kez y&uuml;z y&uuml;ze geldik, Oğur&#8217;un aksine, konuşkan bir g&uuml;n&uuml;nde değildi, daha &ccedil;ok dinlemekle iktifa etti&#8230; Yaklaşık beş saat s&uuml;ren s&ouml;yleşide Erkan Oğur&#8217;la epey meşakkatli bir yolculuk yaptık&#8230; .</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Alb&uuml;m&uuml;n kapağındaki &quot;nefsime hakim olamayarak bazı d&uuml;zenlemeler yaptım&#8230;&quot; ifadesi dikkatimizi &ccedil;ekti&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Oğur: tam anlamıyla bozmak değil, ama bozulmuş bir şeye biraz daha bir şey katıyorsunuz! Kendi duygunuzu belki katıyorsunuz, yaklaşımınız belki safiyane. Bizimkinin &ouml;yle olduğunu sanıyoruz, belki yanılıyoruz, sevdiğimiz i&ccedil;in .s&ouml;yl&uuml;yoruz ama hi&ccedil;bir zaman,o t&uuml;rk&uuml;y&uuml; yaşamadık. &Ouml;rneğin, Pir Sultan Abdal&#8217;ın &quot;derdim &ccedil;oktur, hangisine yanayım&#8230;&quot; t&uuml;rk&uuml;s&uuml;n&uuml; biz yaşamadık. Sadece bir şeyler hissediyoruz, &quot;ne g&uuml;zel&quot; diyoruz, &quot;makamı &ccedil;ok g&uuml;zel, s&ouml;zler ne g&uuml;zel anlatıyor, ta ne zaman yazılmış, h&acirc;l&acirc; aynı şey, değişmemiş&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;<span id="more-18"></span></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ama&ccedil; m&uuml;mk&uuml;n olduğunca o saf hale ulaşmak mı?</p>
<p class="MsoNormal">Hayır, &ouml;yle bir hedef yok. Bir nefs meselesi. Biz seviyoruz, hoşumuza gidiyor, ama benim kafamda, herhalde İsmail&#8217;in de &ouml;yle, bir k&ouml;şede t&uuml;rk&uuml;n&uuml;n ulaşılmaz bir yeri var. T&uuml;rk&uuml;n&uuml;n birde yaşanmışlığı var. Yapan kişiler, o anki olaylar, bir kişinin onu ortaya &ccedil;ıkarması&#8230; Biz onun gibi yapamayız. Dilden dile, zamandan zamana ge&ccedil;iyor, coğrafyalar değiştiriyor, tarih ge&ccedil;iyor&#8230; Orasına burasına herkes bir şey katıyor, derken başka bir şekle b&uuml;r&uuml;n&uuml;yor. Bizim elimize gelen şekli hi&ccedil;bir zaman saf değil.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Peki bu d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mler, değişimler ki ka&ccedil;ınılmaz herhalde illa ki olumsuz, k&ouml;t&uuml; bir şey mi?</p>
<p class="MsoNormal">Bunun olumsuz yanlan da var, s&ouml;ylediğim negatif algılanmasın, ben o anlamda s&ouml;ylemiyorum. İnsanların yaşantılarının birikimi, kattıkları duygular, bir şekle sokuyor tabii. Ama ilk saflık yok hi&ccedil;-bir zaman, onu gayet rahat g&ouml;rebiliyorsunuz.</p>
<p class="MsoNormal">İsmail Demircioğlu: Bir t&uuml;rk&uuml; &ouml;rneğin, Erzurum&#8217;da hayatiyet kazanmış, ama elli sene sonra Sivas&#8217;ta s&ouml;ylenmeye başlanmış. O s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde insanlar yaşadıklarına g&ouml;re belki adapte ediyorlar o t&uuml;rk&uuml;y&uuml;, kendileri yine, bir şeyler katmışlarsa bile, gene o tarz bir hayatın i&ccedil;indeler. Şimdi &ouml;yle olmuyor, İstanbul&#8217;da yaşıyor insanlar, t&uuml;rk&uuml;n&uuml;n doğduğu ortamla hi&ccedil; alakası yok yaşantılarının. Duyuyor, hoşuna gidiyor, s&ouml;yl&uuml;yor. Burada bir farklılık var.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu size daha &ccedil;ok bozmak gibi mi geliyor?</p>
<p class="MsoNormal">Bir bakıma belki biraz bozuyor da&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Oğur: Tam anlamıyla bozmak değil, ama bozulmuş bir şeye biraz daha bir şey katıyorsunuz! Kendi duygunuzu belki katıyorsunuz, yaklaşımınız belki safiyane. Bizimkinin &ouml;yle olduğunu sanıyoruz, belki yanılıyoruz, sevdiğimiz i&ccedil;in .s&ouml;yl&uuml;yoruz ama hi&ccedil;bir zaman, o t&uuml;rk&uuml;y&uuml; yaşamadık. &Ouml;rneğin, Pir Sultan Abdal&#8217;ın &quot;derdim &ccedil;oktur, hangisine yanayım&#8230;&quot; t&uuml;rk&uuml;s&uuml;n&uuml; biz yaşamadık. Sadece bir şeyler hissediyoruz, &quot;ne g&uuml;zel&quot; diyoruz, &quot;makamı &ccedil;ok g&uuml;zel, s&ouml;zler ne g&uuml;zel anlatıyor, ta ne zaman yazılmış, h&acirc;l&acirc; aynı şey, değişmemiş&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Peki size nefsinize hakim olamayıp bazı d&uuml;zenlemeler yapma ihtiyacını duyuran neydi?</p>
<p class="MsoNormal">&Ccedil;ok basit, m&uuml;zikle olan ilişkimiz, g&uuml;ncel, d&uuml;nyevi kısmımız&#8230; M&uuml;zik yapma ihtiyacımız: Armoni duyuyorsun, başka sesler &ccedil;ağırıyor, bir sazı &ouml;ğreniyorsun bir , par&ccedil;a , onunla ilgili bir şeyler &ccedil;almak istiyorsun, ritim duygusu &quot;alıyorsun&quot; şurasına haşmet verecek bir şey koysam mı&quot; diyorsun, &ccedil;ocuksu oyun gibi bir nefis hik&acirc;yesi var işin i&ccedil;inde. Onlara hakim olamadım ben.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hakim olabilmeyi ister miydiniz?</p>
<p class="MsoNormal">Evet. &Ccedil;ok isterdim, hi&ccedil; ses &ccedil;ıkmasın!</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Şarkı, t&uuml;rk&uuml; bir kere &ccedil;alınmalı, havaya gitmeli dediniz. Ama bir yandan da kaydetmek gerekiyor, bu m&uuml;zikler saklanabilsin, korunabilsin, daha sonraki kuşaklara aktarabilsin diye&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">0 işin bir başka tarafı. Tabiatın kanunu bu: Hitit m&uuml;ziği şu anda yok ortada, S&uuml;mer&#8217;den bir şey bilmiyoruz&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kalsa &ccedil;ok iyi olmaz mıydı?</p>
<p class="MsoNormal">&Ccedil;ok iyi olurdu ama&#8230; &Ouml;ld&uuml;&#8230; Gelenek, g&ouml;renek, &ouml;rf, adet, bunlar kalmadı. Maalesef hepsi de yok olacak. Belki yıllar &ouml;nce on tane Neşet Ertaş vardı, bilmiyoruz. İleride o da yok olacak, bozlak sesi tarihe karışacak. Hafızalarda hatırlanabilir belki. Kokusu gelir mi bilmiyorum. Ama arkeolojik olma durumunda.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Peki buna rağmen siz t&uuml;rk&uuml;leri niye kaydettiniz? Mumyalamak deyimini kullandınız, yani son hale getirip o şekilde korumak mı?</p>
<p class="MsoNormal">&Ouml;ld&uuml;r&uuml;yorsun yani, &ouml;ld&uuml;r&uuml;p bir kenara koyuyorsun, &quot;seyredin bu leşi&quot; diyorsun&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">M&uuml;zeye kaldırmak gibi&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">M&uuml;zeye kaldırıyorsun.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Demircioğlu: Yalnız t&uuml;rk&uuml;lerin ş&ouml;yle bir yanı da var: Herkes bir şeyler katabiliyor, y&uuml;zyıllar İ&ccedil;inden bug&uuml;ne geliyor, Bu da olumlu bir şey. Bug&uuml;n yapılanlar &ouml;yle olmayabilir ama, sanayi &ouml;ncesinde o t&uuml;rk&uuml;lerde b&ouml;yle bir şey var, &ouml; y&uuml;zden &ccedil;ok g&uuml;zel kalmış. &quot;</p>
