<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>M. Sadık Erdoğan Web Bloğu &#187; Kopuz Dede</title>
	<atom:link href="http://msadik.com/category/kopuz-dede/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://msadik.com</link>
	<description>Ellerinden öpenin çok olmasın ey dünya!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 18:40:53 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hayret Makamı – Erkan Oğur</title>
		<link>http://msadik.com/alti-cizili-satirlar/hayret-makami-%e2%80%93-erkan-ogur.htm</link>
		<comments>http://msadik.com/alti-cizili-satirlar/hayret-makami-%e2%80%93-erkan-ogur.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 11:36:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Altı Çizili Satırlar]]></category>
		<category><![CDATA[Basından]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=541</guid>
		<description><![CDATA[Aslında müzik yapmadığımızı, yalnızca tabiatta mevcut olan bir şeyi keşfettiğimizi söyleyen bir adam. Kendini de müzisyen, besteci filan saymıyor. Belki de şu Bir Ömürlük Misafir’likte konukluğunun karşılığını vermek için çabalayan biri. O yüzden onu musiki makamlarından önce başka bir makamda düşünmek gerekiyor, hayret makamında. Hayret: ‘Biliyorum’ demenin eksilttiği bir makam. Hem her şey onunla başlıyor, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/erkan_ogur12.JPG"><img class="alignnone size-full wp-image-540" title="erkan_ogur12" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/erkan_ogur12.JPG" alt="erkan_ogur12" width="420" height="271" /></a>Aslında müzik yapmadığımızı, yalnızca tabiatta mevcut olan bir şeyi keşfettiğimizi söyleyen bir adam. Kendini de müzisyen, besteci filan saymıyor. Belki de şu Bir Ömürlük Misafir’likte konukluğunun karşılığını vermek için çabalayan biri. O yüzden onu musiki makamlarından önce başka bir makamda düşünmek gerekiyor, hayret makamında. Hayret: ‘Biliyorum’ demenin eksilttiği bir makam. Hem her şey onunla başlıyor, kendisine ‘büyük’ demeyen herkes bu adeta çocukluğa mahsus makamdan hiç ayrılmamış gibi, varoluşa, kainata, dünyaya, tabiata şaşkın çocuk nazarıyla, saflığıyla bakmanın güzelliğini taşıyor hem de İbn Arabi’nin nitelediği gibi, hayret makamı tasavvufta en son makam oluyor. Başlangıcın ve bitişin aynı olduğu, çocuklukla yüceliğin buluştuğu makam. Şaşkınlık uyandırması doğal.</p>
<p>Zümre-i naci’lerden, yani esenliğe ulaşmış seçkin kimselerden sayılmak, insan-ı kamil mertebesine ulaşmak, dervişmeşrep bilinmek, sufi insan, ‘safi insan’ olmak  ama hiçbir şeyin eri ve ehli olmamak, bunu da istememek. Telvin albümü yayımlandığında şöyle diyordu: “ Kelime manası renkler demek&#8230; Yeşil ya da kırmızının içindeki ton farkı ona karakter veren özellik, o manada renk. Tasavvufi anlamı da bununla ilişkili, insan olarak sıfırdan yok olmaya kadar halden hale geçme&#8230;Bir gidişat, durağan değil. Bir hedefi var, ama ulaşılamayan bir hedef, o da ‘temkin’. Kararlılık demek, karar hali son&#8230; O hale ulaşamıyorsun hiçbir zaman. Ama hayatın ya da tabiatın gidişatı.”</p>
<p><span id="more-541"></span></p>
<p><strong>VELİ ŞAİRLERLE AYNI HİZADA</strong></p>
<p>Telvinden temkine, oradan Hiç’e, nefsin, benliğin yok olduğu, saflığa varılan yere doğru bir yolculuk. “Bir sürü haller içinde halim” diye beyan edilecek bir hal içinde, edep erkan, yol bilen biri. ‘Veli’ diye anılabilecek şairlerin hizasında anılacağına inandığım biri. Müziği sessizliğe</p>
<p>doğru bir yolculuk olarak anlayan, anlatan biri herhalde şiiri de nihayet sözcüklerin de yok olacağı bir ‘hal’ olarak tasavvur etmez miydi? O ‘veli-şair’lerden birinin, Behçet Necatigil’in ‘gurbet, hasret ve hikmet’ diye üç aşamada gördüğü ‘şair burçları’na, sanki bir de ‘hayret burcu’nu eklemek gerekiyor ki, Necatigil gibi, Erkan Oğur gibi sessizliğin pirlerini de ‘alem-i sükut’tan önceki bu son burçta okuyalım. Hayret vadisinde sözden uzaklaşan kim varsa onları da. Sanki Necatigil’in sessizliğinin sese tercümesi gibidir Erkan Oğur. Yine Necatigil’in “Biz bu işin tadındayız. Ne paraya çevrilmez, biz onun ardındayız. Nerdesin dost yanındayız.” dediği gibidir onun da yaptığı ‘iş’e bakışı. Biraz da Edip Cansever’in o ürpertici ve büyüleyici şiirinin ki başlığı bile yeter aslında her şeyi anlatmaya, “Gelmiş Bulundum” şiirinin de müziği gibidir Erkan Oğur’un mırıldandığı:”Benmişim-neymiş?-su sesiymiş/ Oymuş-cam kırıkları gibi gövdemi yakan/Yanağında sardunya kokusuyla yazdan/Kimmiş o gelen ya giden kimmiş/Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş/Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan”. Şiirin başlangıç dizelerini ‘telvin’ diye adlandıralım ki sonu da ‘temkin’ olsun: “Şiirler yazdım, kitaplar okudum/Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum/Derinlerde kaldım böyle bir zaman/Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan/Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları/Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.”</p>
<p>Erkan Oğur da mırıldananlardan, bazen türkülerinin sözlerinin anlaşılmaması bundan, içine söylediğinden. İçinde yalnız değil ama insan içine söylüyor. Yolculuğunu hiçbir yere bağlamak istemiyor, ne bir kitaba ne tasavvufa, en sevdiği kitap dört ciltlik Harput Ahengi. Belki çocukluğun sesini de o ahenkle sürüyor. İnsan kendi sesinin peşinden gider, insanın sesi çocukluğudur aslında, ordan kalmadır. Erkan Oğur’un dinleyene hem tutuk gelen ama hem de hayran bırakan çekingen, içine söyleyen sesinde hala o saflık vardır. Sesindeki incelik, seçimlerindeki yalınlık, insan sesini taklit eden müziğin, o sesin en ‘ilkel’ hali olan çocuğun içinden çıkmasını, kalbinden dökülmesini istediğindendir yeniden. Fuad dediği ‘kalp gözü’dür, onunla söyler.</p>
<p>Tasavvufla ilgisinin bir karıncanınki kadar olduğunu söyler ki cümleleri arasında herhalde bu ‘büyük’lükte başka bir cümle yoktur. ‘İnsan değil de ağaç olsam’ der ya, o da yolculuğa dahildir aslında, durma isteği. Yoksa ‘rumi kopuz, çam göğüslü, dut tekneli, erik saplı dede bağlama’sıyla gözden de gönülden de sazdan da sözden de perdeleri kaldırmak için daha çok seyyahlık edecektir o.</p>
<p>14 Şubat 2010 Pazar -  Hayder Ergülen – Star Pazar Eki<br />
İllüstrasyon: <a href="http://saydanaksit.blogspot.com/" target="_blank">Saydan Akşit </a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/alti-cizili-satirlar/hayret-makami-%e2%80%93-erkan-ogur.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anadolu&#8217;dan Ezgiler</title>
		<link>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/anadoludan-ezgiler.htm</link>
		<comments>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/anadoludan-ezgiler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:41:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[djivan gasparyan]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=467</guid>
		<description><![CDATA[Duduk ustası Gasparyan ile Erkan Oğur&#8217;un çıkaracağı albüm, müzikseverleri hüzünlü bir yolculuğa çıkaracak. Albümden önce verecekleri konser 1 Ağustos&#8217;ta.
Ermenistan&#8217;ın dünyaca ünlü duduk sanatçısı Djivan Gasparyan, bir konuşmasında İstanbul&#8217;da konser vermeden ölmeyeceğim demişti. Gasparyan, geçtiğimiz yıl 7. Uluslararası Caz Festivali kapsamında verdiği konserle muradına erdi.
