Kahramanlara ve arabalara yakın olmak

Enzo Ferrari tutkuları için yaşayan bir efsaneydi. Zor günler geçirmiş, zor bir insan. 18 yaşında, hem babasını hem de kardeşini kaybetmiş, iki yıl sonra yakalandığı rahatsızlık nedeniyle ölümden dönmüş, sonraları yapmak istediği şeyi başardığında ise, çok sevdiği oğlunun ölümüne tanık olmuş ve hayata gözlerini yumuncaya kadar, her gün O’nun yasını tutmuş bir insan.

Efsanenin arkasındaki isim Enzo Ferrari, otomobil yarıştırmaya tutkulu biriydi. Metal işi ile uğraşan babası, Enzo’nun mühendis olmasını istiyor, Enzo ise opera sanatçısı, ya da gazeteci olmak istiyordu. Sonraları babasının, arkadaşları ile sıkça yaptığı otomobil sohbetlerinde, Enzo etkilemeye başladı ve ilk kez bir otomobil yarışı izlediğinde, gönlünde yatanı bütünüyle fark etti. Otomobil yarışlarında hissettiklerini, seneler sonra şöyle ifade etmişti. “O kahramanlara ve arabalara yakın olmak”. (daha fazla…)

Tags   devamını oku

Müzik Allah’ın Lisanıdır

tekbilekTekbilek, ‘müzik, Allah’ın lisanıdır’ diyen Hz. Mevlânâ’nın, görkemli Mesnevi-i Şerif’inin ilk on sekiz beytinde anlattığı ‘kamil insan’ı sembolize eden ney’i, Aka Gündüz’den meşk etmiş, ünü sınırlarımızı taşmış, sesi ülkemize, Yeni Dünya’dan gelmiş, müziğin öncelikle bir ‘ritm’ meselesi olduğunu fark etmiş, ‘nefes’in manevi doğasının sırlarına ermiş gerçek bir sanatçı. 60′lı yıllarda dilsiz kavalla başlayan müzikal serüveni, bağlama, ney, darbuka, klarnet, ud, zurna ve diğer üflemeli ve vurmalı çalgılarla, bizim bin yıllık müzikal birikimimizden izlerle/izleklerle sürüyor. Bu yolculuk, Tekbilek’te, dışsal bir form olarak müzikle değil, ruhun dili olarak sesle, nefesle doğmuş, gelişmiş, bugünlere gelmiş. Tekbilek, ABD’de yaşamanın getirdiği bir özgürlükle olsa gerek, imam hatipte altı yıl okuduğunu göğsünü gere gere söyleyebiliyor. Böylesi komplekssiz, samimi, yalın ve o denli de zengin ve içerikli bir müzikal dile, bir müzik üslubuna ve düşüncesine, bir sanatçı tutumuna sık rastlanmaz.

Yaşadığı ülkenin halkı, kendisini yönetmek, sorunlarını çözmek üzere bir siyasal partiyi tercih ettiği için, ‘kendini baskı altında’ hisseden ve terk etmeyi düşünen ‘dahi’lerden farklı olarak Tekbilek, müziğin kozmik dilini tatmanın, o cihanşümul dilin içinde yaşamanın ve o dille konuşmanın rahatlığını taşıyabiliyor. Bu sırdandır ki, dünyanın her yerinde, her ırktan, dinden, milliyetten, yaştan ve zevkten insana seslenebiliyor.
(daha fazla…)

Tags   devamını oku