<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd"
xmlns:rawvoice="http://www.rawvoice.com/rawvoiceRssModule/"
>

<channel>
	<title>M. Sadık Erdoğan Web Bloğu &#187; Hakkında</title>
	<atom:link href="http://msadik.com/category/kopuz-dede/hakkinda/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://msadik.com</link>
	<description>Ellerinden öpenin çok olmasın ey dünya!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Jan 2012 11:03:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
<!-- podcast_generator="Blubrry PowerPress/2.0.4" -->
	<itunes:summary>Ellerinden öpenin çok olmasın ey dünya!</itunes:summary>
	<itunes:author>M. Sadık Erdoğan Web Bloğu</itunes:author>
	<itunes:explicit>no</itunes:explicit>
	<itunes:image href="http://msadik.com/wp-content/plugins/powerpress/itunes_default.jpg" />
	<itunes:subtitle>Ellerinden öpenin çok olmasın ey dünya!</itunes:subtitle>
	<image>
		<title>M. Sadık Erdoğan Web Bloğu &#187; Hakkında</title>
		<url>http://msadik.com/wp-content/plugins/powerpress/rss_default.jpg</url>
		<link>http://msadik.com/category/kopuz-dede/hakkinda</link>
	</image>
		<item>
		<title>&#8220;biricik hakikat &#8230;&#8221; erkan oğur adına , erkan oğur için&#8230;</title>
		<link>http://msadik.com/biricik-hakikat-erkan-ogur-adina-erkan-ogur-icin.html</link>
		<comments>http://msadik.com/biricik-hakikat-erkan-ogur-adina-erkan-ogur-icin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:29:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>
		<category><![CDATA[okan murat öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[volume dergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=461</guid>
		<description><![CDATA[Hayatı anlamlı ve özel kılan insanlar vardır. Varlıkları , düşünceleri , duyguları , değerleri , yaptıkları ve söyledikleri hayata dair yeni ufuklar açar önünüzde. Farklı dünyalara keşfedersiniz. Yaklaştıkça devleşen insanlardır. Her anlamda saygıdeğerdirler. Varlıklarıyla gurur duyarsınız , içiniz ısınır , güç verirler size. Yalnız olmadığınızı , onlarla aranızda bir bağ olduğunu paylaşabilecek pek çok değeriniz devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatı anlamlı ve özel kılan insanlar vardır. Varlıkları , düşünceleri , duyguları , değerleri , yaptıkları ve söyledikleri hayata dair yeni ufuklar açar önünüzde. Farklı dünyalara keşfedersiniz. Yaklaştıkça devleşen insanlardır. Her anlamda saygıdeğerdirler. Varlıklarıyla gurur duyarsınız , içiniz ısınır , güç verirler size. Yalnız olmadığınızı , onlarla aranızda bir bağ olduğunu paylaşabilecek pek çok değeriniz olduğunu size hatırlatır , hissettirirler.</p>
