<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>M. Sadık Erdoğan Web Bloğu</title>
	<atom:link href="http://msadik.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://msadik.com</link>
	<description>Ellerinden öpenin çok olmasın ey dünya!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Feb 2010 20:03:15 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Gözlerindeki Esrar</title>
		<link>http://msadik.com/benim-sinemalarim/gozlerindeki-esrar.html</link>
		<comments>http://msadik.com/benim-sinemalarim/gozlerindeki-esrar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 18:44:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim Sinemalarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=552</guid>
		<description><![CDATA[
Belayı bulma yolunda leyla&#8217;dan vazgeçmiş hukuk bürosunda görevli bir abimiz. Benjamín Esposito.
Tecavüz edilip öldürülen güzel bir bayan.
Bürodan arkadaşı Sandoval,
Leyla&#8217;nın ta kendisi, büronun müdüresi Irene,
Makdülün kocası Morales.
Eğer o olmasaydı olmazdı. Katil.
Filmi izledikten sonra &#8220;kısasa kısas&#8221; ceza yöntemini ve fotoğraf çektirirken her zaman makinaya bakmanın önemini anladım.
Birde en yakınındakine sevdiğini söyleyemenin dramatik hali.
Federal ajanlıktan emekli olan Benjamin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<p><a href="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/gozlerindeki.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-553" title="gozlerindeki" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/gozlerindeki.jpg" alt="gozlerindeki" width="400" height="232" /></a></p>
<p>Belayı bulma yolunda leyla&#8217;dan vazgeçmiş hukuk bürosunda görevli bir abimiz. Benjamín Esposito.<br />
Tecavüz edilip öldürülen güzel bir bayan.<br />
Bürodan arkadaşı Sandoval,<br />
Leyla&#8217;nın ta kendisi, büronun müdüresi Irene,<br />
Makdülün kocası Morales.<br />
Eğer o olmasaydı olmazdı. Katil.</p>
<p>Filmi izledikten sonra &#8220;kısasa kısas&#8221; ceza yöntemini ve fotoğraf çektirirken her zaman makinaya bakmanın önemini anladım.</p>
<p>Birde en yakınındakine sevdiğini söyleyemenin dramatik hali.<span id="more-552"></span><a href="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/gozlerindekikitap.jpg"><img class="size-full wp-image-562 alignright" style="margin: 5px;" title="gozlerindekikitap" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/gozlerindekikitap.jpg" alt="gozlerindekikitap" width="145" height="232" /></a></p>
<p>Federal ajanlıktan emekli olan Benjamin Esposito, geçmişte tanık olduğu ve içinde yer aldığı gerçek bir öykü üzerine kurulu bir roman yazmaya karar verir. Romanın olay örgüsü 1973&#8242;te Buenos Aires&#8217;te gerçekleşen vahşi bir tecavüz ve onu takip eden cinayetin failini bulma çabalarını konu almaktadır. Kısa bir sure sonra cinayetin acı dolu hatırası üzerine düşünmek, Esposito&#8217;nun güncel yaşamının detaylarını aydınlatmaya başlar ve onu, duygularına ayna tutarak saplantılı bir aşkın ördüğü ağ ile yüzleşmeye zorlar.</p>
<p><strong>Yönetmen</strong>: Juan José Campanella<br />
<strong> Senaryo</strong>: Juan José Campanella, Eduardo Sacheri<strong><br />
Müzik</strong> : Frederico Jusid, Emilio Kauderer<strong><br />
Oyuncular</strong> : Ricardo Darin, Soledad Villamil, Pablo Rago, Javier Godino, Guillermo Francella</p>
<p><a href="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/gozlerindekiesrar.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-556" title="gozlerindekiesrar" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/gozlerindekiesrar.jpg" alt="gozlerindekiesrar" width="400" height="571" /></a></p>
<div class="damn-sexy-bookmarks"><ul class="socials"><li class="damn-sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=PERMALINK&amp;amp;t=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@msadik:++SHORT_TITLE+-+http://ri.ms/xh7p" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=PERMALINK&amp;title=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-comfeed"><a href="PERMALINKfeed" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&bkmk=PERMALINKtitle=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=PERMALINK" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/benim-sinemalarim/gozlerindeki-esrar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayret Makamı – Erkan Oğur</title>
		<link><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/alti-cizili-satirlar/hayret-makami-%e2%80%93-erkan-ogur.html</link>
		<comments><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/alti-cizili-satirlar/hayret-makami-%e2%80%93-erkan-ogur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 11:36:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Altı Çizili Satırlar]]></category>
		<category><![CDATA[Basından]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=541</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
Aslında müzik yapmadığımızı, yalnızca tabiatta mevcut olan bir şeyi keşfettiğimizi söyleyen bir adam. Kendini de müzisyen, besteci filan saymıyor. Belki de şu Bir Ömürlük Misafir’likte konukluğunun karşılığını vermek için çabalayan biri. O yüzden onu musiki makamlarından önce başka bir makamda düşünmek gerekiyor, hayret makamında. Hayret: ‘Biliyorum’ demenin eksilttiği bir makam. Hem her şey onunla başlıyor, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<p><a href="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/erkan_ogur12.JPG"><img class="alignnone size-full wp-image-540" title="erkan_ogur12" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/erkan_ogur12.JPG" alt="erkan_ogur12" width="420" height="271" /></a>Aslında müzik yapmadığımızı, yalnızca tabiatta mevcut olan bir şeyi keşfettiğimizi söyleyen bir adam. Kendini de müzisyen, besteci filan saymıyor. Belki de şu Bir Ömürlük Misafir’likte konukluğunun karşılığını vermek için çabalayan biri. O yüzden onu musiki makamlarından önce başka bir makamda düşünmek gerekiyor, hayret makamında. Hayret: ‘Biliyorum’ demenin eksilttiği bir makam. Hem her şey onunla başlıyor, kendisine ‘büyük’ demeyen herkes bu adeta çocukluğa mahsus makamdan hiç ayrılmamış gibi, varoluşa, kainata, dünyaya, tabiata şaşkın çocuk nazarıyla, saflığıyla bakmanın güzelliğini taşıyor hem de İbn Arabi’nin nitelediği gibi, hayret makamı tasavvufta en son makam oluyor. Başlangıcın ve bitişin aynı olduğu, çocuklukla yüceliğin buluştuğu makam. Şaşkınlık uyandırması doğal.</p>
<p>Zümre-i naci’lerden, yani esenliğe ulaşmış seçkin kimselerden sayılmak, insan-ı kamil mertebesine ulaşmak, dervişmeşrep bilinmek, sufi insan, ‘safi insan’ olmak  ama hiçbir şeyin eri ve ehli olmamak, bunu da istememek. Telvin albümü yayımlandığında şöyle diyordu: “ Kelime manası renkler demek&#8230; Yeşil ya da kırmızının içindeki ton farkı ona karakter veren özellik, o manada renk. Tasavvufi anlamı da bununla ilişkili, insan olarak sıfırdan yok olmaya kadar halden hale geçme&#8230;Bir gidişat, durağan değil. Bir hedefi var, ama ulaşılamayan bir hedef, o da ‘temkin’. Kararlılık demek, karar hali son&#8230; O hale ulaşamıyorsun hiçbir zaman. Ama hayatın ya da tabiatın gidişatı.”</p>
<p><span id="more-541"></span></p>
<p><strong>VELİ ŞAİRLERLE AYNI HİZADA</strong></p>
<p>Telvinden temkine, oradan Hiç’e, nefsin, benliğin yok olduğu, saflığa varılan yere doğru bir yolculuk. “Bir sürü haller içinde halim” diye beyan edilecek bir hal içinde, edep erkan, yol bilen biri. ‘Veli’ diye anılabilecek şairlerin hizasında anılacağına inandığım biri. Müziği sessizliğe</p>
<p>doğru bir yolculuk olarak anlayan, anlatan biri herhalde şiiri de nihayet sözcüklerin de yok olacağı bir ‘hal’ olarak tasavvur etmez miydi? O ‘veli-şair’lerden birinin, Behçet Necatigil’in ‘gurbet, hasret ve hikmet’ diye üç aşamada gördüğü ‘şair burçları’na, sanki bir de ‘hayret burcu’nu eklemek gerekiyor ki, Necatigil gibi, Erkan Oğur gibi sessizliğin pirlerini de ‘alem-i sükut’tan önceki bu son burçta okuyalım. Hayret vadisinde sözden uzaklaşan kim varsa onları da. Sanki Necatigil’in sessizliğinin sese tercümesi gibidir Erkan Oğur. Yine Necatigil’in “Biz bu işin tadındayız. Ne paraya çevrilmez, biz onun ardındayız. Nerdesin dost yanındayız.” dediği gibidir onun da yaptığı ‘iş’e bakışı. Biraz da Edip Cansever’in o ürpertici ve büyüleyici şiirinin ki başlığı bile yeter aslında her şeyi anlatmaya, “Gelmiş Bulundum” şiirinin de müziği gibidir Erkan Oğur’un mırıldandığı:”Benmişim-neymiş?-su sesiymiş/ Oymuş-cam kırıkları gibi gövdemi yakan/Yanağında sardunya kokusuyla yazdan/Kimmiş o gelen ya giden kimmiş/Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş/Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan”. Şiirin başlangıç dizelerini ‘telvin’ diye adlandıralım ki sonu da ‘temkin’ olsun: “Şiirler yazdım, kitaplar okudum/Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum/Derinlerde kaldım böyle bir zaman/Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan/Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları/Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.”</p>
<p>Erkan Oğur da mırıldananlardan, bazen türkülerinin sözlerinin anlaşılmaması bundan, içine söylediğinden. İçinde yalnız değil ama insan içine söylüyor. Yolculuğunu hiçbir yere bağlamak istemiyor, ne bir kitaba ne tasavvufa, en sevdiği kitap dört ciltlik Harput Ahengi. Belki çocukluğun sesini de o ahenkle sürüyor. İnsan kendi sesinin peşinden gider, insanın sesi çocukluğudur aslında, ordan kalmadır. Erkan Oğur’un dinleyene hem tutuk gelen ama hem de hayran bırakan çekingen, içine söyleyen sesinde hala o saflık vardır. Sesindeki incelik, seçimlerindeki yalınlık, insan sesini taklit eden müziğin, o sesin en ‘ilkel’ hali olan çocuğun içinden çıkmasını, kalbinden dökülmesini istediğindendir yeniden. Fuad dediği ‘kalp gözü’dür, onunla söyler.</p>
<p>Tasavvufla ilgisinin bir karıncanınki kadar olduğunu söyler ki cümleleri arasında herhalde bu ‘büyük’lükte başka bir cümle yoktur. ‘İnsan değil de ağaç olsam’ der ya, o da yolculuğa dahildir aslında, durma isteği. Yoksa ‘rumi kopuz, çam göğüslü, dut tekneli, erik saplı dede bağlama’sıyla gözden de gönülden de sazdan da sözden de perdeleri kaldırmak için daha çok seyyahlık edecektir o.</p>
<p>14 Şubat 2010 Pazar -  Hayder Ergülen – Star Pazar Eki<br />
İllüstrasyon: <a href="http://saydanaksit.blogspot.com/" target="_blank">Saydan Akşit </a></p>
<div class="damn-sexy-bookmarks"><ul class="socials"><li class="damn-sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=PERMALINK&amp;amp;t=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@msadik:++SHORT_TITLE+-+http://ri.ms/zaal" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=PERMALINK&amp;title=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-comfeed"><a href="PERMALINKfeed" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&bkmk=PERMALINKtitle=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=PERMALINK" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/alti-cizili-satirlar/hayret-makami-%e2%80%93-erkan-ogur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öyle bir hayat yaşıyorumki</title>
