<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd"
xmlns:rawvoice="http://www.rawvoice.com/rawvoiceRssModule/"
>

<channel>
	<title>M. Sadık Erdoğan Web Bloğu &#187; Basından</title>
	<atom:link href="http://msadik.com/category/kopuz-dede/basindan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://msadik.com</link>
	<description>Ellerinden öpenin çok olmasın ey dünya!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Feb 2012 15:06:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
<!-- podcast_generator="Blubrry PowerPress/2.0.4" -->
	<itunes:summary>Ellerinden öpenin çok olmasın ey dünya!</itunes:summary>
	<itunes:author>M. Sadık Erdoğan Web Bloğu</itunes:author>
	<itunes:explicit>no</itunes:explicit>
	<itunes:image href="http://msadik.com/wp-content/plugins/powerpress/itunes_default.jpg" />
	<itunes:subtitle>Ellerinden öpenin çok olmasın ey dünya!</itunes:subtitle>
	<image>
		<title>M. Sadık Erdoğan Web Bloğu &#187; Basından</title>
		<url>http://msadik.com/wp-content/plugins/powerpress/rss_default.jpg</url>
		<link>http://msadik.com/category/kopuz-dede/basindan</link>
	</image>
		<item>
		<title>Hayret Makamı – Erkan Oğur</title>
		<link>http://msadik.com/hayret-makami-%e2%80%93-erkan-ogur.html</link>
		<comments>http://msadik.com/hayret-makami-%e2%80%93-erkan-ogur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 11:36:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Altı Çizili Satırlar]]></category>
		<category><![CDATA[Basından]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=541</guid>
		<description><![CDATA[Aslında müzik yapmadığımızı, yalnızca tabiatta mevcut olan bir şeyi keşfettiğimizi söyleyen bir adam. Kendini de müzisyen, besteci filan saymıyor. Belki de şu Bir Ömürlük Misafir’likte konukluğunun karşılığını vermek için çabalayan biri. O yüzden onu musiki makamlarından önce başka bir makamda düşünmek gerekiyor, hayret makamında. Hayret: ‘Biliyorum’ demenin eksilttiği bir makam. Hem her şey onunla başlıyor, devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/erkan_ogur12.JPG" rel="lightbox[541]" title="erkan_ogur12"><img class="alignnone size-full wp-image-540" title="erkan_ogur12" src="http://msadik.com/wp-content/uploads/2010/02/erkan_ogur12.JPG" alt="erkan_ogur12" width="420" height="271" /></a>Aslında müzik yapmadığımızı, yalnızca tabiatta mevcut olan bir şeyi keşfettiğimizi söyleyen bir adam. Kendini de müzisyen, besteci filan saymıyor. Belki de şu Bir Ömürlük Misafir’likte konukluğunun karşılığını vermek için çabalayan biri. O yüzden onu musiki makamlarından önce başka bir makamda düşünmek gerekiyor, hayret makamında. Hayret: ‘Biliyorum’ demenin eksilttiği bir makam. Hem her şey onunla başlıyor, kendisine ‘büyük’ demeyen herkes bu adeta çocukluğa mahsus makamdan hiç ayrılmamış gibi, varoluşa, kainata, dünyaya, tabiata şaşkın çocuk nazarıyla, saflığıyla bakmanın güzelliğini taşıyor hem de İbn Arabi’nin nitelediği gibi, hayret makamı tasavvufta en son makam oluyor. Başlangıcın ve bitişin aynı olduğu, çocuklukla yüceliğin buluştuğu makam. Şaşkınlık uyandırması doğal.</p>
<p>Zümre-i naci’lerden, yani esenliğe ulaşmış seçkin kimselerden sayılmak, insan-ı kamil mertebesine ulaşmak, dervişmeşrep bilinmek, sufi insan, ‘safi insan’ olmak  ama hiçbir şeyin eri ve ehli olmamak, bunu da istememek. Telvin albümü yayımlandığında şöyle diyordu: “ Kelime manası renkler demek&#8230; Yeşil ya da kırmızının içindeki ton farkı ona karakter veren özellik, o manada renk. Tasavvufi anlamı da bununla ilişkili, insan olarak sıfırdan yok olmaya kadar halden hale geçme&#8230;Bir gidişat, durağan değil. Bir hedefi var, ama ulaşılamayan bir hedef, o da ‘temkin’. Kararlılık demek, karar hali son&#8230; O hale ulaşamıyorsun hiçbir zaman. Ama hayatın ya da tabiatın gidişatı.”</p>
<p><span id="more-541"></span></p>
<p><strong>VELİ ŞAİRLERLE AYNI HİZADA</strong></p>
<p>Telvinden temkine, oradan Hiç’e, nefsin, benliğin yok olduğu, saflığa varılan yere doğru bir yolculuk. “Bir sürü haller içinde halim” diye beyan edilecek bir hal içinde, edep erkan, yol bilen biri. ‘Veli’ diye anılabilecek şairlerin hizasında anılacağına inandığım biri. Müziği sessizliğe</p>
<p>doğru bir yolculuk olarak anlayan, anlatan biri herhalde şiiri de nihayet sözcüklerin de yok olacağı bir ‘hal’ olarak tasavvur etmez miydi? O ‘veli-şair’lerden birinin, Behçet Necatigil’in ‘gurbet, hasret ve hikmet’ diye üç aşamada gördüğü ‘şair burçları’na, sanki bir de ‘hayret burcu’nu eklemek gerekiyor ki, Necatigil gibi, Erkan Oğur gibi sessizliğin pirlerini de ‘alem-i sükut’tan önceki bu son burçta okuyalım. Hayret vadisinde sözden uzaklaşan kim varsa onları da. Sanki Necatigil’in sessizliğinin sese tercümesi gibidir Erkan Oğur. Yine Necatigil’in “Biz bu işin tadındayız. Ne paraya çevrilmez, biz onun ardındayız. Nerdesin dost yanındayız.” dediği gibidir onun da yaptığı ‘iş’e bakışı. Biraz da Edip Cansever’in o ürpertici ve büyüleyici şiirinin ki başlığı bile yeter aslında her şeyi anlatmaya, “Gelmiş Bulundum” şiirinin de müziği gibidir Erkan Oğur’un mırıldandığı:”Benmişim-neymiş?-su sesiymiş/ Oymuş-cam kırıkları gibi gövdemi yakan/Yanağında sardunya kokusuyla yazdan/Kimmiş o gelen ya giden kimmiş/Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş/Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan”. Şiirin başlangıç dizelerini ‘telvin’ diye adlandıralım ki sonu da ‘temkin’ olsun: “Şiirler yazdım, kitaplar okudum/Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum/Derinlerde kaldım böyle bir zaman/Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan/Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları/Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.”</p>
<p>Erkan Oğur da mırıldananlardan, bazen türkülerinin sözlerinin anlaşılmaması bundan, içine söylediğinden. İçinde yalnız değil ama insan içine söylüyor. Yolculuğunu hiçbir yere bağlamak istemiyor, ne bir kitaba ne tasavvufa, en sevdiği kitap dört ciltlik Harput Ahengi. Belki çocukluğun sesini de o ahenkle sürüyor. İnsan kendi sesinin peşinden gider, insanın sesi çocukluğudur aslında, ordan kalmadır. Erkan Oğur’un dinleyene hem tutuk gelen ama hem de hayran bırakan çekingen, içine söyleyen sesinde hala o saflık vardır. Sesindeki incelik, seçimlerindeki yalınlık, insan sesini taklit eden müziğin, o sesin en ‘ilkel’ hali olan çocuğun içinden çıkmasını, kalbinden dökülmesini istediğindendir yeniden. Fuad dediği ‘kalp gözü’dür, onunla söyler.</p>