<p>Sayıları hep çok azdır. Nadir bulunan cevherlerdir onlar. Doğallıkları saflıkları onları hep derinde saklar. Belki de bu yüzden derindir onlar. Doğallıkları , saflıkları onları hep derinde saklar. Belki de bu yüzden , derindir onlar! Hayata bakışlarıyla , hayatın içindeki en basit detaylara bile bu derinlikli bakışlarıyla yaklaşırlar. Onların yanındayken , hayatın çok değerli bir nimet olduğunu , her zerrenize kadar hissedersiniz. Bir aydınlanma , iç huzuru ve ışık kaplar her yanınızı. Özel nedir , ne demektir , onlarla birlikteyken daha iyi anlarsınız. Onlar , hayatı uzun ince bir yol olarak yorumlayan insanlardır. Dolayısıyla gündelik değer ve çalışkanlıkların çok dışında yer alırlar. Hayatı ve toplumu aşındırıcı her türlü etkiye karşı , büyük bir mukavemetle direnen doğal anıtlardır , onlar.<span id="more-461"></span></p>
<p>Erkan Oğur , bu özel ve ayrıcalıklı insanlardan biri. Adeta tanrının lütuflarından biridir , bizlere. Kendisinden söz etmeyi ve kendisini anlatmayı pek sevmeyen bir insan olduğundan , O&#8217;nunla röportaj yapmak yerine , O&#8217;na dair bildiklerimi ve hissettiklerimi , kendisinden de aldığım izinle , sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Onu yalnızca müzisyen yönüyle değil , insan nitelikleriyle de yakından tanıma imkânına sahip olmuş talihli insanlardan biri olarak.</p>
<p>Erkan Oğur , müzisyen kimliğiyle , bugünün Türkiye&#8217;sinde kendi değerlerini yaratabilmiş , kendi tarzını ve sesini çıkarabilmiş ender sanatçılardan biri. Bana göre , Anadolu müzik kültürü içinde , Tanburi Cemil Bey&#8217;den bu yana var olan en ayrıcalıklı icracı/yorumcu. Perdesiz gitarın yaratıcısı ve halen yaşayan en büyük icracısı.</p>
<p>&#8220;Benim için müzik; uykularımdaki rüyalar gibidir. Sadece ben görürüm, hissederim, yaşarım, unuturum, hatırladıklarımı aktarırım, yorumlarım&#8230; Bazı rüyalar da gerçek olur&#8230;Müzik iyi ya da kötüdür, bir tercih yapmak ise hayattır.&#8221;</p>
<p>diyebilen bir sanatçı , O.</p>
<p>Erkan Oğur çocukluk yıllarını Elazığ&#8217;da (Harput) , doğayla , toprakla , insan ve müzikle bir arada geçirdi. Belki de ta o yıllardan başlayarak onu en çok etkileyen şeylerin başında , yetiştiği toprakların insanı , kültürü ve türküleri gelmektedir. Müziğe olan merakı , küçük yaşlarda başladı. Kemanla , mandolinle , bağlama ve cümbüşle tanıştı. Bu sazların her birini kendi kendine çalmaya , öğrenmeye çabaladı. Evlerin arka tarafında bulunan tepeliklerde bir uçurum vardır; sık sık oraya gider , seslenir ve saz çalardı. Kendi çaldıklarının tekrarını dinlemek ona heyecan verirdi. &#8220;Belki de ilk kayıtlarım onlar olmuştur&#8221; diye anlatır , Erkan Ağabey.</p>
<p>12 yaşında İstanbul&#8217;a gelir. Bülent Ortaçgil&#8217;le ve gitarla tanışır burada. Bu tanışmayla birlikte gitarın , hayatının vazgeçilmezlerinden biri haline gelmesi serüveni de başlamış olur. Gitara olan ilgisi ve hâkimiyeti geliştikçe , hafızasında olan , duyduğu , hissettiği sesleri çıkarabilmek uğruna yeni arayışlar içine girer. Üniversite yıllarında , Münih&#8217;te fizik mühendisliği okur. Bu eğitimi sırasında , bir ara Paris Konservatuarı tarafından klasik gitar öğrencisi olarak 4.sınıfa kabul edilir. Ancak üç ay sürdürebilir bu çalışmaları. Fark eder ki , gitarda hissettikleri ve aradıkları , arada öğretilenlerden başka şeylerdir , O&#8217;nun için&#8230; Nitekim , yıl 1976 olur ve Erkan Oğur gitarının perdelerini söker!</p>