		<link><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/siiriyet/oyle-bir-hayat-yasiyorumki.html</link>
		<comments><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/siiriyet/oyle-bir-hayat-yasiyorumki.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 23:02:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiiriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Nietzsche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=534</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />

Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayati en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki &#8220;söz ver kendine&#8221;
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<p><a href="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/sevgilii.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-550" title="sevgilii" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/sevgilii.jpg" alt="sevgilii" width="400" height="270" /></a><br />
Öyle bir hayat yaşıyorum ki,<br />
Cenneti de gördüm, cehennemi de<br />
Öyle bir aşk yaşadım ki<br />
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.<br />
Bazıları seyrederken hayati en önden,<br />
Kendime bir sahne buldum oynadım.<br />
Öyle bir rol vermişler ki,<br />
Okudum okudum anlamadım.<br />
Kendi kendime konuştum bazen evimde,<br />
Hem kızdım hem güldüm halime,<br />
Sonra dedim ki &#8220;söz ver kendine&#8221;<br />
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,<br />
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,<br />
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.<br />
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayati seyredersin.<br />
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım<br />
Öyle çok değerliymiş ki zaman,<br />
Hep acele etmem bundan, anladım&#8230;</p>
<p>Nietzsche&#8217;den sevgilisi Salome&#8217;ye&#8230;</p>
<div class="damn-sexy-bookmarks"><ul class="socials"><li class="damn-sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=PERMALINK&amp;amp;t=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@msadik:++SHORT_TITLE+-+http://ri.ms/4uoaw" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=PERMALINK&amp;title=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-comfeed"><a href="PERMALINKfeed" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&bkmk=PERMALINKtitle=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=PERMALINK" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/siiriyet/oyle-bir-hayat-yasiyorumki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Münacaat</title>
		<link><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/siiriyet/munacaat.html</link>
		<comments><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/siiriyet/munacaat.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 18:15:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiiriyet]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=496</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylâk
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<p><img class="alignright" style="margin: 8px;" title="gelsedetrenden" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/01/i-ozel.jpg" alt="" width="140" height="179" />Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı<br />
ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylâk<br />
büklümlerinin içten ve dışardan<br />
sarmaladığı günlerde<br />
bir zamandı<br />
heves ettim gölgemi enginde yatan<br />
o berrak sayfada gezindirsem diye<br />
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.</p>
<p>Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi<br />
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için<br />
halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti<br />
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise<br />
vay ki gençtim<br />
ölümle paslanmış buldum sesimi.</p>
<p>Hata yapmak<br />
fırsatını Adem&#8217;e veren sendin<br />
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana<br />
gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda<br />
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi<br />
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne<br />
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak<br />
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini<br />
tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş<br />
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.<br />
<span id="more-496"></span><br />
Çeşme var, kurnası murdar<br />
yazgım<br />
kendi avucumda seyretmek kırgın aksimi.</p>
<p>Gençtim ya, ne farkeder deyip geçerdim<br />
nehrin uğultusu da olur, dalların hışırtısı da<br />
gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert veya verem<br />
ne fark eder demişim<br />
bilmeden farkı istemişim.<br />
Vay beni leylâk kokusundan çoban çevgenine<br />
arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!<br />
Yola madem<br />
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım<br />
hava bozar, yüzüm eğik giderdim yine<br />
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar<br />
yola devam ederdim.</p>
<p>Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim<br />
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın<br />
onunla ben<br />
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.<br />
Bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.</p>
<p>Oysa bu sürgün yeri, bu pıtraklı diyar<br />
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde<br />
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık<br />
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için<br />
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık<br />
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce<br />
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık<br />
ah, bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı<br />
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız<br />
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık<br />
gönendi dünya bundan istifade<br />
dünya bayındırladı:<br />
Bir yakış, bir yanış tasarımı beride<br />
öte yakada benî âdem<br />
her gün küsülü kaldık.</p>
<p>Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan<br />
artık bu yaşa erdirdin beni, anladım<br />
gençken almadın canımı, bilmedim<br />
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş<br />
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer<br />
çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış<br />
insanın insana raptolduğu cevher.</p>
<p>Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Yarabbi<br />
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu<br />
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde<br />
bileyim hangi suyun sakasıyım Ya Rabbelalemin<br />
tütmesi gereken ocak nerde?<em></em></p>
<div class="damn-sexy-bookmarks"><ul class="socials"><li class="damn-sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=PERMALINK&amp;amp;t=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@msadik:++SHORT_TITLE+-+http://ri.ms/0cv1h" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=PERMALINK&amp;title=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-comfeed"><a href="PERMALINKfeed" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&bkmk=PERMALINKtitle=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=PERMALINK" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/siiriyet/munacaat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelse de trenden</title>
		<link><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/siiriyet/gelse-de-trenden.html</link>
		<comments><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/siiriyet/gelse-de-trenden.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 22:36:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiiriyet]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman çobanoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=480</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
gelse de trenden ikimiz insek
camları buğulu iki tas çorba
bir kitap &#8212; çantana korkup tutunmuş
kâğıdı samandan şiiri zorba
ve o hışırdayan uykudan geçsek
sobanın ayrımsız adaletinden
çok büyük bir yağmur işte başlamış
kimse çıkmayacak bugün evinden
böyle susuyorum ben çok değiştim
sense nasıl denir &#8212; hâlâ o kızsın
dinle ağlayarak çıkrık sesini
işte şu dünyada yapayalnızsın
her neyi dilesek burada olmaz
en büyük erdemi bunun, susamak
yalar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<p><img class="alignright" style="margin: 8px;" title="gelsedetrenden" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/2009/12/gelsedetrenden.jpg" alt="" width="167" height="250" />gelse de trenden ikimiz insek<br />
camları buğulu iki tas çorba<br />
bir kitap &#8212; çantana korkup tutunmuş<br />
kâğıdı samandan şiiri zorba</p>
<p>ve o hışırdayan uykudan geçsek<br />
sobanın ayrımsız adaletinden<br />
çok büyük bir yağmur işte başlamış<br />
kimse çıkmayacak bugün evinden</p>
<p>böyle susuyorum ben çok değiştim<br />
sense nasıl denir &#8212; hâlâ o kızsın<br />
dinle ağlayarak çıkrık sesini<br />
işte şu dünyada yapayalnızsın</p>
<p>her neyi dilesek burada olmaz<br />
en büyük erdemi bunun, susamak<br />
yalar yarasını içte bir geyik<br />
hepsi bu kadardır: adı yaşamak</p>
<p>Süleyman Çobanoğlu</p>
<div class="damn-sexy-bookmarks"><ul class="socials"><li class="damn-sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=PERMALINK&amp;amp;t=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@msadik:++SHORT_TITLE+-+http://ri.ms/uf1l" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=PERMALINK&amp;title=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-comfeed"><a href="PERMALINKfeed" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&bkmk=PERMALINKtitle=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=PERMALINK" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/siiriyet/gelse-de-trenden.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ah, güzel Ahmet abim benim!</title>
		<link><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/benim-sinemalarim/475.html</link>
		<comments><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/benim-sinemalarim/475.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Dec 2009 10:34:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benim Sinemalarım]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet uluçay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
Değer miydi ömrünü sinema diye bir hülyanın peşinde harcamaya? Değerdi&#8230; Bozkırın ortasındaki o küçücük köyden birini tanımıyoruz. Kimse de tanımayacak. Ama Ahmet Uluçay diye birini hep güzel bir gülümsemeyle, iyi şeylerle, mutlu anlarla hatırlayacağız Ahmet abi, hatırlayacaklar..