<p class="MsoNormal">Oğur: Ş&ouml;yle bir durum var Benim kardeşim mesela bir kan davasında &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmedi, veya bilmem ne savaşına gidip ailemden &uuml;&ccedil;-beş &quot; şehit vermedim, bir zelzele yaşamadım, sevgilim Fırat&#8217;ta| boğulmadı&#8230;B&ouml;yle şeyleri yaşamadım ben. Ama bunların t&uuml;rk&uuml;s&uuml;n&uuml; s&ouml;ylemek hoşumuza gidiyor.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yine de ortak bir şey yok mu, bu saydıklarınız sizin başınıza gelmedi ama, başkalarının başına geldi, h&acirc;l&acirc; geliyor&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Tam anlamıyla aynı şey değil. Başkasının ne hissettiğini hi&ccedil;bir zaman anlayamazsınız. Bu biraz derin bir konu, bilmiyorum nasıl yazacaksınız. Ya da b&ouml;yle konuşalım mı?</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">B&ouml;yle iyi, b&ouml;yle konuşalım&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Tamam o zaman, benim ilk başta s&ouml;yleyeceğim şey, d&uuml;r&uuml;st olmak, sanat konusunda, ya da sanat demeyelim de, bizim yaptığımız işlerde: m&uuml;zikler, sazlar, s&ouml;zler vesairede&#8230; &Ouml;nce bunu ortaya koymak lazım: D&uuml;r&uuml;st olmak. Biraz bunun ifadesiydi, o nefsine hakim olmak, olmamak meselesi. Biraz da bir g&ouml;nderme, m&uuml;zikle uğraşan arkadaşlarımıza, insanlarımıza&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir reaksiyon mu?</p>
<p class="MsoNormal">&Ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir reaksiyon değil, ama bir g&ouml;nderme, bazıları i&ccedil;in &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir reaksiyon g&ouml;r&uuml;nebilir, bilmiyorum&#8230; Su&ccedil;lama değil de, belki kızgınlık olabilir. &Ccedil;&ouml;p &uuml;retmenin manası yok. Alb&uuml;m&uuml;n adı &quot;G&uuml;l&uuml;n Kokusu Vardı&quot;, ni&ccedil;in bu kadar kesin ge&ccedil;miş zaman&#8230; G&uuml;l unutuldu &ccedil;&uuml;nk&uuml;, kokuyu hatırlıyorsun sadece. &quot;G&uuml;l kokar&quot; diye biliyorsun. Plastik artık&#8230; &quot;G&uuml;l&uuml;n kokusu vardır&quot; demek, &quot;artık farkına varılmıyor, onu unutuyoruz, ama tekrar ortaya &ccedil;ıkabilir&quot; demek ile &quot;g&uuml;l&uuml;n kokusu vardı, artık kesin olarak yok ve bir daha olmayacak&quot; demek arasında &ouml;nemli bir fark var&#8230; Artık yok. Bu &ouml;nemli bir nokta. Ge&ccedil;miş yok, gelecek de yok, şu an var, &ccedil;ok yakın gelecek var&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sizi dinlerken, Anadolu&#8217;da bir d&ouml;nem bir şeyler sanki &ccedil;ok g&uuml;zel yaşanmış ve bir daha geri gelmemek &uuml;zere yitirilmiş gibi bir duygu oluşuyor&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Anadolu&#8217;yu dolaşırsanız, h&acirc;l&acirc; o g&uuml;zel dediğiniz şeyleri bulabilirsiniz. Ama insanlarımız maalesef kirletilmiş vaziyette: politikalar, dış d&uuml;nyayla olan ilişkiler; televizyon, radyo vs. Bunların zaman i&ccedil;erisinde ortaya &ccedil;ıkardığı bir insan kirliliği var. Bu tabii m&uuml;ziğe de yansıyor.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Anadolu&#8217;da o g&uuml;zel zaman neydi, ne zamandı, nasıldı, onu g&uuml;zel kılan neydi?</p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;zel zaman demeyelim de, başka bir zaman diyelim. Bu t&uuml;rk&uuml;ler yakıldığında, t&uuml;rk&uuml;lere baktığınız zaman, t&uuml;rk&uuml;n&uuml;n i&ccedil;inden kan akıyor. Pek g&uuml;zel bir zaman olduğunu sanmıyorum. Ama bu m&uuml;zik cinsinin, salt m&uuml;zik a&ccedil;ısından baktığımızda, makamının, ritminin, tavrının, nağmesinin, han&ccedil;eresinin, &ccedil;arpmasının vs. ortaya &ccedil;ıkması, bu insanların belli bir estetik seviyeye ulaştıklarını g&ouml;steriyor. Bu nasıl bir zaman ya da nasıl bir s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde oluştu, . onu s&ouml;ylemek benim bilgimin &uuml;st&uuml;nde. Bir g&uuml;zellik yaşanmış olabilir. Bu t&uuml;rk&uuml;leri ortaya o g&uuml;zellik &ccedil;ıkartıyor olabilir, duyguların samim&icirc;liği, o yaşanmışlık, haykırış belki b&uuml;t&uuml;n bunları ortaya &ccedil;ıkardı&#8230; Ben bug&uuml;n b&uuml;y&uuml;k bir fark g&ouml;r&uuml;yorum, konuşma lisanımız değişti, insan sesinin tınısı bile değişti. Eski zamandaki ağız yapısıyla, han&ccedil;ereyle, kelimelerin artik&uuml;lasyonuyla b&uuml;y&uuml;k bir fark var bug&uuml;n&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Zaman, hayat değişiyor fakat ihtiya&ccedil; baki kalıyor&#8230; O t&uuml;rk&uuml;y&uuml; yapmadaki ruhsal, toplumsal ihtiya&ccedil;&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Bu ihtiya&ccedil; insanın yapısında olan bir şey. T&uuml;rk&uuml; sadece burada yok, b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada var. Orada blues demişler, biz t&uuml;rk&uuml; demişiz, başka yerlerde başka adlar vermişler. Bu ihtiya&ccedil; tabii hep olacaktır. Ama o zaman t&uuml;rk&uuml;leri yapan insanların zek&acirc;larıyla, bug&uuml;nk&uuml; t&uuml;rk&uuml;leri yapan insanların zek&acirc;ları arasında b&uuml;y&uuml;k bir fark g&ouml;r&uuml;yorum ben. Duygu farkı zaten &ccedil;ok a&ccedil;ık&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sebep ne sizce, insanların o zamanlar doğayla i&ccedil;i&ccedil;e yaşamaları mı?</p>
<p class="MsoNormal">&Ccedil;ok aptalca buluyorum bug&uuml;n yapılan m&uuml;zikleri. Ben pop m&uuml;ziğini de t&uuml;rk&uuml; t&uuml;r&uuml;ne sokuyorum. Burada T&uuml;rkiye&#8217;de yapılan caz m&uuml;ziğini de t&uuml;rk&uuml; olarak g&ouml;r&uuml;yorum&#8230; Bu &uuml;lkede yaşayan insanların yaptığı her t&uuml;r m&uuml;zik t&uuml;rk&uuml; aslında. Sanat m&uuml;ziği dedikleri şey de t&uuml;rk&uuml;. Genelde bir harmanın i&ccedil;indeler. Ama &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir zek&acirc;&quot; seviyesi ve niteliksizlik var.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Peki bu zek&acirc; seviyesi farkının sebebi ne, &quot;protein meselesi&quot; mi?..</p>
<p class="MsoNormal">(G&uuml;l&uuml;yor)&#8230; Onu bilemem ama, aptal bir toplum haline d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş durumdayız.</p>
