Güzel Günler Göreceğiz
Altın Portakal sahiplerini buldu. Her ne kadar Behzat Ç. fanatiği olsamda fragmanları bana hep “başka bi filmden” tanıdık geldi. birde Cansu Dere olayı varki..sormayın gitsin..Neyse beklediğim gibi favori filmin Güzel Günler Göreceğiz en iyi film ve senaryo ödülünü aldı. Filmde Uğur Polat’ta var. En beğendiğim türk oyuncu olduğunun da altını çizeyim.
Güzel Günler Göreceğiz” bir gün içerisinde İstanbul’da geçer. Beş farklı karakterin günlük hayatta kesişen yolları ve farkında olmadan birbirlerinin hayatına müdahalelerini anlatır. Film, doğrusal olmayan kurgusu ile bütün hikayeleri iç içe geçirerek anlatır. Bir günlük zaman dilimi; geriye, şimdiye ve ileriye atlanarak ilerler.
CUMALİ
Cumali henüz 18 yaşındayken kız kardeşini, kaçtığı İstanbul’da namus ve töre gereği öldürür. İşlediği cinayet yüzünden 14 yıl hapis cezasına çarptırılır. İstanbul’da bir cezaevine konur. Yattığı cezaevinden 12 yıl sonra iyi halden 2 yıl erken tahliye edilir. Devletin kendisini affetmesine rağmen Cumali içindeki pişmanlıktan kurtulamamıştır. Kendisini töre denen şeyin bir parçası olduğu için affedememektedir. Tek isteği kardeşinin İstanbul’da gömüldüğü yeri öğrenip ondan af dilemektir. Gün içinde hapisteyken sürekli mektuplaştığı, çocukluk aşkı Mediha ile buluşacaktır. Bu aşk gelecekle ilgili planlarını değiştirecektir. (daha fazla…)
3 İdiots

3 İdiots diye bir film izledim. 3 Aptal demek. Normalde pek Hint filmi izlemem. Bu filmi duyunca baktım imdb puanına 8.6 hemen izleyim dedim. İyikide izlemişim. Güzel bir film. Özellikle bilgi ve üniversite hayatı hakkında güzel fikirler veriyor. Dram, komedi, müzik, arkadaşlık, aşk bilimum insanoğlunun ilgilendiği herşey var filmde. Girdim İmdb’ye 9 puan verdim.
“bir dersten kalmanızdan daha kötüsü o dersten en iyi notu en yakın arkadaşınızın almasıdır.”
Cinayet A.Ş.
20 çizgi roman kitaplarından uyarlandı
4 milyar toplam kitap satışı
80 roman, 150 öykü, 19 oyun yazdı
4,7 milyon paund oyundan kazandığı miktar
59 yıldır Fare Kapanı adlı oyunu aralıksız sahneleniyor
4 milyon kitabı dünyada her yıl satılıyor
100 Abd’ de “On Küçük Zenci” adlı kitabın satışı
46 film, 54 Tv filmi ve 29 dizi üretildi
103 kitaplarının çevrildği dil sayısı
9 bilgisayar oyunu üretildi
Hors-la-loi – Kanunsuzlar birde Outside the Law
Cezayir asıllı Fransız auteur Rachid Bouchareb’in tartışma yaratarak Fransız politikacılarının öfkesini çeken bu destansı filmi, Fransız hâkimiyetindeki Cezayir’in bağımsızlığıyla sonuçlanan olayları arka plana yerleştiriyor. 1925’ten 1962’ye uzanan film, evlerini kaybettikten sonra dünyanın dört bir yanına dağılan üç kardeşi izliyor. Kardeşler birbirine bağlı kaderlerinin cilvesiyle Paris’te buluşarak, kendilerini Cezayir’in bağımsızlık mücadelesinin içinde buluyorlar. Kanunsuzlar, bu yıl Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adayı oldu.
