'Şiiriyet' Arşivi
14 Şubat 2010 @ 02:02 · Kategori: Şiiriyet

Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayati en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki “söz ver kendine”
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayati seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım…
Nietzsche’den sevgilisi Salome’ye…
3 Ocak 2010 @ 21:15 · Kategori: Şiiriyet
Warning: usort() [
function.usort]: Invalid comparison function in
/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php on line
119
Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylâk
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.
Hata yapmak
fırsatını Adem’e veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
Yazıyı okumaya devam edin »
22 Aralık 2009 @ 01:36 · Kategori: Şiiriyet
gelse de trenden ikimiz insek
camları buğulu iki tas çorba
bir kitap — çantana korkup tutunmuş
kâğıdı samandan şiiri zorba
ve o hışırdayan uykudan geçsek
sobanın ayrımsız adaletinden
çok büyük bir yağmur işte başlamış
kimse çıkmayacak bugün evinden
böyle susuyorum ben çok değiştim
sense nasıl denir — hâlâ o kızsın
dinle ağlayarak çıkrık sesini
işte şu dünyada yapayalnızsın
her neyi dilesek burada olmaz
en büyük erdemi bunun, susamak
yalar yarasını içte bir geyik
hepsi bu kadardır: adı yaşamak
Süleyman Çobanoğlu
8 Kasım 2009 @ 16:14 · Kategori: Şiiriyet
Warning: usort() [
function.usort]: Invalid comparison function in
/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php on line
119

Uzun zamandır şiir kitabı yayınlamayan şair İbrahim Tenekeci, Giderken Söylenmiştir adını verdiği kitapla okuyucularını selamladı. Birun Yayıncılık’tan çıkan kitap, şairin dört yılının mahsulü, kimisi epeyce uzun 20 şiirini biraraya getiriyor. Tenekeci ile son kitabını merkeze alarak şiiri, hal ve gidişatı, hayat ve ölümü konuştuk.
AHMET S. YASİN
Dört yıl aradan sonra şiir kitabı yayınladınız. Bu uzun bir süre değil mi? Ve dört yılda yirmi iki şiir az değil mi?
Dört yıl, genç şairler için uzun bir süredir. Fakat şiirini oturtmuş, üslubunu bulmuş, okuyucusunu oluşturmuş ve yerini garantilemiş bir şair için uzun bir süre değildir. Hatta kısa bir süredir.
Kitabın adı Giderken Söylenmiştir. Böyle bir kitap ismi karşısında, mutlaka şunu sormak gerek: Hayırdır, yolculuk mu var?
Siz bana yolcu olmayan birini gösterin, ben de sorunuza cevap vereyim…
Giderken Söylenmiştir’e baktığınızda, bunu diğer şiir kitaplarınızın üstüne koyduğunuzu söyleyebilir misiniz?
Bunu benim değil okuyucuların ve eleştirmenlerin söylemesi gerekir. Yine de ‘kişi ne yaptığını bilmeli’ sözünü siper alarak şunları söylemek istiyorum: Ben dört şiir kitabımı da üst üste koydum. En altta Üç Köpük, en üstte Giderken Söylenmiştir. Nasıl “iki günü eşit olan ziyanda ise” iki şiiri eşit olan da öyledir. Yazıyı okumaya devam edin »
8 Kasım 2009 @ 15:58 · Kategori: Şiiriyet

Bildiğimiz uykulardan değil bu,
Arı görmemiş bal, kumasşız elbise,
Katilin yazdığı güven mektubu…
Aziz midir su, yüzme bilene?
Ölmez ömrüm varsa, gelirim sana.
Ateşin başına oturmuş, canın-
Düşüyor kadınlar ve çocukların
Toz kondurmamak için toprağa.
Alnı açık bir bahar, evet, bu sensin
Yormaz seni sevgilinin dağları…
Uzak bir hatıra olan sevincin
Varsın bulamasın kimi dalları.
Kuşlar uyurken göğe yükselen,
Çağıracak çayırlar sadece seni!
Artıkyıl, hepimizin ömründen,
İkinci bitirdik, cihan harbini…
Der Yasin, Han Yunus, bazı milletler
Kasımın kaçı bugün, eski hesapla?
Selam vermeden geçiyor günler,
Bana bakmak düşüyor, bombalar sana!
5 Eylül 2009 @ 23:49 · Kategori: Şiiriyet
Warning: usort() [
function.usort]: Invalid comparison function in
/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php on line
119
Dans et şampiyon, kimsesizler yurdundaki yalnız çocuklar için dans et. Çocuklar için salla yumruklarını. Kiralarını ödeyemeyen işsizler için dans et. Şu alçağın işini bitir. Meyhanedeki ayyaşlar için dans et şampiyon, kanserden ölen yoksul hastalar için, kefaletleri ödenmeyen sefil mahkumlar için, herkesin terkettiği eroinmanlar için, kocaları olmayan gencecik hamile kızlar için. Dans et şampiyon, savaş onlar için.
Bu aşağılık herifin işini bitir, çenelerini dağıt hepsinin. Düşkünler yurdundaki zavallılar için, emeklilik maaşı alamayan yaşlılar için, pis bir sokakta müşteri bekleyen yaşlı ve yorgun fahişele için… Meyhanelerde oturmuş demlenen bütün yalnız kalpler için, bilardo salonlarındaki yalnızlar için, sokak köşelerindeki yalnızlar için. Dans et şampiyon, savaş onlar için.
Temizlik işçileri için salla yumruklarını; hava limanlarında, otobüs duraklarında, benzin istasyonlarında yerleri süpüren küçük insanlar için. Savaş onlar için şampiyon. Yazıyı okumaya devam edin »
19 Nisan 2009 @ 22:30 · Kategori: Şiiriyet
Warning: usort() [
function.usort]: Invalid comparison function in
/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php on line
119
özgürlük diyorsun hayaller mutluluklar
mutluluk kağıt gemilere benzer gülbahar
bulutlara benzer
özgürlük istiyorsun ille de özgürlük
tutabilirsen ellerinden gökyüzünün
özgürsün gülbahar özgürsün
Yazıyı okumaya devam edin »