<p class="MsoNormal">Demircioğlu: insanların paylaşma duyguları azaldı,, Eski d&ouml;nemlerdeki insanlar daha &ccedil;ok yardımlaşıyorlardı, daha duyarlıydılar, bana .g&ouml;re. Ben uzunca bir s&uuml;re Rize&#8217;de yaşadım, &ccedil;ocukluğumdan hatırlıyorum..O dayanışma, o duygu yoğunluğu insanları belki daha geniş d&uuml;ş&uuml;nmeye itiyordu.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">T&uuml;rkiye&#8217;de &ccedil;ok az s&ouml;z &ccedil;ıkıyor&#8230; Siz de s&ouml;ze y&ouml;netmiyorsunuz. &Ouml;te yandan bakıyorsunuz, 17-18. yaşında &ccedil;ocuklar MCM kanalında bir s&uuml;r&uuml; s&ouml;zler &#8216; s&ouml;yl&uuml;yorlar, dertlerini anlatıyorlar. &Ccedil;ok y&uuml;ksek bir seviye değil belki ama, sonu&ccedil;ta s&ouml;z var&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Oğur: T&uuml;rkiye&#8217;de ne &uuml;retiliyor diye kendi kendimize bir soralım bakalım, karşımıza ne &ccedil;ıkıyor? &Uuml;retim diye bir şey yok ki. Salt t&uuml;ketim var, edebiyat da &ouml;yle; teknoloji de, tıp da, araba da &ouml;yle:.. Bir şey &uuml;retmiyoruz. Tekrar var ve t&uuml;ketim var. M&uuml;zik de &ouml;yle. Toplumları, insanları etkileyecek s&ouml;z hi&ccedil;bir zaman &uuml;retilmiyor. Ben sırf kendi adıma konuşayım: Beste falan yapamam ben, m&uuml;mk&uuml;n değil &ouml;yle bir şey. Hatırlıyorum belki bazı şeyleri, ama bu benim bestem diyemem onlara, onun i&ccedil;in beste yapan arkadaşlara şapka &ccedil;ıkarıyorum (g&uuml;l&uuml;yor)..Enstr&uuml;man &uuml;retiyorum, kendimce yontuyorum, bir şeyler yapıyorum, o da &uuml;retim değil, sadece &ccedil;ocuk&ccedil;a basit bir heyecanın arkasından gitmekten: başka bir şey değil.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu durumu nispeten T&uuml;rkiye&#8217;ye &ouml;zg&uuml; olarak mı g&ouml;r&uuml;yorsunuz, yoksa b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada benzer bir s&uuml;re&ccedil; mi yaşanıyor?</p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;&ccedil;ler ortada. &Uuml;retenle &uuml;retmeyenler diye bir ayrım oluşmuş vaziyette. Biz ne &uuml;retiyoruz diye kendi kendimize sorduğumuzda; yoğurt falan &uuml;retiyoruz, belki kimi y&ouml;relerde gizli kalmış &ouml;zel yiyecekler &uuml;retiyoruzdur; belki bazı giysiler &uuml;retiyoruzdur&#8230; Başka &uuml;lkelerde olmayan toprak altı zenginliklerimiz var, titanyum gibi Onlar &uuml;retilmiyor, orada &ouml;ylece duruyor&#8230; Ben fazla iyimser değilim; negatif de değilim ama&#8230; Gelecek i&ccedil;in bir tahminde bulunabilirim: Globalleşme kır alışverişleri, ekonomik alışverişler, ticaretler, silah ticaretleri &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde, &uuml;lkeler arasındaki ilişkiler artık kontrolden &ccedil;ıkmış: D&uuml;nyanın sorunu ne ekonomik olacak; ne savaşlarla ilgili, ne siyasetle ilgili, ne de tabiatla ilgili. D&uuml;nyanın sorunu insanlığın ahlakında diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Giderek cinnet ge&ccedil;irme durumuna doğru gidiliyor. Sorun artık ne ekonomik, ne siyasi, tamamen ahlaki.&#8217; Herkes ; ahlaksız. B&uuml;y&uuml;k bir kirlilik var, denizin, havanın kirliliği gibi. İnsanlarımızın i&ccedil;inde ahlaki problemler giderek b&uuml;y&uuml;yor; Bunun nedeni, ekonomik olabilir, politik olabilir,&quot;o şekilde başlamış olabilir bu ahlaksızlık&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">M&uuml;ziğin sağaltıcı bir rol oynayabilir mi?</p>
<p class="MsoNormal">M&uuml;ziğin o kadar g&uuml;c&uuml; olabilir mi? Kirlenmemiş bir m&uuml;zik &ccedil;ıkarılabilirse ortaya, &ccedil;ok doğal sesler, m&uuml;zikler &uuml;retilebilirse ve bu insanlar arasında bir kontakt sağlayabilirse, bir anlaşma sağlayabilirse olabilir tabi.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ama m&uuml;ziğin kendisi de kirli diyorsunuz&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">İnsanın kendisi ahlaksız olduğu i&ccedil;in artık; ben &ouml;yle diyorum. Sokakta g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z her insanda bu bir şekilde vardır: ahlaksızlık unsuru. Satıcısından alıcısına, taksi şof&ouml;r&uuml;nden doktoruna, politikacısından cumhurbaşkanına kadar herkeste bu var. B&uuml;t&uuml;n &uuml;lkelerde belki var. Pigmesinde bile vardır. Bu olduğu s&uuml;rece, bir m&uuml;zik par&ccedil;asının halini de tahmin edebilirsiniz.</p>
<p class="MsoNormal">Demircioğlu: Karamsar bir tablo!</p>
<p class="MsoNormal">Oğur: Karamsar belki &acirc;ma, negatif değil;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Negatif olmaması nasıl, pozitif yanı ne?</p>
<p class="MsoNormal">Pozitif olan yanı şu: İnsanlar bebek olarak d&uuml;nyaya geliyor; s&uuml;t kokuyorlar, &ouml;ld&uuml;kleri, zaman leş, k&ouml;t&uuml; kokuyorlar. Bu arada ge&ccedil;en zaman İ&ccedil;erisinde k&ouml;t&uuml;l&uuml;kler geliyor i&ccedil;imize, sonunda k&ouml;t&uuml; kokuyoruz. Dolayısıyla insan kokarak geziyor, bu s&uuml;reci biraz azaltabilirsek, bir par&ccedil;a temizliğe y&ouml;nelirsek; bedensel, ruhsal olarak bu ahlaksızlıktan belki kurtulabiliriz. Size tavsiye ederim, : ahlak &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n; Başkasıyla, bir işle varolan ilişkinizi kendi kendinize sorun.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Siz kendinizi nasıl buluyorsunuz?</p>
<p class="MsoNormal">Bende de ahlaksızlık var. Ama kendimi &ccedil;ok ahlaksız g&ouml;rm&uuml;yorum. Yani bu benim egom değil, b&ouml;yle bir şeyi kanıtlama durumum yok, ama s&ouml;yl&uuml;yorum; kendimi &ccedil;ok ahlaksız bulmuyorum. Kirliliklerim, su&ccedil;larım olmuştur, ama ahlaksız değilim. En azından b&ouml;yle bir isteğim var.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Atv&#8217;de, &quot;Ali Kırca&#8217;yla Ana Haber&quot;e &ccedil;ıktığınızda, konuşmanızın bir yerinde neyzenlerden bir &ouml;z&uuml;r dileme ihtiyacı hissettiniz.</p>