<p>Okan Murat Öztürk / Volume Dergisi ©<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/biricik-hakikat-erkan-ogur-adina-erkan-ogur-icin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkan ve İsmail Hakkı&#8217;ya dair</title>
		<link>http://msadik.com/erkan-ve-ismail-hakkiya-dair.html</link>
		<comments>http://msadik.com/erkan-ve-ismail-hakkiya-dair.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 13:26:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=436</guid>
		<description><![CDATA[Onu bilir onu söylerim; insan dediğin türkü söylemeyi bilmeli. Nasıl olsa herkesin söylenecek bir türküsü vardır, mesele işte o türküyü adam gibi söylemekte. Sesiniz güzel olmayabilir, çam yerine kavaktan ses verebilirsiniz ama fark etmez: Mutlaka bir türkünüz vardır ve sizin o türküyü şöyle adam gibi söylemeniz gerektiğine inanıyorum. Hayır küstahlık etmiyorum, sizin yerinize karar vermek devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Onu bilir onu söylerim; insan dediğin türkü söylemeyi bilmeli. Nasıl olsa herkesin söylenecek bir türküsü vardır, mesele işte o türküyü adam gibi söylemekte. Sesiniz güzel olmayabilir, çam yerine kavaktan ses verebilirsiniz ama fark etmez: Mutlaka bir türkünüz vardır ve sizin o türküyü şöyle adam gibi söylemeniz gerektiğine inanıyorum. Hayır küstahlık etmiyorum, sizin yerinize karar vermek mevkiinde de değilim; emin olduğum bir şeyden bahsediyorum. O türkü içimizde bir yerde saklıdır ve onu saklı durduğu yerde bulup da devrana salıvermek bir şahsiyet lazım esidir. Şöyle oldu.</p>
<p>Duyduk ki şehre iki türkücü gelmiş;. Türkücü dediğime bakmayın, izahı yukarıya derç edildi; bunlar türkü söylemek işini ciddiye alan adamlar. Birisi Elazığ dolaylarından çelebi meşrep bir gönül adamı: Erkan Oğur. İyiden iyiye kır düşmüş afro saçlı, orta boylu bir adam. Elinde, hangi saz dükkânında görseniz dönüp de bakmayacağınız cinsten bir &#8220;balta&#8221; bağlama.<span id="more-436"></span></p>
<p>Bağlama fakat derûnunda binbir gece hikâyelerinden arta kalmış akla ziyan tınılar saklı. Batı müziğinde piyanonun amcası mevkiinde Klavsen denilen bir klavyeli çalgı vardır ya, işte bu balta bağlama gâhi klavsen olup, Batılı tarzda âh ü enîn eyliyor, gâhi şelpeli dokunuşlarla kim bilir hangi yürek yaralarını dile getiriyor.</p>
<p><strong>Sesi derseniz tiz Hüseyni. </strong></p>
<p>Diğeri Trabzon yöresinden belli ki bir okumuş adam; öyle okumuşa can feda birader. Adını bilirsiniz: İsmail Hakkı Demircioğlu; uzun boylu, babayiğit. Endamına yaraşır bir divan sazı almış kucağına ki hangisi daha Dâvuttur bilene aşk olsun. &#8220;Kaba rast&#8221; desek usûl hatası işlemiş olur muyuz, öyle bir sadâ. İşte bu iki adam şöyle yarım tertip birbirlerine teveccüh ederek, &#8220;kusura bakmayın, biz bu işi sevdiğimiz için yapıyoruz, evimizde çalıp söyler gibi çalıp söyleyeceğiz. Hoşunuza gitmezse haberimiz olsun&#8221; diye