Özgürlük, özgürlükçülüğe endekslidir

Özgürlük, özgürlükçülüğe endekslidir

Özgürlük, özgürlükçülüğe endekslidir

Baskın Oran

Türk profesör: “Türk Ulusu, bu yeni tür savaşta, ecdadına haksızlık yapılmasını asla kabul etmeyecektir. Şuna inanınız; dünyanın bütün parlamentoları aleyhimizde kararlar alsalar bile, bin yıl yolumuza sarsılmaz bir özgüvenle devam ederiz”. Doktora yaparken sağcılar çok yıpratmıştı kendisini; artık çoğunluk olmanın rahatlığını isteyen, vicdan fakiri bir ezber.

devamı (daha fazla…)

Tags   devamını oku
Benim Hırçın Sevgilim

Benim Hırçın Sevgilim

- Kader nedir bilir misin?

- Sevdiğin kişi için, tesadüflerden bir köprü inşa etmektir.

Tags   devamını oku

Gizlice Söyle Bana

“Her şeyi anlamak zorunda değiliz. Kaç yaşında olduğunu anlamak için kesilir mi bir ağaç.

Bir dalgıç nasıl siler gözyaşlarını.

Kederli günlerde bağlanmaya daha açık oluyor insan. Ama zaten her şey yolunda giderken kim sevebilir.

Bizi bir araya getiren sebepler ayıran sebeplerle aynı. Ama şimdi bunlar biraz hüzünlü konular özet geçelim.

Cep telefonu ışığında ameliyat yapan doktorlar var Afrika’da ben burada kapıyı açamıyorum.

Ben burada o kadar ciddi konuşuyorum ki şaka yaptığımı zannediyorsun.

Oysa kanamak da bir gülüştür yeryüzünde.”

Hayatımızı değiştirecek insanlar sessiz sedasız geçtiler yanımızdan. Onları görmedik yoktu kara atları.

Ne öğrendik onca bulmacadan: Çinekop Lüfer balığının küçüğüdür. Resimdeki şarkıcıyı yolda görmüştük bir seferinde. Sıhhiye köprü altında o mahşer yeri provasında. Çok daha fazla şey öğrenmiştik.

Bazen bir hikâye tutuşmuş iki eldir, kenetlenmiş on parmaktır. Şimdi gizlice söyle bana, saklı düşler ne demektir. Yağmur ne demektir terk ne demektir.

İşte o zaman anlayacağız yeniden gitmek ne demektir.”

Tags   devamını oku

Kangurunun Arka Cebi

Fred Flight, yemekhanedeki kavfada kopan sol kolunun, 13 yıldır görmediği annesine gönderilmesini istediğinde, Alcatraz Hapishanesi’nin yöneticileri, Flight’ın talebine olumlu yanıt verdiler ve kol önce bir naylon torbaya konularak, evlat hasreti çeken Bayan Flight’a postalandı. Bir yıl sonra, futbol oynarken düşen Fred’in sağ baldırına bir taş parçası saplandı; yara bir türlü iyileşmedi ve sonunda kangren olan bacak kesildi. Bacak da Bayan Flight’ın evine yollandı. Fred çektirdiği dişlerini, bir kulağını, sol serçe parmağını…. Annesine ulaştırdı. Hapishane yönetimi, müebbet mahkum sahtekarın büyük ölçüde ‘dışarı’ çıktığının farkına vardı ve organlarını birer birer annesine naklettiren Fred’e firara kalkıştığı gerekçesiyle hücre cezası verdi!

Murat Menteş
Aynalı Barikatlar S.117

  devamını oku

Başörtüsü

Başörtülülerin çok yüce gönüllü oldukları fikrindeyim. Yıllar geçti hala onlardan hiçbir zarar görmedik. Ne kafamıza taş attılar, ne yollarda bize hakaret ettiler, ne de yemeklerimize ilaç koydular. Sıfır. Şaşılacak denli sabırlılar. Yalnızca bir-iki protesto gösterisi, hepsi bu. Dinamit yok, sopa yok, zehir yok. İnanamıyorum yani. Bir insanı bu kadar kışkırtın, bu kadar üzün, millete faydası dokunacağı halde engelleyin, hırpalayın aşağılayın o da sizin suratınıza uçan tekme atmasın ? Hala güler yüzle, anlayışla, kibar bir ifadeyle konuşmaya, bizim gibi barbar şebeklere laf anlatmaya çalışsın. Hz. Eyyub sabrı var başörtülülerde. Ben böyle olgunluk, böyle leydi nezaketi görmedim. Her biri bir prenses asaletiyle hareket ediyor. Ben anında cadılığı ele alırdım. Yetkililere sabun büyüsü falan yapardım. Yarasa kanı kaynatırdım. Paspasa kaplan kemiği çakardım. Şaka bir yana, bu ne be kardeşim.

  devamını oku

Aşkın gözü kör olabilir. Ama roman aydınlatıcı da olmalı

Şiir ve denemeler yazıyordunuz. Romana yöneldiniz? Bu üç edebi tür, size ne ifade ediyor?