Bu konserden önce Gasparyan ile yaptığımız söyleşi de &#8220;En büyük düşünüz gerçek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Duduk ustası Gasparyan ile Erkan Oğur&#8217;un çıkaracağı albüm, müzikseverleri hüzünlü bir yolculuğa çıkaracak. Albümden önce verecekleri konser 1 Ağustos&#8217;ta.</p>
<p>Ermenistan&#8217;ın dünyaca ünlü duduk sanatçısı Djivan Gasparyan, bir konuşmasında İstanbul&#8217;da konser vermeden ölmeyeceğim demişti. Gasparyan, geçtiğimiz yıl 7. Uluslararası Caz Festivali kapsamında verdiği konserle muradına erdi.</p>
<p>Bu konserden önce Gasparyan ile yaptığımız söyleşi de &#8220;En büyük düşünüz gerçek oluyor, bundan sonraki isteğinizi öğrenebilir miyiz?&#8221; demiştik. O da &#8220;Erkan Oğur ile bir albüm yapmak isterim.&#8221; demişti. Djivan Gasparyan&#8217;ın bu talebini gazetelerden öğrenen Kalan Müzik&#8217;in sahibi Hasan Saltık, hemen sanatçıyla görüşüp, onu Erkan Oğur ile bir araya getirmiş ve ortak bir proje için çalışmalara başlamışlardı. Bu çalışmalar bir yıl boyunca aralıklarla devam etti. Gasparyan pek çok kez İstanbul&#8217;a gelerek Oğur ile stüdyoya girdi. Müzikseverler yakında piyasaya çıkacak olan bu albümü merakla bekliyorlar; ancak ondan önce, Djivan Gasparyan-Erkan Oğur ikilisinin Harbiye Açık Hava Tiyatrosu&#8217;nda vereceği konser sürpriziyle karşılaştılar.<span id="more-467"></span></p>
<p><strong>Harput-Erivan hattı </strong></p>
<p>Ağaca ses veren adam olarak bilinen ve &#8216;duduk&#8217;un hüznüyle gönülleri fetheden Ermeni sanatçı Djivan Gasparyan, 70 küsur yaşına rağmen performansıyla göz dolduruyor. Gasparyan tüm dünyaca tanınan etnik müzik sanatçısı olsa da, müziği içerisinde sadece Ermeni ezgileri yok. Gasparyan&#8217;ı dinlerken tanıdık ezgilere rastlamak içten bile değil. Anadolu&#8217;nun hüzünlü ezgilerini, Ermeni ezgileriyle karıştırıyor. Gürcü, Azeri, Abhaz, Roman, Macar, Bulgar, Rus, Yahudi gibi çevre halkların müziklerini incelediğini belirten Gasparyan, &#8220;Kendime hep yakın bulduğum, en çok yoğunlaştığım ise Türk müziği.&#8221; diyor.</p>
<p>Duduk enstrümanının adı milletlere ve coğrafyaya göre farklılık gösteriyor. Azeriler dut ağacından yaptıkları bu enstrümana &#8216;balaban&#8217; diyorlar. Dağıstanlıların kızılcık ağacından yaptıkları ve &#8216;yastı balaban&#8217; dedikleri bu çalgı, Türkiye&#8217;de mey olarak anılıyor.</p>
<p>Erkan Oğur, &#8216;Djivan Gasparyan ile dede ile torun gibiyiz.&#8217; diyor ve onun bunca yaşına rağmen bitmek, tükenmek bilmeyen enerjisine hayran olduğunu belirtiyor. Şimdilik adı konulmayan albüm, alışılmışın dışında bir çalışma. Daha çok Doğu Anadolu yöresinin temalarının çalındığı albüm yer yer doğaçlamayla devam ediyor. Yemen Türküsü&#8217;nün de bulunduğu üç türkü var; ancak caz havasında folka yakın bir albüm. Ayrıca albümün baştan sona akustik bir yanı var. Djivan Gasparyan ile Erkan Oğur birlikteliği bir anlamda Harput-Erivan üzerinde bir yolculuğu andırıyor. Teması hüzün, gurbet ve yokluk olan bir yolculuk bu. Bu yolculuğun araçları ise yanık ezgiler dışında, Gasparyan&#8217;ın &#8216;bacı kardaş&#8217; dediği duduk, perdesiz gitar, kopuz ve kemençe. Gasparyan &#8216;duduk&#8217;la yanık ezgilerini yorumlarken, Erkan Oğur da yanık sesiyle türkü söylüyor. İki ustaya klasik kemençesiyle Derya Türkan eşlik ediyor.</p>
<p>Projenin müzik yönetmeni Erkan Oğur, amaçlarının &#8216;müzikal birlik&#8217; olduğunu söylerken &#8220;Bir ana iskelet var ortada, onun etrafında dönüyoruz. Çoğu Türk, Ermeni müziğini, Ermeniler Türk müziğini tanımıyor. Bu, iki halk arasındaki gerginliğin sürmesine yol açıyor. Biz güne umutla, heyecanla bakmalıyız. Kötülüğün galip gelmemesi için elimizden geleni yapmalıyız. Buraya gelişimin nedeni tek: İki Tanrı yok, tek bir Tanrı var insan için, tüm dünya insanlığı için. Hepimiz onun evlatlarıyız.&#8221; diyor. Her iki taraf da iddialı değiller; ama yaptıkları işin kalitesinden eminler. &#8220;Bu albüm sadece Türkiye ve Ermenistan&#8217;da konuşulmayacak, ünü Amerika&#8217;ya kadar ulaşacak.&#8221; diyorlar. (Abdullah Kılıç)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Djivan Gasparyan kimdir?</p>
<p>Erivanlı duduk (mey) ustası Djivan Gasparyan, ilk olarak 1989 yılında Peter Gabriel&#8217;in, Martin Scorsese&#8217;nin Günaha Çağrı filmi için yaptığı soundtrack&#8217;le dikkat çekti.</p>
<p>Ardından da Kronos Quartet ve Los Angeles Filarmoni Orkestrasy ile yaptığı çalışmalarla gündeme geldi. 1989 yılında yaptığı I Will Not Be Sad In This World adlı solo albümünden sonra dört albüm daha çıkaran Gasparyan, kayısı ağacından yapılma bu ilginç çalgıyla ruhumuzun derinliklerine kadar nüfuz ederek bizi bambaşka boyutlara götürüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/anadoludan-ezgiler.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bestenin Varlığına İnanmıyorum</title>
		<link>http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/bestenin-varligina-inanmiyorum.htm</link>
		<comments>http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/bestenin-varligina-inanmiyorum.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:37:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=465</guid>
		<description><![CDATA[Eşkıya filmine yaptığı müzikler, özellikle de kendine has Fırat&#8217;ın Türküsü yorumuyla -biraz geç olmakla birlikte- keşfettiğimiz Erkan Oğur&#8217;la yeni albümü enstrümantal Hiç&#8217;i ve müzikal arayışlarını konuştuk. &#8220;Hiç&#8221; ne ifade ediyor? Söz mü, ses mi? Perdesiz gitarla tanıdık Oğur&#8217;u. Bestenin varlığına inanmıyor arkan ve dünya müziği
Sessiz sedasız raflarda yerini aldı Bir Ömürlük Misafir. Aldı almasına da, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eşkıya filmine yaptığı müzikler, özellikle de kendine has Fırat&#8217;ın Türküsü yorumuyla -biraz geç olmakla birlikte- keşfettiğimiz Erkan Oğur&#8217;la yeni albümü enstrümantal Hiç&#8217;i ve müzikal arayışlarını konuştuk. &#8220;Hiç&#8221; ne ifade ediyor? Söz mü, ses mi? Perdesiz gitarla tanıdık Oğur&#8217;u. Bestenin varlığına inanmıyor arkan ve dünya müziği</p>
<p>Sessiz sedasız raflarda yerini aldı Bir Ömürlük Misafir. Aldı almasına da, sessizliği bir yıl gibi uzun bir süre devam etti. Uzun sessizlik Eşkıya filmiyle yerini bir harekete, bir meraka bıraktı. İnsanlar biraz gecikmiş olarak, Erkan Oğur&#8217;u keşfettiler; ilk albümün ve filmin melodilerinin hemen hemen aynı olmasına rağmen&#8230; <span id="more-465"></span></p>
<p>Sevdiler. Çünkü kendi yaptığı perdesiz gitarın esrarengiz tınısı insanların merakını uyandırdı, müziğindeki yalınlık insanlara huzur verdi ve sesinin derinliği insanları müziğine kilitledi. Hiç&#8217;i bu duygular içinde müzik marketlerden alanlar, doğrusu biraz hayal kırıklığına uğradılar.</p>
<p>Bildiğimiz türkülerin (Tutam Yar Elinden, Dedim Kız Yaşın Nedir gibi) enstrümantal olarak seslendirildiği albümdeki parçalardan bir tanesi Erkan Oğur&#8217;un albüm çalışmaları sırasında doğan kızı Gonca&#8217;ya hediye ettiği Dede ile Balta. Düzenleme, yönetmenlik ve repertuar seçimlerini Erkan Oğur ve Okan Murat Öztürk&#8217;ün birlikte yaptığı albüm, son aylarda önemli arşiv müziklerini dinlememize vesile olan Kalan Müzik tarafından çıkartıldı.</p>
<p>&#8220;Hiç&#8221; ne ifade ediyor?</p>
<p>Okan Murat Öztürk Hiç için, istenildiğinde güzel paylaşımlar yaşanabileceğine dair samimî bir örnek diyor. Sizin için nasıl bir paylaşım oldu?</p>
<p>Yaklaşık bir yıl önce, iyi niyetli ve iyi müzik yapmak isteyen birkaç kişi yardımcı olabileceğim düşüncesiyle beni aradı. Ne olduğunu bilmedikleri ama insanların dinleyebilecekleri enstrümantal bir çalışma yapmak istediklerini, benim böyle bir çalışmayı yürütüp yürütemeyeceğimi sordular. O aralar vaktim olmadığından, yalnızca bir iki parça çalabileceğimi söyledim. Repertuarı tespit ettik. Aranjman ve düzenlemeyi onlar üstlendi. Bir iki parça kaydedildi. Sonra istenildiği gibi olmayacağı görüldü; genel havası, düzenleme mantığıyla&#8230; Bunun üzerine yönetim ve düzenlemeyi de benim yapmamı istediler. Ben de Ankara&#8217;dan aynı zamanda arkadaşım olan Okan Murat&#8217;ı arayıp, birlikte yapalım dedim. İçerik, biraz tasavvufi, biraz ahlaka yönelik repertuarın enstrümantal yorumu oldu.</p>