Sinema değildi senin derdin aslında. İçindeki huzursuzluğu dindirmekti. Çığlıktı, sesti, seslenmekti. Kıyamet koparmaktı belki. Bin yıllardır o kayaların dibinde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<p><img class="alignleft" style="margin: 8px;" title="ahmetulucay" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/2009/12/ahmet_ulucay.jpg" alt="" />Değer miydi ömrünü sinema diye bir hülyanın peşinde harcamaya? Değerdi&#8230; Bozkırın ortasındaki o küçücük köyden birini tanımıyoruz. Kimse de tanımayacak. Ama Ahmet Uluçay diye birini hep güzel bir gülümsemeyle, iyi şeylerle, mutlu anlarla hatırlayacağız Ahmet abi, hatırlayacaklar..</p>
<p>Sinema değildi senin derdin aslında. İçindeki huzursuzluğu dindirmekti. Çığlıktı, sesti, seslenmekti. Kıyamet koparmaktı belki. Bin yıllardır o kayaların dibinde, o ağaçların altında yatan sessizliği uyandırmaktı. Bunu yapacaktın sen, yaptın. Sinemayla olmasa şiirle, romanla, o da olmasa türkü söyleyerek yapacaktın. Biz, taşranın huzursuz çocuklarıydık Ahmet abi; ezeli mağluplar, imanlı Cioran&#8217;lardık bir bakıma! İçimizde birikmiş bir acı vardı; bir şey yapmasak, çığlık atmasak ölürdük kederden.</p>
<p><span id="more-475"></span></p>
<p>Sen sinemanın şairiydin Ahmet abi. &#8216;Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak&#8217;, bu toprakların gördüğü en yerli, en samimi, en lirik taşra şiiri değil miydi! &#8216;İnsan yaşadığı yerlere benzer&#8217; Ahmet abi. Öyle diyordu ya Edip Cansever: &#8220;O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer / Suyunda yüzen balığa / Toprağını iten çiçeğe / Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine&#8230;&#8221; Sen, o bozkırın pürüzsüz mavi göklerine, güneşli düzlüklerine, serin koytaklarına, suyu çekilmiş dere yataklarına, ıssız istasyonlarına benzerdin Ahmet abi. O meşeliklerde cıvıldaşan kuşlar, ince ince atan yağmurlar, ufku kıpkızıl kapatan akşamüstüleri, o çok sevdiğin gölgeler, sen eksildiğin için, yüzlerine bakıp heyecanlanan biri kalmadığı için kederlere bürünmüştür.</p>
<p>Biz yaşadığımız köylere benzeriz Ahmet abi! Öyle ıssız, öyle yakıcı, öyle yalnız ve inatçı&#8230; Senin ne güzel inadın vardı! Bozkırda bir deniz kabuğu gördüğün gün, aklın nasıl yerinden gitmiş, dünyan değişmişti! Bozkıra okyanus getirmek gibi imkânsız bir aşkın peşine kapılıp gitmiştin. Tekerlekli sandalyelerde, ağır aksak kamera arkasında&#8230; &#8216;Bu filmi çekmeden ölmeyeceğim&#8217; diyordun. O film sendin Ahmet abi. O bozkırda deniz kabuğu olan sendin!</p>
<p>Güzel adamdın Ahmet abi. Biz güzel çocuklarıydık taşranın. Derdimiz, kendimizleydi; kimseyle alıp vereceğimiz yoktu. Sen karpuz kabuğundan gemiler yaparak olmazları oldurdun. Köy çocuklarının utangaç aşklarını dünyaya duyurdun ve küfrün, en güzel onların ağzına yakıştığını&#8230; Az şey mi, bozkırın çocuklarına okyanusu gösterdin Ahmet abi! Bir gün, biri gelip senin filmini de çekecektir. Hoş çekmese ne olur! Değil mi ki, o ıssız köyde bir derviş gibi yaşadın. O bozkırı, uzayıp giden o tren yollarını, ovaları güzelleştirdin. Yıllar, yıllar sonra bile insanlar, &#8216;buralarda bir güzel adam yaşadı&#8217; diyecekler. Deli miydi, veli miydi; hayal miydi, gerçek miydi bilinmez&#8230; Ama güzel adamdı vesselam!</p>
<p>Sen şimdi öldün mü, güzel Ahmet abim benim!</p>
<p>Sinema gibi çirkefi çok bir pazarın dışında durarak, uzaktan tertemiz sanatını yaptın. İnsanın yalnız sanatıyla da var olabileceğini gösterdin. Dünya bir gölgelikti Ahmet abi, biliyorduk. Hem, &#8220;Her yere yetişilir / Hiçbir şeye geç kalınmaz&#8221;dı. Ölüme de geç kalınmıyor Ahmet abi, geç kalınmıyor. Sıramız gelince biz de ardımıza bakmadan geleceğiz. Kim bilir, orada konuşacak ne çok şeyimiz olacak&#8230; Nur içinde yatasın, güzel Ahmet abim benim.</p>
<div class="damn-sexy-bookmarks"><ul class="socials"><li class="damn-sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=PERMALINK&amp;amp;t=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@msadik:++SHORT_TITLE+-+http://ri.ms/uzjd4" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=PERMALINK&amp;title=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-comfeed"><a href="PERMALINKfeed" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&bkmk=PERMALINKtitle=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=PERMALINK" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/benim-sinemalarim/475.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitabın kapağında silahı gösterip içeride patlatıyorum</title>
		<link><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/alti-cizili-satirlar/okudum-bitti/kitabin-kapaginda-silahi-gosterip-iceride-patlatiyorum.html</link>
		<comments><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/alti-cizili-satirlar/okudum-bitti/kitabin-kapaginda-silahi-gosterip-iceride-patlatiyorum.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 18:44:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okudum Bitti]]></category>
		<category><![CDATA[korkma ben varım]]></category>
		<category><![CDATA[murat menteş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=469</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />

Murat Menteş, &#8216;Dublörün Dilemması&#8217;ndan yıllar sonra ikinci romanı &#8216;Korkma Ben Varım&#8217;ı yayımladı. Dört yılda tamamlanan kitabın, bir ay içinde ikinci basımı yapıldı. Hareketli anlatımıyla kendine özgü bir roman dili kuran; birbiri ardına icat ettiği macera ve sürprizlerle okuru sürekli uyanık tutan Menteş, Çehov&#8217;a atıfla, &#8220;Ben de kapakta silahı gösteriyor, içeride patlatıyorum.&#8221; diyor.