<p class="MsoNormal">Ben neyzenlerden &ouml;z&uuml;r dilemedim aslında&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Biz yanlış anladık herhalde&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Yoo, yoo. Neyzenlere bir g&ouml;nderme vardı. Nefse hakim olma meselesinden s&ouml;z ederken, ben persona olarak kendim i&ccedil;in s&ouml;yl&uuml;yorum. Genellemiyorum.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu nefs meselesini biraz daha a&ccedil;sak&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">İnsanlar &ouml;l&ccedil;&uuml;y&uuml; ka&ccedil;ırmasın manasında&#8230; &Ouml;rneğin dinliyorsun, bağlamalar, kemanlar vs., b&ouml;yle aranjmanlarda &ouml;l&ccedil;&uuml; ka&ccedil;mış demektir. Ben şuna inanıyorum, mesele enstr&uuml;man değil de, insan&#8230; Mesele siyasetin, ekonominin &uuml;st&uuml;nde bir şey. Demin de s&ouml;yledim, ben ahlak peşindeyim.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Biraz &ouml;nce m&uuml;zik d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml; olduğunuzu s&ouml;ylediniz; felsefeyle ilişkiniz m&uuml;zikle sınırlı değil galiba. Ge&ccedil;enlerde sizinle yapılan bir r&ouml;portajda &quot;telvin&quot; kavramından s&ouml;z ediyorsunuz&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Telvinin tasavvufta bir manası var. Kelime manası renk, renkler demek. Ama bu renkler karakter anlamında. Kırmızı, yeşil ama&#8230; Bu yeşilin ya da kırmızının i&ccedil;indeki ton farkı ona karakter veren &ouml;zellik, o manada renk. Tasavvufi anlam da bununla</p>
<p class="MsoNormal">i, halden hale ge&ccedil;me, insan olarak sıfırdan yok olmaya kadar halden hale ge&ccedil;me: Her saniyen, yaşadıkların, &ouml;ğrendiklerin, yaptıkların, karakterin, ilişkilerin; hallerden hallere ge&ccedil;me olayının adı &quot;telvin&quot;. Bir gidişat, durağan değil. Bir hedefi var, ama ulaşılmayan bir hedef. Onun da adı var: o da &quot;temkim&quot;. Kararlılık demek, karar hali: son. Ondan sonra her şey siliniyor.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">O nasıl bir hal?</p>
<p class="MsoNormal">O hale ulaşamıyorsun hi&ccedil;bir zaman. Ama hayatın ya da tabiatın gidişatı. Telvin s&uuml;recinin hedefi kararlılıktır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Nasıl bir kararlılık?</p>
<p class="MsoNormal">Bu &ccedil;ok m&uuml;zik olabilir, hi&ccedil; m&uuml;zik olmayabilir; tamamen hi&ccedil; olabilir; kişiye g&ouml;re değişir. Dini anlamda da izah edebilirsiniz bunu, Allah&#8217;a doğru olan hareket telvin olabilir, Allah&#8217;ın kendisi de kararlılık hali.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Siz bu kavramla ne zaman karşılaştınız? Nasıl benimsediniz?..</p>
<p class="MsoNormal">Bunu ben hep hissettim, ama isimlendiremedim. Sonra tasavvufta g&ouml;rd&uuml;m. Yunus&#8217;un insan karakterlerini renklerle anlatan bir şiirinin adı &quot;Telvin&quot;di. Bu şiir bildiğimiz Yunus&#8217;un da olmayabilir, biliyorsunuz, bir&ccedil;ok Yunus var&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hayatınızın hangi d&ouml;nemleriydi?</p>
<p class="MsoNormal">80&#8242;li yıllardı herhalde&#8230; Ama oldum olası tasavvufa bir eğilim vardı bende, tabiatla olan ilişkim nedeniyle. Ben de İsmail gibi dağda bayırda b&uuml;y&uuml;d&uuml;m. Orada şekillendim, toprakla, ağa&ccedil;la, kuşla&#8230; &Ccedil;amurla oynadım, bizim oyuncağımız &ccedil;amurdan yaptığımız şeylerdi.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Enstr&uuml;manlarınızı kendiniz yapmanız da biraz bunun devamı gibi mi?</p>
<p class="MsoNormal">Evet, onun devamı.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Enstr&uuml;man yapmak da nefsi aşan bir şey değil mi?&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Sonu &ccedil;ıkmazdır bunun. Ben sonu s&ouml;yleyeyim: sonumuz toprak. Enstr&uuml;man bana hız veriyor. Ben bir alet yapıyorum, &uuml;&ccedil; ay kazanıyorum onunla, &uuml;&ccedil; ay beni acayip dinlendiriyor, meşgul ediyor&#8230; M&uuml;zikle olan ilişkimde, o varolmayan, yok olan, o &ccedil;ok abstrakt olan ilişkiyi kurması a&ccedil;ısından bana &ccedil;ok fayda sağlıyor, &ccedil;ok rahatlatıyor. Bir şeye ulaşmış oluyorum.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">O ulaştığınız doyum mu?</p>
<p class="MsoNormal">Yine nefs sorunu; tatmin, evet. Bir şey tahayy&uuml;l ediyorsun ama, yok ortada, o sesi veya tınıyı tahayy&uuml;l ediyorsun, ona ulaşmak i&ccedil;in bir şey yapman lazım, enstr&uuml;man, adı &uuml;st&uuml;nde ara&ccedil; olarak bu tahayy&uuml;le yaklaştırıyor. Nefse hakim olsak, enstr&uuml;mana ihtiya&ccedil; duymayız. Son nokta, hi&ccedil;liktir, total sessizlik, hareketsizlik&#8230; Bu her şeyi &uuml;retmiş olmaktır ayrıca, hepsini arkada bırakmak, &uuml;retimsizlik hedeftir&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sembolik bir suskunluk mu?</p>
<p class="MsoNormal">Her şeyi konuşmuş, s&ouml;ylemiş olmak demektir&#8230; Artık konuşacak bir şeyin yoktur, &uuml;retmişsindir&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir m&uuml;zisyen İ&ccedil;in suskunluğa ulaşmak ne anlama gelir, nasıl bir noktadır.</p>
<p class="MsoNormal">Bilinebilen frekanslar i&ccedil;ersindeki seslerle ilişkini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n zaman, sıfır ile 3000 frekansı arasındaki b&uuml;t&uuml;n ilişkini bitirdiğin zaman, o noktaya ulaşmış olursun. Sonumuz sessizliktir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Peki siz kendinizi &quot;m&uuml;zisyen&quot; olarak g&ouml;r&uuml;yor musunuz?</p>
<p class="MsoNormal">Hayır. Pasaportumda &quot;mesleği m&uuml;zisyen&quot; diye yazıyor. Ama ben m&uuml;zisyen değilim. M&uuml;zikle ilgiliyim, m&uuml;zik bana yardımcı oluyor, gitarist hi&ccedil; değilim veya bir enstr&uuml;mana&#8230; Ben tabiatın bir par&ccedil;asıyım.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">&quot;M&uuml;zisyen&quot; neye, kime denir sizce?</p>
<p class="MsoNormal">Tarifler &ccedil;eşitli olabilir&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">&quot;Ben m&uuml;zisyen değilim&quot; derken yaptığınız tarife g&ouml;re&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Bir kere eğitim olması lazım, m&uuml;zisyenlik bir meslek olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;yorsa, bu işin bir eğitim tarafı var, bu hem senin dışından gelen hem de senin i&ccedil;inden gelen bir s&uuml;re&ccedil;&#8230; Okullar, hocalar vs. ya da kendi kendini geliştirmek&#8230; Bu olmak zorunda, g&uuml;ncel yaşam i&ccedil;inde para kazanmak, evini ge&ccedil;indirmek anlamında&#8230; Bunları yapıyorsan, m&uuml;zikler &uuml;retiyorsan, faaliyetin varsa, sen de başkalarını eğitiyorsan&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bunların hepsi sizde var&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">(G&uuml;l&uuml;yor)&#8230; Mesela eğitim yok</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Olmaz olur mu, yılların i&ccedil;inden gelen&#8230;.</p>
