İbrahim Tenekeci – Kimsenin Kalbi
denizin suyuna giden gemiler, uzunları yakmış geliyor kader….
Canının peşinden koşan insanlar
Zincir çok kısa, yaşamak kadar.
Gülleri güldüren hatır olmasa
Bir ırmak niye akar?
insanın içine insan sıkışmış….
araba tutuyor bile diyemez kamyona yüklenmiş giden koyunlar…
Kuş kadar kaldı ömrüm, üzgünüm
Derdim dururdum kendi kendime
Bir yatağım olsa hergün akardım
Akardım, durduk yere.
herkes mahçuptur kalbine karşı;
herkes mahçuptur kalbine karşı;
herkes mahçuptur kalbine karşı;
herkes mahçuptur kalbine karşı;
herkes mahçuptur kalbine karşı;
herkes mahçuptur kalbine karşı;
herkes mahçuptur kalbine karşı;
herkes mahçuptur kalbine karşı;
herkes mahçuptur kalbine karşı;
Herkesi yormak istiyorum
Uzun zamandır şiir kitabı yayınlamayan şair İbrahim Tenekeci, Giderken Söylenmiştir adını verdiği kitapla okuyucularını selamladı. Birun Yayıncılık’tan çıkan kitap, şairin dört yılının mahsulü, kimisi epeyce uzun 20 şiirini biraraya getiriyor. Tenekeci ile son kitabını merkeze alarak şiiri, hal ve gidişatı, hayat ve ölümü konuştuk.
AHMET S. YASİN
Dört yıl aradan sonra şiir kitabı yayınladınız. Bu uzun bir süre değil mi? Ve dört yılda yirmi iki şiir az değil mi?
Dört yıl, genç şairler için uzun bir süredir. Fakat şiirini oturtmuş, üslubunu bulmuş, okuyucusunu oluşturmuş ve yerini garantilemiş bir şair için uzun bir süre değildir. Hatta kısa bir süredir.
Kitabın adı Giderken Söylenmiştir. Böyle bir kitap ismi karşısında, mutlaka şunu sormak gerek: Hayırdır, yolculuk mu var?
Siz bana yolcu olmayan birini gösterin, ben de sorunuza cevap vereyim…
Giderken Söylenmiştir’e baktığınızda, bunu diğer şiir kitaplarınızın üstüne koyduğunuzu söyleyebilir misiniz?
Bunu benim değil okuyucuların ve eleştirmenlerin söylemesi gerekir. Yine de ‘kişi ne yaptığını bilmeli’ sözünü siper alarak şunları söylemek istiyorum: Ben dört şiir kitabımı da üst üste koydum. En altta Üç Köpük, en üstte Giderken Söylenmiştir. Nasıl “iki günü eşit olan ziyanda ise” iki şiiri eşit olan da öyledir. (daha fazla…)
Yüksek Tabaka
Bildiğimiz uykulardan değil bu,
Arı görmemiş bal, kumasşız elbise,
Katilin yazdığı güven mektubu…
Aziz midir su, yüzme bilene?
Ölmez ömrüm varsa, gelirim sana.
Ateşin başına oturmuş, canın-
Düşüyor kadınlar ve çocukların
Toz kondurmamak için toprağa.
Alnı açık bir bahar, evet, bu sensin
Yormaz seni sevgilinin dağları…
Uzak bir hatıra olan sevincin
Varsın bulamasın kimi dalları.
Kuşlar uyurken göğe yükselen,
Çağıracak çayırlar sadece seni!
Artıkyıl, hepimizin ömründen,
İkinci bitirdik, cihan harbini…
Der Yasin, Han Yunus, bazı milletler
Kasımın kaçı bugün, eski hesapla?
Selam vermeden geçiyor günler,
Bana bakmak düşüyor, bombalar sana!
Giderken söylenmiştir – İbrahim Tenekeci
Taşların İçindeki
bilmezdim nasıl büker bir babanın belini
yüzü gözü olmayan p şekilsiz korkular
bilmezdim nasıl büker bir babanın belini
çiçeklerin emzirdiği o küçük kanatlılar.
kısmışım sesimi lambayı kısar gibi
içine kapanık bir taşım şimdi,
gözüm olsaydı eğer dünya nimetlerinde
pekala bulurdum onları bir çöplükte,
bir şey ki dilimin varmadığı
kuşların çarpmadığı uçarken gökte-
günler gelip geçti, hiç direnmedim
suyu yıkayan allah, sulayan ormanları
öpüp başıma koyduğum gökyüzü kadar aziz
bağışladı bana, suskun olmayı
kapıya yakın otururdum eskiden
korsancılık oynardım tek gözlü evlerde
isterdim ki habire çınlasın kulaklarım
beni ansın gökyüzü bile.
yok artık
beni suya götüren o güzelim nedenler,
çürüyerek geliyor bana gelen ne varsa
cenazeye ölüden önce gelenler:
yaşasın diyorlar, yaşamayı hak eden
varsın bulunmasın çorabımızın teki
gülümsemek için ne güzel neden
tapu işlemleri ve yemek tarifleri.
(daha fazla…)