<p>Okan Murat Öztürk&#8217;le daha önce birlikteliğiniz var mıydı?</p>
<p>Kayıt şeklinde yoktu ama eskiden tanıdığım bir arkadaşım, iyi bir müzisyen, jeolog. Bağlamayı da iyi çalıyor. Onunla zaman zaman müzik alışverişimiz oluyordu, hem düşünce bazında, hem repertuar araştırması, hem bağlama tekniklerinin geliştirilmesi anlamında&#8230;<br />
&#8216;HİÇ, yoktan iyidir&#8217; diyorsunuz. Bu bir çeşit gönderme mi, yoksa oldukça mütevazı bir çalışma mı?</p>
<p>Hiç aslında her şeyi içereni temsil ediyor. Albümdeki müziklerin sözlerine bakıldığında, insan, kâinat, zaman, duygu, ahlak gibi kavramları tartan bir bütünlük görülüyor. Her şeyi aşıyor ve bir yerlere gidiyorsunuz&#8230; Ama sonunda ulaştığınız yer bir boşluk. Onun için soyut bir şey olmasını istedim ismin. Biraz da halk arasında &#8216;hiç&#8217; bilinmiyor, anlaşılmış değil. Belki de birkaç kişi tarafından anlaşılır, farkına varılır diye düşündüm.<br />
Müzikal anlamda bir gönderme geçti mi aklınızdan?</p>
<p>Hayır. Bizim, yaptığımız müziği kimseyle kıyaslama, tartma, rekabet etme gibi bir derdimiz olmadı. Çünkü bizim yaptığımız doğrudur, öbürleri yanlıştır diye bir şey yok.</p>
<p>Söz mü, ses mi?</p>
<p>Halk müziğinde yaşanan hızlı değişime öfke duyuyor musunuz?</p>
<p>Yanlışlıklar olduğu ortada. Ama bu her dönemde vardı. Çünkü neticede müzik, insan ilişkisiyle olan bir şey; hata da olacaktır. İçinde bulunduğumuz dönemde her şey biraz hızlı olduğundan, yozlaşmalar da o nispette göze çarpıyor.<br />
Siz Hiç&#8217;i nasıl buldunuz?</p>
<p>Keşke lafını çok sık kullandım. Mesela keşke sözlü olsaydı, keşke daha arı olsaydı, keşke daha az müzik daha çok sessizlik olsaydı, daha iyi kayıtlar olsaydı, keşke daha çok duygu yoğunluğu olsaydı gibi&#8230;<br />
Hiç&#8217;in sözsüz olması sizi tanıyanlar arasında gerçekten de bir hayal kırıklığı yarattı. Bu bir tercih miydi?</p>
<p>Bu, fikri bize getiren kişiler tarafından düşünülmüş enstrümantal bir çalışmaydı, öyle de oldu.</p>
<p>Sizin hislerinizi sözle değil sesle aktarmak gibi bir tercihiniz var mı?<br />
Benim için müzik bir bütün. Söz de olur ses de&#8230; Önemli olan hissedilenlerin estetik bir duygu ile aktarılması.<br />
Bu aktarımda birinden birinin daha anlaşılır olması söz konusu mu?</p>
<p>Yüzeysel düşünüldüğünde sözlü anlatım hemen anlaşılıyor. Kolay çünkü. Gerçi onda da bin senedir söylenmesine rağmen anlaşılmayan sözler var, ama müzikle anlatım daha soyut olduğundan daha zor. Ama dediğim gibi ben müziği genel ve bir bütün olarak düşünürüm. Ritimler veya darplar arasında boşluklar, veya tabiat sesleri gibi müzik enstrümanları dışı sesler de olabilir. Hiç&#8217;in sözsüz olmasına tepkiler bana da geliyor. Hatta geçen İzmir&#8217;den bir mektup aldım. İlk albümümden sonra koşarak gidip Hiç&#8217;i alan bir dinleyici, içinde hiç söz bulamayınca öfkeyle, oldukça kızgın dille bir mektup yazmış.<br />
Perdesiz gitarıyla tanıdık onu</p>
<p>İlk olarak Mazhar Fuat Özkan&#8217;ın Güllerin İçinden şarkısında çaldığınız perdesiz gitarla tanındınız. Ondan önce ne yapıyordunuz?<br />
Ondan öncesi profesyonel olmayan dönem. Benim biraz popülist manada, yaşamak için para kazanmaya yönelik çalışmalarım Mazhar Fuat Özkan&#8217;ın orkestrasında başladı. O arada 1976 yılında yaptığım perdesiz gitarı kullandım. Onun tınısının farklılığı, bir renk olarak Türkiye&#8217;deki müzik camiasında hafif bir merak uyandırdı.</p>
<p>Sonra Çekirdek Sanatevi&#8230; O dönem profesyonel olmayan spontan çalışmalarınız var&#8230;<br />
Evet. Biri Perdesiz Gitarda Arayışlar, öteki Nefesler. Profesyonel manada olmayan, oda kayıtları şeklinde birçok çalışma yapılıyordu orada. Onlar sonradan Fikret Kızılok tarafından stüdyoya sokulup, piyasaya sürüldü ve başka bir manada kullandı. Bizim iznimiz olmadan.</p>
<p>Ardından Eşkıya filminin müzikleri. O dönemde Bir Ömürlük Misafir adlı ilk albümünüz piyasada olmasına karşın, sanki yeni keşfedildiniz.</p>
<p>Filmden bir yıl önce ilk albümüm çıkmıştı Türkiye&#8217;de. Ondan bir yıl önce de Almanya&#8217;da Fretless çıkmıştı. Eşkıya filminde yaptığım müziklerde kullandığım tınılar ve tavırlarla benzeşiyordu Bir Ömürlük Misafir&#8217;in müzikleri. Ancak filmin reklamasyonu çok iyiydi ve böylelikle müzik de geniş kitlelere yayıldı.<br />
Artık film müziği yapmayacağınızı söylüyorsunuz.</p>
<p>Doğru, çünkü ben film müzikçisi değilim. O dönem tesadüfen, Hiç albümünde olduğu gibi, bizim şöyle bir düşüncemiz var, sen ne yaparsın gibi bir durum vardı ortada. Ben de müziklerini yaptım. Gerçi artık film müziği yapmayacağım alınmış bir karar değil, projeyle düşünsel olarak bağdaşabileceğim bir şey olursa tabii yaparım, niye olmasın. Ama ben film müzikçisi değilim. Sadece müzikle bir şekilde ilgisi olan bir kişiyim.</p>
<p>Bestenin varlığına inanmıyor</p>
<p>Siz halk müziğinin otantikliğinden yanasınız. Hiç&#8217;te de kemençe, bağlama, tambur gibi geleneksel sazlar kullanılmış. Perdesiz gitarın bu sazlarla bir araya gelmesi otantikliğe aykırı bir durum değil mi?</p>
<p>Evet, belli manada aykırı. Ben otantizmden şunu anlıyorum: En orijinal hal, ilk doğduğu hal. Sesin ilk ham hali, en güzel halidir. Duygunun en katkısız, en saf halidir. O hali tercih ederim ama bu devirde, bu gidişatta öyle bir şey yapabilmemiz mümkün değil. Bu da yozlaşma neticesinde yaşadığımız bir süreç. Ben otantizmi, ya da orijinali nasıldırı tahayyül ederek müzikler tasarlamaya çalışıyorum. Hiç&#8217;in eleştirilecek yanlarından biri de otantizme yakın olup olmadığıdır. Çünkü bir gelenek var, -gerçi o gelenek nasıl oluşmuş, ne zaman oluşmuş o da tartışılır ama-, bizim yaptığımız o geleneğin dışında bir şey, bir orkestrasyon çalışması; falan sazla filan sazın yan yana getirilmesi. Oysa otantizm yeni doğan bebek gibidir.</p>
<p>Otantik çalışmalar yapmak artık imkânsız denilebilir mi?</p>
<p>Bence bir müzik parçasının saflığı onu üreten kişinin saflığıyla doğru orantılıdır. Ve bugün o saflıkta bir üretim olduğunu sanmıyorum. Çünkü türkü üretimi diye bir şey yok. Türküler yapılmış, olmuş bitmiş şeylerdir. Bundan sonra yalnızca tekrarı ya da esinlenmeyle benzerleri olabilir. Bu nedenle müzikte otantizmin olması ya da saf, arı bir şeyin ortaya çıkması nadir olabilir. Ben rastlamadım. Aslında bu sorun beste tartışmasını da beraberinde getiriyor. Ben bestenin olmadığına inanıyorum. Bu dediğim saflıkta, arılıkta, varolan eserlerden etkilenmemiş bir parça üretimi söz konusu değil. Biz beste yaptık sanıyoruz, oysa onlar yıllardır bazı armonilerin kafamıza sinip, bir şekilde ortaya çıkmasıyla oluşan melodiler&#8230;</p>
<p>Sürekli yeni sesler arıyorsunuz. Bunun için perdesiz gitar, telli baba gibi sekiz telli gitar yaptınız.</p>
<p>Bunların dışında size ait enstrüman çeşitleri var mı?</p>
<p>Model olarak geliştirdiğim bir sürü gitarım var. İşte altı telliler, klasik olanlar, çelik telli olanlar, bir sapı perdeli diğeri perdesiz olmak üzere iki saplı olanlar&#8230; Bağlamayla ilgili olarak da bazı araştırmalarım var. Onun da tel sayısını artırarak daha çok ses elde etmek istiyorum. Bir de uzun ses ihtiyacından dolayı E.Bow diye bir manyetikle çaldığım, ney sesine benzer sesi olan bir enstrüman yaptım. O da diğerlerinin tersine sadece bir telli olan enstrüman haline dönüşecek.</p>
<p>Tarkan ve dünya müziği</p>
<p>Tarkan&#8217;ın son dönem Avrupa&#8217;da oldukça popüler olması müziğinin Anadolu kokmasıyla bir ilgisi olabilir mi sizce?</p>
<p>Tarkan&#8217;da bir Anadolu hali göremiyorum ben. Müziklerinde de bir Anadoluluk yok. Belki söylediği Türk sanat müziği parçalarında öyle bir his alınabilir. Tarkan, güzel sesi olan bir genç.<br />
Öğrenmek istediğim yurtdışında Türk müziğine karşı bir ilginin olup olmadığı. Çünkü Peter Gabriel da bir çalışmasında Türk motifleri kullanmıştı&#8230;</p>