Şiir en cana yakın sanat. Ezberliyorsun ve onu zihninde taşıyorsun. Şiir, seninle birlikte yaşı­yor. Deneme kültürel, düşünsel canlılığın teminatlarından biridir. Roman, daha büyük bir saha­da oynanan bir oyun. Milan Kundera “Roman bilinçdışını Freud’dan önce, sınıf mücadelesini Marx’tan önce işaret etmiştir” der.

İlk romanınız Dublörün Dilemması ‘yla özgün bir tarz ortaya koydunuz. Korkma Ben Varım ‘da
bu tarzı sürdürdünüz. Roman stilinizin temel özellikleri neler?

Romanda hem anlatım, hem hikayeyle ilgili çok sayıda unsuru hesaba katmak gerekiyor. Metnin bazı düşünsel mesajları taşıması da söz konusu olabiliyor. Ben, okuru hep göz önünde tutuyo­rum. Onun işini kolaylaştırmaya, onu krallara layık bir şekilde ağırlamaya gayret ediyorum. Hızlı akan yani kısa cümlelerden oluşan, sanat­sal nitelikler barındıran, merak uyandırıcı, ko­mik, düşündürücü, sürprizli hikayelerin birbiri­ne eklendiği romanlar yazmaya bakıyorum. (daha fazla…)

Tags   devamını oku

İyi yazar veli yarısıdır

okulBir öğretmen arkadaşım var, okullarını depreme dayanıklı hale getirmek için yıkıp yeniden yapacaklarmış. Öğrenciler müdürün kapısına dayanmış, “Biz yıkalım hocam!” diye. İşte okul sevgisi. Okul böyle bir yer, orada öğrenilen her şeyi nefret ederek öğrendik. Milli eğitim bakanı olsam, bütün iyi yazarları müfredattan çıkarırdım. Edebiyat hocası kazma olduktan sonra ders kitabına Sait Faik koymanın anlamı yok. İyi yazar veli yarısıdır zaten. Bir hadise olmadıktan sonra okula gelmesine gerek yoktur.

Emrah Serbes – Filintanın Not Defteri

Tags   devamını oku

Hayret Makamı – Erkan Oğur

erkan_ogur12Aslında müzik yapmadığımızı, yalnızca tabiatta mevcut olan bir şeyi keşfettiğimizi söyleyen bir adam. Kendini de müzisyen, besteci filan saymıyor. Belki de şu Bir Ömürlük Misafir’likte konukluğunun karşılığını vermek için çabalayan biri. O yüzden onu musiki makamlarından önce başka bir makamda düşünmek gerekiyor, hayret makamında. Hayret: ‘Biliyorum’ demenin eksilttiği bir makam. Hem her şey onunla başlıyor, kendisine ‘büyük’ demeyen herkes bu adeta çocukluğa mahsus makamdan hiç ayrılmamış gibi, varoluşa, kainata, dünyaya, tabiata şaşkın çocuk nazarıyla, saflığıyla bakmanın güzelliğini taşıyor hem de İbn Arabi’nin nitelediği gibi, hayret makamı tasavvufta en son makam oluyor. Başlangıcın ve bitişin aynı olduğu, çocuklukla yüceliğin buluştuğu makam. Şaşkınlık uyandırması doğal.

Zümre-i naci’lerden, yani esenliğe ulaşmış seçkin kimselerden sayılmak, insan-ı kamil mertebesine ulaşmak, dervişmeşrep bilinmek, sufi insan, ‘safi insan’ olmak  ama hiçbir şeyin eri ve ehli olmamak, bunu da istememek. Telvin albümü yayımlandığında şöyle diyordu: “ Kelime manası renkler demek… Yeşil ya da kırmızının içindeki ton farkı ona karakter veren özellik, o manada renk. Tasavvufi anlamı da bununla ilişkili, insan olarak sıfırdan yok olmaya kadar halden hale geçme…Bir gidişat, durağan değil. Bir hedefi var, ama ulaşılamayan bir hedef, o da ‘temkin’. Kararlılık demek, karar hali son… O hale ulaşamıyorsun hiçbir zaman. Ama hayatın ya da tabiatın gidişatı.”

(daha fazla…)

  devamını oku
Sayfa 4 & 7«...234567