öyle bir cümbüş eylediler ki koca salonu dolduran onca adamın her birinin içinde bir yerlere takılı kalmış türküler kıpır kıpır olup huzursuzlandılar. Hani o alışılmış &#8220;hep beraber&#8221; havasından çıngıraklı havalar da değil. Ağıtla başladı, ağıtla sürdü gitti. Hilmi Yavuz&#8217;un kulakları çınladı; dedik ki, &#8220;Eyvallah! hüzün ki en çok yakışandır bize&#8221;. Ve böylece bütün bir coğrafya nağmeye inkılâp edip mızrapla tel, kalple dudak, dün ile bugün mesabesinde elle tutulur gözle görülür oldu. Çok iyi oldu. Nicedir böyle bütün rûhumla bir türküye kulak kesilmemiştim.</p>
<p>&#8220;Ee içimizdeki türküler ne olacak&#8221; demeye kalmadı, Erkan Usta, yarı emir yarı rica sigâsında &#8220;siz de söyleyin&#8221; deyu cevaz verince kıpırtılarımızı yele, türkülerimizi sele verip, bir güzel türkü söyledik. Koca salonda tek detone ses duymadım. &#8220;Akord ahenk demektir, birlik demektir, uyuşmak, anlaşmak, bölüşmek, kaynaşmak demektir&#8221; demişti Erkan Usta; biz dahi âhenk eyledik.</p>
<p><strong>Çok iyi oldu canım!. </strong></p>
<p>Başkalarına dünyayı zehir eden adamlar vardır hani, bilirsiniz; işte bunlar eminim ki derûnunda söylenecek türküsü kalmamış bahtsızlardır demek geliyor içimden. Bir başkasının türküsüne âhenk eylemeyenler ise bölüşmekten yana nasibi kesilmiş olanlardır olsa olsa. Hiç türkü söylemiş olsalardı, ellerinden ve dillerinden böyle eziyet sâdır olur muydu?</p>
<p>İşte bu Trabzon ve Elazığ havalisinden memleketimize mihmân gelmiş iki &#8220;genç&#8221; türkücü bize türkü söylemenin mânâ ve ehemmiyetini hatırlatıp gittiler. Cumhuriyet Üniversitesi&#8217;nin konser salonu, yapılalı beri böyle şehrâyin görmedi. Arındık, yıkandık, durulandık; evlerimize oradan memleket, gurbet, insaniyet, aşk ve hüzün götürdük.</p>
<p><strong>Hüzün ki en çok yakışandı bize! </strong></p>
<p>Elinize sağlık Erkan Oğur, elinize sağlık İsmail Hakkı Demircioğlu. Mütevazı tavırlarınızla gençlerimize örnek oldunuz ve onlara sadece türkü söylemeyi değil, şahsiyetin sanattan daha öncelikli ve değerli olduğunu hatırlattığınız için sizlere teşekkür ediyoruz.</p>
<p>Siz hep türkü söyleyin, biz iştirak edelim:</p>
<p>Çok iyi oluyor yahu çok iyi!</p>
<p>Yazar: A.Turan ALKAN © 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş / Zaman Gazetesi<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/erkan-ve-ismail-hakkiya-dair.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ömürlük misafir Erkan Oğur</title>
		<link>http://msadik.com/bir-omurluk-misafir-erkan-ogur.html</link>
