Bizim Büyük Çaresizliğimiz
Sıkı bir dostluk… Aslında hikâye onların hikâyesi, Ender’in ve Çetin’in… Günün birinde hayatlarına bir genç kız girer. Şimdi düşünme, hatırlama ve kendini didikleme zamanıdır.
“Nihal’e başından beri olduğumuzdan farklı göründük. Böyle gerekmişti. Koruyucu, kollayıcı, soğukkanlı, ne yapması gerektiğini bilen, Nihal düzgün yürüsün, üniversiteyi uzatmadan bitirsin, yaşadığı felaketten makul adımlarla uzaklaşsın diye asfalt döşeyen iki orta yaşlı, deneyimli erkek. Biri göbekli, diğeri kel.”
Barış Bıçakçı, bu çağa özgü lâf kalabalığından; dil, duygu, düşünce kirliliğinden paçalarına tek damla çamur bulaştırmadan çıkabilen, şaşırtıcı bir içışığı cömertçe yayan bir yazar. Nefes alır gibi, su içer gibi yazıyor. (daha fazla…)
Barış Bıçakçı – Veciz Sözler
“Eskiden, ama çok eskiden; dünyada daha denizler, göller, nehirler yokken, sular yalnızca bardaklarda ve sürahideyken, üzgün balığı adında bir balık yaşarmış. Gözleri simsiyah, ağzı küçücük olan bu balık, mavi, kırmızı ve yeşil pulları güneşin altında parlarken havada dolaşır, hiç arkadaşı olmadığı için üzülür, durmadan ağlarmış. Öyle çok ağlamış ki, sonunda dünyanın çukurlarında gözyaşları birikmeye başlamış., sonrada taşıp nehirler halinde akmış üzgünbalığının gözyaşları, daha büyük çukurları doldurmuş, deniz olmuş.” Tam burada Kumru atılıp, “Böylece başka balık arkadaşları da olmuş değil mi?” diye sormuştu, sonra yanıtı beklemeden, “Denizler bu yüzden tuzlu sanırım, gözyaşı olduğu için,” demişti, akıllı kız.
O geceden sonra adetleri olmuştu, hemen her görüşmelerinde yeni bir üzgünbalığı masalı anlatıyordu Sulhi: Üzgünbalığı okulda, iyi ıslık çalamadığı yalnızca hava kabarcıkları çıkarabildiği için müzik dersinden bütünlemeye kalıyor; üzgünbalığı evde, geceleri korktuğundan evin bütün musluklarını açıp öyle yatıyor; üzgünbalığı tren yolculuğunda, kompartımanı tavana kadar suyla doldurduğundan bilet kontrolü için kapıyı açan zavallı kondüktör sırılsıklam oluyor; üzgünbalığı lokantada, onun müşteri olduğunu anlamayan kaba aşçılar ve garsonlar ellerinde kocaman bir tavayla üzgünbalığını kovalıyorlar, bizimki yarım bırakılmış bir sebze çorbası kâsesine saklanarak canını zor bela kurtarıyor; üzgünbalığı suluboya resim sergisi açıyor, üzgünbalığı ulusal sutopu takımının kaptanı, üzgünbalığının basın açıklaması: Büyük balıkların küçük balıkları yutmasına üzülüyorum…
Sulhi yeni bir üzgünbalığı masalı anlatmak üzere arkasına yaslandı, biraz düşündü, sonra anlatmaya başladı, sesi hiç de neşeli değildi: “Üzgünbalığı denize ve arkadaşlarına kavuşunca senin gibi bende sevinmiştim Kumrucuğum. Ama hiç aklımıza gelmeyen bir sorunu var şimdi üzgünbalığının: Suyun içinde ya, artık ağladığını kimse fark etmiyor! Hiçbir balık arkadaşı onun ağladığını görmüyor, yanına gelip ‘Neyin var dostum?’ diye sormuyor.”
-
Şubat 2012 Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz « Oca 12February 02179 views3February 03162 views4February 04301 views5February 05258 views6February 06208 views7891011121314151617181920212223242526272829Kategoriler
- Altı Çizili Satırlar (52)
- Kopyala-Yapıştır (7)
- Öylesine (1)
- Senin Olsun (2)
- Benim Sinemalarım (31)
- Blog (43)
- İşletme Sınıfı (3)
- Kopuz Dede (35)
- Albümler (1)
- Basından (15)
- Hakkında (3)
- Röportajlar (18)
- Meşk Olsun (17)
- Okudum Bitti (19)
- Şiiriyet (8)
- Altı Çizili Satırlar (52)
Popüler Yazılar
Etiketler
Meşk Olsun Senin Olsun can dündar Christos Tsiamoulis kemal sayar taha akyol Atatürk Altı Çizili Satırlar Okudum Bitti fatih yaşar genç siviller maurice bejart bülent ortaçgil Röportajlar Teşrik-i Musiki Manolis Lidakis Kopuz Dede resul dindar youtube roll ibrahim tenekeci ismail hakkı demircioğlu sivilay abla Benim Sinemalarım şebnem ferah cahit sıtkı tarancı erkan oğur modernite haşmet babaoğlu şiir Bolvadin ömer faruk tekbilek liberalizm Ara Güler söyleşi İnternet kudsi erguner Ercan Irmak yaşar kemal İşletme Sınıfı dostoyevski Halil Karaduman hikaye Kopyala-Yapıştır enzo ferrari