<p>Tasavvufla ilgisinin bir karıncanınki kadar olduğunu söyler ki cümleleri arasında herhalde bu ‘büyük’lükte başka bir cümle yoktur. ‘İnsan değil de ağaç olsam’ der ya, o da yolculuğa dahildir aslında, durma isteği. Yoksa ‘rumi kopuz, çam göğüslü, dut tekneli, erik saplı dede bağlama’sıyla gözden de gönülden de sazdan da sözden de perdeleri kaldırmak için daha çok seyyahlık edecektir o.</p>
<p>14 Şubat 2010 Pazar -  Hayder Ergülen – Star Pazar Eki<br />
İllüstrasyon: <a href="http://saydanaksit.blogspot.com/" target="_blank">Saydan Akşit </a><!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/hayret-makami-%e2%80%93-erkan-ogur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anadolu&#8217;dan Ezgiler</title>
		<link>http://msadik.com/anadoludan-ezgiler.html</link>
		<comments>http://msadik.com/anadoludan-ezgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:41:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[djivan gasparyan]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=467</guid>
		<description><![CDATA[Duduk ustası Gasparyan ile Erkan Oğur&#8217;un çıkaracağı albüm, müzikseverleri hüzünlü bir yolculuğa çıkaracak. Albümden önce verecekleri konser 1 Ağustos&#8217;ta. Ermenistan&#8217;ın dünyaca ünlü duduk sanatçısı Djivan Gasparyan, bir konuşmasında İstanbul&#8217;da konser vermeden ölmeyeceğim demişti. Gasparyan, geçtiğimiz yıl 7. Uluslararası Caz Festivali kapsamında verdiği konserle muradına erdi. Bu konserden önce Gasparyan ile yaptığımız söyleşi de &#8220;En büyük devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Duduk ustası Gasparyan ile Erkan Oğur&#8217;un çıkaracağı albüm, müzikseverleri hüzünlü bir yolculuğa çıkaracak. Albümden önce verecekleri konser 1 Ağustos&#8217;ta.</p>
<p>Ermenistan&#8217;ın dünyaca ünlü duduk sanatçısı Djivan Gasparyan, bir konuşmasında İstanbul&#8217;da konser vermeden ölmeyeceğim demişti. Gasparyan, geçtiğimiz yıl 7. Uluslararası Caz Festivali kapsamında verdiği konserle muradına erdi.</p>
<p>Bu konserden önce Gasparyan ile yaptığımız söyleşi de &#8220;En büyük düşünüz gerçek oluyor, bundan sonraki isteğinizi öğrenebilir miyiz?&#8221; demiştik. O da &#8220;Erkan Oğur ile bir albüm yapmak isterim.&#8221; demişti. Djivan Gasparyan&#8217;ın bu talebini gazetelerden öğrenen Kalan Müzik&#8217;in sahibi Hasan Saltık, hemen sanatçıyla görüşüp, onu Erkan Oğur ile bir araya getirmiş ve ortak bir proje için çalışmalara başlamışlardı. Bu çalışmalar bir yıl boyunca aralıklarla devam etti. Gasparyan pek çok kez İstanbul&#8217;a gelerek Oğur ile stüdyoya girdi. Müzikseverler yakında piyasaya çıkacak olan bu albümü merakla bekliyorlar; ancak ondan önce, Djivan Gasparyan-Erkan Oğur ikilisinin Harbiye Açık Hava Tiyatrosu&#8217;nda vereceği konser sürpriziyle karşılaştılar.<span id="more-467"></span></p>
<p><strong>Harput-Erivan hattı </strong></p>
<p>Ağaca ses veren adam olarak bilinen ve &#8216;duduk&#8217;un hüznüyle gönülleri fetheden Ermeni sanatçı Djivan Gasparyan, 70 küsur yaşına rağmen performansıyla göz dolduruyor. Gasparyan tüm dünyaca tanınan etnik müzik sanatçısı olsa da, müziği içerisinde sadece Ermeni ezgileri yok. Gasparyan&#8217;ı dinlerken tanıdık ezgilere rastlamak içten bile değil. Anadolu&#8217;nun hüzünlü ezgilerini, Ermeni ezgileriyle karıştırıyor. Gürcü, Azeri, Abhaz, Roman, Macar, Bulgar, Rus, Yahudi gibi çevre halkların müziklerini incelediğini belirten Gasparyan, &#8220;Kendime hep yakın bulduğum, en çok yoğunlaştığım ise Türk müziği.&#8221; diyor.</p>
<p>Duduk enstrümanının adı milletlere ve coğrafyaya göre farklılık gösteriyor. Azeriler dut ağacından yaptıkları bu enstrümana &#8216;balaban&#8217; diyorlar. Dağıstanlıların kızılcık ağacından yaptıkları ve &#8216;yastı balaban&#8217; dedikleri bu çalgı, Türkiye&#8217;de mey olarak anılıyor.</p>
<p>Erkan Oğur, &#8216;Djivan Gasparyan ile dede ile torun gibiyiz.&#8217; diyor ve onun bunca yaşına rağmen bitmek, tükenmek bilmeyen enerjisine hayran olduğunu belirtiyor. Şimdilik adı konulmayan albüm, alışılmışın dışında bir çalışma. Daha çok Doğu Anadolu yöresinin temalarının çalındığı albüm yer yer doğaçlamayla devam ediyor. Yemen Türküsü&#8217;nün de bulunduğu üç türkü var; ancak caz havasında folka yakın bir albüm. Ayrıca albümün baştan sona akustik bir yanı var. Djivan Gasparyan ile Erkan Oğur birlikteliği bir anlamda Harput-Erivan üzerinde bir yolculuğu andırıyor. Teması hüzün, gurbet ve yokluk olan bir yolculuk bu. Bu yolculuğun araçları ise yanık ezgiler dışında, Gasparyan&#8217;ın &#8216;bacı kardaş&#8217; dediği duduk, perdesiz gitar, kopuz ve kemençe. Gasparyan &#8216;duduk&#8217;la yanık ezgilerini yorumlarken, Erkan Oğur da yanık sesiyle türkü söylüyor. İki ustaya klasik kemençesiyle Derya Türkan eşlik ediyor.</p>
<p>Projenin müzik yönetmeni Erkan Oğur, amaçlarının &#8216;müzikal birlik&#8217; olduğunu söylerken &#8220;Bir ana iskelet var ortada, onun etrafında dönüyoruz. Çoğu Türk, Ermeni müziğini, Ermeniler Türk müziğini tanımıyor. Bu, iki halk arasındaki gerginliğin sürmesine yol açıyor. Biz güne umutla, heyecanla bakmalıyız. Kötülüğün galip gelmemesi için elimizden geleni yapmalıyız. Buraya gelişimin nedeni tek: İki Tanrı yok, tek bir Tanrı var insan için, tüm dünya insanlığı için. Hepimiz onun evlatlarıyız.&#8221; diyor. Her iki taraf da iddialı değiller; ama yaptıkları işin kalitesinden eminler. &#8220;Bu albüm sadece Türkiye ve Ermenistan&#8217;da konuşulmayacak, ünü Amerika&#8217;ya kadar ulaşacak.&#8221; diyorlar. (Abdullah Kılıç)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Djivan Gasparyan kimdir?</p>
<p>Erivanlı duduk (mey) ustası Djivan Gasparyan, ilk olarak 1989 yılında Peter Gabriel&#8217;in, Martin Scorsese&#8217;nin Günaha Çağrı filmi için yaptığı soundtrack&#8217;le dikkat çekti.</p>
<p>Ardından da Kronos Quartet ve Los Angeles Filarmoni Orkestrasy ile yaptığı çalışmalarla gündeme geldi. 1989 yılında yaptığı I Will Not Be Sad In This World adlı solo albümünden sonra dört albüm daha çıkaran Gasparyan, kayısı ağacından yapılma bu ilginç çalgıyla ruhumuzun derinliklerine kadar nüfuz ederek bizi bambaşka boyutlara götürüyor.<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/anadoludan-ezgiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efendim önemi yok halimin</title>
		<link>http://msadik.com/efendim-onemi-yok-halimin.html</link>
		<comments>http://msadik.com/efendim-onemi-yok-halimin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:27:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=459</guid>