		<comments>http://msadik.com/bir-omurluk-misafir-erkan-ogur.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2008 19:25:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Kopuz Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[Bundan yıllar &#246;ncesiydi. Şarkılarda, t&#252;rk&#252;lerde anlatıldığı kadar bir gurbet akşamını yaşıyordum. Adamakıllı bir soğuk vardı dışarıda. Avrupa&#8217;nın kuzeyinde, soğuk mu soğuk ayaz mı ayaz bir geceydi. İnsanın i&#231;ini ısıtmayan kaloriferli bir odada, yağan karın penceremdeki şekline bakıyorum. Bildiğiniz bir yalnızlık ve meteorolojik bir destek, g&#246;kten yere inen. Etraf geceye inat, beyaza &#231;alıyor. Alnımı dayamışım soğuk devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan yıllar &ouml;ncesiydi. Şarkılarda, t&uuml;rk&uuml;lerde anlatıldığı kadar bir gurbet akşamını yaşıyordum. Adamakıllı bir soğuk vardı dışarıda. Avrupa&#8217;nın kuzeyinde, soğuk mu soğuk ayaz mı ayaz bir geceydi. İnsanın i&ccedil;ini ısıtmayan kaloriferli bir odada, yağan karın penceremdeki şekline bakıyorum.</p>
<p>Bildiğiniz bir yalnızlık ve meteorolojik bir destek, g&ouml;kten yere inen. Etraf geceye inat, beyaza &ccedil;alıyor. Alnımı dayamışım soğuk pencereye, m&uuml;zik &ccedil;alarımda efk&acirc;rlı mı efk&acirc;rlı par&ccedil;alar ardı ardına sıralanmış. Edith Piaf mı desem Gilbert Becaud mu, yoksa Leonard Cohen mi, hangi dokunaklı ses vardı bilemiyorum. Anlayacağınız adam gibi bir s&uuml;k&ucirc;net ve yaşamı adam gibi yaşamak i&ccedil;in ge&ccedil;erli sebeplerim vardı. <br />
&nbsp;</p>
<p><span id="more-59"></span></p>
<p>Sanırım Piaf&#8217;la Champs-&Eacute;lys&eacute;es Bulvarı&#8217;na giderken, Cohen&#8217;le soğuk New York&#8217;un Clinton Street&#8217;ine uzanıyordum bir bakıma. Şarkılar k&acirc;h Kiel&#8217;e k&acirc;h Heidelberg&#8217;e k&acirc;h Prag&#8217;a farklı zamanlarda yolculuklar yaptırıyordu. M&uuml;zikler, sanki arka sokaklardan geliyor, yanımdan Kibrit&ccedil;i Kız ge&ccedil;iyor, her kibritte benim bir d&uuml;ş&uuml;m g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu sanki. Bazen de Raskolnikov selam veriyordu. Neyse, soğuk ve karlı bir Avrupa gecesiydi. Her değişen şarkının akabinde mek&acirc;nım da değişiyor, hayalimdeki ortamım gittik&ccedil;e yurdumdan uzaklaşıyordu. Şarkıların, b&ouml;yle tayyimekan ettirmede g&uuml;&ccedil;leri olmadığını sanıyorsanız aldanıyorsunuz. </p>
<p>Sıradaki şarkının ne olduğunu bilmeden, f&uuml;tursuzca seyrimde dolanırken, bir cura sesi duydum. Ama cura da ne cura! Biraz &ouml;ncesine kadar soğuk Avrupa&#8217;nın soğuk karlarına bulanmışken &ouml;tem berim, sobasında odunların yandığı, yanmış kestane ve portakal kabukları kokan bir Bayburt yahut Muş, hi&ccedil; olmadı Bilecik evi hissiyatı duydum. Şarkı, &#8216;Pencereden Kar Geliyor&#8217; idi. Pencereden sahiden kar geliyordu. &#8216;Aman annem, gurbet bana zor geliyor&#8217;. Bu da tastamam doğru, zor geliyordu bana da. Bismillah! Aman dedim, ne oluyoruz, bu ses de neyin nesi, nereden s&uuml;z&uuml;l&uuml;yor, nerdeyim? </p>
<p>Sonra, sonra ne oldu tam hatırlamıyorum, sanırım kendimden ge&ccedil;mişim. Fakat o şarkı, dimağımın &ccedil;eperine yapışmış bir cevşen gibi beni zırhlıyordu. Ama o ses, o gecenin o yoğun atmosferinde &ouml;l&uuml;y&uuml; dirilttiğini diriyi de &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sandığım o ses, sanki İsrafil (as) s&ucirc;runu &uuml;fl&uuml;yor. Bense, &uuml;st&uuml;mdeki kara bulutları dağıtıyordum h&acirc;sılıkel&acirc;m. Mağripten maşrığa beni tiz vakitte taşıyan o ses, o m&uuml;zik, Erkan Oğur&#8217;dan başkası değilmiş, ayıldığımda &ouml;ğrendim. </p>