Bugünlerde farklı bir şeyler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<p><img class="alignnone" style="margin: 8px;" title="muratmentes" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/2009/12/muratmentes.JPG" alt="" width="400" height="350" /><br />
Murat Menteş, &#8216;Dublörün Dilemması&#8217;ndan yıllar sonra ikinci romanı &#8216;Korkma Ben Varım&#8217;ı yayımladı. Dört yılda tamamlanan kitabın, bir ay içinde ikinci basımı yapıldı. Hareketli anlatımıyla kendine özgü bir roman dili kuran; birbiri ardına icat ettiği macera ve sürprizlerle okuru sürekli uyanık tutan Menteş, Çehov&#8217;a atıfla, &#8220;Ben de kapakta silahı gösteriyor, içeride patlatıyorum.&#8221; diyor.</p>
<p>Bugünlerde farklı bir şeyler okumak derdindeyseniz, Murat Menteş&#8217;in yeni romanı Korkma Ben Varım tam size göre. Dili ve kurgusuyla farklı, hareketli, sürprizlerle dolu bir roman. Aşk, dostluk, intikam, yalnızlık ve şiddetin ustaca harmanlandığı romanı Menteş 4 yılda tamamlamış. İlk romanı Dublörün Dilemması ile dikkat çeken yazarın ikinci kitabı için daha &#8220;usta işi&#8221; bir roman diyebiliriz. Okurun ilgisini esirgemediği romanın bir ay içinde ikinci basımı yapıldı. Biz sorduk, Murat Menteş &#8220;Korkma Ben Varım&#8221;ı anlattı.<span id="more-469"></span></p>
<p><strong>Roman hepimizin bildiği kelimelerle yazılmış. Ama bu tanıdık kelimeler Murat Menteş&#8217;in kaleminde özgün, yepyeni anlamlarla karşımıza çıkıyor&#8230;</strong></p>
<p>Onu boşverin. Size şunu söyleyeyim: Dil, modern çağda siyasî ve düşünsel söylem alanı olarak algılandı. Edebiyat alanında, bir sözün anlamı ve değerinin, o sözün edebi niteliğiyle sıkı sıkıya ilişkili olduğu fikri öne çıkmadı. Dolayısıyla edebiyat, ya ideoloji ve siyasetin gerisinde ya da gölgesinde kaldı. Siyasetçiler, medya mensupları, akademisyenler&#8230; Edebiyat bilmeleri gerektiği fikrinden uzak yaşıyorlar. Bence, edebiyat alanında göz ardı edilemeyecek bir enerji üretilebilirse, o zaman gerçek bir iş yapılmış olacak. Ülkemizdeki edebiyat ödüllerinin yerel seçimler ya da popstar yarışmaları yanında ne kadar sönük kaldığını bir düşünelim&#8230; Çok mu karışık konuştum?</p>
<p><strong>Yoo, aslında değil. Murat Menteş romanda neyin peşinde? Ne tür bir yenilik sunuyorsunuz?</strong></p>
<p>Tuhaf ama bu konuda çok kesin bir şey söyleyemem. Edebiyat alanında iş okurda biter. Temelde, kitabıma ödenen paraya değecek metinler yazmaya özen gösteriyorum. (Gülümsüyor.)</p>
<p><strong>Korkma Ben Varım, hem kurgusu hem de diliyle hareketli, hızlı bir roman. Bu hareketliliğin, akıcılığın çağımızla ilgisi var mı?</strong></p>
<p>Var elbette. Önce bir açıklama yapayım: Romanları &#8216;piyasa&#8217; ve &#8216;kitleyle&#8217; ilişkisi bakımından ikiye ayırmak mümkün: Eğlence sektörünün parçası olanlar, edebiyat eseri olanlar. Popüler romanlarda anlatım akıcıdır, olaylar belli bir popüler içerik gözetilerek tanzim edilmiştir. Edebi eserlerde ise daha farklı yoğunluklar göze çarpar. Ben, günümüz koşullarının, insanları &#8216;okuyucu&#8217; olmaktan alıkoyduğu fikrindeyim. Bu nedenlerle, edebi seviyesi yüksek bir metni, okuyanın bağlanabileceği bir tarzda düzenlemeyi gözetiyorum.</p>
<p><strong>Klişe bir ifade vardır. &#8220;Şair dizelerini kurarken bir kuyumcu titizliğinde işlemiş kelimeleri&#8221; diye. Sizin de cümleleriniz öyle. Bu roman nasıl bir sürecin sonunda ortaya çıktı?</strong></p>
<p>Kuyumcu titizliği hepimize lazım. Titizlik olmadan, hassasiyet, dikkat olmadan hiçbir işte üstün bir seviye tutturulamaz. Romanı yazmam tam 4 yıl sürdü. Halbuki, Dublörün Dilemması&#8217;nı 8-10 ay civarında yazmıştım. Bu 4 yıl içinde, aynı dönemde üç ayrı işte çalıştığım oldu.</p>
<p><strong>Bir de ünlü çizer Ersin Karabulut, romanın bölümlerinden birini çizmiş. Metin birdenbire çizgi romana dönüşüyor, sonra tekrar normale dönüyor. Bu fikir nereden çıktı, Ersin Karabulut&#8217;la nasıl bir çalışma yürüttünüz?</strong></p>
<p>Bu, bildiğim hiçbir romanda olmayan bir atraksiyon. Anlatının bir parçası olarak tasarlanmış bir çizgili bölüme hiç rastlamadım. Öyle birden aklıma geliverdi. Türkiye&#8217;de en sevdiğim çizer Ersin Karabulut. Cidden olağanüstü bir yeteneğe sahip. Kendisine teklifte bulundum. Önce biraz temkinli yaklaştı, sonra &#8216;tamam&#8217; dedi. Hakikaten benim umduğumdan daha güzel çizdi bölümü. Kitabın en güzel sayfaları ona aittir. Kapağı da Ersin tasarladı. Ben sadece nasıl bir şey olabileceği konusunda bir iki sahne tarif ettim, hepsi bu.</p>
<p><strong>Romanınızı okurken çok güldüğümü söylemeliyim. Burada kullanılan argo sözcüklerin patenti size mi ait?</strong></p>
<p>Valla çoğu için ben Hulki Aktunç&#8217;un sözlüğünden istifade ettim. Kitapta argo konuşan bir yan kahraman var. Onun haricinde gangsterler ve sıradan suçluların da bazı argo tabirler kullandıkları oluyor. Argo aslında muhitten muhite değişen bir lisandır. Ben argodan ziyade bazı deyimsel sözler yazdım. &#8220;At, pirenin ayağına gitmez&#8221; gibi.</p>
<p><strong>Romanda kullandığınız epigraflar ve atasözlerinin hepsi sahiden gerçek mi? Bunların çoğunu sizin uydurduğunuz söyleniyor. Bazıları da hakikaten kuşku uyandırıcı?</strong></p>
<p>Epigrafları, metinlerin istikameti hakkında fikir versin diye kullanıyorum. Bazılarını da evet, itiraf edeyim, madem yeri geldi, ben uyduruyorum. &#8220;İnsan kaderinde olmayan şeylerden kaçınmalı&#8221; filan gibi.</p>
<p><strong>Gönül İşleri Bakanlığı gönül ehli bir heyet kuruyor. Mülakatı ya da testi geçen AŞKart&#8217;ı almaya hak kazanıyor. Aşk test edilir mi?</strong></p>
<p>Edilemez. Zaten onu anlatıyorum. Kur&#8217;an&#8217;da belirtildiği gibi &#8220;Kalplerde olanı yalnızca Allah bilir.&#8221;</p>
<p><strong>Romanda Aziz İstanbul edebiyat üzerine büyük laflar ediyor. Mesela diyor ki: &#8220;Birbirimizi hakikaten tanımamız, sahiden anlamamız, derinden kavramamız edebiyat sayesindedir.&#8221; Siz de böyle mi düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Aziz Bey&#8217;e katılıyorum evet. Dahası, edebiyat bilmezsek, derinlikli, incelikli, esaslı düşüncelere varamayız. Dilimizin imkanlarını genişletmedikçe, zihin açıklığına, geniş bir ufka kavuşamayız.</p>
<p><strong>İki romanınızın kapağında silah var. Silahla bu yakınlık nereden geliyor? Silah okura ne söylüyor?</strong></p>
<p>Gogol&#8217;ün ya da Çehov&#8217;un bir sözüdür: &#8220;Bir oyunda, bir sahnede silah göründü mü, mutlaka patlamalı.&#8221; Ben de kapakta silahı gösteriyorum, içeride patlatıyorum.</p>
<p><strong>Kitaptan&#8230;</strong></p>
<p>&#8220;Şebnem, susamlı akide şekerim, saraya sızmış lunapark balerinim;</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Şebnem ne çok melek var yüzünde, tebessümün için binlercesi çalışıyor olmalı.</p>
<p>Şebnem niye böyle? Aşkın, patlayan bir okyanusun tozları gibi saçılıyor.</p>
<p>Şebnem kediler geliyor, apartman boşluğuna doğrudan bana miyavlıyorlar, sanki senden bahsediyorlar, dikkatle bakıyorum.</p>
<p>Şebnem zarflar açıyorum, faturalar çıkıyor içinden. Sanki senden bir haber gelecek, senin el yazın, imzan olacak&#8230;Öyle saçma, küçücük, tülbent boncuğu gibi umutlar pıt pıt içimde beliriyor.</p>
<p>Şebnem uçaklar geçiyor. Uçakları sanki sen kullanıyorsun.</p>
<p>Hey şeyde sana dair bir ipucu, bir işaret seziyorum.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>(Müntekim Gıcırbey&#8217;in okunmamış aşk mektuplarından, s.295)</p>
<p>Murat Tokay &#8211; Zaman Gazetesi<br />
29 Kasım 2009, Pazar</p>
<div class="damn-sexy-bookmarks"><ul class="socials"><li class="damn-sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=PERMALINK&amp;amp;t=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@msadik:++SHORT_TITLE+-+http://ri.ms/e7yie" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=PERMALINK&amp;title=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-comfeed"><a href="PERMALINKfeed" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&bkmk=PERMALINKtitle=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=PERMALINK" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/alti-cizili-satirlar/okudum-bitti/kitabin-kapaginda-silahi-gosterip-iceride-patlatiyorum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anadolu&#8217;dan Ezgiler</title>
		<link><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/anadoludan-ezgiler.html</link>
		<comments><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/anadoludan-ezgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:41:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[djivan gasparyan]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=467</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
Duduk ustası Gasparyan ile Erkan Oğur&#8217;un çıkaracağı albüm, müzikseverleri hüzünlü bir yolculuğa çıkaracak. Albümden önce verecekleri konser 1 Ağustos&#8217;ta.
Ermenistan&#8217;ın dünyaca ünlü duduk sanatçısı Djivan Gasparyan, bir konuşmasında İstanbul&#8217;da konser vermeden ölmeyeceğim demişti. Gasparyan, geçtiğimiz yıl 7. Uluslararası Caz Festivali kapsamında verdiği konserle muradına erdi.
