Ayrılık Çeşmesi
Adamın biri, derin bir kuyuya düşmek üzereyken, son anda kuyunun ağzındaki kuru dala tutunmayı başarmış. Ama ağırlığına dayanamayarak çatırdamaya başlayan dalın kırılması an meselesiymiş.
Korku içinde düşeceği kuyunun dibine doğru bakınca, aşağıda koca bir canavarın onu ayaklarından yakalamak üzere olduğunu fark etmiş.
Durumunun dehşetinden sıyrılıp kendini toparlamaya çalışan adam, boşlukta sallanırken kendisini taşıyan kuru dalın dibindeki bal peteğini fark etmiş. Bir eliyle yakaladığı dalı sımsıkı tutup, diğer eliyle baldan bir parmak alarak ağzına atmış. Keyifle bal tutan parmağını yalarken de:
“Oh!!!” demiş. “Hayat ne güzel!”
Feriduddin Attar
Bu kitabı hayatımın balları eşim Arzu ile çaocuklarım Selman, Sinan ve Merve’ye ithaf ediyorum…
Otuz Beş Yaş Şiiri
1946’da CHP’nin ödül verdiği “Otuz Beş Yaş” şiirinde Cahit Sıtkı Tarancı, neden Dante’yi misal gösteriyor, neden 35 yaşı ömrün yarısı sayıyor?
“İnsanlara en iyi yolu göstereceğim.”
Bu sırada 35 yaşındadır. Yani 35 yaş, Dante’nin kötü hayattan iyi hayata dönüş noktasıdır.
Dante, Kur’an-ı Kerim’i ve hadis-i şerifleri inceliyor. Cennet, Cehennem, Arafat isimli üç eserini “İlahi Komedya” adı altında topluyor.
1941’de Hasan Ali Yücel, Milli Eğitim Bakanı iken beş yüz kadar tercüme kitap yayınlattı.
Cahit Sıtkı, bunlardan “Cehennem” isimli kitabı okuyunca, özellikle mütercim Dr. Feridun Timur’un yazdığı öz sözün tesirinde kalıp, Dante’yi örnek alıyor.
Her ikisi de ömür ortalamasını 70 kabul ediyor, amma Dante 56, Cahit Sıtkı da 46 yaşında ölmüştür. (daha fazla…)
Giderken söylenmiştir – İbrahim Tenekeci
Taşların İçindeki
bilmezdim nasıl büker bir babanın belini
yüzü gözü olmayan p şekilsiz korkular
bilmezdim nasıl büker bir babanın belini
çiçeklerin emzirdiği o küçük kanatlılar.
kısmışım sesimi lambayı kısar gibi
içine kapanık bir taşım şimdi,
gözüm olsaydı eğer dünya nimetlerinde
pekala bulurdum onları bir çöplükte,
bir şey ki dilimin varmadığı
kuşların çarpmadığı uçarken gökte-
günler gelip geçti, hiç direnmedim
suyu yıkayan allah, sulayan ormanları
öpüp başıma koyduğum gökyüzü kadar aziz
bağışladı bana, suskun olmayı
kapıya yakın otururdum eskiden
korsancılık oynardım tek gözlü evlerde
isterdim ki habire çınlasın kulaklarım
beni ansın gökyüzü bile.
yok artık
beni suya götüren o güzelim nedenler,
çürüyerek geliyor bana gelen ne varsa
cenazeye ölüden önce gelenler:
yaşasın diyorlar, yaşamayı hak eden
varsın bulunmasın çorabımızın teki
gülümsemek için ne güzel neden
tapu işlemleri ve yemek tarifleri.
(daha fazla…)
Bir Aşk Öyküsü
Moses Mendelssohn hiç yakışıklı bir adam değildi. Çok kısa boyunun olması yani sıra, çok garip bir de kamburu vardı. Mendelsohn, günün birinde Hamburg’da yaşayan bir işadamını ziyarete gitti. İşadamının, Frumtje adında cok güzel bir kızı vardı. Moses, bu güzel kıza umutsuz aşkla tutuldu. Fakat güzel kız onun çirkin görüntüsünden ürkmüştü. O nedenle, değil onun sevgisine karşılık vermek, yüzüne bile bakmak istemiyordu.
Ayrılma zamanı geldiğinde Moses, güzel kızın üst kattaki odasına çıktı ve tüm cesaretini toplayarak onunla son kez konuşma girişiminde bulundu. Kızın güzelliği öylesine olağan üstüydiki, bir an için onun cennetten geldiğini bile düşündü. Fakat kızın, başını kaldırıp da yüzüne bakmamaktaki direnci, Mosesi çok üzdü.
Güçlükle bakabildiği konuşmasını sırasında çirkin aşık, bu güzel kıza bir soru sordu: “Evliliklerin kutsal bir özelliği olduğuna inanır misiniz ?” “elbette” diyerek yanıtladı güzel kiz ve gözlerini yine kaldırmayıp Mosesin yüzüne yine bakmadan, kendi de ona bir soru sordu: “Peki ya siz ?” dedi. “Siz inanırmısınız buna ?” Moses bir an bile duraksamadı: “Evet, bende inanırım” dedi ve ekledi: “Biliyor musunuz? Her erkek çocuğu doğduğunda Tanrı, onun evleneceği kızı belirlermiş.
Benim doğduğumda da benim evleneceğim kız belirlenmiş ve bana ´Senin karın kambur olacak `demiş. O zaman ben bir istekte bulunmuşum Tanrı´dan. “Tanrım, kambur bir kadın bir trajedi olur, lütfen onun kamburluğunu bana ver ve onu güzel bir kadın yap demiştim” Mosesin bu sözlerinden sonra Frumtje gözlerini yerden kaldırdı, onun gözlerinin içine baktı ve elini uzatıp, Mosesin elini tuttu. Ve daha sonra da onun, sevgili eşi oldu. Bu anlattıgım bir “peri masalı” değil, ünlü Alman besteci Mendelssohn´un büyükbabasi ile büyükannesinin evlenmelerinin öyküsüdür.