<p>Bu bir moda. World müzik dedikleri şey. Çin&#8217;in, Hindistan&#8217;ın, Endonezya&#8217;nın ve birçok ülkenin müziklerinden bazı tınılar alınıp mantıklı ya da mantıksız bir araya getirilmesiyle oluşan bir moda. Müzik bir çıkmazda çünkü. Tekrardan başka bir şey yok. Zorunlu olarak yenilikler aranıyor, bir şey bulunduğundaysa onun etrafında toplanılıyor ve hızlı bir şekilde tüketiliyor. Bu ilgi bence Anadolu&#8217;nun anlaşılmış olmasından ya da yüksek düzeyde bir müziğe sahip olmasından değil. Ama orada böyle bir rengin olduğunun birkaç kulak tarafından hissedilmesi de bir kârdır.<br />
Sizin dünyada çalmak istediğiniz müzisyenler var mı?</p>
<p>Var tabii. Dünyadan göçmüş olanlar arasında da çok var. Çalmasam bile yanlarından oturmak istediğim insanlar var. Ya da aynı ortamı paylaşmak istediğim. Mesela Miles Davis. Çalarken orkestrasındaki sanatçısının yanına gidip, bir tane üflüyor ya, ben de isterdim orada durayım, çalmasam da benim yanıma da gelsin ve bir üflesin. Bir de en büyük özlemim tamamiyle bütün müziklerden muaf bir hale gelmiş doğaçlama anını yaşamak, özellikle caz müziği içerisinde&#8230; Doğaçlama yapma ihtiyacım çok fazla. Müziklerim de öyle oluşuyor zaten. Hiçbir kural tanımayan, kuralsızlığı kural olan, total doğaçlamaya yönelik ama zırvalamayan, belli estetiği, mantığı olan caz çıkışlı, ama içerisinde folklorik öğelerin de olabileceği perdeli ve perdesiz sazlarla bir trio projem var, onu özlüyorum.<br />
Türkiye&#8217;de sesleri veya yaptıkları müzikler açısından beğendiğiniz isimler var mı?</p>
<p>Birçok alanda beğendiğim, müziğinden haz duyduğum insanlar var. Bir tanesi Tamburi Cemil Bey, bir tanesi Itri&#8230; Yaşayanlardan Neşet Ertaş, İmer Demirer, Arif Sağ, Sabahat Akkiraz, Erdal Erzincan&#8230; Klasik gitar çalan ama hiçbir zaman icraatta bulunmayan Erdem Sökmen, bence dünya çapında bir gitarcıdır. Caz gitarda Beyaz Kelebekler&#8217;in darbuka çalan en küçükleri Ercüment Ateş, şimdi iyi bir caz gitarcısıdır. Neşet Ruacan. Tuna Ötenel&#8230; Şarkı yapımında, batı kökenli de olsa önemli bir isim Bülent Ortaçgil. Sokaktaki çingeneler&#8230; En kötüsü bile bizden daha iyi çalıyor.<br />
Söyleşi : Şahide Yazıcıoğlu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/bestenin-varligina-inanmiyorum.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Arpa Boyu Yol Aldım..</title>
		<link>http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/bir-arpa-boyu-yol-aldim.htm</link>
		<comments>http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/bir-arpa-boyu-yol-aldim.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:36:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=463</guid>
		<description><![CDATA[Erkan OĞUR&#8217;un müzikteki 25 yılına dönüp baktığında gördüğü, arpa boyu kadar bir yol. Oysa iki enstrüman, sekiz albüm yapmış. Yine de kendini &#8220;orta bir müzisyen&#8221; olarak tanımlıyor. Amacı, saf müziğe ulaşmak. Grubuyla aynı adı taşıyan yeni çıkardıkları &#8220;Telvin&#8221; de bu yolda atılmış bir adım. Albüm, halden hale geçmeyi anlatıyor.
Erkan Oğur, müzikteki 25. yılını kutluyor. Ağır, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erkan OĞUR&#8217;un müzikteki 25 yılına dönüp baktığında gördüğü, arpa boyu kadar bir yol. Oysa iki enstrüman, sekiz albüm yapmış. Yine de kendini &#8220;orta bir müzisyen&#8221; olarak tanımlıyor. Amacı, saf müziğe ulaşmak. Grubuyla aynı adı taşıyan yeni çıkardıkları &#8220;Telvin&#8221; de bu yolda atılmış bir adım. Albüm, halden hale geçmeyi anlatıyor.</p>
<p>Erkan Oğur, müzikteki 25. yılını kutluyor. Ağır, sessiz, gözlerden ırak geçen bu 25 yıla, Yazı/Tura, Eşkıya filmlerinin müziklerinin de dahil olduğu 8 albüm sığdırmış. Djivan Gasparyan, Philip Catherîne, Bülent Ortaçgil, ismail H. Demircioğlu gibi isimlerle çalışmış. İkİ de enstrüman yapmış; perdesiz gitar ve 8 telli bağlama. Kendini &#8220;orta bir müzisyen&#8221; olarak tanımlayan Erkan Oğur ile röportaj yapmak kolay değil. Bu, göz önünde olmayı pek sevmemesinden kaynaklı. Bir de medyadan memnuniyetsizliğinden&#8230; Erkan Oğur&#8217;la buluşmak için Kalan Müzik&#8217;in yolunu tutuyoruz. İMÇ bizi her telden müzikle karşılıyor, Erkan Oğur ise, sazıyla. Konuşmaya sazını tanıtarak başlıyor; &#8220;Adı, Kazak Dutarı. Sapı erik, gövdesi dut ağacından yapılma. Hep tatlı meyvelerin ağaçları yani&#8221;. Sazını röportaj boyunca da elinden düşürmüyor, bîr konuşuyor, bir çalıyor&#8230;Bu ister istemez aklıma, bir başka röportajındaki &#8220;Sesimden utanıyorum, çalmak daha kolay. Gitarımın arkasına saklanabiliyorum&#8221; sözünü getiriyor. îşte Erkan Oğur&#8217;un müzik anlayışı ve Telvin adlı gruplarının yeni albümü üzerine anlattıkları&#8230;<span id="more-463"></span></p>
<p>-Telvin&#8217;in anlamı halden hale geçmek. Albüm ve grup İçin neden bu adı seçtiniz?</p>
<p>Müzikte de halden hale geçme durumu var. Tıpkı hayatımız gibi. Grup üç kişiden oluşuyor; Turgut Alp Bekoğlu, ben ve îlkin Deniz.</p>
<p>-Peki hangi halden hangi hale geçiyorsunuz?</p>
<p>Amaç, karara gitmek, karar haline ulaşabilmek.</p>
<p>-Bu yolun neresindesiniz?<br />
Bunu bilmiyorum. Her yerinde ya da hiçbir yerinde&#8230; Bu, sonsuz yönlü bir şey.</p>
<p>-10 yıldır birliktesiniz, ancak bu İlk albümünüz. Neden bu kadar beklediniz?</p>
<p>Albüm yapma düşüncesi son zamanlarda oluştu. Bir de zaten İlkin, Amerika&#8217;da yaşadığından sık görüşemiyoruz. Yani elimizde olmayan nedenlerden dolayı.</p>
<p>YOK OLMAYAN ENERJİ</p>
<p>-Albümde &#8220;Bir kereye mahsus&#8221; yazıyor. Başka albüm yapmayacak mısınız? Bu müziğin bir kereye mahsus olmak üzere kay- dedilip bir daha olamayacağım vurgulamak için yazdık onu. Belki başka müzik olur.</p>
<p>-Konuşmayı çok sevmiyorsunuz sanırım.</p>
<p>Müzik konusunda gevezeliğim tutar. Onun dışında pek konuşmam. Zaten konuşacak pek fazla bir şey de yok ki.</p>
<p>-Korkmayın &#8220;Erkan Oğur kimdir?&#8221; diye sormayacağım. Zaten yanıtınız; &#8220;Müziksever, müzikle ilgîlenen biri&#8221; olacak&#8230; Şöyle devam edelim: Sizin İçin müziğin tanımı ne, ne İfade ediyor?</p>
<p>Müziğin tanımını yapabilen biri var mıdır, bilmiyorum? Bir bilim dalı, duygu içeren matematik, organizasyon, her yerde olan, dönüşen, ama yok olmayan bir enerji&#8230; Dolayısıyla bütün varlıkların müziği var, sallanan ağacın, senin, kaloriferin bile&#8230; İnsan nefsiyle ilgili problemleri, sesleri duyabildiğimiz küçücük sınır içerisinde güncel anlamdaki müziğe dönüştürüyoruz. Aşkları, korkuları, dehşetleri, nefretleri, sevgileri, hırslan, egoları, savaşları&#8230;Ancak gerçek müzik, saf müzik duygularımızdan arınmış olandır.</p>
<p>-Sizin bu enerjiyle tanışmanız 6 yaşınızda, bîr kemanla başlıyor&#8230;</p>
<p>Kemanla Harput&#8217;a çıkar, kartal seslerini taklit ederdim. Harput&#8217;a çıkışlar artınca, evdekiler kemanı aldılar elimden. Şamanistik bir duyguya kapıldım çocukluğumda, o gün bugündür devam ediyor. Müziği, anlaşmak için bir lisan olarak algıladım.</p>
<p>-Peki ne kadar anlaşılabiliyorsunuz?</p>
<p>Bu lisanı konuşanların sayısı az. Bu, ölmekte olan bir dil. O yüzden anlaşmak pek mümkün değil. Bence müzik dili arkeolojik.</p>
<p>-O halde şu anda yapılan ne?</p>
<p>Tamamıyla tüketime yönelik, ticari çalışmalar. Müzik meta olarak kullanılıyor. Modaların üretildiği şekillere büründürülüyor. Bütün bunlardan uzak, saflığını koruyarak kalmış müzikler de mutlaka vardır, ama neredeler bilmiyorum.</p>
<p>-Ya sizin müziğiniz?</p>
<p>Ben sadece bazı şeyleri hatırlıyorum. Kapasitem ölçüsünde müziğin estetiğine ulaşmaya çalışıyorum. Sanatçı, kopya eder, esinlenir, organize eder. Sanatçı bir şeyin içinden geçmiştir, yaşadığı olaylar, şekillendiği durumların ürününü çıkarır orta-</p>
<p>MÜZİKLE YAŞAMAK ZOR</p>
<p>-Tekrar müzik yaşantınıza dönersek, en önemli buluşunuz perdesiz gitar. Nereden çıktı bu?</p>
<p>Türk müziği seslerine olan ihtiyaçları gitarla karşılayamıyordum, ama gitarı da seviyordum. O yüzden Türk müziği de çalabileceğim bir perdesiz gitar yapmam gerekti. Geleneksel müzik aletlerinde, ifade güçlerini kendimce arttırmak için bazi değişiklikler yaptım. Hâlâ da çeşitli müzik aletleriyle ilgili denemeler yapıyorum. Yine de enstrüman insan nefsîyle ilgili bir araç, görünümlerinin, tınılarının güzellikleri var, ama müzik başka bir olay; aracı kabul etmez, ya sensindir, ya da değilsindir.</p>