		<description><![CDATA[Modern insan hızın içinde parçalanmış bir nesnedir. O geçmişi ve geleceği birlikte tahayyül edemez. Sıkıştığı an içinde bir fırtınada kalmış gibi sürekli darmadağın olur. Fabrikalar, apartmanlar, arabalar, yollar, tarifeler her birisi aksamadan işleyecek bir kent içindir. Kent ise organize olmuş kapitalist üretim ve tüketimin kalesidir. Hız sınırlı zamanın daha fazla kar için aşılması olanağıdır, kapitalizm devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Modern insan hızın içinde parçalanmış bir nesnedir. O geçmişi ve geleceği birlikte tahayyül edemez. Sıkıştığı an içinde bir fırtınada kalmış gibi sürekli darmadağın olur. Fabrikalar, apartmanlar, arabalar, yollar, tarifeler her birisi aksamadan işleyecek bir kent içindir. Kent ise organize olmuş kapitalist üretim ve tüketimin kalesidir. Hız sınırlı zamanın daha fazla kar için aşılması olanağıdır, kapitalizm için 19 yy. da kent merkezlerine konan saat kuleleri ( herkesin zamanını merkezileştiren ) henüz dakikaları bile önemsemezken, ilkin saniyeler sonra saliseler bileklerimizdeki saatlere (kelepçelere) girmeye başladı zaman ufalmış parçalara ayrıldıkça ( aslında parçalanan insan yaşamıdır ) programlanmış insan zihni daha çok parçalandı. Kapitalizm öncesinin doğa insanı için günlük ve mevsimlik zaman kavrayışları kent insanında saliselere kadar düştü. Yüzlerce küçük parçaya ayrılan zaman post-it&#8217;lerle düzenlenebilir oldu.</p>
<p>Bu sürekli hız hali çağdaş insanın zihniyet dünyasının sınırlarını çiziyor. İnsanın zihinsel atmosferinin ürünleri olan kültür dünyası bu ritmin ve hızın egemenliği altında. İnsanın görsel ve işitsel yeteneklerini egemenliği altında tutan hız ve ritm, geçmiş ve geleceği yok ettiği gibi bağlamıda yok eder bir sanat eserinin veya gündelik bir olgunun bütünlüklü algısı yok olur. Zihni güdükleşmiş izleyici için nakaratlar ve fragmanlar kalır tarihinden koparılmış insan cümleden koparılmış kelimeye döner heryere yerleştirilebilir ve hiçbir anlam ifade etmez. Mimaride, sinemada, resimde ve özelliklede resimde bu söylediklerimizin birebir yansımalarını bulabiliriz.<br />
&#8220;müzik ve piyasa lafını birbirine hiç yakıştıramam&#8221;<br />
Bütün sanatların olduğu gibi müziğinde bir piyasa nesnesi olması onun bu hız etkisine maruz kalmasına yol açıyor. Müzik en genel anlamıyla 2 şekilde etkileniyor bu durumdan. Biri eserlerin var olma koşullarıyla ilgili ki en iddialı reklamlarla piyasaya sunulanlar bile 3 ay içinde tükenip geri gelmemecesine (sahibi bile geri gelip gelmememsini umursamıyor) geri dönüşümsüzler çöplüğüne yollanıyor. Diğer etki ise müziğin sanat olarak kendisine, niteliğine yönelik. 7-8 ölçüyü aşmayan, tüketicinin algısını özellikle zorlamayan, melodilerin sürekli tekraruyla sağlanan müzikal yapıya, çağ zihniyetine hapsolmuş sanatçıların gittikçe artan bir hızda ritimle örttükleri çatı ve hihayet anlamsızın veya naifliğin kazandığı güçle, sözlerin giderek kendi başına bir edebiyat olmaktan çıkıp gitgide sıkıcı tekrarlara büründüğü klişeler toplamı olan müzik, sanat olarak var olmak durumundan nesne olarak çoktan tüketim ilişkileri içinde yerini alır. Öyleki bu hızın içinden eserlerin sözlerini anlamak, hissetmek duyumsamak imkansızlaşır. Söz-melodi gittikçe üst üste biner ve ne sözün nede melodinin bahsinin ne olduğu önemsizleşir, iç içe geçerek debelenirler.</p>
<p>Geçmişe ilkellik geleceğe hayaperestlik gözüyle bakan sanatçı ( çağdaş birey ) anın içinde yüksek ses, hız ve ritim içinde zamanına lanet okuyamayarak égününü gün etmekte&#8221;</p>
<p>Kendini bütün bunların dışında kurmaya ve yaşamaya çalışan bir sanatçıdan bahsetmek için yaptık bu girişi: Erkan Oğur. Mana ikliminde uçan nağmelerin peşinde bir müzisyen Erkan Oğur. Kafamıza geçirilen betondan yapılma kitle kültürüne rağmen kerpiç evlerin yıkıntılarında bulduğu eski zaman resimleriyle tarihimize, kültürümüze yine kendini anlatan ağıtları hatırlatarak, müzik nehrindeki suyla yıkamaya çalışıyor kendini ve kirlenmiş insanlığımızı.</p>
<p>Usul usul söylüyor  çağın hastalığı hızın frenine basıyor müzikte.</p>
<p>Türküleri usul usul söylüyor. Bunu yapmakla müziğin hızının ne olduğu hakkındaki saplantımızdan bizi göreleliğe ve sakinliğe çekiyor. Müziği dinlememize ve hissetmemize zaman tanıyor. Türkülerin nağmelerini ve sözlerini iki davul vuruşu ( bazı parçalarda davulda yok ) arasındaki ölçüye değil, zamana yayılan sese bırakıyor. Böylece kapitalizmle nesneleşen türküleri tekrar ruh iklimine kavuşturuyor. Sözün edebi değeri olan ve müzikle bütünlüğü olan şiirsel bir bileşime dönüşmesine şans tanıyor. Hız saplantısı olan tüketici-seyirciyle baştan yollarını ayırmak pahasına.</p>
<p>&#8220;kendini müziğe bırakmak, onunla bütünleşmek hayat eder&#8221;</p>
<p>Müziği veya sanatları insanın kopup koy verdiği doğasıyla buluştuğu pratik olarak düşünüyor Erkan Oğur. Bütün doğal süreçlerin sanatsal süreç içinde olmasını önemsiyor. Kayıt teknolojisini ve provayı mümkün olduğunca bu sürecin dışında tutmanın öneminden bahsederken meşk halini sanat için geri çağırıyor. Ses kadar sessizlikte onun için müzik. Mimaride boşluk aslında nasıl tasarımız parçasıysa, müziktede esler aynı işlevi görüyor ( doğadada sessizlik). Yer yer modern toplumdan umudunu kesen erkan oğur karmaşık bir ruh dünyası halinde &#8220;müzik sessizliğe doğru yola devam ediyor&#8221; dese bile kendi müzik dünyasını tasavvuftan devraldığı telvin-temkin ikilemiyle, gitgide müziğin sınırlarından bile çıkarak şöyle açıklıyor: &#8220;halden hale geçişin tezahürü bu. İnsanın yaşadığı ve yaşamadığı da dahil olmak üzere, bir yere gidişatın sonsuz hali&#8221; bu, kendini akıntıya bırakmaktan öte, sürekli değersizleştirmedarbeleri yiyen insanlığınkendi ruh iklimini bulma çabası gibi anlaşılmalı. Ayağımı basacağım bir dayanak göster bana deme hali. bu tarih ise tarih, türkü ise türkü yeterki bana tekrar insan olmaya giden yolları açsın. İnsan; doğasıyla, zihniyle, tarihiyle, kültürüyle nesneleşmemiş ve nesneleştirmemiş olan insan, bir kere kaybolmuş olmalı ki onu arıyoruz.</p>
<p>Bu hızlandıkça bizi ardından daha çok koşturan kapitalist uygarlık trenini bırakıp yolun kenarına otursak, otların üzerinde E. Oğur bize kaleden iniş molur&#8217;u söylese</p>
<p>Mahir Polat<br />
Toplumsal özgürlük<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/efendim-onemi-yok-halimin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elazığ &amp; Erivan Ezgi Kervanı</title>
		<link>http://msadik.com/elazig-erivan-ezgi-kervani.html</link>
		<comments>http://msadik.com/elazig-erivan-ezgi-kervani.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:23:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[djivan gasparyan]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=455</guid>
