Gizlice Söyle Bana
“Her şeyi anlamak zorunda değiliz. Kaç yaşında olduğunu anlamak için kesilir mi bir ağaç.
Bir dalgıç nasıl siler gözyaşlarını.
Kederli günlerde bağlanmaya daha açık oluyor insan. Ama zaten her şey yolunda giderken kim sevebilir.
Bizi bir araya getiren sebepler ayıran sebeplerle aynı. Ama şimdi bunlar biraz hüzünlü konular özet geçelim.
Cep telefonu ışığında ameliyat yapan doktorlar var Afrika’da ben burada kapıyı açamıyorum.
Ben burada o kadar ciddi konuşuyorum ki şaka yaptığımı zannediyorsun.
Oysa kanamak da bir gülüştür yeryüzünde.”
Hayatımızı değiştirecek insanlar sessiz sedasız geçtiler yanımızdan. Onları görmedik yoktu kara atları.
Ne öğrendik onca bulmacadan: Çinekop Lüfer balığının küçüğüdür. Resimdeki şarkıcıyı yolda görmüştük bir seferinde. Sıhhiye köprü altında o mahşer yeri provasında. Çok daha fazla şey öğrenmiştik.
Bazen bir hikâye tutuşmuş iki eldir, kenetlenmiş on parmaktır. Şimdi gizlice söyle bana, saklı düşler ne demektir. Yağmur ne demektir terk ne demektir.
İşte o zaman anlayacağız yeniden gitmek ne demektir.”
Kangurunun Arka Cebi
Fred Flight, yemekhanedeki kavfada kopan sol kolunun, 13 yıldır görmediği annesine gönderilmesini istediğinde, Alcatraz Hapishanesi’nin yöneticileri, Flight’ın talebine olumlu yanıt verdiler ve kol önce bir naylon torbaya konularak, evlat hasreti çeken Bayan Flight’a postalandı. Bir yıl sonra, futbol oynarken düşen Fred’in sağ baldırına bir taş parçası saplandı; yara bir türlü iyileşmedi ve sonunda kangren olan bacak kesildi. Bacak da Bayan Flight’ın evine yollandı. Fred çektirdiği dişlerini, bir kulağını, sol serçe parmağını…. Annesine ulaştırdı. Hapishane yönetimi, müebbet mahkum sahtekarın büyük ölçüde ‘dışarı’ çıktığının farkına vardı ve organlarını birer birer annesine naklettiren Fred’e firara kalkıştığı gerekçesiyle hücre cezası verdi!
Murat Menteş
Aynalı Barikatlar S.117
Bisiklet Hırsızları
SAGA Collection dvdlerinden daha önce Yurttaş Kane filmini seyretmiştim. Özenli bir şekilde hazırlanmış. Dvd de De Sica’yla çalışmak, Zavattini Belgeseli (“zavattini tek başına herşeydir ancak Vittorio de Sica, Zavattini olmadan hiçbir şeydir” diye bir söz de varmış), filmografi ve fotoğraf galeriside dvd de mevcut. Gelelim filme; sinema haneme baba-oğul ilişkisini güzel anlatımı, yoksulluk, yoksulun yoksula yardımı ve en önemlisi de çaresizlik konularını anlatan bir film olarak kaydettim. Ve filmin çekimindeki özellikler. Başka bir blogda güzel bir test bile çözdüm. Filmden Birkaç ayrıntı;
- İtalyan Yeni Gerçekçilik akımının en iyi filmi, Bafta ve Golden Globe en iyi film ve Oscar’da en iyi yabancı film ödüllerini almış,
- Dvd’deki bilgilerden de Zavattini hakkında bir çok şey öğreniyoruz en önemlisi de kendisinin Yeni-Gerçekçiliğin kuramcılarından biri olduğu
- Filmde halktan insanlar oynuyor, başrol oyuncusu fabrika işçisi, kadın oyuncu gazeteci ve çocuk ise gerçek hayatta yine yoksul bir ailenin çocuğu (daha fazla…)
Karanfil Parası
Bizde Bilirdik
Bilirdik el ele tutmayı
Gözgöze bakmayı bilirdik
Yürüyüp sahil boyu şiir okumayı
…Çiçek almayı
Üzerine bir dipnot sevgi düşmeyi bilirdik
doluydu ellerimiz kalplerimiz dolu
köşe başları siyaset tartışmalarından fırsat düşmezdi
biz de bilirdik yağmurda yürümeyi
ama parkamız taşımazdı incecik yağmuru