<p class="MsoNormal">Kendi i&ccedil;imden gelen bir eğitim var. Ama ben &ccedil;ok profesyonel anlamda konuşuyorum, bizim aldığımız, m&uuml;zik eğitiminin &quot;e&quot;si bile değil. Mesela, nota okumak, m&uuml;ziği d&uuml;ş&uuml;nmek&#8230; Hi&ccedil; ses &ccedil;ıkarmadan okuyup eve gidip piyanonuzla ya da gitarınızla &ccedil;alabiliyorsanız, bana g&ouml;re o zaman nota okuyorsunuzdur. Y&uuml;ksek m&uuml;zik eğitimi alan arkadaşlar bunu yapıyor. O anlamda bir eğitimden bahsediyorum. Y&uuml;ksek seviyede m&uuml;zikleri s&ouml;yl&uuml;yorum. M&uuml;zisyen size g&ouml;re veya bir&ccedil;oklarına g&ouml;re, belki bana g&ouml;re de, eğitimsiz de olabilir. Saf doğasıyla, duygusuyla hareket eden, sadece kendi i&ccedil;inden gelen ihtiyacına g&ouml;re hareket eden birisi de m&uuml;zisyen olabilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Biraz &ouml;nce m&uuml;zik bana yardım ediyor dediniz. Hayata tahamm&uuml;l etmeye mi, kendinizi ifade etmeye mi, neye yardım ediyor?</p>
<p class="MsoNormal">Yaşamada kolaylık sağlıyor bana. Bir kere mutlu bir insanım. Beni mutlu ediyor. Ben hi&ccedil; kimseyle kavgalı değilim. Barışık bir insanım. Bana i&ccedil; huzuru sağlıyor. M&uuml;ziğin bana sağladığı en &ouml;nemli şey. Terapik bir tarafı var. Bunun &ccedil;ok faydasını g&ouml;r&uuml;yorum. M&uuml;zikle bir&ccedil;ok şeyi ifade edebildiğim i&ccedil;in b&ouml;yle bir rahatlama oluyor&#8230; Bir d&ouml;nem sabahları &ccedil;ok kemence &ccedil;aldım. Uyanıyorsun, daha din&ccedil; kalkıyorsun. Kemen&ccedil;ede &ccedil;ok enerji gizli&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Uzun s&uuml;redir perdesiz gitarınızla tanınıyorsunuz, ama şimdi kopuzunuz &ouml;n planda g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor&#8230; Hatta kopuzun hayatınızı değiştirdiğini s&ouml;yl&uuml;yordunuz&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Ben &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşta da bağlama &ccedil;aldım. Altı yaşımda başladım. Ama etrafımda onu anlayabileceğim, anlamamı sağlayacak bir olanak, ortam yoktu. Kopuzla ilişkim aradan kırk sene ge&ccedil;tikten sonra, &quot;Eşkıya&quot; filminin m&uuml;ziğini yaparken tesad&uuml;fen başladı. Eşkıya 96&#8242;da yapıldı. Ondan beş yıl &ouml;ncesine gidiyor aslında, beş yıl &ouml;nce o kopuzu g&ouml;rd&uuml;m ben bir yerde, beş yıl o adama gittim geldim&#8230; Duvarda asılı duruyordu. &Ouml;nceleri birka&ccedil; g&uuml;n seyrettim, dokundurtmadılar da&#8230; Sonra anladılar vaziyeti gide gele, bir g&uuml;n &quot;al bak&quot; dediler. Baktım, acayip bir simetrisi var, elimizdeki sazlara benzemeyen bir simetrisi var. Ben simetriye &ccedil;ok meraklıyımdır. G&ouml;zlerim miyop, astigmattır, o kadar uzakları g&ouml;rmez ama, simetrisiz olan şeyleri &ccedil;ok iyi g&ouml;r&uuml;r&uuml;m. Sazları hi&ccedil; &ouml;l&ccedil;meden yaparım. &Ouml;yle bir &ouml;zelliğim var. &Ccedil;ok kabaca &ccedil;izerim tabii. &Ouml;l&ccedil;meden yontarım, ama &ouml;l&ccedil;&uuml;lerim eşit &ccedil;ıkar. O kopuzda da onu g&ouml;rd&uuml;m. Sanki komp&uuml;t&uuml;rle hesaplanıp &ouml;l&ccedil;&uuml;lm&uuml;ş, &ouml;yle yapılmış gibiydi. Beni en &ccedil;ok etkileyen yanı o oldu. Sesi de &ccedil;ok etkiledi. Ge&ccedil;mişten gelen bir sesi var. Bağlama gibi g&ouml;r&uuml;nse de, bağlamaya benzemiyor. Onu insalar bağlamayla karıştırıyor. Kopuzla bağlama arasında tını olarak fark olduğu gibi, yapım olarak da fark var.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Armonik yapısı da sizi &ccedil;ok etkilemiş&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Bir armoni geliyor ki, o işin yansı, &ccedil;ok &ouml;nemli bir konu. Daha doğrusu terk &quot; edilmiş bir konu.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Serdar Ateşer, ge&ccedil;en sayımızda, t&uuml;rk&uuml;lerde m&uuml;thiş bir enerji olduğunu, &ccedil;eşitli sebeplerle o enerjinin yok olduğunu ve yeniden ortaya &ccedil;ıkarılması gerektiğini s&ouml;ylemişti. Siz ne dersiniz?</p>
<p class="MsoNormal">M&uuml;ziğin kendisi zaten bir enerji bi&ccedil;imi. Bir, fizik olarak bir enerjisi var. Frekanslarla ilgili. İki, psikolojik olarak bir enerjisi var.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Her enstr&uuml;manda da aynı mı?</p>
<p class="MsoNormal">Enstr&uuml;man tuhaf bir şey. O sadece frekansı &uuml;reten, sinyal veren şey. Sesin rengi &ouml;nemli değil. Frekans renkten muaftır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Uyandırdığı etki de mi aynı?</p>
<p class="MsoNormal">Uyandırdığı etki farklıdır. B&uuml;t&uuml;n sesler bir mantık sırasına dizildiğinde ve bir moda, makama oturtulduğunda bir renk ortaya &ccedil;ıkıyor. Bunların b&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml;n de insanlar &uuml;zerinde bir etkisi var. Mesela Uşşak makamının rengi başka, Rast makamının rengi bambaşka. Bu seslerin enerjileri de var. M&uuml;ziğin de enerjisi var. T&uuml;rk&uuml;lerde de var. T&uuml;rk&uuml;lerdeki ritimler belli bir zek&acirc; seviyesinin &uuml;st&uuml;ndeler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; d&uuml;nya ritimlerine baktığımız zaman kolay anlaşılır, 4/4&#8242;l&uuml;k ritimler karşımıza &ccedil;ıkıyor. Bu ekonomiyle, teknolojiyle de ilgili bir şey, ama kolay anlaşılır, aksatmayan ritimleri uygun g&ouml;r&uuml;yorlar. B&ouml;yle bir manası olabilir. Bizde ise Orta Anadolu&#8217;da, Doğu Anadolu&#8217;da bunlar olduğu gibi, artı olarak aksayan gruplardan oluşan ritimler var ki, bu yoğun bir enerji bi&ccedil;imi. &quot;Bunun bilgin olanları var, durağan, &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k zamanlardan oluşanları var ki, ritim a&ccedil;ısından derya bir zenginlik. Bu doğru. Serdar&#8217;ın dediği enerji, bu ritmik unsurdan kaynaklanıyor olsa gerek.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Peki niye enerji dışa aksetmiyor?</p>
<p class="MsoNormal">Onun da &ccedil;ok nedeni var. Bu biraz da dinleyene bağlı. Ben mesela, bir bozlak sesi duyduğum zaman -doğru basılmış bir akortla &ccedil;alan, s&ouml;yleyen, fakat bu da anlaşılması g&uuml;&ccedil; bir konu ama- bir icracıdan, tavrı veren o bozlak sesini duyduğum zaman y&uuml;ksek bir enerjiyle doluyorum. Bu kendi algılamam tabii&#8230; Enerjinin alınabilmesinde ritmik unsur &ouml;nemli. Bir m&uuml;zisyen değil de sıradan bir insan &ouml;nce ritmi algılıyor. Renkleri, sesleri, notaların birbirleriyle ilişkileri, melodiler, sesler arasındaki mesafeler &ccedil;ok normal algılanmaya başlıyor. İnsanları ilk etkileyen ritim. Bu ritim hissi de insanlara doğru verilirse insanlara enerji nakli olabiliyor. Bizim insanımız 9/8&#8242;liğe rahatlıkla alkış tutar, ama &ccedil;ok basit olan 4/4&#8242;l&uuml;ğe eşit alkışlan tutamaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Par&ccedil;aların pop&uuml;ler olmasını da alkış tutulup tutulmaması belirtiyor galiba&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Eller havaya durumu! Bu bence ge&ccedil;ici bir şey. &Ccedil;oğunluğa hitap ritimle oluyor, bu doğru. Ritim demek organizasyon demek. Eğer o &ccedil;oğunluğu bir şekilde algılayabiliyorsanız, enstr&uuml;manlarınıza uygulayabiliyorsanız, &ccedil;ok kocaman bir enerji ortaya &ccedil;ıkıyor.</p>