		<description><![CDATA[Erkan Oğur ve Djivan Gasparyan işbirliğinin temelleri geçen yıl ki Caz Festivali&#8217;nde atıldı. İSTANBUL &#8211; Erkan Oğur ve Djivan Gasparyan, önümüzdeki günlerde Kalan Müzik tarafından yayımlanacak ortak albümlerindeki çalışmaları yarın akşam verecekleri konserde müzikseverlerle paylaşacak. Most Production&#8217;un organize ettiği &#8216;Yaz Konserleri&#8217; kapsamında saat 21.00&#8242;de Harbiye Açıkhava Tiyatrosu&#8217;nda, yerel ezgileri evrensel ufuklara taşıyan bu ikili ile devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erkan Oğur ve Djivan Gasparyan işbirliğinin temelleri geçen yıl ki Caz Festivali&#8217;nde atıldı.</p>
<p>İSTANBUL &#8211; Erkan Oğur ve Djivan Gasparyan, önümüzdeki günlerde Kalan Müzik tarafından yayımlanacak ortak albümlerindeki çalışmaları yarın akşam verecekleri konserde müzikseverlerle paylaşacak. Most Production&#8217;un organize ettiği &#8216;Yaz Konserleri&#8217; kapsamında saat 21.00&#8242;de Harbiye Açıkhava Tiyatrosu&#8217;nda, yerel ezgileri evrensel ufuklara taşıyan bu ikili ile buluşacağız. Uzun bir süredir albüm projesi üstünde çalışan ikili, Ermeni ve Türk halk müziğinin güzel türkülerini ve doğaçlama ezgileri sunacaklar. <img src="http://msadik.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" mce_src="http://msadik.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" class="mceWPmore mceItemNoResize" title="Daha fazla..."></p>
<p>Erkan Oğur ve Civan Gasparyan&#8217;ın ortak albümlerinin ilk adımı, Gasparyan&#8217;ın geçtiğimiz yıl İstanbul Caz Festivali&#8217;ne katılmak üzere Türkiye&#8217;ye gelmesiyle atıldı. O günlerde sazlarını ilk kez bir araya getirdiler. Gasparyan&#8217;ın içli duduğuyla Oğur&#8217;un narin kopuzu gideceği yönü bulmuştu: Elazığ&#8217;dan Erivan&#8217;a yürüyecekti kervan.</p>
<p> &#8216;Yemen Türküsü&#8217;nden &#8216;Volor Molor&#8217;a pek çok ezgi alındı repertuvara. Doğaçlama ezgiler için kapılar hep açık tutuldu. Gasparyan, kayda girmek için tekrar davet edildi Türkiye&#8217;ye. Günler süren kayıtlarda Derya Türkan klasik kemençesiyle, Ferruh Yarkın perküsyonlarıyla katıldı ikiliye.</p>
<p>Albümün adı Fuad</p>
<p> Ortaya dökülen lirik melodiler, her iki müzisyenin önceki çalışmaları gibi çok duygusaldı. Kimi zaman karşılıklı uzun havalar söylediler, kimi zaman duduğun dem sesiyle Erkan Oğur türküsüne girdi, kimi zaman Gasparyan kopuzun tellerinde verdi sesini. Albümün adının &#8216;Fuad&#8217; olmaması için hiçbir neden yoktu Oğur için. Kalbin kırıldığı anı, kalpten olma halini, sevgiyi anlatan &#8216;Fuad&#8217; sözcüğü bu proje için en güzel sözdü. </p>
<p>Bu çalışma sırasında ortaya çıkan her ses, kırılgan bir sözcüktü. Oğur ve Gasparyan bu albümde, aslında birbirinden pek farklı olmayan müzikal yolculuklarını birleştirmişlerdi. Kervanın ruhu Anadolu&#8217;nun uçsuz bucaksız nağmelerinden geliyordu.</p>
<p> Yarın gece Oğur ve Gasparyan&#8217;a, klasik kemençede Derya Türkan, perküsyonda Ferruh Yarkın ve Ermenistan&#8217;dan gelecek olan iki duduk sanatçısı eşlik edecek. Albümde yer alan ezgilerin yanısıra gecenin sessizliğine yürüyecek pek çok nota onlarla olacak. Gasparyan ve arkadaşlarının duduk nağmelerine Oğur kopuz, perdesiz gitar ve&nbsp; e-bow&#8217;uyla cevap verecek. Erkan Oğur ve Civan Gasparyan&#8217;ın buluşması, gönül insanlarına unutulmaz bir gece vaat ediyor.</p>
<p>Ulaş Özdemir ©</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/elazig-erivan-ezgi-kervani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkan Oğur &#8211; İsmail H.Demircioğlu</title>
		<link>http://msadik.com/erkan-ogur-ismail-h-demircioglu.html</link>
		<comments>http://msadik.com/erkan-ogur-ismail-h-demircioglu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 14:21:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>
		<category><![CDATA[ismail hakkı demircioğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=453</guid>
		<description><![CDATA[Sessiz sedasız, ama derinden çalışmayı seven bir sanatçı Erkan Oğur. Titiz çalışmalarını fazla reklâm etmeden sürdürüyor, neyse ki belli bir dinleyici kitlesi de onun hakkını veriyor. Elimize ulaşan albümü son çalışması; Anadolu Beşik. İsmail Hakkı Demircioğlu ile birlikte Anadolu&#8217;nun halk ozanlarından derlenen türkülere yeni bir soluk vermişler. Türküler, bildiğimiz bağlama, divan, cümbüş ve bendirin yanında devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sessiz sedasız, ama derinden çalışmayı seven bir sanatçı Erkan Oğur. Titiz çalışmalarını fazla reklâm etmeden sürdürüyor, neyse ki belli bir dinleyici kitlesi de onun hakkını veriyor. Elimize ulaşan albümü son çalışması; Anadolu Beşik. İsmail Hakkı Demircioğlu ile birlikte Anadolu&#8217;nun halk ozanlarından derlenen türkülere yeni bir soluk vermişler.</p>
<p>Türküler, bildiğimiz bağlama, divan, cümbüş ve bendirin yanında Erkan Oğur&#8217;un çaldığı klasik gitar ve perdesiz klasik gitarla, orjinalliklerini yitirmeden zengin bir tınıya sahip oluyorlar. Hasan Saltık&#8217;ın yapımcılığını üstlendiği Kalan Müzik Yapım&#8217;dan çıkan albümdeki türkülerin düzenlemeleri Erkan Oğur&#8217;a ait.</p>
<p>Erkan Oğur klasik gitar, perdesiz klasik gitar, kopuz, cura, balta, cümbüş, davul ve kemençenin yanında vokalde;</p>
<p>İsmail H. Demircioğlu divan ve bağlamanın yanında vokalde;</p>
<p>İzzet Kızıl bendir, tabla, djembe&#8217;de;</p>
<p>Ferruh Yarkın, Bekir Sakarya davulda;</p>
<p>Cengiz Özkan bağlamada;</p>
<p>Ertan Tekin mey ve düdükte;</p>
<p>Süren Asaturyan düdükte Anadolu Beşik&#8217;e emek verenler.</p>
<p>ntvmsnbc.com ©<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/erkan-ogur-ismail-h-demircioglu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkan Oğur &#8211; &#8220;Fuad&#8221;</title>
		<link>http://msadik.com/erkan-ogur-fuad.html</link>
