2010 Filmleri
Sinema dergileri 2010 değerlendirmelerine başladı. Altyazı dergisi Şubat sayısı için okurlarından kendi şahsi ‘ilk 10′ film listesini topluyor. Sinema dergilerinden sadece Altyazı ve Arkapencere dergilerini takip ediyorum. İki dergidende gayet memnunum. İkisi arasındaki beğenimde ise Arkapencere daha iyi gibi geliyor. Bedava olmasından çok internet üzerinden kolayca okuyabilmem, her sayıda konusuna göre güzel film seçkileri ve derginin Hitchcock hayranlığı Arkapencereyi daha çekici kılıyor. …Altyazı dergisi ‘ilk 10′ listesini yapmada pek zorlanmadım. Nolan, Haneke, Ricardo Darin, Leanardo Di Caprio, Onur Ünlü, Semih Kaplanoğlu, Kuzey Avrupa ve Güney Kore sineması geçen yılın beğendiğim sinema olayları oldular. 2010 yılında izlediğim eski filmler 2010 filmlerinden daha fazlaydı. İmdb 250 filmi bitirmeye kalkışmam ve bu listenin devamlı bir değişim içinde olması, Ölmeden Önce İzlemem Gereken 1001′in filmin varlığı hangi filmi izliycem konusunda beni biraz zorladı. Şimdilik 2010 filmlerini sıralayım… (daha fazla…)
Kim bilir, belki de ben bir güvercinim?
Fatih Altınöz bir kaç kötü senaryo denemesinden sonra güzel bir kitapla karşımızda. Afilifilintalardaki banner’den görüp kitabı okumaya karar verdim. Murat Menteş’in de referansını unutmamak lazım. Gayet güzel eğlenceli komik ve tirajıkomik olaylar. İsmail abimizle de sıcak bir ortam kuruyorsunuz kitabı okurken. Yanlış düşünüyorsun, yuhh be ismail abi, içindeki sese başlatma ismail abi diyorsunuz. Kitap başladığı gibi bitiyor. Bütün hikaye ismail abimizin kötü düşünceleri. İçindeki iki zıt kişiliğin kapışması. Kızılay Akçağ’dan aldım kitabı metroda okumaya başladım ve aynı günün akşamı sünnet düğünüyle kitabı bitirdim. Kitap bittiğinde İsmail abinin Üçün Birini almasıda hoşuma gitti.. (daha fazla…)
Başörtüsü
Başörtülülerin çok yüce gönüllü oldukları fikrindeyim. Yıllar geçti hala onlardan hiçbir zarar görmedik. Ne kafamıza taş attılar, ne yollarda bize hakaret ettiler, ne de yemeklerimize ilaç koydular. Sıfır. Şaşılacak denli sabırlılar. Yalnızca bir-iki protesto gösterisi, hepsi bu. Dinamit yok, sopa yok, zehir yok. İnanamıyorum yani. Bir insanı bu kadar kışkırtın, bu kadar üzün, millete faydası dokunacağı halde engelleyin, hırpalayın aşağılayın o da sizin suratınıza uçan tekme atmasın ? Hala güler yüzle, anlayışla, kibar bir ifadeyle konuşmaya, bizim gibi barbar şebeklere laf anlatmaya çalışsın. Hz. Eyyub sabrı var başörtülülerde. Ben böyle olgunluk, böyle leydi nezaketi görmedim. Her biri bir prenses asaletiyle hareket ediyor. Ben anında cadılığı ele alırdım. Yetkililere sabun büyüsü falan yapardım. Yarasa kanı kaynatırdım. Paspasa kaplan kemiği çakardım. Şaka bir yana, bu ne be kardeşim.
Koş Forest Koş

Forrest Gump… Zihinsel engelli olmasına rağmen hayatı tesadüflerle dolu, mutlu insan Forrest Gump…Küçük yaştaki zorlukları annesinin desteğiyle aşmaya çalışan bir kişiyken büyüdüğünde hayatındaki zorlukları büyük bir beceri ve şansla yenmiş, mutlu bir şekilde hayatını devam ettirmişitir. Küçük yaşta zihinsel engelli olmasının yanı sıra bedensel engelli de olan Gump, mahalle fırlamalarının zorbalıklarından kaçarken tesadüfen bedensel engelini yenmiş ve yürüyüşü gibi hayatı da her zaman “koş, koş Forrest, koş…” nidasıyla yaşamış ve bütün işlerini zorluklardan kaçarcasına hızlı bir şekilde yenmiştir.
Tom Hanks‘in unutulmaz filmlerinden ödüllü Forrest Gump herkesin arşivinde bulunması gereken büyük mesajlar veren izlenesi, çok güzel bir film… İzleyen herkesin içerisinden kolayca ders çıkarabileceği sevimli bir Amerikan yapımı..
Aşkın gözü kör olabilir. Ama roman aydınlatıcı da olmalı
Şiir ve denemeler yazıyordunuz. Romana yöneldiniz? Bu üç edebi tür, size ne ifade ediyor?
Şiir en cana yakın sanat. Ezberliyorsun ve onu zihninde taşıyorsun. Şiir, seninle birlikte yaşıyor. Deneme kültürel, düşünsel canlılığın teminatlarından biridir. Roman, daha büyük bir sahada oynanan bir oyun. Milan Kundera “Roman bilinçdışını Freud’dan önce, sınıf mücadelesini Marx’tan önce işaret etmiştir” der.
İlk romanınız Dublörün Dilemması ‘yla özgün bir tarz ortaya koydunuz. Korkma Ben Varım ‘da
bu tarzı sürdürdünüz. Roman stilinizin temel özellikleri neler?
Romanda hem anlatım, hem hikayeyle ilgili çok sayıda unsuru hesaba katmak gerekiyor. Metnin bazı düşünsel mesajları taşıması da söz konusu olabiliyor. Ben, okuru hep göz önünde tutuyorum. Onun işini kolaylaştırmaya, onu krallara layık bir şekilde ağırlamaya gayret ediyorum. Hızlı akan yani kısa cümlelerden oluşan, sanatsal nitelikler barındıran, merak uyandırıcı, komik, düşündürücü, sürprizli hikayelerin birbirine eklendiği romanlar yazmaya bakıyorum.
(daha fazla…)
Kimi Sevsem Çıkmazı
“Apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın Bülent?”
“Hangisini?”
“Otomatik yanan, sensörlü lamba.”
“Hayır.”
“Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.”
Önüme baktım.
“Neden kırdın?”
Cevap yok.
“Hasta mısın evladım? Söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle…”
“Kırdımsa kırdım, ne olacak! Çok mu değerliymiş?”
“Lamba senden değerli mi evladım, lambanın a… k……yım, lamba kim? Yöneticiye de dedim. Lambanızı s…yim, kaç paraysa veririz. Sen değerlisin benim için.”
“Beni görünce yanmıyordu baba.”
“Nasıl ya?”
“Görmezden geliyordu, yanmıyordu. Kaç sefer yok saydı beni.”
“E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor.”
“Hadi ya! Sahiden mi?”
“Evet. Ucuzundan takmışlar. Bizimle bir alakası yok.”
Babama sarıldım yıllar sonra.







