Bu dünyada ‘Hayat Var’ mı?..
Posted by M. Sadık
Kartvizitinin bir yanına (ki en önemli yandır o) ‘auteur’ (yaratıcı) sıfatını yerleştirdiğimiz yönetmenlerin, dertlerinin ne olduğunu kavramaya çalışırken, çoğu kez önceki filmlerinden geride kalan ayak izlerini takip ederiz. Kuşkusuz bir eleştirmen de, her yeni sınavda bahsi olunan yönetmenin filmlerine ilişkin, kendi yazdıklarına göz atar. Dolayısıyla Reha Erdem ve son çalışması ‘Hayat Var’ özelinde, hem yönetmenin, hem de kendi karaladıklarımın izini takip etmek istiyorum, izninizle. (daha fazla…)
Brooklyn Köprüsü’nde bir bahar günü, kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde “Doğuştan kör” yazılıymış.
Baba oğlunu kucakladı, bir çeşit sarsalayarak “Bak sana ne anlatacağım” dedi. “Bu annene kalırsa sen hapı yutarsın oğlum. Çünkü senin annen tıpkı benim anneme benziyor. Benim annem de böyleydi, beni çok severdi. Titrerdi üstüme. Ailenin tek çocuğuydum. Başıma iş gelmesin diye, ‘aman ağaca çıkma oğlum, düşersin’, ‘aman suya girme oğlum, boğulursun’, ‘aman kimseyle güreşme, bir yanını kırarsın’ diye diye beni her şeye seyirci bir insan haline getirdi. Hayata seyirci kalmak kötüdür oğlum. Hayatın iyi, uslu bir seyircisi olmaktansa, hayatın içinde başarısız bir adam olmak bin kere daha iyidir. İyi bir boks seyircisi olmaktansa kötü bir boksör olmayı göze almak daha iyidir oğlum.”