Bu konserden önce Gasparyan ile yaptığımız söyleşi de &#8220;En büyük düşünüz gerçek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<p>Duduk ustası Gasparyan ile Erkan Oğur&#8217;un çıkaracağı albüm, müzikseverleri hüzünlü bir yolculuğa çıkaracak. Albümden önce verecekleri konser 1 Ağustos&#8217;ta.</p>
<p>Ermenistan&#8217;ın dünyaca ünlü duduk sanatçısı Djivan Gasparyan, bir konuşmasında İstanbul&#8217;da konser vermeden ölmeyeceğim demişti. Gasparyan, geçtiğimiz yıl 7. Uluslararası Caz Festivali kapsamında verdiği konserle muradına erdi.</p>
<p>Bu konserden önce Gasparyan ile yaptığımız söyleşi de &#8220;En büyük düşünüz gerçek oluyor, bundan sonraki isteğinizi öğrenebilir miyiz?&#8221; demiştik. O da &#8220;Erkan Oğur ile bir albüm yapmak isterim.&#8221; demişti. Djivan Gasparyan&#8217;ın bu talebini gazetelerden öğrenen Kalan Müzik&#8217;in sahibi Hasan Saltık, hemen sanatçıyla görüşüp, onu Erkan Oğur ile bir araya getirmiş ve ortak bir proje için çalışmalara başlamışlardı. Bu çalışmalar bir yıl boyunca aralıklarla devam etti. Gasparyan pek çok kez İstanbul&#8217;a gelerek Oğur ile stüdyoya girdi. Müzikseverler yakında piyasaya çıkacak olan bu albümü merakla bekliyorlar; ancak ondan önce, Djivan Gasparyan-Erkan Oğur ikilisinin Harbiye Açık Hava Tiyatrosu&#8217;nda vereceği konser sürpriziyle karşılaştılar.<span id="more-467"></span></p>
<p><strong>Harput-Erivan hattı </strong></p>
<p>Ağaca ses veren adam olarak bilinen ve &#8216;duduk&#8217;un hüznüyle gönülleri fetheden Ermeni sanatçı Djivan Gasparyan, 70 küsur yaşına rağmen performansıyla göz dolduruyor. Gasparyan tüm dünyaca tanınan etnik müzik sanatçısı olsa da, müziği içerisinde sadece Ermeni ezgileri yok. Gasparyan&#8217;ı dinlerken tanıdık ezgilere rastlamak içten bile değil. Anadolu&#8217;nun hüzünlü ezgilerini, Ermeni ezgileriyle karıştırıyor. Gürcü, Azeri, Abhaz, Roman, Macar, Bulgar, Rus, Yahudi gibi çevre halkların müziklerini incelediğini belirten Gasparyan, &#8220;Kendime hep yakın bulduğum, en çok yoğunlaştığım ise Türk müziği.&#8221; diyor.</p>
<p>Duduk enstrümanının adı milletlere ve coğrafyaya göre farklılık gösteriyor. Azeriler dut ağacından yaptıkları bu enstrümana &#8216;balaban&#8217; diyorlar. Dağıstanlıların kızılcık ağacından yaptıkları ve &#8216;yastı balaban&#8217; dedikleri bu çalgı, Türkiye&#8217;de mey olarak anılıyor.</p>
<p>Erkan Oğur, &#8216;Djivan Gasparyan ile dede ile torun gibiyiz.&#8217; diyor ve onun bunca yaşına rağmen bitmek, tükenmek bilmeyen enerjisine hayran olduğunu belirtiyor. Şimdilik adı konulmayan albüm, alışılmışın dışında bir çalışma. Daha çok Doğu Anadolu yöresinin temalarının çalındığı albüm yer yer doğaçlamayla devam ediyor. Yemen Türküsü&#8217;nün de bulunduğu üç türkü var; ancak caz havasında folka yakın bir albüm. Ayrıca albümün baştan sona akustik bir yanı var. Djivan Gasparyan ile Erkan Oğur birlikteliği bir anlamda Harput-Erivan üzerinde bir yolculuğu andırıyor. Teması hüzün, gurbet ve yokluk olan bir yolculuk bu. Bu yolculuğun araçları ise yanık ezgiler dışında, Gasparyan&#8217;ın &#8216;bacı kardaş&#8217; dediği duduk, perdesiz gitar, kopuz ve kemençe. Gasparyan &#8216;duduk&#8217;la yanık ezgilerini yorumlarken, Erkan Oğur da yanık sesiyle türkü söylüyor. İki ustaya klasik kemençesiyle Derya Türkan eşlik ediyor.</p>
<p>Projenin müzik yönetmeni Erkan Oğur, amaçlarının &#8216;müzikal birlik&#8217; olduğunu söylerken &#8220;Bir ana iskelet var ortada, onun etrafında dönüyoruz. Çoğu Türk, Ermeni müziğini, Ermeniler Türk müziğini tanımıyor. Bu, iki halk arasındaki gerginliğin sürmesine yol açıyor. Biz güne umutla, heyecanla bakmalıyız. Kötülüğün galip gelmemesi için elimizden geleni yapmalıyız. Buraya gelişimin nedeni tek: İki Tanrı yok, tek bir Tanrı var insan için, tüm dünya insanlığı için. Hepimiz onun evlatlarıyız.&#8221; diyor. Her iki taraf da iddialı değiller; ama yaptıkları işin kalitesinden eminler. &#8220;Bu albüm sadece Türkiye ve Ermenistan&#8217;da konuşulmayacak, ünü Amerika&#8217;ya kadar ulaşacak.&#8221; diyorlar. (Abdullah Kılıç)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Djivan Gasparyan kimdir?</p>
<p>Erivanlı duduk (mey) ustası Djivan Gasparyan, ilk olarak 1989 yılında Peter Gabriel&#8217;in, Martin Scorsese&#8217;nin Günaha Çağrı filmi için yaptığı soundtrack&#8217;le dikkat çekti.</p>
<p>Ardından da Kronos Quartet ve Los Angeles Filarmoni Orkestrasy ile yaptığı çalışmalarla gündeme geldi. 1989 yılında yaptığı I Will Not Be Sad In This World adlı solo albümünden sonra dört albüm daha çıkaran Gasparyan, kayısı ağacından yapılma bu ilginç çalgıyla ruhumuzun derinliklerine kadar nüfuz ederek bizi bambaşka boyutlara götürüyor.</p>
<div class="damn-sexy-bookmarks"><ul class="socials"><li class="damn-sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=PERMALINK&amp;amp;t=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@msadik:++SHORT_TITLE+-+http://ri.ms/jq7xc" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=PERMALINK&amp;title=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-comfeed"><a href="PERMALINKfeed" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&bkmk=PERMALINKtitle=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=PERMALINK" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/anadoludan-ezgiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bestenin Varlığına İnanmıyorum</title>
		<link><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/bestenin-varligina-inanmiyorum.html</link>
		<comments><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/bestenin-varligina-inanmiyorum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:37:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=465</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
Eşkıya filmine yaptığı müzikler, özellikle de kendine has Fırat&#8217;ın Türküsü yorumuyla -biraz geç olmakla birlikte- keşfettiğimiz Erkan Oğur&#8217;la yeni albümü enstrümantal Hiç&#8217;i ve müzikal arayışlarını konuştuk. &#8220;Hiç&#8221; ne ifade ediyor? Söz mü, ses mi? Perdesiz gitarla tanıdık Oğur&#8217;u. Bestenin varlığına inanmıyor arkan ve dünya müziği
Sessiz sedasız raflarda yerini aldı Bir Ömürlük Misafir. Aldı almasına da, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<p>Eşkıya filmine yaptığı müzikler, özellikle de kendine has Fırat&#8217;ın Türküsü yorumuyla -biraz geç olmakla birlikte- keşfettiğimiz Erkan Oğur&#8217;la yeni albümü enstrümantal Hiç&#8217;i ve müzikal arayışlarını konuştuk. &#8220;Hiç&#8221; ne ifade ediyor? Söz mü, ses mi? Perdesiz gitarla tanıdık Oğur&#8217;u. Bestenin varlığına inanmıyor arkan ve dünya müziği</p>
<p>Sessiz sedasız raflarda yerini aldı Bir Ömürlük Misafir. Aldı almasına da, sessizliği bir yıl gibi uzun bir süre devam etti. Uzun sessizlik Eşkıya filmiyle yerini bir harekete, bir meraka bıraktı. İnsanlar biraz gecikmiş olarak, Erkan Oğur&#8217;u keşfettiler; ilk albümün ve filmin melodilerinin hemen hemen aynı olmasına rağmen&#8230; <span id="more-465"></span></p>
<p>Sevdiler. Çünkü kendi yaptığı perdesiz gitarın esrarengiz tınısı insanların merakını uyandırdı, müziğindeki yalınlık insanlara huzur verdi ve sesinin derinliği insanları müziğine kilitledi. Hiç&#8217;i bu duygular içinde müzik marketlerden alanlar, doğrusu biraz hayal kırıklığına uğradılar.</p>