<p>-Fizik eğitimim yarıda bırakıp müziğe yöneldiniz&#8230;</p>
<p>Mühendislik kafam vardı. Sandım ki, fizikle ilgili bir yaklaşıma yönelebilirim. Meğer, müziği kenara itip hobilerimle uğraşmışım. 6 yıl sonra ne yaptığımı anladım ve kararımı verdim; kötü bir fizikçi olmaktansa, orta bir müzisyen olacaktım. Ondan sonra hayat daha zorlaştı.</p>
<p>-Neden?</p>
<p>Çünkü müzikle yaşamak zor bir iş. Hele de ödün vermiyorsanız. Hem müzik ruhun gıdası da değil! Belki dinleyiciler için öyledir, ancak müziği yapan kişi için bel ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, bağırsak tıkanıklığı, bunalım, stres, doğum sancısı&#8230;</p>
<p>-Hiç mi mutluluk verici yanı yok?</p>
<p>Var, o da insanın egosuyla ilgili. Ancak o da bir problem yaratıyor.</p>
<p>-Takdir edilmek ya da tanınmak sîzde de bir hoşnutluk yaratmıyor mu?<br />
Tabii insan hoşlanıyor ilgiden, haz duyuyor. Ancak o hazzı egom olarak kabul etmek İstemiyorum. Ondan uzaklaşmaya çalışıyorum. Eğer ondan zevk almaya başlarsam, bir kirlilik var, diye düşiinüyo-</p>
<p>İNSAN OLMANIN HÜZNÜ&#8230;</p>
<p>-Sizin için söylenenlerden bîri de, &#8220;Kendini çalmaya kaptırdığında ellerini takip edemezsiniz&#8221; şeklinde. Nedir o sırada enstrümanınızla yaşadığınız ilişki?</p>
<p>Aslında o sırada enstrümanla ilişkim olmuyor. Orada, kendiniz müzik oluyorsunuz, araç kalmıyor, cismini yitiriyor ya da sizinle kaynaşıyor&#8230;</p>
<p>-Peki eserleriniz neden genellikle hüzünlü?</p>
<p>Bazen kendi kendime neşeli şeyler çalıyorum, ama kaydedip üzerinde çalıştığımda neşeli şeyler çıkmıyor. Bu, belki Elazığ&#8217;dan aldıklarımla ilgili, belki de yaşamdaki süreçlerden, insan olmak bana hüzün veriyor. Ne kadar aciz olduğumuzu görmek de. Onun hüznü var üzerimde, karabasan gibi&#8230;</p>
<p>-Nedir o acizlikler?</p>
<p>Bir karıncaya basıp geçmek, insanların öldürülmesi, savaşlar, yaratılan hastalıklar ve açlık.. İnsan bunların içinde nasıl neşeli bir müzik yapabilir kî? İnsanların hükmetme arzusu, ihtirası olduğu sürece hüzün olacaktır.</p>
<p>-Sesinizi uzun süre kullanmadınız eserleriniz de. Neden?</p>
<p>Kullanmaktan utandım. Hâlâ da öyle. O yüzden hep İsmail ile birlikte söylerim. Sesimiz kişiliğimiz gibi, bir rengi, aralığı var.</p>
<p>-Bugünden, Çekirdek Sanatevî&#8217;ndeki ilk çalışmanıza baktığınızda ne görüyorsunuz?</p>
<p>Albümlerim, birikimlerim artmış olabilir, ama müzik konusunda arpa boyu yol gittiğimi sanmıyorum. Bunu laf olsun diye söylemiyorum.</p>
<p>-Peki, bundan sonraki projeleriniz nedir?</p>
<p>Harput&#8217;la ilgili bir albüm yapmak İstiyorum. Sadece ses ve kopuz kullanarak bir albüm yapacağım. Bir de beste yapmaya yönelmek istiyorum.</p>
<p>-Hep müzik üzerine konuştuk. Müzik dışında neler yapar Erkan Oğur?</p>
<p>Enstrümanlarla uğraşıyorum. En büyük keyfim, bir ağacın dibinde durup denize taş atmak. Kendime en fazla uyurken, tuvaletteyken, İstanbul yollarında araba kullanırken zaman ayırabiliyorum. İki kızım var. Biri ilkokula başladı, diğeri dört yaşında. Onlarla zaman geçiriyorum, müzikli oyunlar oynuyoruz. Ha, bu sırada aslında bu röportajın teması şu olmalı; çocuklara küçük yaştan itibaren cura eğitimi verilmeli (gülüyor). Yine de bu konu gerçekten sanıldığından daha önemli.</p>
<p>Esra Açıkgöz &#8211; Cumhuriyet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/bir-arpa-boyu-yol-aldim.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;biricik hakikat &#8230;&#8221; erkan oğur adına , erkan oğur için&#8230;</title>
		<link>http://msadik.com/kopuz-dede/hakkinda/biricik-hakikat-erkan-ogur-adina-erkan-ogur-icin.htm</link>
		<comments>http://msadik.com/kopuz-dede/hakkinda/biricik-hakikat-erkan-ogur-adina-erkan-ogur-icin.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:29:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>
		<category><![CDATA[okan murat öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[volume dergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=461</guid>
		<description><![CDATA[Hayatı anlamlı ve özel kılan insanlar vardır. Varlıkları , düşünceleri , duyguları , değerleri , yaptıkları ve söyledikleri hayata dair yeni ufuklar açar önünüzde. Farklı dünyalara keşfedersiniz. Yaklaştıkça devleşen insanlardır. Her anlamda saygıdeğerdirler. Varlıklarıyla gurur duyarsınız , içiniz ısınır , güç verirler size. Yalnız olmadığınızı , onlarla aranızda bir bağ olduğunu paylaşabilecek pek çok değeriniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatı anlamlı ve özel kılan insanlar vardır. Varlıkları , düşünceleri , duyguları , değerleri , yaptıkları ve söyledikleri hayata dair yeni ufuklar açar önünüzde. Farklı dünyalara keşfedersiniz. Yaklaştıkça devleşen insanlardır. Her anlamda saygıdeğerdirler. Varlıklarıyla gurur duyarsınız , içiniz ısınır , güç verirler size. Yalnız olmadığınızı , onlarla aranızda bir bağ olduğunu paylaşabilecek pek çok değeriniz olduğunu size hatırlatır , hissettirirler.</p>
<p>Sayıları hep çok azdır. Nadir bulunan cevherlerdir onlar. Doğallıkları saflıkları onları hep derinde saklar. Belki de bu yüzden derindir onlar. Doğallıkları , saflıkları onları hep derinde saklar. Belki de bu yüzden , derindir onlar! Hayata bakışlarıyla , hayatın içindeki en basit detaylara bile bu derinlikli bakışlarıyla yaklaşırlar. Onların yanındayken , hayatın çok değerli bir nimet olduğunu , her zerrenize kadar hissedersiniz. Bir aydınlanma , iç huzuru ve ışık kaplar her yanınızı. Özel nedir , ne demektir , onlarla birlikteyken daha iyi anlarsınız. Onlar , hayatı uzun ince bir yol olarak yorumlayan insanlardır. Dolayısıyla gündelik değer ve çalışkanlıkların çok dışında yer alırlar. Hayatı ve toplumu aşındırıcı her türlü etkiye karşı , büyük bir mukavemetle direnen doğal anıtlardır , onlar.<span id="more-461"></span></p>
<p>Erkan Oğur , bu özel ve ayrıcalıklı insanlardan biri. Adeta tanrının lütuflarından biridir , bizlere. Kendisinden söz etmeyi ve kendisini anlatmayı pek sevmeyen bir insan olduğundan , O&#8217;nunla röportaj yapmak yerine , O&#8217;na dair bildiklerimi ve hissettiklerimi , kendisinden de aldığım izinle , sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Onu yalnızca müzisyen yönüyle değil , insan nitelikleriyle de yakından tanıma imkânına sahip olmuş talihli insanlardan biri olarak.</p>
<p>Erkan Oğur , müzisyen kimliğiyle , bugünün Türkiye&#8217;sinde kendi değerlerini yaratabilmiş , kendi tarzını ve sesini çıkarabilmiş ender sanatçılardan biri. Bana göre , Anadolu müzik kültürü içinde , Tanburi Cemil Bey&#8217;den bu yana var olan en ayrıcalıklı icracı/yorumcu. Perdesiz gitarın yaratıcısı ve halen yaşayan en büyük icracısı.</p>
<p>&#8220;Benim için müzik; uykularımdaki rüyalar gibidir. Sadece ben görürüm, hissederim, yaşarım, unuturum, hatırladıklarımı aktarırım, yorumlarım&#8230; Bazı rüyalar da gerçek olur&#8230;Müzik iyi ya da kötüdür, bir tercih yapmak ise hayattır.&#8221;</p>
<p>diyebilen bir sanatçı , O.</p>
<p>Erkan Oğur çocukluk yıllarını Elazığ&#8217;da (Harput) , doğayla , toprakla , insan ve müzikle bir arada geçirdi. Belki de ta o yıllardan başlayarak onu en çok etkileyen şeylerin başında , yetiştiği toprakların insanı , kültürü ve türküleri gelmektedir. Müziğe olan merakı , küçük yaşlarda başladı. Kemanla , mandolinle , bağlama ve cümbüşle tanıştı. Bu sazların her birini kendi kendine çalmaya , öğrenmeye çabaladı. Evlerin arka tarafında bulunan tepeliklerde bir uçurum vardır; sık sık oraya gider , seslenir ve saz çalardı. Kendi çaldıklarının tekrarını dinlemek ona heyecan verirdi. &#8220;Belki de ilk kayıtlarım onlar olmuştur&#8221; diye anlatır , Erkan Ağabey.</p>
