Archive for the ‘Benim Sinemalarım’ Category

Kusturica Filmlerinden Alıntılar

Posted by M. Sadık

kustu1

Yalnızlık en büyük hastalıktır.
Dino’nun babası – Dolly Bell’i Hatırlıyor musun?

İdeoloji ve inançlar sadece zavallılar içindir.
Dino’nun eniştesi – Dolly Bell’i Hatırlıyor musun?

Kendime yalan söylemeye başladığımdan beri kimseye inanamıyorum.
Perhan – Çingeneler Zamanı

Eğer birinin ruhunu görmek istiyorsan, ona hayallerini sor.
Axel – Amerikan Rüyası

Fırtınada geri dön emri verilmez
Axel – Amerikan Rüyası

Eğer genç bir kaktüsün yanında, yaşlı bir ağaç dikili değilse, ondan hayır bekleme.
Leo – Amerikan Rüyası

Hiçbir metin tamamen gerçeği içermez. Gerçek olan sadece yaşamdır…Sanat bir yalandır. Hepimiz yalancıyız. En azından bazılarımız…
Marco – Yer altı

Kardeş kardeşi öldürmedikçe savaş, asla savaş değildir.
Marco – Yer altı

Bir sorunun varsa eğer parayla çözemiyorsan , daha çok parayla çözersin.
Dardan – Kara Kedi Ak Kedi

İhtiyar Delikanlı

Posted by M. Sadık

ihtiyardelikanliGülersen dünya da güler, ağladığın zaman tek başına ağlarsın. Bu motto bu filmle hafızama kazındı. Seyrettiğim en iyi intikam filmi, 2003 yılı cannes film festivalinde Tarantino tarafından beğenilmiş, ben yapmışım gibi izleyin demiştir.

“Bu adam kim ve benden neden bu kadar nefret ediyor?”

Karısı ve tatlı bebeği ile birlikte yaşayan Oh Dae-Su adında sıradan bir adam 1988’de bir gün evinin önünden kaçırılır.

Sonra uyanır ve kendini özel yapılmış bir hücrede bulur. Durumunu anlamaya çalışırken TV’de haberleri izler ve sevgili karısının vahşi şekilde öldürüldüğünü görerek şok geçirir.

Mutlu hayatını yok eden adamdan intikam alacağına yemin eder. Uzun mahkumiyetini belli etmek için vücudu dövmelerle kaplanır. (daha fazla…)

Gözlerindeki Esrar

Posted by M. Sadık

gozlerindeki

Belayı bulma yolunda leyla’dan vazgeçmiş hukuk bürosunda görevli bir abimiz. Benjamín Esposito.
Tecavüz edilip öldürülen güzel bir bayan.
Bürodan arkadaşı Sandoval,
Leyla’nın ta kendisi, büronun müdüresi Irene,
Makdülün kocası Morales.
Eğer o olmasaydı olmazdı. Katil.

Filmi izledikten sonra “kısasa kısas” ceza yöntemini ve fotoğraf çektirirken her zaman makinaya bakmanın önemini anladım.

Birde en yakınındakine sevdiğini söyleyemenin dramatik hali. (daha fazla…)

Ah, güzel Ahmet abim benim!

Posted by M. Sadık

Değer miydi ömrünü sinema diye bir hülyanın peşinde harcamaya? Değerdi… Bozkırın ortasındaki o küçücük köyden birini tanımıyoruz. Kimse de tanımayacak. Ama Ahmet Uluçay diye birini hep güzel bir gülümsemeyle, iyi şeylerle, mutlu anlarla hatırlayacağız Ahmet abi, hatırlayacaklar..

Sinema değildi senin derdin aslında. İçindeki huzursuzluğu dindirmekti. Çığlıktı, sesti, seslenmekti. Kıyamet koparmaktı belki. Bin yıllardır o kayaların dibinde, o ağaçların altında yatan sessizliği uyandırmaktı. Bunu yapacaktın sen, yaptın. Sinemayla olmasa şiirle, romanla, o da olmasa türkü söyleyerek yapacaktın. Biz, taşranın huzursuz çocuklarıydık Ahmet abi; ezeli mağluplar, imanlı Cioran’lardık bir bakıma! İçimizde birikmiş bir acı vardı; bir şey yapmasak, çığlık atmasak ölürdük kederden.

(daha fazla…)

Ben nedensizliğe inananlardanım

Posted by M. Sadık

demirkubuzAltın Portakal Film Festivali’nden yeni döndünüz… Nasıldı bu sene?

Bu sene iki günlüğüne gittim, şöyle ya da böyle diyebileceğim bir izlenim edinmedim o yüzden. Filmi izlemeye gittim. İlk defa sinemada insanlarla birlikte izledik. O konuda bile fazla izlenim edinemedim, çünkü festivaller belirli yerler oldukları için, festivale gelen, filmi izleyen hemen herkesin bir rolü var, –sinemacı, eleştirmen- öyle çok da basit ve olması gereken yerden bakılamıyor. Bir sinemacı bir sinemacının çalışmasına, bir eleştirmen ertesi gün yazacağı filme ya da bir sinema okulu öğrencisi beğendiği ve beklediği bir yönetmenin filmine bakıyor. Doğal olarak zorlanıyorlar. O yüzden “Tam bir izlenim edindim” diyemem. Festivaller giderek ideolojik bir çerçeveye oturmaya başladılar. Bir festivalin yapılma nedeni filmlerdir, festivalin kendisi artık başlı başına bir amaç. Filmlere, gelen konuklar da buna hizmet eden araçlar haline gelmeye başladı. Böyle bir gözlemim var. Genel olarak festival seven biri değilimdir, çok fazla da ilgilendiğimi söyleyemem. (daha fazla…)

Bu dünyada ‘Hayat Var’ mı?..

Posted by M. Sadık

Kartvizitinin bir yanına (ki en önemli yandır o) ‘auteur’ (yaratıcı) sıfatını yerleştirdiğimiz yönetmenlerin, dertlerinin ne olduğunu kavramaya çalışırken, çoğu kez önceki filmlerinden geride kalan ayak izlerini takip ederiz. Kuşkusuz bir eleştirmen de, her yeni sınavda bahsi olunan yönetmenin filmlerine ilişkin, kendi yazdıklarına göz atar. Dolayısıyla Reha Erdem ve son çalışması ‘Hayat Var’ özelinde, hem yönetmenin, hem de kendi karaladıklarımın izini takip etmek istiyorum, izninizle. (daha fazla…)