<p class="MsoNormal">Demircioğlu: Peki, uzun havalarda ritim yok, ama enerji var?</p>
<p class="MsoNormal">Oğur: Onlarda i&ccedil; ritim var. Y&uuml;zeysel manada bir ritim yok, ama bir devinim vardır, onun b&uuml;y&uuml;k bir zamanı vardır. Enerjisi tabii ki var. Ses &ouml;nemli. Ses varsa enerji de vardır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sizin m&uuml;zikle dinleyici olarak ilişkiniz nasıl, mesela neler dinliyorsunuz?</p>
<p class="MsoNormal">Dinleme konusunda sorunluyum &ccedil;ok. Bir m&uuml;zik par&ccedil;ası ne kadar d&uuml;r&uuml;st&ccedil;e yapılmışsa, onu duyduğum zaman hissedebiliyorum.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">İlginizi &ccedil;eken, sizde yer eden neler var b&ouml;yle?</p>
<p class="MsoNormal">Mesela Bartok keman kon&ccedil;ertosu&#8230; Veysel, Neşetin bazı sesleri, iki &ouml;l&ccedil;&uuml; i&ccedil;inde birka&ccedil; makam değiştirebiliyor olabilmesi, bunları dinleyebiliyorum&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Debussy nasıl geliyor size?</p>
<p class="MsoNormal">Debussy&#8217;yi de dinledim, ondan da &ccedil;ok etkilendim. Sadece ufki olması, seslerin ilişkilerinin bug&uuml;ne kadar anladığımız tonal manada olmayışının verdiği değişiklik etkilemişti beni.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Buralardan kimler, neler?</p>
<p class="MsoNormal">Sokakta &ccedil;alan &ccedil;ingeneyi mesela rahatlıkla dinleyebiliyorum. O anda eğri b&uuml;ğr&uuml;, doğru yanlış, canlı bir şey &uuml;reten kişiyi dinleyebiliyorum. Ama bir pop m&uuml;ziği veya yurttan sesler bilmem ne korosunu| veya sanat m&uuml;ziği diye yapılan gariplikleri dinleyemem. Bazı caz m&uuml;zisyenlerini, daha emprovizeye y&ouml;nelik m&uuml;zikleri, ama zırva şeklinde olmayan emprovizeye yakın m&uuml;zikleri dinliyorum. &Ccedil;eşitli d&ouml;nemlerde m&uuml;ziğinden etkilendiğim, hayatımda etkilendiğim kişiler var. Mesela, Miles Davis beni etkilemişti. Bir d&ouml;nem John McLaughlin gitar nedeniyle, y&uuml;zeysel olarak etkilemişti. Klasik gitar konusunda bazı etkilendiğim kişiler olmuştu, onlardan biri de &ccedil;alma konusunda John WiIliams&#8230; T&uuml;rkiye&#8217;deki m&uuml;ziklerde Tamburi Cemil Bey etkilemişti. Bağlama konusunda, doğrusunu s&ouml;ylemek gerekirse, etkilendiğim pek kimse olmadı. Bağlama bakire duruyor. Onun daha &ccedil;ok işi var. Ama kim iyi &ccedil;alıyor, kim beceriyor bu işi, anlayabiliyorum. Ses konusunda M&uuml;nir Nurettin&#8217;in Fransa&#8217;ya gitmeden &ouml;nceki d&ouml;nemlerine ait s&ouml;ylediği şeyler, Hafız Burhan, hafız sesleri&#8230; Gazel, yani emprovize şeklinde sesi kullanma bi&ccedil;iminden makam a&ccedil;ısından &ccedil;ok şey &ouml;ğreniyoruz. Caz gibi geliyor bana.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Nusrat Fateh&#8217;i nasıl buluyorsunuz?</p>
<p class="MsoNormal">Ben &ccedil;ok az dinledim onu. Dinlediğim kadarıyla bir s&uuml;r&uuml; yanlış ses duydum. Bizde bir-iki gazelhan var ki, mukayese bile edilmez. Eteğine bile değemez Nusrat. Gazelhanların yaptıktan m&uuml;ziği değil de, ses renklerini, kullanma bi&ccedil;imlerini ve akortlu hallerini takdir ediyorum. Bir daha olabilecek bir şey herhalde. Mesela Hafız Burhan&#8217;ın rengi &ouml;yle. Hafız Kemal var 1900 başlarından. Ama T&uuml;rkiye&#8217;deki bu gazel k&uuml;lt&uuml;r&uuml;, ses kullanma bi&ccedil;imi pek yaygın olmadan yok olduğu i&ccedil;in ve de m&uuml;zik bi&ccedil;iminin makamsal olması nedeniyle, Batı k&uuml;lt&uuml;r&uuml;yle, m&uuml;ziğiyle zor bağdaştığı i&ccedil;in pek yayılma imk&acirc;nı olamadı. Ama insan sesi Batı&#8217;da başka t&uuml;rl&uuml;, Doğu&#8217;da başka t&uuml;rl&uuml; algılanıyor. Batı bas sesleri uygun sesleri uygun g&ouml;r&uuml;yor, Doğu ise tiz sesleri. Evet, bu kadar b&uuml;y&uuml;k fark var. Batıyla Doğunun hi&ccedil;bir zaman fizik olarak birleşmeyeceği gibi, anlaşması da, m&uuml;zikte birleşmesi de m&uuml;mk&uuml;n değil.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">B&uuml;lent Orta&ccedil;gil&#8217;le beraberliğinizin bu kadar zamandır s&uuml;rmesinin nedeni ne?</p>
<p class="MsoNormal">0, &ccedil;eşitli evreler halinde: ilk evresi, aileler, babalar tanışıyor. Ben uzun zaman Elazığ&#8217;daydım. Ortaokul d&ouml;neminde yazları İstanbul&#8217;a gelirdim. B&uuml;lent benim &ccedil;ocukluğumu bilir yani. Ben, gitar ve onunla ilgili m&uuml;zikleri B&uuml;lent&#8217;lerde g&ouml;rd&uuml;m. Gitarı onlar vasıtasıyla tanıdım. B&uuml;lent&#8217;in m&uuml;ziği başlangı&ccedil;ta tabii yabancı k&ouml;kenli bi&ccedil;imdeydi. Sonra kendi m&uuml;ziğine d&ouml;nme bi&ccedil;iminde şekillendi. Esas m&uuml;zikal beraberliğimiz 80 yılında başladı. 0 g&uuml;n bug&uuml;nd&uuml;r devam ediyor.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Anlayış olarak, m&uuml;zikal olarak uyuşmanızdan &ouml;t&uuml;r&uuml; herhalde&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">B&uuml;lent &ccedil;ok iyi bir gitarcıdır aslında. &Ccedil;ok iyi bir şarkı yazandır. T&uuml;rkiye&#8217;de kendine eşlik eden en iyi gitarcı diyebilirim. Gitar konusunda ondan &ccedil;ok şey &ouml;ğrendim başlangı&ccedil;ta. Biraz okul gibi oldu. Onun m&uuml;zik kurgusu, zek&acirc;sı, seviyesi hep etkilemişti beni. S&ouml;z &#8211; m&uuml;zik ilişkisi veya melodi mantığı kayda değerdi, &ccedil;ok &uuml;st seviyedeydi. Armonisi &ccedil;ok g&uuml;zeldi. Onun gitarı orkestra gibidir. Akortlarında bası da, orta sesleri de duyarsın&#8230; M&uuml;zik kurgulamayı B&uuml;lent&#8217;ten &ouml;ğrendim. Ne okullardan, ne kendi ge&ccedil;mişimden&#8230; Belki folklorun etkisi olmuştur, o ayrı. B&uuml;lent&#8217;le bunu &ccedil;ala &ccedil;ala geliştirdim. Sonra ben gitar a&ccedil;ısından daha ileri seviyede olmaya başladım. Bu sefer benim &ccedil;aldığım gitar sesleri, T&uuml;rk m&uuml;ziği seslerini de i&ccedil;inde almaya başladı. B&uuml;lent&#8217;in ise halk m&uuml;ziğiyle, T&uuml;rk m&uuml;ziğiyle hi&ccedil; ilişkisi yoktu. Dinlemezdi bile. Bir m&uuml;ddet sonra iş tersine d&ouml;nmeye başladı. Benden duyduğu sesleri almaya başladı. &Ouml;yle bir alışveriş oldu aramızda. Şimdi biz B&uuml;lent&#8217;le &ccedil;aldığımız zaman, B&uuml;lent bana şu akor, bu akor demez. Oturur &ccedil;almaya başlar. Ben de &ccedil;almaya başlarım. Bir şeyler ortaya &ccedil;ıkar. Kayıtlanınız da &ouml;yledir. Partisyonlarım filan yoktur. Girerim bir seferde &ccedil;alarım. En uzun beraberliğim B&uuml;lent&#8217;le olmasına rağmen, her &ccedil;aldığımızda başka bir şey &ccedil;alıyorum. Yoksa beraberlik devam edemez.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Orta&ccedil;gil&#8217;in s&ouml;zlerini nasıl buluyorsunuz?</p>
