Hayata seyirci kalmak kötüdür oğlum…
Posted by M. Sadık
Baba oğlunu kucakladı, bir çeşit sarsalayarak “Bak sana ne anlatacağım” dedi. “Bu annene kalırsa sen hapı yutarsın oğlum. Çünkü senin annen tıpkı benim anneme benziyor. Benim annem de böyleydi, beni çok severdi. Titrerdi üstüme. Ailenin tek çocuğuydum. Başıma iş gelmesin diye, ‘aman ağaca çıkma oğlum, düşersin’, ‘aman suya girme oğlum, boğulursun’, ‘aman kimseyle güreşme, bir yanını kırarsın’ diye diye beni her şeye seyirci bir insan haline getirdi. Hayata seyirci kalmak kötüdür oğlum. Hayatın iyi, uslu bir seyircisi olmaktansa, hayatın içinde başarısız bir adam olmak bin kere daha iyidir. İyi bir boks seyircisi olmaktansa kötü bir boksör olmayı göze almak daha iyidir oğlum.”
yılmaz güney, oğluma hikayeler

Şehrin gürültüsü, hengamesi almış başını yürüyor. Gün geçmiyor ki devasa bir heyula gibi çöreklenmesin insanın boğazına. Metropol sıkıntısı, Batı’ya öykünen öyküleri andırıyor.
Aşkı konuşmak kolay da, onu olmak zor. Âşık olmaktan söz etmiyorum, aşkı olmaktan ve oldurmaktan bahsediyorum. Aşkla kanatlanmaktan, âlemi yukarılardandan kalb gözüyle görebilmekten. ‘Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi/Kah inerim yeryüzüne seyreder âlem beni’. Aşk varlığın merkezini değiştirir. Önceki varlık düzeyimizden bir boşluğa atılırız, oradan yeni bir dünyaya, yeni bir varoluşa kement atmak isteriz. Hiçbir şey artık eskisi gibi değildir ve etrafımızdaki dünya bir deprem geçirircesine sallanmaktadır. ‘Ballar balını buldum/ Kovanım yağma olsun’ der Yunus.
Ben, bu yaşta, böyle bir ödül almaktan memnunum. Beni bu ödülle onurlandıranlara teşekkür ederim. Bugünü benimle paylaşan dostlarım da sağolun.
Enzo Ferrari tutkuları için yaşayan bir efsaneydi. Zor günler geçirmiş, zor bir insan. 18 yaşında, hem babasını hem de kardeşini kaybetmiş, iki yıl sonra yakalandığı rahatsızlık nedeniyle ölümden dönmüş, sonraları yapmak istediği şeyi başardığında ise, çok sevdiği oğlunun ölümüne tanık olmuş ve hayata gözlerini yumuncaya kadar, her gün O’nun yasını tutmuş bir insan.