		<comments>http://msadik.com/erkan-ogur-fuad.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 13:51:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=446</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kâlb öncesi zamanlar vardı. Sonra mucize gerçekleşti , kâlbin oluşum süreci tamamlandı. Emir geldi ve kâlb atmaya başladı&#8230; O ilk darbe ânı ve hareketin başladığı hayat noktası &#8220;Fuad&#8221; ile sarsılır cisim. Gücü vardır , sesi vardır , ritmi vardır. Kâlb, hayata hevesle , tüm gerçekliği ile başlar&#8230; Hızlanmalar, yavaşlamalar, heyecanlar, korkular, aşklar, mutluluklar, hüzünler, müzik, devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Kâlb öncesi zamanlar vardı. Sonra mucize gerçekleşti , kâlbin oluşum süreci tamamlandı. Emir geldi ve kâlb atmaya başladı&#8230; O ilk darbe ânı ve hareketin başladığı hayat noktası &#8220;Fuad&#8221; ile sarsılır cisim. Gücü vardır , sesi vardır , ritmi vardır. Kâlb, hayata hevesle , tüm gerçekliği ile başlar&#8230; Hızlanmalar, yavaşlamalar, heyecanlar, korkular, aşklar, mutluluklar, hüzünler, müzik, coşkular, keskin şoklar, gider bozuklukları, yetmezlikler, hastalıklar, durma ve yeniden başlamalar. Derken cisime gelen sinyal ve durma ânı . &#8220;Fuad&#8221;. En küçük sonsuzluktan, en büyük sonsuzluğa , yokluktan varlığa kâinatı başlatır &#8220;Fuad&#8221;. Orada artık ne son ne de ilk olmak tariflenemez. Mutlak varlık yegâne gerçektir .Kâlb öncesi, kâlb ânı, kâl sonrası sorularını kendime sormaktayım. Kâlbin kırıldığı an vardır ki, o hayat noktasından &#8220;Fuad&#8221;dan kırılır. Kâlbin en mutlu olduğu an &#8220;Fuad&#8221;dır. &#8220;Fuad&#8221;ile görür, duyar, dokunur, tadar, koklar, sever, gariplikleri sezer, hissederiz. Ve &#8220;Fuad&#8221; ile düşünürüz. Yeteneklerimizi, ve hatta hiçbir zaman keşfedemeyeceğimiz yeteneklerimizdir &#8220;Fuad&#8221; .Mantık kâlbimizde şekillenir ve nasibimiz ölçüsünde acımasız ya da sevgi dolu olabilir. <span id="more-446"></span></p>
<p>Bu müzikler, insan ve insan dışında bilinen, bilinmeyen ve hiçbir zaman bilinemeyecek olan, ya da ileride keşfedilecek canlı, cansız her nesnenin özündeki eksiklikleri tamamlamada karşılıksız hizmetkâr olan &#8220;Fuad&#8221; özlemi ile insanlık hayaline armağandır.&#8221; Erkan Oğur &#8220;Fuad&#8221;ı böyle tanımlıyor&#8230;</p>
<p>Türkü ve müzik severlerin bulundurmaları gereken bu albüm Kalan Müzik&#8217;ten çıkmış. Prodüktör Hasan Saltık , Yönetme ve düzenlemeler Erkan Oğur&#8217;a ait. Daha önceki albümlerine nazaran çok daha farklı bir çalışmaya tanık oluyoruz bu çalışmada. Duduk(balaban)ta Djivan Gasparyan Erkan Oğur&#8217;a eşlik ediyor. Daha evvelden pek sesine aşina olmadığım bu nefesli enstrüman, umuyorum ki ilerideki çalışmalarda, sık sık dinleme şansını elde edeceğimiz müziklerde yine o insanın yüreğinden bir parça götüren acıklı sesi ile bizimle buluşacak.</p>
<p>Sanırım Erkan Oğur kendi müziğine dönmeye başladı. Önceki çalışmalarda, kopuzu , e-bow&#8217;u ve perdesiz gitarıyla yorumladığı türkülerin tadına doyum olmadı. Fuad&#8217;ı aldığım vakit çok heyecanlıydım , bir Erkan Oğur şaheserini daha dinleyecektim. Esasen ben yine türkü ağırlıklı bir kaset bekliyordum ama yine de bu konuda hayal kırıklığına uğramadım , çünkü bu çalışmayla dinleyicilerin ve müzisyenlerin önüne bir çığır daha açtı.</p>
<p>Bize Ermeni müziğini de tanıttı , ne kadar hoş olduğunu ve en az bizim müziğimiz kadar duygusal bir müzik olduğunu dinletti. Yine perdesiz gitar ve kopuz soloları ile mest olduk. Çalışmada sadece Erkan Oğur bulunmuyor tabi ki .Perküsyonda Ferruh Yarkın, klasik kemençede Derya Türkan muhteşem bir çalışmanın altına birlikte imza attılar.</p>
<p>Önceki albümlerine nispeten perdesiz gitar çok öne çıkmış değil. Daha homojen bir düzenleme söz konusu. Aslında biraz &#8220;Fuad&#8221; var albümde çok komplike olmayan. Fakat, bu sadeliğin içerisinde ihtişam gizli olan çalışmalar da bulunuyor. Albümle aynı adı taşıyan Fuad adlı Erkan Oğur&#8217; a ait olan bestede kendisinin &#8220;Fuad&#8221; üzere yaptığı açıklamada ki ilk kalp atışı ve kalbin duruşu ibarelerini dinlerken sizde benim hissettiğimi hissedeceksiniz. İşin teknik boyutuna inecek olursak; daha batı ağırlıklı düzenlemelerde biraz akdeniz havası ve daha dolgun bir ses çıkmış ortaya. Erkan Oğur&#8217;un kopuzda kullandığı farklı akort çeşitleri ve e-bow eklemeleri, gitara olan hâkimiyeti beni her seferinde şaşırtmış ve hayran bırakmıştır. Daha aksak ritimlerle bezenmiş olan &#8220;Siyah perçemlerin, gonca yüzlerin&#8221; isimli türküde Ferruh Yarkın&#8217; ın becerisi daha bir ön planda. Her seferinde çok daha güzel çalışmalar yapan Erkan Oğur umarım yeni çalışmalarından bizi mahrum bırakmaz.</p>
<p>Şahsen ben bir Erkan Oğur müptelası olarak bundan mahrum kalmak istemem. Müzik dolu bir ömür dileğiyle .</p>
<p>Mustafa Selçuk ERARSLAN / İstanbul Sanat Evi © 2002<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/erkan-ogur-fuad.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkan Oğur &amp; Bir Ömürlük Misafir</title>
		<link>http://msadik.com/erkan-ogur-bir-omurluk-misafir.html</link>
		<comments>http://msadik.com/erkan-ogur-bir-omurluk-misafir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 13:47:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=443</guid>
		<description><![CDATA[Bazı müzisyenleri kategorize edemezsiniz. Onlar kendi başlarına ve kendi müzikleriyle başlı başına bir kategoridir zaten. Erkan Oğur da bu müzisyenlerden biri. Türk dinleyicilerin bugüne kadar özellikle de Mazhar-Fuat-Özkan, Bülent Ortaçgil, Fahir Atakoğlu ve Sezen Aksu başta olmak üzere diğer müzisyenlerle duyduğu özgün perdesiz gitar sesi, önce Almanya&#8217;da basılan ilk kişisel albümüyle sonunda Türkiye&#8217;deki raflarda da devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı müzisyenleri kategorize edemezsiniz. Onlar kendi başlarına ve kendi müzikleriyle başlı başına bir kategoridir zaten. Erkan Oğur da bu müzisyenlerden biri. Türk dinleyicilerin bugüne kadar özellikle de Mazhar-Fuat-Özkan, Bülent Ortaçgil, Fahir Atakoğlu ve Sezen Aksu başta olmak üzere diğer müzisyenlerle duyduğu özgün perdesiz gitar sesi, önce Almanya&#8217;da basılan ilk kişisel albümüyle sonunda Türkiye&#8217;deki raflarda da yerini aldı. Tam bir müzik şöleni olan albüm aslında bir öykünün notalarını içeriyor. Özgün bir &#8220;lutiye&#8221; olan Erkan Oğur&#8217;un perdesiz gitarından dökülen notalar dinleyiciye doyulmaz keyifler sunuyor.</p>
<p>Doğaçlama müziğin ve özellikle de cazın en keyifli yanlarından biri, bir öykünün müziğini dinlemek ya da bir müziğin öyküsünü okumaktır. Erkan Oğur&#8217;un bize hediyesi bu. Elazığ&#8217;da başlayan ve şekillenen bir yaşam o yörenin folklorundan, havasından ve suyundan izleri her notayla birlikte kulağımıza döküyor. Sarp dağlardan akan buz gibi suları Mor Dağlar&#8217;la görüyorsunuz. Şarkının eşsiz bestesi ve düzenlemesi, Erkan Oğur&#8217;un perdesiz gitarı, şarkının sonlarında yer alan sesi, Melik Yirmibir&#8217;in bası ve Arto Tunçboyacıyan&#8217;ın vurmalı çalgılardaki yorumlarıyla müthiş bir resim sunuyor bizlere.<span id="more-443"></span></p>
<p>Albümün en belirleyici yanı bu kadar özgün bir kültürden çıkıp da bu kadar çok insanda bu kadar çok noktayla örtüşmesi. Özellikle de anonim eserlere Erkan Oğur&#8217;un getirdiği düzenlemelerin ve diğer müzisyenlerle yapılan çalışmanın değerini böyle açıklamak mümkün.</p>
