Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın

2008 yılında yayınlanmış bir roman.  Bu senenin Oscar maratonunda zor izlerim, Türkiye’ye gelmesi uzun sürer dediğim filmlerden biriydi. İzleme listemde bile yoktu. Ta ki bugüne kadar. İzledim rahatladım. Oskarda en iyi film, yukarıda “I am sorry” yazılı kağıdı tutan amcanın güzel performansıyla en iyi yardımcı erkek oyuncu dallarında yarışacak bir film. Öncelikle kitabı okuyun filmi çıkacakmış onu izleriz demeyin. Yapmayın bunu. Filme gelirsek gayet güzel kotarılmış bir film. Oyunculuklarda, genç yiğenimin oyunculuğu da gayet iyi, beğendim, ağlaması, zekası, asiliği falandı derken güzel oynamış. Tom Hanks ve Sandra Bullock anne baba rolündeler ama pek fazla görünmüyorlar. Dede rolündeki amcamızda oskara aday olarak filmdeki en iyi performansı sergiliyor. Müziklerini Alexandre Desplat’da ki şuan Youtube da müziklerini dinliyorum, güzel müzikler yapmış. İmdb puanına da aldanmayın. Ben izledim 9 puan verdim, yükselir o puan. Benim gibi beğenen çıkar daha. Filmin adını yazayım, kitapla aynı isim: Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın(daha fazla…)

Tags   devamını oku
Arka sıradaki kız: Carey Mulligan

Arka sıradaki kız: Carey Mulligan

Lisede vardır böyle kızlar. Arka sırada oturur, bizim bilmediğimiz müzikleri dinlerler. Herkes lacivert hırka giyerken onlar yeşilde diretir, tuvalette değil ama çıkışta tek başlarına yürürken sigara tüttürürler. Okuldaki oğlanlarla çıkmazlar, dışarda birileri, daha olgun birileri, vardır. Anneleriyle çatışırlar, çocuk aldırırlar ve içki içerler. Bunları sadece duyarız birilerinden, anlatmazlar. Carey Mulligan’ı ne zaman görsem aklıma, ‘lisedeki o kızlar’ geliyor. Tabii bunda, göründüğü ‘Aşk ve Gurur’ (Pride and Prejudice), parladığı ‘Aşk Dersi’ (An Education), ışıldadığı ‘Utanç’ (Shame) ve diğer pek çok filmde küçük kız, birinin kardeşi gibi rollere muazzam bürünebilmesinin, fiziksel sevimliliğinin ve ketum bilge duruşunun payı büyük. Bir de, Westminster’de 1985’te dünyaya gelmesinin… (daha fazla…)

Tags   devamını oku
Black

Black

Benim hikayemdeki dünya farklı. / Sesler sessizliğe dönüşür..Aydınlık da karanlığa. / Benim dünyam bu… / Ne görülür, ne de duyulur. / Benim dünyamın tek bir ismi var: Siyah!

film bu sözlerle başlıyor.

“Ona sözcüklerden bir kanat takacağım Bayan Nair, uçmayı öğreteceğim..”

ve öğretmenin bu sözleri ile hikayenin içinde kendinizi buluyorsunuz… Karanlıktan çok uçmayı öğreten bir film. İzlediğiniz zaman uçacaksınız. En iyi Hint filmlerinden biri. Hatta birincisi. Bu Hintlilerin eğitim anlayışını da araştırmak lazım. Yapacamda…

”tanrım kör bir çocuk rüyasında ne görür,
bildiği ne var ki karanlıktan başka?”

Tenekeci’nin mısraları filmi özetliyor.Tenekeci diyorum, Hint filmi diyorum. Uçmak diyorum..1 üzerinden 1 verdim.
Sanjay Leela Bhansali abimizde kötü film çekmemiş maşallah.

Tags   devamını oku
Gelecek Uzun Sürer

Gelecek Uzun Sürer

“Bir aşk ya da ideal uğruna özveride bulunmanın, insanların acılarına duyarlı olmanın, Voznesenski’nin şiirlerini, Yaşar Kemal’in Ağıtlar’ını okumanın, Angelopoulos filmlerini izlemenin, zamanın geriye döndürülemeyecek biçimde aktığının kaygısını duymanın, şiddet ve felaketlerle dolu dünya ve memleket ahvali karşısında melankoliye kapılmanın, 25 yıl sonrasının hayalini kurabilmenin temsil ettiği bir romantizm bu filmde ortaya çıkan…”

(daha fazla…)

Tags   devamını oku

Drive (2011)

“…etrafında olmak başıma gelen en güzel şeydi”

Drive…Güzel film. Ryan Gosling iyice gençleşmiş. Oskar’a aday olacak kadar da oyunculuğunu ilerletmiş. İzleyin diyorum. Hikaye, oyunculuklar, çekimler gayet güzel. 50 üzerinden 40 verdim.

 

Tags   devamını oku
Zirveye Giden Yol

Zirveye Giden Yol

Filmin adı Zirveye Giden Yol. (The Ides of March) Bu yoldaki “mekruh” eylemleri toplayıp bir film yapmışlar. Dininin Abd anayasası olduğunu savunan kavruk tenli Başkan adayımızın oylarını beklediği halktan ziyade çalıştığı ajansla, rakibiyle, rakibinin ajansıyla ve kanaat önderleriyle olan çarpışık ilişkilerini anlatıyor. Oskara bi şekilde aday olur. Ödül bile alabilir. Puanım 7,5 bilemedin 8….Philip Seymour Hoffman ve Paul Giamatti de var filmde…..Aralık ayı oskar adaylarını izlemeye ayıdır. Yaklaşık 60 film var ve 20 tanesini izledim sayılır. Oskarlar açıklanmadan önce tahminlerim belli olur. Kesinlik kazanan en iyi yabancı film ödülü var. O da “Nadir’in Simin’den Ayrılışı.İmdb’de 10 puan vermiştim şuanki puanı 8,6….adaylarda da bir Türk filmi var. Bir Zamanlar Anadolu‘da bu ödüle aday olacak. Kesinlik kazanan bunlar.

Tags   devamını oku
Makam Arabası

Makam Arabası

Halkın değil entelektüellerin hurafelerine yer veren program

TVNET’in yeni programlarından “Makam Arabası”nda, dünyanın dört bir yanından şarkılar eşliğinde entelektüel bir araba yolculuğu var.

İbrahim Paşalı şoförlüğünü yaptığı “Makam Arabası”nda, kendi arşivinden şarkıları, kitaplardan altını çizdiği satırları ağırlıyor ve kendi fikirlerini seslendiriyor.

Bu haftaki programda, medeniyeti Eski Yunan’la başlatmanın modern bir hurafe olduğu anlatılıyor. “Eski Yunanlılar da normal insanlardı, onlar da güzel şeylerden etkileniyorlardı” diyen ‘makam şoförü’ Paşalı, eski Yunanlıların da depremi ilahi ikaz olarak gördüklerini, zannedildiği gibi ortada “felsefenin aydınlattığı” bir ülke olmadığını söylüyor.

“Laiklik, niçin Rönesans’ın ve reformun çıktığı topraklarda çıkmadı?” sorusu da bu haftaki programın dikkat çekici sorularından.

Makam Arabası Pazar günleri Behzat Ç. ile aynı saatte. Genelde tekrarını izliyorum. Bu arada Tvnet’in internet sayfasını da çok beğeniyorum.

Tags   devamını oku
Sayfa 1 & 512345