Mustafa Kutlu Güzellemesi

Posted by M. Sadık

Fayrap‘ın Mart sayısı, “Mustafa Kutlu’ya doğum günü armağanı” olarak çıktı. Fayrap‘ın daha önceki Ahmet Güntan (Mayıs 2009), İsmet Özel (Eylül 2009), Cihan Aktaş (Ocak 2010) ve İsmail Kara (Şubat 2010) armağanlarından farklı ve Hakan Arslanbenzer armağanına (Kasım 2009) benzer şekilde Mustafa Kutlu’ya doğum günü armağanı özel sayı olarak yayımlandı. 48 sayfalık derginin tamamı Mustafa Kutlu’nun hayatı, sanatı ve kişiliği üzerine yazılardan oluşuyor.
Özel sayı için ben çok fazla şey yapmadım. Kendi yazımı yazdım. Nurcan Toprak ve İbrahim Tenekeci’nin gayretleri için koordinatörlük görevi üstlendim. Nurcan Toprak sayının editörlüğünü yaptı. İbrahim Tenekeci de çok yoğun destek verdi, katkılarda bulundu; hem yazı yazdı hem yazdırdı, malzeme sağladı. Mehmet Erdoğan, özellikle sayının yazar ve yazı listesi oluşturulurken her zamanki gibi danışmanlığımızı yaptı. Cihan Aktaş vazifeşinaslığını, vefasını gösterip (hem bize hem Mustafa Kutlu’ya) özel bir yazı yazdı. Eleştiri yazıları çalışılınca disiplin sahibi herkes tarafından yazılabilir; fakat Cihan Aktaş ve Nazan Bekiroğlu’nun yazdığı tarzda yazılar için bilhassa o kişi olmak gerekiyor. Cihan ablanın bize her zaman desteği oldu. Onunla çalışmak bir onur.
Nazan Bekiroğlu, İnci Enginün ve Necmettin Turinay ile ilk defa birlikte çalışıyoruz. İnci Enginün’le Kılavuz adına söyleşi yapmıştık; Nihan Kaya yapmıştı bu söyleşiyi. Turinay’la da yine Kılavuz vesilesiyle bir görüşmemiz olmuştu, fakat ötesini getirememiştik. Birkaç defa Adilhan’da Fatih abinin dükkanında konuşmuşluğumuz var. Nazan Bekiroğlu ise benim okuyucu olarak aşina olduğum bir yazar, ama Dergâh‘ın 20. yılı toplantısında büyük masanın etrafında oturmak dışında hiç karşılaşmamıştık.
Her biri tanıdığım bütün yayıncıların güvendiği yazarlar, ismini saydıklarım. Mehmet Aycı da bu listeye dahil edilmeli. Bugüne kadar Ahmet Güntan, Cihan Aktaş ve rahmetli Eser Gürson sayılmazsa bu bireysel/bağımsız yazarlarla ortak etkinliğimiz yok denecek kadar azdı. Mustafa Kutlu ismiyle, şahsiyetiyle, eseriyle bu armağan sayıda bizi bir eşikten atlatmış oldu diyebilirim. Bundan sonraki sayılarda Fayrap‘ın edebiyat anlayışı ve şiir görüşüyle açıklanamayacak bağımsız yazarlara dergide daha çok rastlayacaksınız inşallah.
Necati Tonga, akademik altyapısı daha karmaşık ve derin olan kısa bir yazı yazdı Fayrap için: Kutlu hikayesinin kronolojik tahlili. 19 hikaye kitabını 4 sayfalık bir yazıya sığdırmak aylık edebiyat dergisi yayıncılığının acımasızlıklarından da olsa, Necati beye bizi kırmayıp donanımını yansıttığı için teşekkür ederim. Necati Tonga’nın Kutlu hakkında kitaplaşmış bir monografisi var: Hikayeciliğimizdeki Zenginlik, Mustafa Kutlu ve Yoksulluk İçimizde. Tonga’nın Kutlu hakkında görüşleri daha detaylı olarak bu kitapta bulunabilir.