<p>Erkan Oğur&#8217;un yarattığı enstrümanın bileşiminde Türk sazlarındaki karakteristik ses özellikleri bir gitarın üstünde son derece etkileyici bir ses ortaya koyuyor. Ney, gitar, ut, saz ve tabii gitar arasında gidip gelen bu sesle bugüne kadar tanımını yapamadığımız doğanın bütün sesleri hakettiği anlatıma kavuşuyor. Albümde Elazığ&#8217;dan başlayan yolculuk Van&#8217;a, Tokat&#8217;a, Üsküp&#8217;e kadar uzanıyor. Philip Catherine&#8217;in de yer aldığı Ağırlama&#8217;dan sonra Hey Onbeşli Onbeşli&#8217;ye geliyor sıra. Şarkının doygun girişinden sonra yaman bir gitarlı tırmanış var.</p>
<p>Dördüncü şarkı olan Giz&#8217;de Erkan Oğur ve Bülent Ortaçgil, asılı kalmış ve aslında hiç çözülmeyecek bir gizden söz ediyor. Mamoş, anonim bir ağıt ve gücünü en çok da Erkan Oğur&#8217;un sesinden alan bir şarkı. Perdesiz gitarın ne kadar önemli bir enstrüman olduğunu bu şarkıda daha da derinden hissediyorsunuz. Homecomings, bir Philip Catherine bestesi. Erkan Oğur şarkıyı Bülent Ortaçgil ve Philip Catherine&#8217;le birlikte seslendiriyor. Yumuşak dokusu içinde güçlü bir ifade ve müzik arkadaşlığının bütün dinamiklerini barındırıyor. Gitar soloları çok başarılı. Bir Ömürlük Misafir, mistik akışıyla iyi dinlenmesi gereken bir Erkan Oğur bestesi daha. Gayda, Üsküp yöresinden bir şarkı ve perdesiz klasik gitarda Erkan Oğur var. Bir müzisyenin tek başına ve tek bir enstrümanla ne kadar doyurucu bir ses elde edebileceğine ilişkin iyi bir örnek. İki Keklik&#8217;le Elazığ&#8217;a geri dönüyoruz. Albümün yüreğe en çok değen şarkılarından biri kuşkusuz. Çayın Öte Yüzünde, Elazığ&#8217;dan anonim bir çalışma. Bülent Ortaçgil&#8217;in yanı sıra, Türk müzik sahnesinin en önemli müzisyenlerinden olan Gürol Ağırbaş, Cem Aksel ve Ercan Irmak da Erkan Oğur&#8217;a eşlik ediyor. Bu şarkıda Erkan Oğur&#8217;un perdesiz klasik gitar solosuna özel dikkat! Neden Geldim İstanbul&#8217;a, Erkan Oğur&#8217;un bir Ankara konserinde Bülent Ortaçgil&#8217;le birlikte seslendirdiği bir şarkı ve albümün habercisi olduğu için ayrı bir önemi var. Sis&#8217;in en büyük sürprizi klavyede Aydın Esen&#8217;in varlığı. Erkan Oğur&#8217;un bu şarkıdaki gitar solosu gerçekten kayda değer. Davullar Çalar&#8217;da Erkan Oğur&#8217;un bestesini sanatçıya ek olarak nagara, darbuka ve davullar seslendiriyor. Bütün enstrümanların Erkan Oğur&#8217;un perdesiz klasik gitarıyla alabildiğine konuştuğu ve hatta kıyasıya atıştığı bir albüm sonu.</p>
<p>Bir Ömürlük Misafir meraklısına hiç kuşkusuz bir ömür misafirlik edebilecek kadar yetkin, duyarlı ve değişik bir çalışma. Tadına varmak isteyen herkese hararetle önerilir.</p>
<p>Bu yazı, Jazz, Blues ve Emprovize Müzik Dergisi&#8217;nin Ekim-Kasım-Aralık 1996 sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p>© 1996, Lâle Kuyucu.<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/erkan-ogur-bir-omurluk-misafir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkan Oğur &#8211; Djivan Gasparyan</title>
		<link>http://msadik.com/erkan-ogur-djivan-gasparyan.html</link>
		<comments>http://msadik.com/erkan-ogur-djivan-gasparyan.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 13:45:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=440</guid>
		<description><![CDATA[Bazı konserler vardır ki insana &#8220;insan&#8221; olduğunu hatırlatır. İşte 1 Ağustos akşamı Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosunda izlediğim Erkan Oğur &#8211; Djvan Gasparyan ikilisinin konseri de öyle bir konserdi. Konser öncesinde tek bildiğim Djvan Gasparyan&#8217;ın dünyaca ünlü bir &#8220;Düdük&#8221; ustası olduğuydu. Hatta uzun zamandır da müziğinden bir örnek dinleme isteğindeydim. Ama bir türlü dinleme fırsatı devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı konserler vardır ki insana &#8220;insan&#8221; olduğunu hatırlatır. İşte 1 Ağustos akşamı Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosunda izlediğim Erkan Oğur &#8211; Djvan Gasparyan ikilisinin konseri de öyle bir konserdi.</p>
<p>Konser öncesinde tek bildiğim Djvan Gasparyan&#8217;ın dünyaca ünlü bir &#8220;Düdük&#8221; ustası olduğuydu. Hatta uzun zamandır da müziğinden bir örnek dinleme isteğindeydim. Ama bir türlü dinleme fırsatı da bulamamıştım. Çok yakın bir dostumun önerisi ile de konsere gitmeye karar vermiştim.</p>
<p>Erkan Oğur&#8217;un ismini duymayan yoktur herhalde. Kimilerine göre &#8220;Eşkıya&#8221; filmindeki &#8220;Fırat Türküsü&#8221; yorumu ile ismi duyulmuş olsa da öncesinde de &#8220;bilen zaten biliyordu&#8221; denebilecek bir sanatçı.</p>
<p>Djvan Gasparyan ise Ermeni asıllı bir &#8220;Düdük&#8221; ustası. Her iki sanatçı da dallarında söz sahibi kişilerdi ayrıca da bu tip birlikteliklere oldukça ender rastlanır. Bildiğim kadarıyla da bu birliktelik Kalan Müzik sahibi Hasan Saltuk&#8217;ın çabalarıyla gerçekleşmiş.</p>
<p>Daha konserin başında kendine has sakin sunumu ile mikrofonu alan Erkan Uğur, konserin ne kadar iddiasız ve sade olduğunu ilk sözlerinde özetledi; &#8220;Dinleyeceklerinizi bir çeşit müzikmiş gibi düşünün çünkü evde birbirimize çalarmışız gibi çalacağız&#8221;.</p>
<p>Bu tanımlamalardan sonra bizler de kendimizi evlerimizde (ama biraz rahatsız koltuklarda) zaman zaman soluksuz, zaman zaman da gözlerimizi kullanmadan da bazı güzellikleri görebildiğimiz konser yaşamaya başladık.</p>
<p>Djvan Gasparyan iki Düdükçü ile birlikte gelmişti. Erkan Oğur da Kemençe ve ritim sazları eşliğinde performansını sundu.</p>
<p>Erkan Oğur, karakteristik sounduyla çizgisini korurken, Gasparyan da Oğur&#8217;un tınısını çok güzel destekledi.</p>
<p>Zaman zaman sahne Gasparyan&#8217;ın idi. Trio olarak seslendirdikleri Ermeni halk ezgilerinin de çok sesli ve çağdaş armoni anlayışı ile seslendirilmiş olması da konserin dikkat çeken önemli noktalarıydı.</p>
<p>Oğur&#8217;un isteği ile Açık Hava&#8217;da bulunan herkesin bir ağızdan &#8220;Fırat Türküsü&#8221;ne eşlik etmesi de gerçekten yaşanması gereken bir deneyimdi.</p>
<p>Keşke ikilinin stüdyo kayıtlarını tamamladıkları albümün piyasaya çıkması bu konsere yetişebilseydi&#8230;</p>
<p>Tolga GÜLEN ©<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/erkan-ogur-djivan-gasparyan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HİÇ İçin 16 Bin $</title>
		<link>http://msadik.com/hic-icin-16-bin.html</link>
		<comments>http://msadik.com/hic-icin-16-bin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 13:04:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[erkan oğur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=426</guid>