<p>Bildiğimiz türkülerin (Tutam Yar Elinden, Dedim Kız Yaşın Nedir gibi) enstrümantal olarak seslendirildiği albümdeki parçalardan bir tanesi Erkan Oğur&#8217;un albüm çalışmaları sırasında doğan kızı Gonca&#8217;ya hediye ettiği Dede ile Balta. Düzenleme, yönetmenlik ve repertuar seçimlerini Erkan Oğur ve Okan Murat Öztürk&#8217;ün birlikte yaptığı albüm, son aylarda önemli arşiv müziklerini dinlememize vesile olan Kalan Müzik tarafından çıkartıldı.</p>
<p>&#8220;Hiç&#8221; ne ifade ediyor?</p>
<p>Okan Murat Öztürk Hiç için, istenildiğinde güzel paylaşımlar yaşanabileceğine dair samimî bir örnek diyor. Sizin için nasıl bir paylaşım oldu?</p>
<p>Yaklaşık bir yıl önce, iyi niyetli ve iyi müzik yapmak isteyen birkaç kişi yardımcı olabileceğim düşüncesiyle beni aradı. Ne olduğunu bilmedikleri ama insanların dinleyebilecekleri enstrümantal bir çalışma yapmak istediklerini, benim böyle bir çalışmayı yürütüp yürütemeyeceğimi sordular. O aralar vaktim olmadığından, yalnızca bir iki parça çalabileceğimi söyledim. Repertuarı tespit ettik. Aranjman ve düzenlemeyi onlar üstlendi. Bir iki parça kaydedildi. Sonra istenildiği gibi olmayacağı görüldü; genel havası, düzenleme mantığıyla&#8230; Bunun üzerine yönetim ve düzenlemeyi de benim yapmamı istediler. Ben de Ankara&#8217;dan aynı zamanda arkadaşım olan Okan Murat&#8217;ı arayıp, birlikte yapalım dedim. İçerik, biraz tasavvufi, biraz ahlaka yönelik repertuarın enstrümantal yorumu oldu.</p>
<p>Okan Murat Öztürk&#8217;le daha önce birlikteliğiniz var mıydı?</p>
<p>Kayıt şeklinde yoktu ama eskiden tanıdığım bir arkadaşım, iyi bir müzisyen, jeolog. Bağlamayı da iyi çalıyor. Onunla zaman zaman müzik alışverişimiz oluyordu, hem düşünce bazında, hem repertuar araştırması, hem bağlama tekniklerinin geliştirilmesi anlamında&#8230;<br />
&#8216;HİÇ, yoktan iyidir&#8217; diyorsunuz. Bu bir çeşit gönderme mi, yoksa oldukça mütevazı bir çalışma mı?</p>
<p>Hiç aslında her şeyi içereni temsil ediyor. Albümdeki müziklerin sözlerine bakıldığında, insan, kâinat, zaman, duygu, ahlak gibi kavramları tartan bir bütünlük görülüyor. Her şeyi aşıyor ve bir yerlere gidiyorsunuz&#8230; Ama sonunda ulaştığınız yer bir boşluk. Onun için soyut bir şey olmasını istedim ismin. Biraz da halk arasında &#8216;hiç&#8217; bilinmiyor, anlaşılmış değil. Belki de birkaç kişi tarafından anlaşılır, farkına varılır diye düşündüm.<br />
Müzikal anlamda bir gönderme geçti mi aklınızdan?</p>
<p>Hayır. Bizim, yaptığımız müziği kimseyle kıyaslama, tartma, rekabet etme gibi bir derdimiz olmadı. Çünkü bizim yaptığımız doğrudur, öbürleri yanlıştır diye bir şey yok.</p>
<p>Söz mü, ses mi?</p>
<p>Halk müziğinde yaşanan hızlı değişime öfke duyuyor musunuz?</p>
<p>Yanlışlıklar olduğu ortada. Ama bu her dönemde vardı. Çünkü neticede müzik, insan ilişkisiyle olan bir şey; hata da olacaktır. İçinde bulunduğumuz dönemde her şey biraz hızlı olduğundan, yozlaşmalar da o nispette göze çarpıyor.<br />
Siz Hiç&#8217;i nasıl buldunuz?</p>
<p>Keşke lafını çok sık kullandım. Mesela keşke sözlü olsaydı, keşke daha arı olsaydı, keşke daha az müzik daha çok sessizlik olsaydı, daha iyi kayıtlar olsaydı, keşke daha çok duygu yoğunluğu olsaydı gibi&#8230;<br />
Hiç&#8217;in sözsüz olması sizi tanıyanlar arasında gerçekten de bir hayal kırıklığı yarattı. Bu bir tercih miydi?</p>
<p>Bu, fikri bize getiren kişiler tarafından düşünülmüş enstrümantal bir çalışmaydı, öyle de oldu.</p>
<p>Sizin hislerinizi sözle değil sesle aktarmak gibi bir tercihiniz var mı?<br />
Benim için müzik bir bütün. Söz de olur ses de&#8230; Önemli olan hissedilenlerin estetik bir duygu ile aktarılması.<br />
Bu aktarımda birinden birinin daha anlaşılır olması söz konusu mu?</p>
<p>Yüzeysel düşünüldüğünde sözlü anlatım hemen anlaşılıyor. Kolay çünkü. Gerçi onda da bin senedir söylenmesine rağmen anlaşılmayan sözler var, ama müzikle anlatım daha soyut olduğundan daha zor. Ama dediğim gibi ben müziği genel ve bir bütün olarak düşünürüm. Ritimler veya darplar arasında boşluklar, veya tabiat sesleri gibi müzik enstrümanları dışı sesler de olabilir. Hiç&#8217;in sözsüz olmasına tepkiler bana da geliyor. Hatta geçen İzmir&#8217;den bir mektup aldım. İlk albümümden sonra koşarak gidip Hiç&#8217;i alan bir dinleyici, içinde hiç söz bulamayınca öfkeyle, oldukça kızgın dille bir mektup yazmış.<br />
Perdesiz gitarıyla tanıdık onu</p>
<p>İlk olarak Mazhar Fuat Özkan&#8217;ın Güllerin İçinden şarkısında çaldığınız perdesiz gitarla tanındınız. Ondan önce ne yapıyordunuz?<br />
Ondan öncesi profesyonel olmayan dönem. Benim biraz popülist manada, yaşamak için para kazanmaya yönelik çalışmalarım Mazhar Fuat Özkan&#8217;ın orkestrasında başladı. O arada 1976 yılında yaptığım perdesiz gitarı kullandım. Onun tınısının farklılığı, bir renk olarak Türkiye&#8217;deki müzik camiasında hafif bir merak uyandırdı.</p>
<p>Sonra Çekirdek Sanatevi&#8230; O dönem profesyonel olmayan spontan çalışmalarınız var&#8230;<br />
Evet. Biri Perdesiz Gitarda Arayışlar, öteki Nefesler. Profesyonel manada olmayan, oda kayıtları şeklinde birçok çalışma yapılıyordu orada. Onlar sonradan Fikret Kızılok tarafından stüdyoya sokulup, piyasaya sürüldü ve başka bir manada kullandı. Bizim iznimiz olmadan.</p>
<p>Ardından Eşkıya filminin müzikleri. O dönemde Bir Ömürlük Misafir adlı ilk albümünüz piyasada olmasına karşın, sanki yeni keşfedildiniz.</p>
<p>Filmden bir yıl önce ilk albümüm çıkmıştı Türkiye&#8217;de. Ondan bir yıl önce de Almanya&#8217;da Fretless çıkmıştı. Eşkıya filminde yaptığım müziklerde kullandığım tınılar ve tavırlarla benzeşiyordu Bir Ömürlük Misafir&#8217;in müzikleri. Ancak filmin reklamasyonu çok iyiydi ve böylelikle müzik de geniş kitlelere yayıldı.<br />
Artık film müziği yapmayacağınızı söylüyorsunuz.</p>
<p>Doğru, çünkü ben film müzikçisi değilim. O dönem tesadüfen, Hiç albümünde olduğu gibi, bizim şöyle bir düşüncemiz var, sen ne yaparsın gibi bir durum vardı ortada. Ben de müziklerini yaptım. Gerçi artık film müziği yapmayacağım alınmış bir karar değil, projeyle düşünsel olarak bağdaşabileceğim bir şey olursa tabii yaparım, niye olmasın. Ama ben film müzikçisi değilim. Sadece müzikle bir şekilde ilgisi olan bir kişiyim.</p>
<p>Bestenin varlığına inanmıyor</p>
<p>Siz halk müziğinin otantikliğinden yanasınız. Hiç&#8217;te de kemençe, bağlama, tambur gibi geleneksel sazlar kullanılmış. Perdesiz gitarın bu sazlarla bir araya gelmesi otantikliğe aykırı bir durum değil mi?</p>
<p>Evet, belli manada aykırı. Ben otantizmden şunu anlıyorum: En orijinal hal, ilk doğduğu hal. Sesin ilk ham hali, en güzel halidir. Duygunun en katkısız, en saf halidir. O hali tercih ederim ama bu devirde, bu gidişatta öyle bir şey yapabilmemiz mümkün değil. Bu da yozlaşma neticesinde yaşadığımız bir süreç. Ben otantizmi, ya da orijinali nasıldırı tahayyül ederek müzikler tasarlamaya çalışıyorum. Hiç&#8217;in eleştirilecek yanlarından biri de otantizme yakın olup olmadığıdır. Çünkü bir gelenek var, -gerçi o gelenek nasıl oluşmuş, ne zaman oluşmuş o da tartışılır ama-, bizim yaptığımız o geleneğin dışında bir şey, bir orkestrasyon çalışması; falan sazla filan sazın yan yana getirilmesi. Oysa otantizm yeni doğan bebek gibidir.</p>
<p>Otantik çalışmalar yapmak artık imkânsız denilebilir mi?</p>
<p>Bence bir müzik parçasının saflığı onu üreten kişinin saflığıyla doğru orantılıdır. Ve bugün o saflıkta bir üretim olduğunu sanmıyorum. Çünkü türkü üretimi diye bir şey yok. Türküler yapılmış, olmuş bitmiş şeylerdir. Bundan sonra yalnızca tekrarı ya da esinlenmeyle benzerleri olabilir. Bu nedenle müzikte otantizmin olması ya da saf, arı bir şeyin ortaya çıkması nadir olabilir. Ben rastlamadım. Aslında bu sorun beste tartışmasını da beraberinde getiriyor. Ben bestenin olmadığına inanıyorum. Bu dediğim saflıkta, arılıkta, varolan eserlerden etkilenmemiş bir parça üretimi söz konusu değil. Biz beste yaptık sanıyoruz, oysa onlar yıllardır bazı armonilerin kafamıza sinip, bir şekilde ortaya çıkmasıyla oluşan melodiler&#8230;</p>