<p>12 yaşında İstanbul&#8217;a gelir. Bülent Ortaçgil&#8217;le ve gitarla tanışır burada. Bu tanışmayla birlikte gitarın , hayatının vazgeçilmezlerinden biri haline gelmesi serüveni de başlamış olur. Gitara olan ilgisi ve hâkimiyeti geliştikçe , hafızasında olan , duyduğu , hissettiği sesleri çıkarabilmek uğruna yeni arayışlar içine girer. Üniversite yıllarında , Münih&#8217;te fizik mühendisliği okur. Bu eğitimi sırasında , bir ara Paris Konservatuarı tarafından klasik gitar öğrencisi olarak 4.sınıfa kabul edilir. Ancak üç ay sürdürebilir bu çalışmaları. Fark eder ki , gitarda hissettikleri ve aradıkları , arada öğretilenlerden başka şeylerdir , O&#8217;nun için&#8230; Nitekim , yıl 1976 olur ve Erkan Oğur gitarının perdelerini söker!</p>
<p>Okan Murat Öztürk / Volume Dergisi ©</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/kopuz-dede/hakkinda/biricik-hakikat-erkan-ogur-adina-erkan-ogur-icin.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efendim önemi yok halimin</title>
		<link>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/efendim-onemi-yok-halimin.htm</link>
		<comments>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/efendim-onemi-yok-halimin.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:27:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=459</guid>
		<description><![CDATA[Modern insan hızın içinde parçalanmış bir nesnedir. O geçmişi ve geleceği birlikte tahayyül edemez. Sıkıştığı an içinde bir fırtınada kalmış gibi sürekli darmadağın olur. Fabrikalar, apartmanlar, arabalar, yollar, tarifeler her birisi aksamadan işleyecek bir kent içindir. Kent ise organize olmuş kapitalist üretim ve tüketimin kalesidir. Hız sınırlı zamanın daha fazla kar için aşılması olanağıdır, kapitalizm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Modern insan hızın içinde parçalanmış bir nesnedir. O geçmişi ve geleceği birlikte tahayyül edemez. Sıkıştığı an içinde bir fırtınada kalmış gibi sürekli darmadağın olur. Fabrikalar, apartmanlar, arabalar, yollar, tarifeler her birisi aksamadan işleyecek bir kent içindir. Kent ise organize olmuş kapitalist üretim ve tüketimin kalesidir. Hız sınırlı zamanın daha fazla kar için aşılması olanağıdır, kapitalizm için 19 yy. da kent merkezlerine konan saat kuleleri ( herkesin zamanını merkezileştiren ) henüz dakikaları bile önemsemezken, ilkin saniyeler sonra saliseler bileklerimizdeki saatlere (kelepçelere) girmeye başladı zaman ufalmış parçalara ayrıldıkça ( aslında parçalanan insan yaşamıdır ) programlanmış insan zihni daha çok parçalandı. Kapitalizm öncesinin doğa insanı için günlük ve mevsimlik zaman kavrayışları kent insanında saliselere kadar düştü. Yüzlerce küçük parçaya ayrılan zaman post-it&#8217;lerle düzenlenebilir oldu.</p>
<p>Bu sürekli hız hali çağdaş insanın zihniyet dünyasının sınırlarını çiziyor. İnsanın zihinsel atmosferinin ürünleri olan kültür dünyası bu ritmin ve hızın egemenliği altında. İnsanın görsel ve işitsel yeteneklerini egemenliği altında tutan hız ve ritm, geçmiş ve geleceği yok ettiği gibi bağlamıda yok eder bir sanat eserinin veya gündelik bir olgunun bütünlüklü algısı yok olur. Zihni güdükleşmiş izleyici için nakaratlar ve fragmanlar kalır tarihinden koparılmış insan cümleden koparılmış kelimeye döner heryere yerleştirilebilir ve hiçbir anlam ifade etmez. Mimaride, sinemada, resimde ve özelliklede resimde bu söylediklerimizin birebir yansımalarını bulabiliriz.<br />
&#8220;müzik ve piyasa lafını birbirine hiç yakıştıramam&#8221;<br />
Bütün sanatların olduğu gibi müziğinde bir piyasa nesnesi olması onun bu hız etkisine maruz kalmasına yol açıyor. Müzik en genel anlamıyla 2 şekilde etkileniyor bu durumdan. Biri eserlerin var olma koşullarıyla ilgili ki en iddialı reklamlarla piyasaya sunulanlar bile 3 ay içinde tükenip geri gelmemecesine (sahibi bile geri gelip gelmememsini umursamıyor) geri dönüşümsüzler çöplüğüne yollanıyor. Diğer etki ise müziğin sanat olarak kendisine, niteliğine yönelik. 7-8 ölçüyü aşmayan, tüketicinin algısını özellikle zorlamayan, melodilerin sürekli tekraruyla sağlanan müzikal yapıya, çağ zihniyetine hapsolmuş sanatçıların gittikçe artan bir hızda ritimle örttükleri çatı ve hihayet anlamsızın veya naifliğin kazandığı güçle, sözlerin giderek kendi başına bir edebiyat olmaktan çıkıp gitgide sıkıcı tekrarlara büründüğü klişeler toplamı olan müzik, sanat olarak var olmak durumundan nesne olarak çoktan tüketim ilişkileri içinde yerini alır. Öyleki bu hızın içinden eserlerin sözlerini anlamak, hissetmek duyumsamak imkansızlaşır. Söz-melodi gittikçe üst üste biner ve ne sözün nede melodinin bahsinin ne olduğu önemsizleşir, iç içe geçerek debelenirler.</p>
<p>Geçmişe ilkellik geleceğe hayaperestlik gözüyle bakan sanatçı ( çağdaş birey ) anın içinde yüksek ses, hız ve ritim içinde zamanına lanet okuyamayarak égününü gün etmekte&#8221;</p>
<p>Kendini bütün bunların dışında kurmaya ve yaşamaya çalışan bir sanatçıdan bahsetmek için yaptık bu girişi: Erkan Oğur. Mana ikliminde uçan nağmelerin peşinde bir müzisyen Erkan Oğur. Kafamıza geçirilen betondan yapılma kitle kültürüne rağmen kerpiç evlerin yıkıntılarında bulduğu eski zaman resimleriyle tarihimize, kültürümüze yine kendini anlatan ağıtları hatırlatarak, müzik nehrindeki suyla yıkamaya çalışıyor kendini ve kirlenmiş insanlığımızı.</p>
<p>Usul usul söylüyor  çağın hastalığı hızın frenine basıyor müzikte.</p>
<p>Türküleri usul usul söylüyor. Bunu yapmakla müziğin hızının ne olduğu hakkındaki saplantımızdan bizi göreleliğe ve sakinliğe çekiyor. Müziği dinlememize ve hissetmemize zaman tanıyor. Türkülerin nağmelerini ve sözlerini iki davul vuruşu ( bazı parçalarda davulda yok ) arasındaki ölçüye değil, zamana yayılan sese bırakıyor. Böylece kapitalizmle nesneleşen türküleri tekrar ruh iklimine kavuşturuyor. Sözün edebi değeri olan ve müzikle bütünlüğü olan şiirsel bir bileşime dönüşmesine şans tanıyor. Hız saplantısı olan tüketici-seyirciyle baştan yollarını ayırmak pahasına.</p>
<p>&#8220;kendini müziğe bırakmak, onunla bütünleşmek hayat eder&#8221;</p>
<p>Müziği veya sanatları insanın kopup koy verdiği doğasıyla buluştuğu pratik olarak düşünüyor Erkan Oğur. Bütün doğal süreçlerin sanatsal süreç içinde olmasını önemsiyor. Kayıt teknolojisini ve provayı mümkün olduğunca bu sürecin dışında tutmanın öneminden bahsederken meşk halini sanat için geri çağırıyor. Ses kadar sessizlikte onun için müzik. Mimaride boşluk aslında nasıl tasarımız parçasıysa, müziktede esler aynı işlevi görüyor ( doğadada sessizlik). Yer yer modern toplumdan umudunu kesen erkan oğur karmaşık bir ruh dünyası halinde &#8220;müzik sessizliğe doğru yola devam ediyor&#8221; dese bile kendi müzik dünyasını tasavvuftan devraldığı telvin-temkin ikilemiyle, gitgide müziğin sınırlarından bile çıkarak şöyle açıklıyor: &#8220;halden hale geçişin tezahürü bu. İnsanın yaşadığı ve yaşamadığı da dahil olmak üzere, bir yere gidişatın sonsuz hali&#8221; bu, kendini akıntıya bırakmaktan öte, sürekli değersizleştirmedarbeleri yiyen insanlığınkendi ruh iklimini bulma çabası gibi anlaşılmalı. Ayağımı basacağım bir dayanak göster bana deme hali. bu tarih ise tarih, türkü ise türkü yeterki bana tekrar insan olmaya giden yolları açsın. İnsan; doğasıyla, zihniyle, tarihiyle, kültürüyle nesneleşmemiş ve nesneleştirmemiş olan insan, bir kere kaybolmuş olmalı ki onu arıyoruz.</p>
<p>Bu hızlandıkça bizi ardından daha çok koşturan kapitalist uygarlık trenini bırakıp yolun kenarına otursak, otların üzerinde E. Oğur bize kaleden iniş molur&#8217;u söylese</p>
<p>Mahir Polat<br />
Toplumsal özgürlük</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/efendim-onemi-yok-halimin.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elazığ &amp; Erivan Ezgi Kervanı</title>
		<link>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/elazig-erivan-ezgi-kervani.htm</link>
		<comments>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/elazig-erivan-ezgi-kervani.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:23:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[djivan gasparyan]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=455</guid>
		<description><![CDATA[Erkan Oğur ve Djivan Gasparyan işbirliğinin temelleri geçen yıl ki Caz Festivali&#8217;nde atıldı.