sızardı tenimize
rüyalar görmeyi de bilirdik
gecemiz işgal edilmişti karabasanlarca
dünde sallanır günde sallanır
bilirdik hisli şarkıları armağanı birbirimize bir borç
ondan olacak ki
türküler çağırdık geceler boyu
bilirdik şarap rengi denizin kokusunda
ay ışığı yakmayı
lakin yasaktı
bilirdik güneş altında sıhhate haiz olmayı
küf kokulu karanlıklar öğretti gençlikte solmayı
bilirdik tatmayı dünya mutfağında nice eşsiz lezzeti
lakin güneşi yoğurup koyduk aşımıza
bizde bilirdik sevgiliye karanfil almasını
lakin aç idik yedik karanfil parasını…
YILMAZ GÜNEY
2010 Filmleri
Sinema dergileri 2010 değerlendirmelerine başladı. Altyazı dergisi Şubat sayısı için okurlarından kendi şahsi ‘ilk 10′ film listesini topluyor. Sinema dergilerinden sadece Altyazı ve Arkapencere dergilerini takip ediyorum. İki dergidende gayet memnunum. İkisi arasındaki beğenimde ise Arkapencere daha iyi gibi geliyor. Bedava olmasından çok internet üzerinden kolayca okuyabilmem, her sayıda konusuna göre güzel film seçkileri ve derginin Hitchcock hayranlığı Arkapencereyi daha çekici kılıyor. …Altyazı dergisi ‘ilk 10′ listesini yapmada pek zorlanmadım. Nolan, Haneke, Ricardo Darin, Leanardo Di Caprio, Onur Ünlü, Semih Kaplanoğlu, Kuzey Avrupa ve Güney Kore sineması geçen yılın beğendiğim sinema olayları oldular. 2010 yılında izlediğim eski filmler 2010 filmlerinden daha fazlaydı. İmdb 250 filmi bitirmeye kalkışmam ve bu listenin devamlı bir değişim içinde olması, Ölmeden Önce İzlemem Gereken 1001′in filmin varlığı hangi filmi izliycem konusunda beni biraz zorladı. Şimdilik 2010 filmlerini sıralayım… (daha fazla…)
Kim bilir, belki de ben bir güvercinim?
Fatih Altınöz bir kaç kötü senaryo denemesinden sonra güzel bir kitapla karşımızda. Afilifilintalardaki banner’den görüp kitabı okumaya karar verdim. Murat Menteş’in de referansını unutmamak lazım. Gayet güzel eğlenceli komik ve tirajıkomik olaylar. İsmail abimizle de sıcak bir ortam kuruyorsunuz kitabı okurken. Yanlış düşünüyorsun, yuhh be ismail abi, içindeki sese başlatma ismail abi diyorsunuz. Kitap başladığı gibi bitiyor. Bütün hikaye ismail abimizin kötü düşünceleri. İçindeki iki zıt kişiliğin kapışması. Kızılay Akçağ’dan aldım kitabı metroda okumaya başladım ve aynı günün akşamı sünnet düğünüyle kitabı bitirdim. Kitap bittiğinde İsmail abinin Üçün Birini almasıda hoşuma gitti.. (daha fazla…)
Başörtüsü
Başörtülülerin çok yüce gönüllü oldukları fikrindeyim. Yıllar geçti hala onlardan hiçbir zarar görmedik. Ne kafamıza taş attılar, ne yollarda bize hakaret ettiler, ne de yemeklerimize ilaç koydular. Sıfır. Şaşılacak denli sabırlılar. Yalnızca bir-iki protesto gösterisi, hepsi bu. Dinamit yok, sopa yok, zehir yok. İnanamıyorum yani. Bir insanı bu kadar kışkırtın, bu kadar üzün, millete faydası dokunacağı halde engelleyin, hırpalayın aşağılayın o da sizin suratınıza uçan tekme atmasın ? Hala güler yüzle, anlayışla, kibar bir ifadeyle konuşmaya, bizim gibi barbar şebeklere laf anlatmaya çalışsın. Hz. Eyyub sabrı var başörtülülerde. Ben böyle olgunluk, böyle leydi nezaketi görmedim. Her biri bir prenses asaletiyle hareket ediyor. Ben anında cadılığı ele alırdım. Yetkililere sabun büyüsü falan yapardım. Yarasa kanı kaynatırdım. Paspasa kaplan kemiği çakardım. Şaka bir yana, bu ne be kardeşim.