<p>Sürekli yeni sesler arıyorsunuz. Bunun için perdesiz gitar, telli baba gibi sekiz telli gitar yaptınız.</p>
<p>Bunların dışında size ait enstrüman çeşitleri var mı?</p>
<p>Model olarak geliştirdiğim bir sürü gitarım var. İşte altı telliler, klasik olanlar, çelik telli olanlar, bir sapı perdeli diğeri perdesiz olmak üzere iki saplı olanlar&#8230; Bağlamayla ilgili olarak da bazı araştırmalarım var. Onun da tel sayısını artırarak daha çok ses elde etmek istiyorum. Bir de uzun ses ihtiyacından dolayı E.Bow diye bir manyetikle çaldığım, ney sesine benzer sesi olan bir enstrüman yaptım. O da diğerlerinin tersine sadece bir telli olan enstrüman haline dönüşecek.</p>
<p>Tarkan ve dünya müziği</p>
<p>Tarkan&#8217;ın son dönem Avrupa&#8217;da oldukça popüler olması müziğinin Anadolu kokmasıyla bir ilgisi olabilir mi sizce?</p>
<p>Tarkan&#8217;da bir Anadolu hali göremiyorum ben. Müziklerinde de bir Anadoluluk yok. Belki söylediği Türk sanat müziği parçalarında öyle bir his alınabilir. Tarkan, güzel sesi olan bir genç.<br />
Öğrenmek istediğim yurtdışında Türk müziğine karşı bir ilginin olup olmadığı. Çünkü Peter Gabriel da bir çalışmasında Türk motifleri kullanmıştı&#8230;</p>
<p>Bu bir moda. World müzik dedikleri şey. Çin&#8217;in, Hindistan&#8217;ın, Endonezya&#8217;nın ve birçok ülkenin müziklerinden bazı tınılar alınıp mantıklı ya da mantıksız bir araya getirilmesiyle oluşan bir moda. Müzik bir çıkmazda çünkü. Tekrardan başka bir şey yok. Zorunlu olarak yenilikler aranıyor, bir şey bulunduğundaysa onun etrafında toplanılıyor ve hızlı bir şekilde tüketiliyor. Bu ilgi bence Anadolu&#8217;nun anlaşılmış olmasından ya da yüksek düzeyde bir müziğe sahip olmasından değil. Ama orada böyle bir rengin olduğunun birkaç kulak tarafından hissedilmesi de bir kârdır.<br />
Sizin dünyada çalmak istediğiniz müzisyenler var mı?</p>
<p>Var tabii. Dünyadan göçmüş olanlar arasında da çok var. Çalmasam bile yanlarından oturmak istediğim insanlar var. Ya da aynı ortamı paylaşmak istediğim. Mesela Miles Davis. Çalarken orkestrasındaki sanatçısının yanına gidip, bir tane üflüyor ya, ben de isterdim orada durayım, çalmasam da benim yanıma da gelsin ve bir üflesin. Bir de en büyük özlemim tamamiyle bütün müziklerden muaf bir hale gelmiş doğaçlama anını yaşamak, özellikle caz müziği içerisinde&#8230; Doğaçlama yapma ihtiyacım çok fazla. Müziklerim de öyle oluşuyor zaten. Hiçbir kural tanımayan, kuralsızlığı kural olan, total doğaçlamaya yönelik ama zırvalamayan, belli estetiği, mantığı olan caz çıkışlı, ama içerisinde folklorik öğelerin de olabileceği perdeli ve perdesiz sazlarla bir trio projem var, onu özlüyorum.<br />
Türkiye&#8217;de sesleri veya yaptıkları müzikler açısından beğendiğiniz isimler var mı?</p>
<p>Birçok alanda beğendiğim, müziğinden haz duyduğum insanlar var. Bir tanesi Tamburi Cemil Bey, bir tanesi Itri&#8230; Yaşayanlardan Neşet Ertaş, İmer Demirer, Arif Sağ, Sabahat Akkiraz, Erdal Erzincan&#8230; Klasik gitar çalan ama hiçbir zaman icraatta bulunmayan Erdem Sökmen, bence dünya çapında bir gitarcıdır. Caz gitarda Beyaz Kelebekler&#8217;in darbuka çalan en küçükleri Ercüment Ateş, şimdi iyi bir caz gitarcısıdır. Neşet Ruacan. Tuna Ötenel&#8230; Şarkı yapımında, batı kökenli de olsa önemli bir isim Bülent Ortaçgil. Sokaktaki çingeneler&#8230; En kötüsü bile bizden daha iyi çalıyor.<br />
Söyleşi : Şahide Yazıcıoğlu</p>
<div class="damn-sexy-bookmarks"><ul class="socials"><li class="damn-sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=PERMALINK&amp;amp;t=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@msadik:++SHORT_TITLE+-+http://ri.ms/uozpw" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=PERMALINK&amp;title=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-comfeed"><a href="PERMALINKfeed" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&bkmk=PERMALINKtitle=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=PERMALINK" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/bestenin-varligina-inanmiyorum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Arpa Boyu Yol Aldım..</title>
		<link><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/bir-arpa-boyu-yol-aldim.html</link>
		<comments><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/bir-arpa-boyu-yol-aldim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:36:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=463</guid>
		<description><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
Erkan OĞUR&#8217;un müzikteki 25 yılına dönüp baktığında gördüğü, arpa boyu kadar bir yol. Oysa iki enstrüman, sekiz albüm yapmış. Yine de kendini &#8220;orta bir müzisyen&#8221; olarak tanımlıyor. Amacı, saf müziğe ulaşmak. Grubuyla aynı adı taşıyan yeni çıkardıkları &#8220;Telvin&#8221; de bu yolda atılmış bir adım. Albüm, halden hale geçmeyi anlatıyor.
Erkan Oğur, müzikteki 25. yılını kutluyor. Ağır, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
<p>Erkan OĞUR&#8217;un müzikteki 25 yılına dönüp baktığında gördüğü, arpa boyu kadar bir yol. Oysa iki enstrüman, sekiz albüm yapmış. Yine de kendini &#8220;orta bir müzisyen&#8221; olarak tanımlıyor. Amacı, saf müziğe ulaşmak. Grubuyla aynı adı taşıyan yeni çıkardıkları &#8220;Telvin&#8221; de bu yolda atılmış bir adım. Albüm, halden hale geçmeyi anlatıyor.</p>
<p>Erkan Oğur, müzikteki 25. yılını kutluyor. Ağır, sessiz, gözlerden ırak geçen bu 25 yıla, Yazı/Tura, Eşkıya filmlerinin müziklerinin de dahil olduğu 8 albüm sığdırmış. Djivan Gasparyan, Philip Catherîne, Bülent Ortaçgil, ismail H. Demircioğlu gibi isimlerle çalışmış. İkİ de enstrüman yapmış; perdesiz gitar ve 8 telli bağlama. Kendini &#8220;orta bir müzisyen&#8221; olarak tanımlayan Erkan Oğur ile röportaj yapmak kolay değil. Bu, göz önünde olmayı pek sevmemesinden kaynaklı. Bir de medyadan memnuniyetsizliğinden&#8230; Erkan Oğur&#8217;la buluşmak için Kalan Müzik&#8217;in yolunu tutuyoruz. İMÇ bizi her telden müzikle karşılıyor, Erkan Oğur ise, sazıyla. Konuşmaya sazını tanıtarak başlıyor; &#8220;Adı, Kazak Dutarı. Sapı erik, gövdesi dut ağacından yapılma. Hep tatlı meyvelerin ağaçları yani&#8221;. Sazını röportaj boyunca da elinden düşürmüyor, bîr konuşuyor, bir çalıyor&#8230;Bu ister istemez aklıma, bir başka röportajındaki &#8220;Sesimden utanıyorum, çalmak daha kolay. Gitarımın arkasına saklanabiliyorum&#8221; sözünü getiriyor. îşte Erkan Oğur&#8217;un müzik anlayışı ve Telvin adlı gruplarının yeni albümü üzerine anlattıkları&#8230;<span id="more-463"></span></p>
<p>-Telvin&#8217;in anlamı halden hale geçmek. Albüm ve grup İçin neden bu adı seçtiniz?</p>
<p>Müzikte de halden hale geçme durumu var. Tıpkı hayatımız gibi. Grup üç kişiden oluşuyor; Turgut Alp Bekoğlu, ben ve îlkin Deniz.</p>
<p>-Peki hangi halden hangi hale geçiyorsunuz?</p>
<p>Amaç, karara gitmek, karar haline ulaşabilmek.</p>
<p>-Bu yolun neresindesiniz?<br />
Bunu bilmiyorum. Her yerinde ya da hiçbir yerinde&#8230; Bu, sonsuz yönlü bir şey.</p>
<p>-10 yıldır birliktesiniz, ancak bu İlk albümünüz. Neden bu kadar beklediniz?</p>
