'Altı Çizili Satırlar' Arşivi
14 Şubat 2010 @ 14:36 · Kategori: Altı Çizili Satırlar, Basından
Aslında müzik yapmadığımızı, yalnızca tabiatta mevcut olan bir şeyi keşfettiğimizi söyleyen bir adam. Kendini de müzisyen, besteci filan saymıyor. Belki de şu Bir Ömürlük Misafir’likte konukluğunun karşılığını vermek için çabalayan biri. O yüzden onu musiki makamlarından önce başka bir makamda düşünmek gerekiyor, hayret makamında. Hayret: ‘Biliyorum’ demenin eksilttiği bir makam. Hem her şey onunla başlıyor, kendisine ‘büyük’ demeyen herkes bu adeta çocukluğa mahsus makamdan hiç ayrılmamış gibi, varoluşa, kainata, dünyaya, tabiata şaşkın çocuk nazarıyla, saflığıyla bakmanın güzelliğini taşıyor hem de İbn Arabi’nin nitelediği gibi, hayret makamı tasavvufta en son makam oluyor. Başlangıcın ve bitişin aynı olduğu, çocuklukla yüceliğin buluştuğu makam. Şaşkınlık uyandırması doğal.
Zümre-i naci’lerden, yani esenliğe ulaşmış seçkin kimselerden sayılmak, insan-ı kamil mertebesine ulaşmak, dervişmeşrep bilinmek, sufi insan, ‘safi insan’ olmak ama hiçbir şeyin eri ve ehli olmamak, bunu da istememek. Telvin albümü yayımlandığında şöyle diyordu: “ Kelime manası renkler demek… Yeşil ya da kırmızının içindeki ton farkı ona karakter veren özellik, o manada renk. Tasavvufi anlamı da bununla ilişkili, insan olarak sıfırdan yok olmaya kadar halden hale geçme…Bir gidişat, durağan değil. Bir hedefi var, ama ulaşılamayan bir hedef, o da ‘temkin’. Kararlılık demek, karar hali son… O hale ulaşamıyorsun hiçbir zaman. Ama hayatın ya da tabiatın gidişatı.”
Yazıyı okumaya devam edin »
3 Aralık 2009 @ 21:44 · Kategori: Okudum Bitti
Warning: usort() [
function.usort]: Invalid comparison function in
/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php on line
119

Murat Menteş, ‘Dublörün Dilemması’ndan yıllar sonra ikinci romanı ‘Korkma Ben Varım’ı yayımladı. Dört yılda tamamlanan kitabın, bir ay içinde ikinci basımı yapıldı. Hareketli anlatımıyla kendine özgü bir roman dili kuran; birbiri ardına icat ettiği macera ve sürprizlerle okuru sürekli uyanık tutan Menteş, Çehov’a atıfla, “Ben de kapakta silahı gösteriyor, içeride patlatıyorum.” diyor.
Bugünlerde farklı bir şeyler okumak derdindeyseniz, Murat Menteş’in yeni romanı Korkma Ben Varım tam size göre. Dili ve kurgusuyla farklı, hareketli, sürprizlerle dolu bir roman. Aşk, dostluk, intikam, yalnızlık ve şiddetin ustaca harmanlandığı romanı Menteş 4 yılda tamamlamış. İlk romanı Dublörün Dilemması ile dikkat çeken yazarın ikinci kitabı için daha “usta işi” bir roman diyebiliriz. Okurun ilgisini esirgemediği romanın bir ay içinde ikinci basımı yapıldı. Biz sorduk, Murat Menteş “Korkma Ben Varım”ı anlattı. Yazıyı okumaya devam edin »
23 Kasım 2009 @ 13:23 · Kategori: Meşk Olsun

13 Kasım 2009 @ 02:24 · Kategori: Meşk Olsun, Röportajlar
Warning: usort() [
function.usort]: Invalid comparison function in
/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php on line
119
Elimizde iki CD’niz var: 2001 tarihli “Buluşmalar” ve yeni yayınlanan “Karışık Düşünceler -Buluşmalar 2″. İlk “Buluşmalar”, hem Türk sanat müziği, hem halk müziği albümü, aynı zamanda flamenkoyla iç içe geçmiş, caza da yakın duran bir deneysellik barındırıyor.
Mutlu Torun: Evet, bu albümü satıcının hangi rafa koyacağına karar vermesi epeyce zor. (gülüyor) Bu albüm aslında Türk müziğiyle klasik Batı müziğinin, cazın ve flâmenkonun ayrı ayrı birleşmesi. Ama sadece Türk müziği de var içinde. Türkiye nasıl yaşıyorsa, benim gitar ve udla ilişkim de öyle. Doğuyla Batı arasında bir oraya bir buraya kayan vaziyette yaşıyoruz. Türkiye’nin müziği de böyle.
Nasıl karar verdiniz ilk kaydı yapmaya?