<p class="MsoNormal">B&uuml;lent&#8217;in s&ouml;zlerini &ccedil;ok seviyorum. G&ouml;n&uuml;l ister ki B&uuml;lent s&ouml;zlerini, bir kitapta toplasın. M&uuml;ziksiz olarak, sadece okunarak anlaşılsın. Tam şiir anlamında değil, ama anlaşılma anlamında diyorum. O s&ouml;zler insanların g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;nde ş&ouml;yle birka&ccedil; saniye, okuma s&uuml;resince dursun. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o s&ouml;zlere biraz dikkat etse okuyan &ccedil;ok derin şeyler g&ouml;rebilir. M&uuml;zikle o derinliğe ulaşılamıyor. Bence B&uuml;lent&#8217;in s&ouml;z&uuml;, m&uuml;ziğinden &ccedil;ok daha yukarıda. M&uuml;zik onu daha aşağıya &ccedil;ekiyor bana sorarsanız. M&uuml;ziğine katılan her şey, her aranjman unsuru s&ouml;zlerini biraz daha eritiyor, anlaşılmamasını sağlıyor. O y&uuml;zden B&uuml;lent&#8217;in s&ouml;zleri &uuml;st&uuml;ne insanlar biraz d&uuml;ş&uuml;nmeli, ne diyor bu adam diye. B&uuml;lent&#8217;in b&uuml;y&uuml;k bir enerjisi ve inancı var. Israrla ben bunu s&ouml;yleyeceğim diyor, insanların kafasına vura vura, soka soka&#8230; Oyuna devam! Diyeceğim, &ccedil;eşitli renklerde olmak telvine geliyor. İsmail&#8217;le olan beraberliğimiz de telvinde bir b&ouml;lge. Bundan sonra İsmail kendi alb&uuml;m&uuml;n&uuml; yapacak. Ben biraz caz m&uuml;ziğiyle uğraşmak istiyorum. &Ouml;yle bir ihtiyacım var. Birka&ccedil; yıldır biraz beni hayli sarsan bi&ccedil;imde.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Nasıl bir ihtiya&ccedil; bu?</p>
<p class="MsoNormal">Ş&ouml;yle: Bir triom var. O trio ile abstrakt, o anda &uuml;retilen, hi&ccedil;bir &ouml;n &ccedil;alışması olmayan m&uuml;zik yapıyorum. Ama zırvalama bi&ccedil;imde de değil, mantık i&ccedil;inde. Birisinin bir m&uuml;zik sesini &ccedil;ıkardıktan sonra &ouml;b&uuml;r&uuml;n&uuml;n de onu algılayarak, ona katkıda bulunarak, o anda kurgusunu yaparak saniyeler i&ccedil;inde oluşan bir m&uuml;ziği, motifi hareketlendirmek. 0 temanın &uuml;zerinde emprovizeler yapmak&#8230; Sen de bilmiyorsun, o anda kendi bilinmeyenini &ccedil;alıyorsun. Bir resim &ccedil;iziyorsun, bir hava &ccedil;ıkıyor, kendi dışına &ccedil;ıkıyorsun. Hem kendini yeniliyorsun veya &ccedil;alamıyorsan k&ouml;t&uuml;l&uuml;yorsun, eskitiyorsun&#8230; İşte b&ouml;yle bir m&uuml;zik. Kullanılan enstr&uuml;manlar bas, davul ve benim biri perdeli, diğeri perdesiz olan iki saplı gitarım. Yeni bir m&uuml;zik peşindeyim sistem ve aralıklar olarak. Belki armoni bir olduğu i&ccedil;in onunla bir şey yapamayız, ama icra bi&ccedil;imi olarak yeni bir m&uuml;zik. İnsanların algılaması ve duyum a&ccedil;ısından da yeni bir bi&ccedil;imin peşindeyim. O y&uuml;zden sarsılıyorum biraz. Bir de insanların &ouml;n&uuml;nde bir şey yokken hani bir ressamın kafasında bir şey yokken resme başladığı gibi m&uuml;ziğe başlamak bana daha enteresan geliyor.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">&quot;Eşkıya&quot; ile &uuml;nlendiniz. Pek &ccedil;ok programa &ccedil;ağrıldınız. 0 zamana kadar pek &ccedil;ok şey yapsanız da, insanlar sizi &quot;Eşkıya&quot; ile tanıdı. O d&ouml;nemde bir t&uuml;r haksızlık duygusu yaşadığınız oldu?</p>
<p class="MsoNormal">Hi&ccedil;bir zaman b&ouml;yle bir şey hissetmedim. Benim i&ccedil;in değişen bir şey olmadı. Arkadaşlarım, yakın &ccedil;evrem g&ouml;r&uuml;yorlar zaten. &quot;Eşkıya&quot; filmi benim i&ccedil;in tamamen tesad&uuml;f bir şey. Olmayabilirdi de. Olması da benim i&ccedil;imde bir şey değiştirmedi. Benim dışımda bir şeyler değişmiş olabilir. Bazı insanlar &ccedil;ok . paralar kazandılar. Onlara yaramış olabilir.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Siz kazanamadınız mı?</p>
<p class="MsoNormal">Bu işten en az parayı ben kazandım. Ama, ben de kazandım. Benim standardım, &ouml;l&ccedil;&uuml;lerim i&ccedil;erisinde &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir para.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">&quot;Eşkıya&quot; filmiyle ilgili olarak &quot;Atv Ana habere &ccedil;ıktığınızda filan, kullanıldığınızı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n&uuml;z m&uuml;?</p>
<p class="MsoNormal">Klip konusunda kullanıldığımı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Abuk subuk g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler vardı. Atv konusunda ise, ilk &ouml;nce reddetmiştim. Sonra zaman aralıkları ile tekrar tekrar ısrar ettiler. Yetkili kişiler ve arkadaşlarım o programın 25 milyon tarafından izlendiğini s&ouml;yleyerek bir bi&ccedil;imde ikna ettiler beni. Zaten iki-&uuml;&ccedil; dakika bir şeydi. &Ccedil;ıktım, bir şey de diyemedim. İki satır bir şeyler s&ouml;yledim. Televizyon bana &ccedil;ok ilkel geliyor. Orada yaşanan şeyler, tekniği, simetrisi, &ccedil;aycısından ışık&ccedil;ısına kadar her şeyi &ccedil;ok ilkel bir kurum olarak geliyor. Televizyona inanmıyorum. T&uuml;rkiye&#8217;deki haline de inanmıyorum. &Ccedil;ocukların gelişme s&uuml;recindeki psikolojilerini etkileyen zararlı bir kurum olarak g&ouml;r&uuml;yorum.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">&quot;Eşkıya&quot; film olarak nasıl buldunuz?</p>
<p class="MsoNormal">Ben filmci değilim. Filmcilik a&ccedil;ısından bakıldığında herhalde &ccedil;ok fazla sorun vardır.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">M&uuml;ziği her şey bittikten sonra mı yaptınız?</p>
<p class="MsoNormal">Aslında filmin m&uuml;ziği başkasına verilmiş. O vazge&ccedil;tiği i&ccedil;in beni buldular. &Ccedil;ekimler bitmişti. Beni buldular. Kazancı Bedih&#8217;in film i&ccedil;inde de olan sahnesindeki m&uuml;zik ile Uğur Y&uuml;cel&#8217;in s&ouml;ylediği şarkı dışında m&uuml;zik yoktu. Diğerlerini ben yaptım.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Filmin &quot;sinema&quot; tarafı bir yana, anlattığı &ouml;yk&uuml;y&uuml; nasıl buldunuz?</p>