Fazıl Baş, Kutlu’nun çok dikkat edilmeyen eleştirmeciliğini yazdı. Kutlu’nun Hareket yayınlarından beri yarı disiplinli, yarı serbest denecek tarzda kaleme aldığı eleştiri yazıları Sait Faik ve Sabahattin Ali kitapları dışında toplanmadı. Ki Kutlu’nun bu iki kitabı da fazla sahiplenmediği söylenebilir. Eleştiri yazarlığını Dergâh‘ta, yer yer Mustafa Kutlu’nun kontrolü altında geliştirmiş biri olarak buna her zaman hayret etmişimdir. Kutlu genel olarak iyi bir eleştirmendir, fakat Türk hikayesi dendi mi hem sıkı eleştirmen hem önemli bir tanıktır. Hareket ve Dergâh‘taki yazıları sıralı ve düzenli değildir, fakat hem çarpıcı görüşler içerir hem üslupça tatmin edicidir hem de üst düzey bir ciddiyete sahiptir. Fazıl Baş’ın yazısı gelecekte konuya dönmek isteyecekler için de bir tutamak noktası anlamına geliyor.
Nurcan Toprak, özel sayı için ortaya koyduğu gayretin yanı sıra benim şüphelerimi, itirazlarımı, zorlamalarımı da göğüsledi. Özel sayı Nurcan’ın sükuneti ile benim telaşlılığım arasında kaza bela olmadan çıktı. Nurcan Toprak, Şehrengiz günlerinden beri arayıp bulamadığım ilk tam hikaye editörümüz oldu bizim. Daha önceki arkadaşlarla yaptıklarımız fena değildir; fakat Toprak bu işi adam gibi yapmanın örneği oldu Fayrap‘ta. Bundan sonrasında başarısı için duacıyım.
Ve İbrahim Tenekeci… Şimdi biraz şaka gibi geliyor ama geçmişte aramızda olan tatsızlıklar birçok insanın bizi kanlı bıçaklı düşman sanmasına yol açmıştır. Biz hiçbir zaman ortak düsturumuzu bozmadık Tenekeci’yle. Ana kaynağa, yani bizi geliştiren ortama, insanlara ve değerlere sırtımızı çevirmedik. Bu yüzden de karşılaşacak, el sıkışacak, tartışacak, birbirine yüzü olacak medeni cesareti koruduk. Bir süredir, birkaç yıldır seyrek olarak haberleşiyorduk. Mustafa Kutlu sayısı için hemen her gün telefonlaştık; her ayrıntıyı konuştuk. Mart sayısında Tenekeci’nin çok ciddi emeği var. Hatta, dergiyi çıkarma belasından olsa gerek, Kırklar için yaptıklarından çok daha temiz bir editörlük işi ortaya koydu Tenekeci bana kalırsa. Hem yayıncılığın kalın diyebileceğimiz taraflarıyla uğraşıp hem de içeriğe titizlenme şansı bir tek insanın elinde olmayabiliyor. 90′ların iki genç dergisinin editörleri olarak İbrahim Tenekeci’yle böyle bir ortak iş yaptığımız için biraz şaşırıyorum biraz da şaşırmıyorum. Biz bu yolda çok şey edinmiş, öğrenmiş insanlarız çünkü. Fayrap‘a yardım ettiği için, Mustafa Kutlu armağanında çok özel bir rol üstlendiği için İbrahim Tenekeci’ye hem şükranımı ifade etmek isterim, hem de ortaya çıkan kolektif eserde benden çok Tenekeci ve Toprak’ın imzası olduğunu bir kere daha hatırlatmak isterim. Sağol, var ol İbrahim. Tatlı sert geçmişimizi bu sayı kadar anlamlı kılan başka bir iş daha olamazdı herhalde.

Tags:

This entry was posted on Cuma, Mayıs 21st, 2010 at 12:27 and is filed under Okudum Bitti. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Yorum Yazın