“Buluşmalar”, benim 60. doğum yılıma rastladı. O tarihten dört-beş yıl Önce Kalan Müzik’ten Hasan Saltık bana istediğim müziği yapabileceğimi söylemişti. Öylece kaldı o konuşma. Daha sonra İş Bankasıyla “Toska’dan Heybeli’ye” diye bir albüm yaptık. Erol Uras’ın söylediği Serdar Yalçın’ın düzenleyip piyano çaldığı. Ruhi Ayangil’in kanun, benim ud çaldığım bir albümdü. Aynı grupla bir de Tango Turko” albümü yaptık. Daha sonra İş Bankası’na kendi projemi önerdim, kabul ettiler. Kendileri çıkaramadıkları için yapımcılığı Kalan Müzik üstlendi. Yazıyı okumaya devam edin »
30 Ağustos 2009 @ 14:01 · Kategori: Altı Çizili Satırlar
Warning: usort() [
function.usort]: Invalid comparison function in
/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php on line
119
Marcel Proust’un çok yıllar önce keşfedip yazdığı gibi geçmişin anıları, kokular âleminin muhafızlığında saklanır ve her koku bir kapı açar o unutulmuş sandığınız zamanlara.
Üstüne çörek otu serpilmiş pişkin pide kokusu, birçokları gibi beni de alır bir fırının kapısına götürüp bırakır.
Vakit nedense sonbaharın son günleridir.
Hava serincedir ve akşam inmeye hazırlanır.
Kendine bir iş yaratmak isteyen yaşlı amcalarla çocukların biriktiği uzun kuyruktakiler, minare ışıkları yanmadan önce pideleri alıp iftara yetiştirebilmek için telaşlarını saklayan bir sabırla beklerler. Yazıyı okumaya devam edin »
5 Temmuz 2009 @ 14:04 · Kategori: Meşk Olsun
Warning: usort() [
function.usort]: Invalid comparison function in
/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php on line
119
Öncelikle Kalan Müzik’e bi teşekkür etmek gerek. Maçkalı Hasan, Birol Topaloğlu, Kazım Koyuncu gibi başucu sanatçılarından sonra Fatih Yaşar, Şevval Sam, Marsis derken müzik arşivim bolca Karadeniz müziği albümü ile doldu. Bunların arasında öyle bir albüm varki daha uzun süreler parçalarını ipod’umdan silinmeyeceğe benziyor. Albümdeki eserlerin çoğunu ilk defa dinledim. Karaduman, Başundaki Çemberun, Ninnay Gülüm ve albümdeki favori eser Megrel halk şarkısı olan, mızıka sesini ilk defa bir albüm kaydında dinlediğim Skan Maskvama şarkısı. Yazıyı okumaya devam edin »
13 Mayıs 2009 @ 00:05 · Kategori: Altı Çizili Satırlar
Warning: usort() [
function.usort]: Invalid comparison function in
/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php on line
119
Herkesi kucaklamak yerine, kucaklaşmak…”
Ş, a ile k arasına boşuna konulmamış.
Şın’daki çınlama kimde var? İşte: Şınnnn…
Ş olmasa, kuş nasıl uçar? Maaş nasıl ödenir?
Ş olmasa, şen şakrak olabilir miyiz?
Kabul ediyorum: Dilimizdeki en güzel kelimeler m harfi ile başlıyor.
Merhametten, maneviyattan, mevsimden tutun da meşakkate kadar…
İsimler de öyle: Muhammed, Müslüman, Mekke, Medine, Müslim…
Aydın değil, münevver; odak değil, mihrak; yurt değil, memleket vs. Yazıyı okumaya devam edin »
22 Nisan 2009 @ 19:22 · Kategori: Kopyala-Yapıştır
Warning: usort() [
function.usort]: Invalid comparison function in
/home/wwwpinh/public_html/wp-includes/link-template.php on line
119
“Mekke’nin fetih günüydü…
Bir adam Resulullah‘ın yanına yaklaştı. Korkudan, heyecandan titriyordu.
Resulullah da gördü adamın bu halini ve dönüp seslendi: ” Titremene lüzum yok, ben kral değilim “
Ve ardından dedi ki; ” Kureyşli kuru et yiyen bir kadının oğluyum ben.”
Yazıyı okumaya devam edin »
24 Mart 2009 @ 02:18 · Kategori: Altı Çizili Satırlar
Brooklyn Köprüsü’nde bir bahar günü, kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde “Doğuştan kör” yazılıymış.
Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir reklamcı bunu görmüş. Tabelayı almış, arkasına bir şeyler yazmış, olduğu yere tekrar bırakmış.
Ne olduysa olmuş….Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya habire para atmaya…
Bir cümle yetmiş onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup taşmasına…
“Güzel bir bahar günü…Ama ben baharı görmüyorum…”
21 Mart 2009 @ 14:59 · Kategori: Altı Çizili Satırlar
Baba oğlunu kucakladı, bir çeşit sarsalayarak “Bak sana ne anlatacağım” dedi. “Bu annene kalırsa sen hapı yutarsın oğlum. Çünkü senin annen tıpkı benim anneme benziyor. Benim annem de böyleydi, beni çok severdi. Titrerdi üstüme. Ailenin tek çocuğuydum. Başıma iş gelmesin diye, ‘aman ağaca çıkma oğlum, düşersin’, ‘aman suya girme oğlum, boğulursun’, ‘aman kimseyle güreşme, bir yanını kırarsın’ diye diye beni her şeye seyirci bir insan haline getirdi. Hayata seyirci kalmak kötüdür oğlum. Hayatın iyi, uslu bir seyircisi olmaktansa, hayatın içinde başarısız bir adam olmak bin kere daha iyidir. İyi bir boks seyircisi olmaktansa kötü bir boksör olmayı göze almak daha iyidir oğlum.”
yılmaz güney, oğluma hikayeler