Giderken söylenmiştir – İbrahim Tenekeci

Posted by M. Sadık

Taşların İçindeki

Bir annenin elindeki pazar çantası
bilmezdim nasıl büker bir babanın belini
yüzü gözü olmayan p şekilsiz korkular
bilmezdim nasıl büker bir babanın belini
çiçeklerin emzirdiği o küçük kanatlılar.Giderken Söylenmiştir

kısmışım sesimi lambayı kısar gibi
içine kapanık bir taşım şimdi,
gözüm olsaydı eğer dünya nimetlerinde
pekala bulurdum onları bir çöplükte,
bir şey ki dilimin varmadığı
kuşların çarpmadığı uçarken gökte-

günler gelip geçti, hiç direnmedim
suyu yıkayan allah, sulayan ormanları
öpüp başıma koyduğum gökyüzü kadar aziz
bağışladı bana, suskun olmayı

III

kapıya yakın otururdum eskiden
korsancılık oynardım tek gözlü evlerde
isterdim ki habire çınlasın kulaklarım
beni ansın gökyüzü bile.

yok artık
beni suya götüren o güzelim nedenler,
çürüyerek geliyor bana gelen ne varsa
cenazeye ölüden önce gelenler:

yaşasın diyorlar, yaşamayı hak eden
varsın bulunmasın çorabımızın teki
gülümsemek için ne güzel neden
tapu işlemleri ve yemek tarifleri.



kendine yazık eden

———
hep kendine döküyor tütün kolonyasını,

kuş
kuludur kanadının

II

—–
kimsenin bilmediği göbek adıyla
—-
bir elif miktarı uzat boynunu
budur işte, şeklimiz şemâlimiz.

özet görüntüler

ahşap bir dünyanın herhangi bir köşesinde
kim direnebilir bit bandonun ritmine.

olmayan 

nereye bakıyorsun, orası yok ki.
elma bahçeleri, eski insanlar
duruyor dünde, bir şey diyecek gibi
çiçeği burnunda bir demet nergis
gibi duruyor, şaşırmış sanki.

Herkes yattıktan sonra, ben ona
sesli düşünür orman, kuş sesleri vs
yoktur orada türkçesi bozuk olan,
diye anlatıyorum, artık olmayan
gücenmiş güzelliği, o kutlu ikindiyi
hak geçmesin diye durduğum zaman.

Genç görünmek isteyen

suyu kurutuyorlar derine inmek için,
…….
gözümü kapasam ve açtığımda
bilsem hangi dert özlüyor beni
hangi dağ ayakta zor duruyor
gözümü açsam ve görmesem kimseyi.





 

 

Terden bembeyaz

 

Şu sıkıntı, ne kadar düşkün bana
…….

dünlerin biriktiği bu yongalıkta
seni de severim yolumun üstündeysen
kar olur yağarım terden bembeyaz
nedensiz sevinçler alırım sana
baksam da görmem aşk gibi kurnaz
gün bitti ve şaşırdık, bir kez daha
kaldırıp baktık, birer birer evlerin
ve dağların denizlerin altına.

seni yoksulkern gördüm, daha güzeldin
gel ey mahcubiyet, saklan arkama.




 

giderken söylenmiştir

seviyorum aklımın almadığı şeyleri
titriyorum emin olduğum zaman
evlerin ev halkının ve devletlerin
gidiyorum bıraktığı boşluktan.

nefes alıp emek veren, insan görünce kaçan
gereksiz harcamalar gibi herkesin
canını sıkan ve sonra bırakan
gidiyorum, bu kesin.

II

ancak uyurken rabbime nazım geçer.

III

sözcük yapımında kullanılan
bir şeydir senin gülüşün.
herkes güzeldir sustuğu kadar
sen de güzelsin, bu mümkün

ne kaldı geriye aslına uygun olan,
tutumlu güneş, girişken gün
gibi sen kaldın, eli ekek tutan
bir bahçe kadar düzgün.

adres değişikliği

topa vurmak için o kadar açıldı ki
topu bulamadı bir daha,
diyorum ben insana;
şaşırmayan ne bilsin.

Kur’an okunurken susuyor herkes
geçiş üstünlüğü onundur çünkü.
bütün çiçekleri otobüs tutar,
diye yazmışım, koklayıp gülü.




suçluluk duygusu

II

kalkmaya hazırlanan misafiri severim

üzülmek için gerekli malzemeler

kirleniyor su insana yaklaştıkça

II

bir yaprağı kim çizer ağaçtan daha iyi.

 

Işıklandırma çalışmaları

biz doktora gideriz, ya bir kuş hastalansa

VI

bayram namazını şaşırmak kadar doğal

VIII

budur işte dünyanın söylediği
gölleri ırmakları kurutan şarkı
uzatır her akşam sevgili güneş
suların içine yorgun ayaklarını
kapılar kapanır tertemiz bir güvenle
almıştır herkes alacağını.

 

Hayır duası

bir çiçek düşünün, yerini eğenmeyen
çiçek işte, herkese nazı geçen
solar çiçek, beğenmezse yerini
yani sen, yani ben.

gök herkesin iyi duru üstünde.
gök işte, boşluğu boşver deme
kurt da kurtlanır onun altında
ilk üçe girenler de.

çimenleri görür görmez ah dedim
bir toprak kalmış sesini yükseltmeyen
toprak iştei anladın mı ey fani
sadece odur, yaşını göstermeyen.

 

Öfkesi geçmiş olan

 

Ellerinden öpenin çok olmasın ey dünya!

 

 

Tags: ,

This entry was posted on Perşembe, Mayıs 1st, 2008 at 21:59 and is filed under Okudum Bitti. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Yorum Yazın