Archive for the ‘Yorum-sus!’ Category

O gün de bugün de sonsuz düşler kuruyorum

Posted by M. Sadık

Ben, bu yaşta, böyle bir ödül almaktan memnunum. Beni bu ödülle onurlandıranlara teşekkür ederim. Bugünü benimle paylaşan dostlarım da sağolun.

Biliyorum, bir takım düşünceleri her zaman söylemek bıktırıcıdır. Yine de her fırsat buldukça söylediğim, yazdığım düşünceleri tekrarlayacağım.

Biz, Cumhuriyet çağının sanatçıları, romancılar, şairler, ressamlar, kendi kültürümüze, dilimize dönmeyi öğrendik. Tercüme bürosunun çevirdiği dünya klasikleri ile yetiştik. Halkevlerinin, Köy Enstitülerinin kuruluşları bize yardım etti. O Köy Enstitüleri ki, gelecekte dünyamızı gerçek insanlığa kavuşturacak tek eğitim düzenidir.

Bugün Türk romanı, şiiri, resmi artık dünyada yüzümüzü güldürecek duruma gelmiştir. Türkiye’nin sanatçıları soluk alabildiğinde dünya görkemli sanatçılarla karşılaşır. (daha fazla…)

Bayram tartışmasına küçük bir ek!

Posted by M. Sadık

Hıncal Ağabey "Şeker Bayramınız kutlu, mutlu olsun sevgili okurlar" diye bitirmiş yazısını da sormuş ya, "bakalım benim son satırımı okuyunca Haşo irkilecek mi" diye…
Hayır, irkilmedim tabii ki!
İsteyen istediğini söylesin canım!
Bir bayramı bayram yapan ona verilen ad değil, bayram gibi yaşanıp yaşanmadığı gerçeğidir!
İşte gördünüz; ben de yukarıda bütün açıklığıyla şu günlerde beni neyin mutlu kıldığını yazıyorum. Neymiş o?
Yollarda olmak!
Bunun, bayramın Fıtr veya Ramazan Bayramı olmasıyla doğrudan ilişkisi var mı? Maalesef yok!
Peki bayramın Şeker’liğiyle bir ilgisi var mı? Pek sayılmaz!
Ne sabahtan akşama eş dost ziyaretleri var ne de güllü lokum sonrası likör ikramı!
Ramazan’da oruç tutup şimdi o dönemi kapatmış olmanın ferahlığı deseniz…
Öyle bir hayat yaşıyoruz ki, ne tuttuğumuz orucun ne de bıraktığımız orucun bir tecrübe olarak üzerinde uzun uzadıya durabiliyoruz! Asıl sorun burada!

 

"Haşmet Babaoğlu – Sabah"