İSTANBUL &#8211; Erkan Oğur ve Djivan Gasparyan, önümüzdeki günlerde Kalan Müzik tarafından yayımlanacak ortak albümlerindeki çalışmaları yarın akşam verecekleri konserde müzikseverlerle paylaşacak. Most Production&#8217;un organize ettiği &#8216;Yaz Konserleri&#8217; kapsamında saat 21.00&#8242;de Harbiye Açıkhava Tiyatrosu&#8217;nda, yerel ezgileri evrensel ufuklara taşıyan bu ikili ile buluşacağız. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erkan Oğur ve Djivan Gasparyan işbirliğinin temelleri geçen yıl ki Caz Festivali&#8217;nde atıldı.</p>
<p>İSTANBUL &#8211; Erkan Oğur ve Djivan Gasparyan, önümüzdeki günlerde Kalan Müzik tarafından yayımlanacak ortak albümlerindeki çalışmaları yarın akşam verecekleri konserde müzikseverlerle paylaşacak. Most Production&#8217;un organize ettiği &#8216;Yaz Konserleri&#8217; kapsamında saat 21.00&#8242;de Harbiye Açıkhava Tiyatrosu&#8217;nda, yerel ezgileri evrensel ufuklara taşıyan bu ikili ile buluşacağız. Uzun bir süredir albüm projesi üstünde çalışan ikili, Ermeni ve Türk halk müziğinin güzel türkülerini ve doğaçlama ezgileri sunacaklar. <img src="http://msadik.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" mce_src="http://msadik.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" class="mceWPmore mceItemNoResize" title="Daha fazla..."></p>
<p>Erkan Oğur ve Civan Gasparyan&#8217;ın ortak albümlerinin ilk adımı, Gasparyan&#8217;ın geçtiğimiz yıl İstanbul Caz Festivali&#8217;ne katılmak üzere Türkiye&#8217;ye gelmesiyle atıldı. O günlerde sazlarını ilk kez bir araya getirdiler. Gasparyan&#8217;ın içli duduğuyla Oğur&#8217;un narin kopuzu gideceği yönü bulmuştu: Elazığ&#8217;dan Erivan&#8217;a yürüyecekti kervan.</p>
<p> &#8216;Yemen Türküsü&#8217;nden &#8216;Volor Molor&#8217;a pek çok ezgi alındı repertuvara. Doğaçlama ezgiler için kapılar hep açık tutuldu. Gasparyan, kayda girmek için tekrar davet edildi Türkiye&#8217;ye. Günler süren kayıtlarda Derya Türkan klasik kemençesiyle, Ferruh Yarkın perküsyonlarıyla katıldı ikiliye.</p>
<p>Albümün adı Fuad</p>
<p> Ortaya dökülen lirik melodiler, her iki müzisyenin önceki çalışmaları gibi çok duygusaldı. Kimi zaman karşılıklı uzun havalar söylediler, kimi zaman duduğun dem sesiyle Erkan Oğur türküsüne girdi, kimi zaman Gasparyan kopuzun tellerinde verdi sesini. Albümün adının &#8216;Fuad&#8217; olmaması için hiçbir neden yoktu Oğur için. Kalbin kırıldığı anı, kalpten olma halini, sevgiyi anlatan &#8216;Fuad&#8217; sözcüğü bu proje için en güzel sözdü. </p>
<p>Bu çalışma sırasında ortaya çıkan her ses, kırılgan bir sözcüktü. Oğur ve Gasparyan bu albümde, aslında birbirinden pek farklı olmayan müzikal yolculuklarını birleştirmişlerdi. Kervanın ruhu Anadolu&#8217;nun uçsuz bucaksız nağmelerinden geliyordu.</p>
<p> Yarın gece Oğur ve Gasparyan&#8217;a, klasik kemençede Derya Türkan, perküsyonda Ferruh Yarkın ve Ermenistan&#8217;dan gelecek olan iki duduk sanatçısı eşlik edecek. Albümde yer alan ezgilerin yanısıra gecenin sessizliğine yürüyecek pek çok nota onlarla olacak. Gasparyan ve arkadaşlarının duduk nağmelerine Oğur kopuz, perdesiz gitar ve&nbsp; e-bow&#8217;uyla cevap verecek. Erkan Oğur ve Civan Gasparyan&#8217;ın buluşması, gönül insanlarına unutulmaz bir gece vaat ediyor.</p>
<p>Ulaş Özdemir ©</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/elazig-erivan-ezgi-kervani.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkan Oğur &#8211; İsmail H.Demircioğlu</title>
		<link>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/erkan-ogur-ismail-h-demircioglu.htm</link>
		<comments>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/erkan-ogur-ismail-h-demircioglu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:21:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>
		<category><![CDATA[ismail hakkı demircioğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=453</guid>
		<description><![CDATA[Sessiz sedasız, ama derinden çalışmayı seven bir sanatçı Erkan Oğur. Titiz çalışmalarını fazla reklâm etmeden sürdürüyor, neyse ki belli bir dinleyici kitlesi de onun hakkını veriyor. Elimize ulaşan albümü son çalışması; Anadolu Beşik. İsmail Hakkı Demircioğlu ile birlikte Anadolu&#8217;nun halk ozanlarından derlenen türkülere yeni bir soluk vermişler.
Türküler, bildiğimiz bağlama, divan, cümbüş ve bendirin yanında Erkan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sessiz sedasız, ama derinden çalışmayı seven bir sanatçı Erkan Oğur. Titiz çalışmalarını fazla reklâm etmeden sürdürüyor, neyse ki belli bir dinleyici kitlesi de onun hakkını veriyor. Elimize ulaşan albümü son çalışması; Anadolu Beşik. İsmail Hakkı Demircioğlu ile birlikte Anadolu&#8217;nun halk ozanlarından derlenen türkülere yeni bir soluk vermişler.</p>
<p>Türküler, bildiğimiz bağlama, divan, cümbüş ve bendirin yanında Erkan Oğur&#8217;un çaldığı klasik gitar ve perdesiz klasik gitarla, orjinalliklerini yitirmeden zengin bir tınıya sahip oluyorlar. Hasan Saltık&#8217;ın yapımcılığını üstlendiği Kalan Müzik Yapım&#8217;dan çıkan albümdeki türkülerin düzenlemeleri Erkan Oğur&#8217;a ait.</p>
<p>Erkan Oğur klasik gitar, perdesiz klasik gitar, kopuz, cura, balta, cümbüş, davul ve kemençenin yanında vokalde;</p>
<p>İsmail H. Demircioğlu divan ve bağlamanın yanında vokalde;</p>
<p>İzzet Kızıl bendir, tabla, djembe&#8217;de;</p>
<p>Ferruh Yarkın, Bekir Sakarya davulda;</p>
<p>Cengiz Özkan bağlamada;</p>
<p>Ertan Tekin mey ve düdükte;</p>
<p>Süren Asaturyan düdükte Anadolu Beşik&#8217;e emek verenler.</p>
<p>ntvmsnbc.com ©</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/erkan-ogur-ismail-h-demircioglu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkan OĞUR&#8217;la Röportaj</title>
		<link>http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/erkan-ogurla-roportaj.htm</link>
		<comments>http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/erkan-ogurla-roportaj.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:11:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=449</guid>
		<description><![CDATA[Kalan.com: Son zamanlardaki çalışmalarınız ve konserlerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz?
Erkan Oğur : Yeni bir albüm, İsmail Hakkı Demircioğlu ile birlikte. Adı &#8216;Anadolu Beşik&#8217;. 3 Ağustos Açık Hava Tiyatrosunda konser. &#8216;Türkülerimiz&#8217;.
Kalan.com : Perdesiz gitarın yabancı ülkelerde kullanımı var mı? Varsa sanatçı ismi verebilir misiniz?
Erkan Oğur : Yeni yeni olmaya başladı, Pat Metheney.