		<description><![CDATA[İki müziksever düşlerindeki CD&#8217;nin sponsorluğunu yaptı. Herşey, günlük hayatın boğucu temposundan bunalıp sükûnu bulabilecekleri, ruhlarına derman olacak bir CD düşlemekle başladı. Türküler olacaktı içinde: Mükemmeliyetçi ama mümkün olduğunca sade bir üslûpla çalınan nefesler, zeybekler, deyişler, semahlar. Fikir ekonomist Osman Genç&#8217;indi. Almanya&#8217;daki iş arkadaşı Aydoğan Cengiz&#8217;le parayı denkleştirdiler. Dostları Fatih Zülfikar&#8217;a teslim ettiler düşlerini. Erkan Oğur devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İki müziksever düşlerindeki CD&#8217;nin sponsorluğunu yaptı. Herşey, günlük hayatın boğucu temposundan bunalıp sükûnu bulabilecekleri, ruhlarına derman olacak bir CD düşlemekle başladı. Türküler olacaktı içinde: Mükemmeliyetçi ama mümkün olduğunca sade bir üslûpla çalınan nefesler, zeybekler, deyişler, semahlar. Fikir ekonomist Osman Genç&#8217;indi. Almanya&#8217;daki iş arkadaşı Aydoğan Cengiz&#8217;le parayı denkleştirdiler. Dostları Fatih Zülfikar&#8217;a teslim ettiler düşlerini. Erkan Oğur ve Okan M. Öztürk katıldı imece grubuna. Birkaç yüz CD bastırıp dostlarına dağıtmayı düşünürken prodüktör Hasan Saltık devreye girdi. Ve ortaya son yılların en ilginç albümlerinden biri, &#8216;Hiç&#8217; çıktı.</p>
<p>1998 Eylül&#8217;ünde ılık bir sonbahar akşamı, Salacak&#8217;ta, Kızkulesi&#8217;ne bakan bir çay bahçesinde buluştular ilk kez. Üç kişiydiler: Yatırım danışmanlığı hizmeti veren bir şirketin müdürü Osman Genç, Devlet Klasik Türk Müziği Topluluğu&#8217;nda bendir çalan gönül dostu Mehmet Fatih Zülfikar ve onun topluluk arkadaşı Erkan Yarkın. Çaylarını yudumlarken düşlerini koydular masanın üstüne. Erkan Oğur&#8217;a &#8216;Hayalname&#8217; adını verdikleri projelerini anlattılar.<span id="more-426"></span></p>
<p>Oğur&#8217;u MFÖ&#8217;yle yaptığı çalışmalardan beri izliyor, üslûbu kadar kişiliğini de dışa yansıdığı kadarıyla takdir ediyorlardı. Ona &#8216;Hayalname&#8217; fikrinin nasıl doğduğundan bahsettiler önce. Piyasadaki albümlerde bulamadıkları sadeliğe, ruha, gösterişsiz ustalığa dair özlemlerinden söz ettiler. Anadolu ezgilerindeki hümanizmi, sufice bilgeliği, erdem arayışını yansıtacak bir CD tasarladıklarını söylediler. Hiçbir ticari kaygı olmadan hazırlanacak, müzik dostlarına dağıtılacaktı. Masrafları karşılayacak, repertuar konusunda dayatmacı olmayacaklardı.</p>
<p>&#8221;Neden bana geldiniz&#8221; diye sordu Oğur. &#8221;Necdet Yaşar gibi bir usta dururken, neden ben?&#8221; Beklemedikleri soru karşısında biraz şaşırdılar. Yaşar&#8217;ın Klasik Musiki&#8217;nin sofistike ustalarından biri olduğunu, kendilerinin sofizmin Halk Müziği&#8217;ndeki yansımalarıyla ilgilendiğini söylediler.</p>
<p>&#8221;Peki, ama projeyi siz detaylandırın, ben elimden geleni yaparım,&#8221; dedi Oğur. Öyle dedi ama heyecanın verdiği arzuyla bu projeyi büyük ölçüde detaylandıran da o oldu. Ankaralı müzikçi Okan Murat Öztürk&#8217;ü, İsmail Hakkı Demircioğlu&#8217;nu önerdi. Repertuarı biçimlendirdi.</p>
<p><strong>KAYITLAR BAŞLIYOR </strong></p>
<p>Salacak&#8217;taki buluşmadan bir ay sonra albümün kayıtları başladı. Kayıt takvimi, yayım tarihi belirlenmeden çalışılacak, arzulanan eser ortaya çıkana kadar kayıtlar devam edecekti. Çünkü Fatih Zülfikar&#8217;ın deyişiyle &#8216;iyi müzik geniş zamanda yapılır&#8217;dı. &#8221;Dar zamanda kaydedilen müziğe gereken özen gösterilemez. Yorumcu müziği hızlandırdığında ise ayrıntılar kaybolur. Şimdilerde sanatçılara rahatlıkla, haydi taksim yap ama 60 saniyeyi geçmesin, denebiliyor. Biz bunu yapmadık, herkes gönlündekini müziğe kattı.&#8221;</p>
<p>Her pazartesi Okan Murat Öztürk Ankara&#8217;dan geliyor, sabah stüdyoya girip akşam çıkıyorlardı. Sohbet ediliyor, çaylar içiliyor, türküler konuşuluyor ve kayıt yapılıyordu. Olmazsa bir daha, bir daha. İçlerine sinene dek.</p>
<p>30 civarında ezgi vardı CD&#8217;ye girmeye aday. &#8221;Repertuarı seçerken belli bir ilke, sistem saptamadık, zaten sisteme karşı ve kendiliğinden gelişen bir projeydi bu,&#8221; diyor Zülfikar. &#8221;Çeşitlilik olsun istedik. Farklı yörelerden, sükûnet duygusu veren ezgiler seçtik.&#8221;</p>
<p>İlk 30 saatlik kaydın sonunda oturup bir kez daha dinlediler bantları. Yorumlar istedikleri kadar sade olmamıştı. Gereksiz mızrap oyunları, süslemeler, sükûnet düşünü zedeleyecek telaş sıkışmıştı aralara. İptal ettiler tüm kayıtları. Yeniden başladılar.</p>
<p>Erkan Oğur&#8217;un kızı doğdu. Onun için bestelediği &#8216;Dede ile Balta&#8217;yı da repertuara aldılar. Besteci yerine albüm kapağına &#8216;Hediye&#8217; yazılmasına karar verildi.</p>
<p>Stüdyo çalışması tasarlanan 120 saati geçmiş, 180 saate yaklaşmaya başlamıştı. Bütçe zorlanınca Osman Genç, bir gün yazlık yapmak için aldığı arsayı sattı. Projeye katılanlar ücretlerini almaya devam etti. Zülfikar bile bütçe problemlerini herşey bittikten sonra öğrendi: &#8221;Finansmanın Almanya&#8217;dan sağlandığını söylemişti Osman. Arsa sattığını öğrenince sorumluluğumun daha ağırlaştığını hissettim.&#8221;</p>
<p>Kayıttan sonra zorlu miksaj çalışmaları geldi. Erkan Oğur miksaj gibi kalıp hazırlanması sırasında da tüm gelişmeleri yakından izledi. Bazı işlemler defalarca tekrarlandı.</p>
<p><strong>Sıra geldi isme </strong></p>
<p>Zülfikar &#8221;Sükut&#8221; dedi. Erkan Oğur &#8221;İçe dönük,&#8221; Genç ise &#8221;Hayalname.&#8221; Bu arada proje dizisini adlandırmak, her seferinde farklı elemanlardan oluşacak bir grubu isimlendirmek için &#8221;Derman&#8221;ı seçtiler. CD için herkesin aklına yatan öneri Erkan Oğur&#8217;dan geldi: &#8221;Hiç&#8221;</p>
<p>&#8221;Bence en sofistike olan en sade olandır,&#8221; diyor Genç. &#8221;Bu albümde ulaşılabilen en sade ifade biçimi arandı. Erkan Oğur notaları atomlarına ayıran çok titiz bir müzikçi. Düşlediğimizi müzik olarak da isim olarak da o buldu.&#8221;</p>
<p>Tasavvufta &#8216;hiç&#8217;in tanrıya ulaşmayı simgelediğini hatırlatıyor Zülfikar. &#8221;İnsan hiçliğe doğru yola çıkar. Nefsin, benliğin, egonun yok olduğu, saflığa varılan noktadır bu, Allah&#8217;a varılan noktadır. Sofizm ve İslamın dışında bu hiçlik yaklaşımı Budizm de de var.&#8221;</p>
<p>Kayıt çalışmalarının tamamlandığı günlerde Oğur, CD baskısı konusunda tavsiyede bulunması için, Genç ve Zülfikar&#8217;ı kendi albümlerinin prodüktörü Hasan Saltık&#8217;la tanıştırdı. İmece grubuna katıldı o da; albümün baskı ve dağıtımını üstlendi. &#8221;Elinde basılacak 13 CD projesi varmış. Bizimkini en öne aldı, çok mutlu olduk&#8221; diyor Genç.</p>
<p>Albüm kapağının siyah bir sayfayla başlaması, program kitapçığının sayfalarında yıldızların belirmesi, evrenin fotoğrafıyla tamamlanması fikri de son anda Erkan Oğur&#8217;dan çıktı.</p>