<p>Albüm yapma düşüncesi son zamanlarda oluştu. Bir de zaten İlkin, Amerika&#8217;da yaşadığından sık görüşemiyoruz. Yani elimizde olmayan nedenlerden dolayı.</p>
<p>YOK OLMAYAN ENERJİ</p>
<p>-Albümde &#8220;Bir kereye mahsus&#8221; yazıyor. Başka albüm yapmayacak mısınız? Bu müziğin bir kereye mahsus olmak üzere kay- dedilip bir daha olamayacağım vurgulamak için yazdık onu. Belki başka müzik olur.</p>
<p>-Konuşmayı çok sevmiyorsunuz sanırım.</p>
<p>Müzik konusunda gevezeliğim tutar. Onun dışında pek konuşmam. Zaten konuşacak pek fazla bir şey de yok ki.</p>
<p>-Korkmayın &#8220;Erkan Oğur kimdir?&#8221; diye sormayacağım. Zaten yanıtınız; &#8220;Müziksever, müzikle ilgîlenen biri&#8221; olacak&#8230; Şöyle devam edelim: Sizin İçin müziğin tanımı ne, ne İfade ediyor?</p>
<p>Müziğin tanımını yapabilen biri var mıdır, bilmiyorum? Bir bilim dalı, duygu içeren matematik, organizasyon, her yerde olan, dönüşen, ama yok olmayan bir enerji&#8230; Dolayısıyla bütün varlıkların müziği var, sallanan ağacın, senin, kaloriferin bile&#8230; İnsan nefsiyle ilgili problemleri, sesleri duyabildiğimiz küçücük sınır içerisinde güncel anlamdaki müziğe dönüştürüyoruz. Aşkları, korkuları, dehşetleri, nefretleri, sevgileri, hırslan, egoları, savaşları&#8230;Ancak gerçek müzik, saf müzik duygularımızdan arınmış olandır.</p>
<p>-Sizin bu enerjiyle tanışmanız 6 yaşınızda, bîr kemanla başlıyor&#8230;</p>
<p>Kemanla Harput&#8217;a çıkar, kartal seslerini taklit ederdim. Harput&#8217;a çıkışlar artınca, evdekiler kemanı aldılar elimden. Şamanistik bir duyguya kapıldım çocukluğumda, o gün bugündür devam ediyor. Müziği, anlaşmak için bir lisan olarak algıladım.</p>
<p>-Peki ne kadar anlaşılabiliyorsunuz?</p>
<p>Bu lisanı konuşanların sayısı az. Bu, ölmekte olan bir dil. O yüzden anlaşmak pek mümkün değil. Bence müzik dili arkeolojik.</p>
<p>-O halde şu anda yapılan ne?</p>
<p>Tamamıyla tüketime yönelik, ticari çalışmalar. Müzik meta olarak kullanılıyor. Modaların üretildiği şekillere büründürülüyor. Bütün bunlardan uzak, saflığını koruyarak kalmış müzikler de mutlaka vardır, ama neredeler bilmiyorum.</p>
<p>-Ya sizin müziğiniz?</p>
<p>Ben sadece bazı şeyleri hatırlıyorum. Kapasitem ölçüsünde müziğin estetiğine ulaşmaya çalışıyorum. Sanatçı, kopya eder, esinlenir, organize eder. Sanatçı bir şeyin içinden geçmiştir, yaşadığı olaylar, şekillendiği durumların ürününü çıkarır orta-</p>
<p>MÜZİKLE YAŞAMAK ZOR</p>
<p>-Tekrar müzik yaşantınıza dönersek, en önemli buluşunuz perdesiz gitar. Nereden çıktı bu?</p>
<p>Türk müziği seslerine olan ihtiyaçları gitarla karşılayamıyordum, ama gitarı da seviyordum. O yüzden Türk müziği de çalabileceğim bir perdesiz gitar yapmam gerekti. Geleneksel müzik aletlerinde, ifade güçlerini kendimce arttırmak için bazi değişiklikler yaptım. Hâlâ da çeşitli müzik aletleriyle ilgili denemeler yapıyorum. Yine de enstrüman insan nefsîyle ilgili bir araç, görünümlerinin, tınılarının güzellikleri var, ama müzik başka bir olay; aracı kabul etmez, ya sensindir, ya da değilsindir.</p>
<p>-Fizik eğitimim yarıda bırakıp müziğe yöneldiniz&#8230;</p>
<p>Mühendislik kafam vardı. Sandım ki, fizikle ilgili bir yaklaşıma yönelebilirim. Meğer, müziği kenara itip hobilerimle uğraşmışım. 6 yıl sonra ne yaptığımı anladım ve kararımı verdim; kötü bir fizikçi olmaktansa, orta bir müzisyen olacaktım. Ondan sonra hayat daha zorlaştı.</p>
<p>-Neden?</p>
<p>Çünkü müzikle yaşamak zor bir iş. Hele de ödün vermiyorsanız. Hem müzik ruhun gıdası da değil! Belki dinleyiciler için öyledir, ancak müziği yapan kişi için bel ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, bağırsak tıkanıklığı, bunalım, stres, doğum sancısı&#8230;</p>
<p>-Hiç mi mutluluk verici yanı yok?</p>
<p>Var, o da insanın egosuyla ilgili. Ancak o da bir problem yaratıyor.</p>
<p>-Takdir edilmek ya da tanınmak sîzde de bir hoşnutluk yaratmıyor mu?<br />
Tabii insan hoşlanıyor ilgiden, haz duyuyor. Ancak o hazzı egom olarak kabul etmek İstemiyorum. Ondan uzaklaşmaya çalışıyorum. Eğer ondan zevk almaya başlarsam, bir kirlilik var, diye düşiinüyo-</p>
<p>İNSAN OLMANIN HÜZNÜ&#8230;</p>
<p>-Sizin için söylenenlerden bîri de, &#8220;Kendini çalmaya kaptırdığında ellerini takip edemezsiniz&#8221; şeklinde. Nedir o sırada enstrümanınızla yaşadığınız ilişki?</p>
<p>Aslında o sırada enstrümanla ilişkim olmuyor. Orada, kendiniz müzik oluyorsunuz, araç kalmıyor, cismini yitiriyor ya da sizinle kaynaşıyor&#8230;</p>
<p>-Peki eserleriniz neden genellikle hüzünlü?</p>
<p>Bazen kendi kendime neşeli şeyler çalıyorum, ama kaydedip üzerinde çalıştığımda neşeli şeyler çıkmıyor. Bu, belki Elazığ&#8217;dan aldıklarımla ilgili, belki de yaşamdaki süreçlerden, insan olmak bana hüzün veriyor. Ne kadar aciz olduğumuzu görmek de. Onun hüznü var üzerimde, karabasan gibi&#8230;</p>
<p>-Nedir o acizlikler?</p>
<p>Bir karıncaya basıp geçmek, insanların öldürülmesi, savaşlar, yaratılan hastalıklar ve açlık.. İnsan bunların içinde nasıl neşeli bir müzik yapabilir kî? İnsanların hükmetme arzusu, ihtirası olduğu sürece hüzün olacaktır.</p>
<p>-Sesinizi uzun süre kullanmadınız eserleriniz de. Neden?</p>
<p>Kullanmaktan utandım. Hâlâ da öyle. O yüzden hep İsmail ile birlikte söylerim. Sesimiz kişiliğimiz gibi, bir rengi, aralığı var.</p>
<p>-Bugünden, Çekirdek Sanatevî&#8217;ndeki ilk çalışmanıza baktığınızda ne görüyorsunuz?</p>
<p>Albümlerim, birikimlerim artmış olabilir, ama müzik konusunda arpa boyu yol gittiğimi sanmıyorum. Bunu laf olsun diye söylemiyorum.</p>
<p>-Peki, bundan sonraki projeleriniz nedir?</p>
<p>Harput&#8217;la ilgili bir albüm yapmak İstiyorum. Sadece ses ve kopuz kullanarak bir albüm yapacağım. Bir de beste yapmaya yönelmek istiyorum.</p>
<p>-Hep müzik üzerine konuştuk. Müzik dışında neler yapar Erkan Oğur?</p>
<p>Enstrümanlarla uğraşıyorum. En büyük keyfim, bir ağacın dibinde durup denize taş atmak. Kendime en fazla uyurken, tuvaletteyken, İstanbul yollarında araba kullanırken zaman ayırabiliyorum. İki kızım var. Biri ilkokula başladı, diğeri dört yaşında. Onlarla zaman geçiriyorum, müzikli oyunlar oynuyoruz. Ha, bu sırada aslında bu röportajın teması şu olmalı; çocuklara küçük yaştan itibaren cura eğitimi verilmeli (gülüyor). Yine de bu konu gerçekten sanıldığından daha önemli.</p>
<p>Esra Açıkgöz &#8211; Cumhuriyet</p>
<div class="damn-sexy-bookmarks"><ul class="socials"><li class="damn-sexy-facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=PERMALINK&amp;amp;t=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-twitter"><a href="http://www.twitter.com/home?status=RT+@msadik:++SHORT_TITLE+-+http://ri.ms/pplb" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-delicious"><a href="http://del.icio.us/post?url=PERMALINK&amp;title=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-comfeed"><a href="PERMALINKfeed" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-google"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&bkmk=PERMALINKtitle=TITLE" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li><li class="damn-sexy-technorati"><a href="http://technorati.com/faves?add=PERMALINK" target="" rel="nofollow" title="Array">Array</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss><br />
<b>Warning</b>:  usort() [<a href='function.usort'>function.usort</a>]: Invalid comparison function in <b>/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php</b> on line <b>119</b><br />
http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/bir-arpa-boyu-yol-aldim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