Konu bağıımsızlıksa, müslümanlarsa, savaşsa, kardeşlerin dramıysa ne biliyim filmde Jamel Debbouze oynuyorsa izlemeden olmaz. Yani kesin izleyeceksiniz.
Türkçe adı Kanunsuzlar. Mümkünse türkçe Dublaj izlemeyin. Filme puanım 35/5. buda 7 eder.
Ey zahitşaraba eyle ihtiram
Erkan Oğur & İsmail Hakkı Demircioğlu
Ey Zahit Şaraba Eyle İhtiram
(Gülün Kokusu Vardı)
(müzik başlayınca) Erkan Oğur mu bu?
Evet
Gasparyan’la yaptığı “Fuad” o kadar güzel ki…
Sözlere dikkat edebilir miyiz burada?: “Ey zahit şaraba eyle ihtiram / İnsan ol cihanda bu dünya fani / Ehline helaldir nâehle haram / Biz içeriz bize yoktur vebali”. Sonra da “Kandil geceleri kandil oluruz / Kandilin içinde fitil oluruz / Hakkı göstermeye delil oluruz / Fakat kör olanlar görmez bu hali” diye devam ediyor…
Bektaşi mantığı var orada. Anadolu topraklarından her şey çıkmıştır, normal. Alkol sorununa değinmem mi isteniyor burada? (gülüyor) Alkolün insanın bastırdığı, içinde gizlediği ne varsa onu daha rahat ifade edebilmesini sağlayan, kontrol mekanizmasını, “persona”yı devreden çıkaran bir tarafı var. İnsanların gün içinde taşıdıkları ve inanılmaz yorgun düştükleri personadan kurtuluş anını iple çekmelerini bir yerde anlaşılır buluyorum. Ondan sonra ortaya çıkan şey tatmin edici olsa, herkes içsin, sorun yok, ama ortaya çıkan şey geçici ve yüzeysel bence. Şarkıyı yazdıran zihniyete bakarsak, dinsel törende dini cezbeyi ve coşkuyu arttırmak için içilmesi gerekir gibi bir durum var orada. Allah aşkını daha saydam, daha pür, maskesiz olarak,daha akıcı bir kıvama ulaştırma arayışı bu. Aslında çok da iyi bildiğimi söyleyemem Bektaşiliğin kökenlerini. Fakat tasavvufta mevzu, o noktaya, yani aşk sarhoşluğuna –ki sarhoşluk çok kullanılan bir imgedir – o aşkın bizzat kendisiyle gelebilmektedir. Bu tip bir hızlandırıcı, yapay bir dışuyaran, mevzuun kendisiyle çelişiyor bence. Allah aşkından sarhoş olma, cezbeye gelme noktasına kendi iç dinamiklerinle gelmen gerekiyor, maksat o zaten. Bunu alkolle ya da başka bir maddeyle yaptığında sadece taklit etmiş oluyorsun, ayin bir araç olmaktan çıkıyor ve amacın kendisi oluyor bence.
Roll 108
Serkan Seymen – Şablonlar ve Paradokslar
Attilâ İlhan
Kitap imzalatmayı çok severim. Yazarı yakından görmek, onunla sohbet etmek, konuşmasını, davranışlarını çok merak ederim. Tüyap’ta çalışırken Attila İlhan’a kitabı imzalatmıştım. O sene iyiydi. Biraz konuşmuştuk. Ankaradan, kitabevlerinden, şairlerden, Tüyap’taki durumdan. Ben Sana Mecburum kitabını da imzalatmıştım. Bir yıl sonra 2005’te vefat ettiği yıl. Yanına gidip bir merhabalaşmış, halini hatrını sormuştum. Bir gün sonra otele gittiğimde televizyonda ölüm haberini duydum. Yeni tanıştığım fikirlerini yeni öğrendiğim bir yazardı. Allah rahmet eylesin. Hatıra olarakta bu kitap ve imzası kaldı.