<p>Ve albüm kapağına tüm bu çabayı özetleyen sözcük yazıldı: &#8216;Hiç&#8217;</p>
<p><strong>Erkan Oğur ve &#8216;Hiç&#8217;</strong></p>
<p>Bana güvenildiği, repertuar seçimi ve yorumda özgür çalışmam sağlandığı için bu projeye girdim. Okan Murat Öztürk&#8217;le, 1980&#8242;lerde, Ankara&#8217;da lutiye ve halk müziği sanatçısı Coşkun Güla&#8217;nın vasıtasıyla tanışmıştım. Saz üslûbunu çok beğendiğim, araştırmacı tavrını takdir ettiğim için bu albümde birlikte çalışmak istedim.</p>
<p>&#8216;Hiç&#8217;in harmanında Türk Müziği&#8217;nin halk müziğiyle, klasik müziğiyle bir bütün olduğunu vurgulayan bir yaklaşım hakim. Repertuarda tasavvufu, hümanizmi, ahlakı, dürüstlüğü, arılığı anlatan geleneksel ezgiler var.</p>
<p>Albümde, söz olarak sadece kızım için bestelediğim &#8216;Dede ve Balta&#8217;da bir gazel ve Nesimi&#8217;nin deyişinde Bakara Suresi var. Sure, insanlık ve kâinattaki koordinatlarımız adına bir simge olduğu için Türkçe okundu. Bunun dışındaki geleneksel ezgilerin mesajını enstrümanla vermeye çalıştık.</p>
<p>Anadolu&#8217;da üretilen müziğin yüksek seviyede bir müzik olduğuna inanıyorum. &#8216;Hiç&#8217; bu geleneğin uzantısı. Albüm, Türk Müziği&#8217;nin çok seslendirilmesi, düzenleme biçiminin estetiği, enstrüman ilişkileri konusunda denemeler içeriyor. Tek ve çokseslilik arasında kafası karışmış insanlara kopuz ve Türk müziği sazlarıyla, farklı bir modal armonizasyon anlayışı sunuluyor.</p>
<p>Ezgilerin mesajı ancak hak ettikleri hızda, doğru tonalitede çalındıklarında duyumsanabilir. Birçok geleneksel ezgi, gerçekte, sanıldığı kadar hızlı değildir. Bugüne, zaman ve teknolojiye uyması için hızlandırılmaları gerekmez. Müzikte çok hızlanınca tek sese ulaşılır; biz ezgileri hakkettikleri zamanda yorumlayıp ayrıntıları ortaya çıkarmaya çalıştık.</p>
<p>Bir büyük bütünün parçası olduğunu düşünüyorum. Evrende hareket halindeyiz, yolcuyuz, bir enerjiyiz ve dönüşüyoruz. Müzik ve dünya da bu bütünün kıymeti bilinmesi gereken parçaları. Kapağıyla, ismiyle, repertuarıyla &#8216;Hiç&#8217; bunu yansıtıyor. Uzaydaki iki yıldız arasındaki boşluğa bir bakış, Allah kavramına yaklaşım denemesi.</p>
<p>Serhan YEDİG / Hürriyet © 1999<!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/hic-icin-16-bin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzledik&#8230; Dinleyeceğiz</title>
		<link>http://msadik.com/izledik-dinleyecegiz.html</link>
		<comments>http://msadik.com/izledik-dinleyecegiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 13:01:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Sadık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msadik.com/?p=423</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Yazı Tura&#8217; filminin Erkan Oğur imzalı müzikleri Kalan Müzik&#8217;ten çıktı. Filmin müzikleriyle Altın Portakal kazanan Oğur, &#8216;Ödüller, hiçbir şey ifade etmiyor&#8217; diyor Uğur Yücel&#8217;in senaryosunu yazdığı ve yönettiği &#8216;Yazı Tura&#8217; filminin, Erkan Oğur tarafından hazırlanan müzikleri Kalan Müzik etiketiyle yayımlandı. 11 dalda Altın Portakal kazanan &#8216;Yazı Tura&#8217;nın Erkan Oğur imzalı müzikleri de ödüle değer görüldü. devamı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Yazı Tura&#8217; filminin Erkan Oğur imzalı müzikleri Kalan Müzik&#8217;ten çıktı. Filmin müzikleriyle Altın Portakal kazanan Oğur, &#8216;Ödüller, hiçbir şey ifade etmiyor&#8217; diyor </p>
<p>Uğur Yücel&#8217;in senaryosunu yazdığı ve yönettiği &#8216;Yazı Tura&#8217; filminin, Erkan Oğur tarafından hazırlanan müzikleri Kalan Müzik etiketiyle yayımlandı. 11 dalda Altın Portakal kazanan &#8216;Yazı Tura&#8217;nın Erkan Oğur imzalı müzikleri de ödüle değer görüldü. 1996&#8242;da &#8216;Eşkıya&#8217; filminin müziklerini de yapan Erkan Oğur, &#8220;Altın Portakal benim için hiç mühim değil. Ödüller, bana bir şey ifade etmiyor&#8221; diyor. <img src="http://msadik.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" mce_src="http://msadik.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" class="mceWPmore mceItemNoResize" title="Daha fazla..."></p>
<p> &#8216;Yazı Tura&#8217; ile ilk kez kamera arkasına geçen Uğur Yücel istediği için filmin müziklerini yaptığını belirten Erkan Oğur, Yücel&#8217;le çalışmaktan keyif aldığının altını çiziyor: &#8220;Filmlerde normalde senaryoyu yazan kişi de oturup müzik senaryosunu oluşturabilir. Yani senaryo yazan kişi de müzik tasarımını kendisi yapabilir, müzisyen de. Biz, &#8216;Yazı Tura&#8217;da Uğur Yücel&#8217;le bu konuda birlikte çalıştık.&#8221; Erkan Oğur, önce &#8216;Yazı Tura&#8217;nın montaj öncesi halini izleyip konuyu anladıktan sonra çalışmaya başlamış. Uğur Yücel&#8217;in istediği sahnelere, kendi uygun gördüklerini de ekleyerek müzikleri tasarlamış ve ortaya geniş bir repertuvara sahip bu albüm çıkmış. </p>
<p>&#8216;Sürpriz&#8217; klasikler Soundtrack albümde konuk sanatçı olarak yer alan Suren Asaduryan (duduk), Adnan Karaduman (keman) ve Ayşe Özbekligil (keman) dışında tüm enstrümanlar Erkan Oğur tarafından çalınıyor. Oğur&#8217;un perdesiz gitarıyla yorumladığı Eric Satie, Frederic Chopin ve J.S. Bach gibi klasik müzik bestecilerinin eserleri albümün en büyük sürprizi. Bunların yanı sıra, Itri&#8217;nın &#8216;Tekbir&#8217;i, ünlü &#8216;Dersim Dört Dağ İçinde&#8217; türküsü ve &#8216;Zülfü Kâküllerin Amber Misali&#8217; deyişinde Oğur, hem çalıyor hem söylüyor. &#8216;Hada&#8217;, &#8216;Garipler&#8217;, &#8216;Ağırlama&#8217; ve &#8216;Görünmeyen&#8217; ise Oğur&#8217;un bu film için yaptığı yeni besteleri. </p>
<p> Erkan Oğur, Uğur Yücel&#8217;le çalışmayı heyecan verici buluyor. Albümün kartonetinden anlıyoruz ki, bu durum Uğur Yücel için de geçerli: &#8220;Oyunculuk için &#8216;ruh göçü&#8217;dür derken ne anlatmak istiyorsam, Erkan&#8217;ın müziğinde de o var. Çalarken sazlarının ruhuna göçüyor.&#8221; </p>
<p> Türk halk müziğine perdesiz gitarıyla özgün yorumlar katan Oğur &#8216;Anadolu Beşik&#8217;, &#8216;Gülün Kokusu Vardı&#8217; albümlerinde İsmail Hakki Demircioğlu ile çalıştı. Djivan Gasparyan ile &#8216;Fuad&#8217; albümüne imza atan Erkan Oğur, &#8216;Hiç&#8217; isimli albümünde Okan Murat Öztürk ile çalıştı. Kendi stiliyle Türk halk müziğine müzikal bir boyut ve mistisizm kazandıran Oğur&#8217;un &#8216;Bir Ömürlük Misafir&#8217; ise ilk solo albümü.</p>
<p>Müjde Yazıcı &#8211; Radikal</p>
<p><!-- PHP 5.x --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msadik.com/izledik-dinleyecegiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