Kalan.com : Elazığ yöresinde yetişmiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalan.com: Son zamanlardaki çalışmalarınız ve konserlerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz?</p>
<p>Erkan Oğur : Yeni bir albüm, İsmail Hakkı Demircioğlu ile birlikte. Adı &#8216;Anadolu Beşik&#8217;. 3 Ağustos Açık Hava Tiyatrosunda konser. &#8216;Türkülerimiz&#8217;.</p>
<p>Kalan.com : Perdesiz gitarın yabancı ülkelerde kullanımı var mı? Varsa sanatçı ismi verebilir misiniz?</p>
<p>Erkan Oğur : Yeni yeni olmaya başladı, Pat Metheney.</p>
<p>Kalan.com : Elazığ yöresinde yetişmiş olmanızın sizin için büyük bir şans olduğunu söylüyorsunuz. Oranın kültürünün müzikal üretiminize nasıl bir katkısı olduğundan bahsedebilir misiniz?</p>
<p>Erkan Oğur : Evet çok şanslıyım. Müziğe katkısı dolaylı olmuştur. Oradaki yaşam biçimi tüm olarak müziğimi felsefi açıdan etkilemiştir. Teknik olarak ise makam, tavır, estetik, melodik yapılar ve onların zenginlikleri, armoni çağrışımları, şive özellikleri. Değişik halkların tavırlarının harmanlanması.<span id="more-449"></span></p>
<p>Kalan.com : Bir Ömürlük Misafir albümünüzde Mor Dağlar isimli çok güzel bir besteniz var. Beste yapmayı sürdürüyor musunuz? Bu çalışmalarınıza ilerideki albümlerde yer vermeyi düşünüyor musunuz?</p>
<p>Erkan Oğur : Evet ve evet.</p>
<p>Kalan.com : Konserlerinizde niçin Mor Dağlar&#8217;ı çalmıyorsunuz? Bunun nedeni konserlerinizde yeterli enstrümantal yapının olmayışı ise ne zaman Mor Dağlar&#8217;ı çalabilecek şekilde hazırlanıp böyle bir konser verebileceksiniz?</p>
<p>Erkan Oğur : Bilmiyorum. Herşey bir kere belki de.</p>
<p>Kalan.com : Bülent Ortaçgil sizin &#8220;bir sürü müzik yapıldı, denendi, artık orijinal bir şey yapılmıyor&#8221; kaygısında olduğunuzu ve giderek daha az çaldığınızı söylemiş. Bu düşünce devam ediyor mu? Ediyorsa müzik hangi duygular ve şartlar altında devam ediyor?</p>
<p>Erkan Oğur : Müzik sessizliğe doğru devam ediyor.*</p>
<p>Kalan.com : Yaşam tarzından, düşüncelerinden etkilendiğiniz insanlar var mı kimlerdir?</p>
<p>Erkan Oğur :Var. Çok zor bir soru. -Özel-</p>
<p>Kalan.com: Müzik piyasasında beğendiğiniz insanlar kimlerdir?</p>
<p>Erkan Oğur: Müzik ve piyasa lafını birbirine hiç yakıştıramıyorum.</p>
<p>Kalan.com: Müzik dışında bir mesleğinizin olmaması sizde maddi kaygılar yarattı mı? Bu konuya nasıl bakıyorsunuz?</p>
<p>Erkan Oğur: Evet. Yapacak bir şey yok.</p>
<p>Kalan.com: Gençleri nasıl buluyor Türkiye&#8217;de müzik eğitimiyle ilgili neler düşünüyorsunuz?</p>
<p>Erkan Oğur: Yolları çok uzun. Ümitsiz değilim ama Anadolu müzikleri ile o kadar ilgili değiller. Genel olarak ülkemizde eğitim sorunu var, sadece müzikte değil. İleride eğitmenlik yapabileceğimi umuyorum.</p>
<p>Kalan.com: Fretless niçin Türkiye&#8217;de değil de yurt dışında çıktı?</p>
<p>Erkan Oğur: Yurtdışında bir firma ilgi göstermişti o zaman için. 1990-1994 yılları arasında Türk firmaları ilgi göstermemiştir.</p>
<p>Kalan.com: Müzik bilginizi başkalarına aktif olarak aktarmayı, yani bir Erkan Oğur müzik okulu kurmayı düşünüyor musunuz?</p>
<p>Erkan Oğur: Belki.!!!</p>
<p>Kalan.com: Janet &#8211; Jak Esim albümleri dışında düzenlemesini yaptığınız albümler var mı?</p>
<p>Erkan Oğur: Kendi albümlerim, film müzikleri ve bazı tek parçalar var.</p>
<p>Kalan.com: İsmail Hakkı Demircioğlu&#8217;yla başka albümler de yapacak mısınız?</p>
<p>Erkan Oğur: Evet.</p>
<p>Kalan.com: Sadece solo perdesiz gitar üzerine Türk müziği taksimleri içeren bir albüm yapmayı düşünür müsünüz?</p>
<p>Erkan Oğur: Evet çok istiyorum.</p>
<p>Kalan.com: Ankara&#8217;da Yamaha ve Royal Music College ortak bir okul açacakmış. Ve siz de ders verecekmişsiniz diye duyduk. Aslı var mı? Varsa okulda vereceğiniz derslerle ilgili bilgi verebilir misiniz?</p>
<p>Erkan Oğur: Ben de duydum ama hiçbir bilgim yok.</p>
<p>Kalan©</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/kopuz-dede/roportajlar/erkan-ogurla-roportaj.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkan Oğur &#8211; &#8220;Fuad&#8221;</title>
		<link>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/erkan-ogur-fuad.htm</link>
		<comments>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/erkan-ogur-fuad.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 13:51:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=446</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kâlb öncesi zamanlar vardı. Sonra mucize gerçekleşti , kâlbin oluşum süreci tamamlandı. Emir geldi ve kâlb atmaya başladı&#8230; O ilk darbe ânı ve hareketin başladığı hayat noktası &#8220;Fuad&#8221; ile sarsılır cisim. Gücü vardır , sesi vardır , ritmi vardır. Kâlb, hayata hevesle , tüm gerçekliği ile başlar&#8230; Hızlanmalar, yavaşlamalar, heyecanlar, korkular, aşklar, mutluluklar, hüzünler, müzik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Kâlb öncesi zamanlar vardı. Sonra mucize gerçekleşti , kâlbin oluşum süreci tamamlandı. Emir geldi ve kâlb atmaya başladı&#8230; O ilk darbe ânı ve hareketin başladığı hayat noktası &#8220;Fuad&#8221; ile sarsılır cisim. Gücü vardır , sesi vardır , ritmi vardır. Kâlb, hayata hevesle , tüm gerçekliği ile başlar&#8230; Hızlanmalar, yavaşlamalar, heyecanlar, korkular, aşklar, mutluluklar, hüzünler, müzik, coşkular, keskin şoklar, gider bozuklukları, yetmezlikler, hastalıklar, durma ve yeniden başlamalar. Derken cisime gelen sinyal ve durma ânı . &#8220;Fuad&#8221;. En küçük sonsuzluktan, en büyük sonsuzluğa , yokluktan varlığa kâinatı başlatır &#8220;Fuad&#8221;. Orada artık ne son ne de ilk olmak tariflenemez. Mutlak varlık yegâne gerçektir .Kâlb öncesi, kâlb ânı, kâl sonrası sorularını kendime sormaktayım. Kâlbin kırıldığı an vardır ki, o hayat noktasından &#8220;Fuad&#8221;dan kırılır. Kâlbin en mutlu olduğu an &#8220;Fuad&#8221;dır. &#8220;Fuad&#8221;ile görür, duyar, dokunur, tadar, koklar, sever, gariplikleri sezer, hissederiz. Ve &#8220;Fuad&#8221; ile düşünürüz. Yeteneklerimizi, ve hatta hiçbir zaman keşfedemeyeceğimiz yeteneklerimizdir &#8220;Fuad&#8221; .Mantık kâlbimizde şekillenir ve nasibimiz ölçüsünde acımasız ya da sevgi dolu olabilir. <span id="more-446"></span></p>
<p>Bu müzikler, insan ve insan dışında bilinen, bilinmeyen ve hiçbir zaman bilinemeyecek olan, ya da ileride keşfedilecek canlı, cansız her nesnenin özündeki eksiklikleri tamamlamada karşılıksız hizmetkâr olan &#8220;Fuad&#8221; özlemi ile insanlık hayaline armağandır.&#8221; Erkan Oğur &#8220;Fuad&#8221;ı böyle tanımlıyor&#8230;</p>
<p>Türkü ve müzik severlerin bulundurmaları gereken bu albüm Kalan Müzik&#8217;ten çıkmış. Prodüktör Hasan Saltık , Yönetme ve düzenlemeler Erkan Oğur&#8217;a ait. Daha önceki albümlerine nazaran çok daha farklı bir çalışmaya tanık oluyoruz bu çalışmada. Duduk(balaban)ta Djivan Gasparyan Erkan Oğur&#8217;a eşlik ediyor. Daha evvelden pek sesine aşina olmadığım bu nefesli enstrüman, umuyorum ki ilerideki çalışmalarda, sık sık dinleme şansını elde edeceğimiz müziklerde yine o insanın yüreğinden bir parça götüren acıklı sesi ile bizimle buluşacak.</p>
<p>Sanırım Erkan Oğur kendi müziğine dönmeye başladı. Önceki çalışmalarda, kopuzu , e-bow&#8217;u ve perdesiz gitarıyla yorumladığı türkülerin tadına doyum olmadı. Fuad&#8217;ı aldığım vakit çok heyecanlıydım , bir Erkan Oğur şaheserini daha dinleyecektim. Esasen ben yine türkü ağırlıklı bir kaset bekliyordum ama yine de bu konuda hayal kırıklığına uğramadım , çünkü bu çalışmayla dinleyicilerin ve müzisyenlerin önüne bir çığır daha açtı.</p>
<p>Bize Ermeni müziğini de tanıttı , ne kadar hoş olduğunu ve en az bizim müziğimiz kadar duygusal bir müzik olduğunu dinletti. Yine perdesiz gitar ve kopuz soloları ile mest olduk. Çalışmada sadece Erkan Oğur bulunmuyor tabi ki .Perküsyonda Ferruh Yarkın, klasik kemençede Derya Türkan muhteşem bir çalışmanın altına birlikte imza attılar.</p>
<p>Önceki albümlerine nispeten perdesiz gitar çok öne çıkmış değil. Daha homojen bir düzenleme söz konusu. Aslında biraz &#8220;Fuad&#8221; var albümde çok komplike olmayan. Fakat, bu sadeliğin içerisinde ihtişam gizli olan çalışmalar da bulunuyor. Albümle aynı adı taşıyan Fuad adlı Erkan Oğur&#8217; a ait olan bestede kendisinin &#8220;Fuad&#8221; üzere yaptığı açıklamada ki ilk kalp atışı ve kalbin duruşu ibarelerini dinlerken sizde benim hissettiğimi hissedeceksiniz. İşin teknik boyutuna inecek olursak; daha batı ağırlıklı düzenlemelerde biraz akdeniz havası ve daha dolgun bir ses çıkmış ortaya. Erkan Oğur&#8217;un kopuzda kullandığı farklı akort çeşitleri ve e-bow eklemeleri, gitara olan hâkimiyeti beni her seferinde şaşırtmış ve hayran bırakmıştır. Daha aksak ritimlerle bezenmiş olan &#8220;Siyah perçemlerin, gonca yüzlerin&#8221; isimli türküde Ferruh Yarkın&#8217; ın becerisi daha bir ön planda. Her seferinde çok daha güzel çalışmalar yapan Erkan Oğur umarım yeni çalışmalarından bizi mahrum bırakmaz.</p>
<p>Şahsen ben bir Erkan Oğur müptelası olarak bundan mahrum kalmak istemem. Müzik dolu bir ömür dileğiyle .</p>
<p>Mustafa Selçuk ERARSLAN / İstanbul Sanat Evi © 2002</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/kopuz-dede/basindan/erkan-ogur-fuad.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