<p class="MsoNormal">&Ouml;yk&uuml;den bir şey almadım. Filmin konusundan ziyade orada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m bir-iki renk, kişi, hareket, lastik ayakkabı, su, bir leh&ccedil;e; b&ouml;yle şeyler beni etkilemişti. O da benim sadece kendi ge&ccedil;mişimle ilgili bulduğum bağlantılardan kaynaklanan noktalar. Bunlar beni y&ouml;nlendirdi. Filmle &ouml;zel bir ilişkim yok. Eşkıya kavramı bambaşka bir ,., şey. Orada anlatılanla alakası yok. Film bence Amerikan action-movie&#8217;lerinin k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kopyası gibi bir şey. Eşkıya kavramına &ccedil;ok az değinmişler. Eski bir eşkıya fotoğrafı vardı, tek ger&ccedil;ek oydu. Ben eşkıya tanıdım. &Ouml;yle değildi.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Nerede tanıdınız?</p>
<p class="MsoNormal">Ben &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;kken, babam Elazığ&#8217;da doktorluk yaparken baltayla kafası u&ccedil;urulmuş bir adam getirdiler. Onu getirenin bir tarafında kafası kopmuş adam, diğer tarafında bir &ccedil;uval para var. Getiren de bir eşkıya. Babama &quot;ya bu adamı dirilt ya da seni &ouml;ld&uuml;r&uuml;r&uuml;m&quot; diyor.,</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Babanız ne yaptı?</p>
<p class="MsoNormal">Adamı d&ouml;vd&uuml;. Parayı da attı. &Ouml;lm&uuml;ş adamı dirilt diye getirmişler. Farkında değiller getirenler, heyecanlılar. Babam onlara bir şok etkisi yaptı, &ccedil;ok kızdı, bağırdı &ccedil;ağırdı ve d&ouml;vd&uuml; onları. O parayı alsaydı, &ccedil;ok zengin olabilirdik.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hayatınızda iz bırakan bir film oldu mu?</p>
<p class="MsoNormal">Siz filme inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum. Ama ilgimi &ccedil;eken &ouml;yk&uuml;ler var. Hitchcock&#8217;un &quot;Kuşlar&quot;dı beni etkilemişti. Korkmuştum. O korku hi&ccedil; aklımdan &ccedil;ıkmaz.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kitap da var mı b&ouml;yle?</p>
<p class="MsoNormal">Şimdi aklıma gelmiyor ama Harput&#8217;la ilgili d&ouml;rt ciltlik &quot;Harput Ahengini defalarca okumuşumdur. Nietzsche&#8217;nin &quot;B&ouml;yle Buyurdu Zerd&uuml;şf&uuml;nden de etkilenmiştim. Fim konusuna geri d&ouml;nersek, ben filme inanmıyorum ama filmin i&ccedil;inde bir&ccedil;ok sanatın olduğunu g&ouml;rebiliyorum. Fakat ger&ccedil;ekte var olmaması beni d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;yor. Vizyon faslı araya mesafe koymama neden oluyor. İnsanların bir yere tıkılıp filmin karşısına ge&ccedil;meleri de ayrı konu&#8230; Filmi seyrederken karşılarına ge&ccedil;ip bir bakabilsek keşke*..</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Alb&uuml;m&uuml;n&uuml;z&uuml; alanlar konusunda bir fikriniz var mı? Sanki kendi kuşağınıza hitap ediyormuş gibi&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Ş&ouml;yle bir hedef, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir miktarda da olsa, kafamdan ge&ccedil;mişti: Kaset almayan bir orta tabaka var. Yaşlı bir tabaka da var. Benim ulaşmak istediğim hedeflerden biri oydu. Bazıları belki &ccedil;ocukluk g&uuml;nlerini hatırlayabilir, bazıları değişik bulabilir&#8230; Bazıları da arabesk bulmuştur&#8230; (G&uuml;l&uuml;yor)</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hi&ccedil; s&ouml;z yazmamayı mı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</p>
<p class="MsoNormal">K&uuml;&ccedil;&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k karaladığım s&ouml;zlerim var benim de. Bazen konuşma lisanının dışında s&ouml;zler de edebiliyorum kendimce. Ama benim sorunum hen&uuml;z m&uuml;zikle. S&ouml;z&uuml; m&uuml;ziklemek olarak zaman zaman, &quot;g&uuml;l alırlar g&uuml;l satarlar / &ccedil;arşı pazar g&uuml;ld&uuml;r g&uuml;r&uuml; bestelemek istiyorum. Kafamın i&ccedil;inde o kadar &ccedil;ok armoni, dinlediğim m&uuml;zikler var ki, aşure gibi, &ccedil;orba gibi. O kadar &ccedil;ok ihtimal var ki &uuml;rettiğimi sandığım şeyde. Stravirfski&#8217;nin obua partisi bug&uuml;n karşına &quot;g&uuml;ld&uuml;r g&uuml;r olarak &ccedil;ıkabilir.</p>
<p class="MsoNormal">Aşure g&uuml;zel bir şey&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">(G&uuml;lerek)&#8230; Aşure g&uuml;zeldir tabii. Hele i&ccedil;inde nar tanesi, ekşi nar olursa&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Aşure gibi bir m&uuml;zik de k&ouml;t&uuml; olmaz herhalde&#8230;</p>
<p class="MsoNormal">Adamların senfonisine bakıyorsun, ana temasıyla bir halk şarkısından alınmış ya da eski bir ozandan. Onu alıp dantel gibi işliyorlar. Aslında &ccedil;ok ileri m&uuml;zisyenler bile beste yapmıyorlar, dantel yapıyorlar/iplik var ortada, g&uuml;zel bir dantel işliyorlar. O y&uuml;zden beste konusunda &ccedil;ok titizim. Bug&uuml;ne kadar olmamış bir sistem belki yaratılabilir. G&ouml;n&uuml;l bunu istiyor&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">M&uuml;ziğe ilk başladığınız yıllarda &ccedil;ok tela kişiye eşlik ettiniz, bunlara mecbur kalmasaydım şu anda başka noktadaydım ya da bu alb&uuml;m yıllar &ouml;nce &ccedil;ıkabilirdi dediğiniz oldu mu?</p>
<p class="MsoNormal">Zaman zaman oldu, ama ben onu kendi i&ccedil;imde &ccedil;&ouml;zd&uuml;m. Kendi kendime kızdığım zaman b&ouml;b&uuml;rlenip, &quot;ulan sizin yaptığınız besteleri ben havalara &ccedil;aldım gitti&quot; diyorum. Ama, dediğim gibi, en niteliksiz bir m&uuml;zik i&ccedil;erisinde bile kendimce bir şey yapmaya &ccedil;alışıyorum. O m&uuml;zik par&ccedil;asından bir şey &ouml;ğrenmeye &ccedil;alışıyorum. Her şey bana bir şey &ouml;ğrettiği i&ccedil;in bir kaybım olduğunu sanmıyorum. Zaman ise bir kayıp değildir. Zaman kaybolmaz. Zamandan insan muaftır ayrıca. İnsanın zamanı kaybolamayacak kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şey. Bunun haricinde zaman tekrar edilen bir şey. Zaman kaybolmaz, insan kaybolur.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">S&ouml;yleşi : Siren İDEMEN &#8211; Ulaş &Ouml;ZDEMİR / Roll Dergisi &copy;</p>
<div style="page-break-after: always;"><span style="display: none;">&nbsp;</span></div>
<p><!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/ben-ahlak-pesindeyim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