<p>Nice yerde yazılıdır Erkan Oğur şunu yapmış, bunu etmiş diye. Ettekraru ahsen, demeyeceğim. Beni bu sefer tekniğinden ziyade pratiği ilgilendiriyor. Bir caz eğitimi almış, d&uuml;nya m&uuml;ziğine h&acirc;kim bir m&uuml;zisyenliğinden &ouml;te beni ilgilendiren taraf ise Oğur&#8217;un bir ayağının batıda bir ayağının da doğuda olması. Halkın m&uuml;ziğini dinlemeyen halkın bir kısmına ibadet huşusu gibi dinleten Oğur, belki yıllardır ihtiyacını hissettiğimiz filozof tavırlı m&uuml;zisyen boşluğunu giderdi kanımca. M&uuml;ziğin ucundan bucağından tutmuş her kim varsa, Erkan Oğur ismi &uuml;zerinde ittifak kurmuştur. Garip, değil mi? </p>
<p>Değil arkadaşlar, değil. M&uuml;ziğin teorik tarafından mekteplisi olmuş Erkan Oğur, &uuml;zerine pratik olarak da felsefesini, &uuml;slubunu tamamlamış alaylısı da olmuş ve halkın asıl ihtiya&ccedil; duyduğu m&uuml;ziği vermiş onlara. Nihayet magazin olmaksızın, karizmatik olabilmek i&ccedil;in polemiklere girmemiş, hatta televizyonlarda hi&ccedil;bir bol reytingli programda reklamını yapmamış b&ouml;yle bir sanatk&acirc;rın konserlerinde iğne atsanız yere d&uuml;şm&uuml;yor. Erkan Oğur&#8217;un nice konserinde bulundum. Ne bir şovunu g&ouml;rd&uuml;m, ne de sansasyonel bir hareketini. Fakat asıl sansasyon m&uuml;ziğiydi Erkan Oğur&#8217;un. </p>
<p>Beni o soğuk gecelerde yalnız bırakmayan Erkan Oğur, omzuma dokunup &quot;Ne sahibim bu yerde ne kiracı, sadece bir &ouml;m&uuml;rl&uuml;k misafirim ben.&quot; diye fısıldamıştı. O zamandan bu yana, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yaşayan en b&uuml;y&uuml;k sanatk&acirc;rlardan biri diye tanırım &uuml;stadı. Bir &Ouml;m&uuml;rl&uuml;k Misafir, G&uuml;l&uuml;n Kokusu Vardı, Hi&ccedil;, Anadolu Beşik ve Fuad adlı alb&uuml;mlere imza atmıştı Erkan Oğur. Fakat siz de bir iki m&uuml;ziğini, &uuml;slubunu duyduktan sonra hemen bir sonraki eserde Erkan Oğur&#8217;un imzasını duyar anlarsınız. Hatta hatırlayacak olursanız, 1996 yılındaki Eşkiya filmindeki m&uuml;ziklerde yine Oğur&#8217;un sesini, nefesini ve o narin n&acirc;ğmesini anımsayabilirsiniz. </p>
<p>İstanbul&#8217;daki m&uuml;zikseverlere de bir g&uuml;zel haber vereyim o halde. Erkan Oğur ve onun kadar &ouml;nemli arkadaşı İ.Hakkı Demircioğlu 25 Ekim&#8217;de yani haftaya cumartesi CRR&#8217;de &#8216;D&uuml;n&uuml;n Yarını, Bug&uuml;nd&uuml;r&#8217; adlı bir konser verecekler. Şayet Oğur&#8217;u seviyorsanız ve bu konseri ka&ccedil;ırırsanız hakikaten &uuml;z&uuml;l&uuml;rs&uuml;n&uuml;z. Yok, tanımıyorsanız bu tanışma fırsatını da ka&ccedil;ırmayın derim. h.dursunoglu@zaman.com.tr<br />
&nbsp;</p>
<p><!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/bir-omurluk-misafir-erkan-ogur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

