Archive for Ekim, 2008

Muhteşem bir hayat!

Posted by M. Sadık

muhtesemStewart, minik bir kasabadaki fakir bir işadamıydı.
Çocukluğundan beri bütün hayali dünyayı dolaşmaktı ama art arda gelen olaylar yüzünden kasabasını terk edememiş, sonunda babasının pek de parlak olmayan işini devralmak zorunda kalmıştı. Sevdiği bir karısı ve çocukları vardı. Ama işler iyi gitmiyordu. Borçlar birikmişti. Yaşadığı hayal kırıklığına bir de borçlar eklenince dayanacak gücü kalmamıştı. Karlı bir gece arabasına binip, kasabanın biraz ötesinden akan nehrin kıyısındaki bara gidip iyice sarhoş olana kadar içtikten sonra kendini köprünün üzerinden atıvermişti. Stewart sulara düşerken, karanlık göklerden gelen bir konuşma duyuldu.

(daha fazla…)

Bir ömürlük misafir Erkan Oğur

Posted by M. Sadık

Bundan yıllar öncesiydi. Şarkılarda, türkülerde anlatıldığı kadar bir gurbet akşamını yaşıyordum. Adamakıllı bir soğuk vardı dışarıda. Avrupa’nın kuzeyinde, soğuk mu soğuk ayaz mı ayaz bir geceydi. İnsanın içini ısıtmayan kaloriferli bir odada, yağan karın penceremdeki şekline bakıyorum.

Bildiğiniz bir yalnızlık ve meteorolojik bir destek, gökten yere inen. Etraf geceye inat, beyaza çalıyor. Alnımı dayamışım soğuk pencereye, müzik çalarımda efkârlı mı efkârlı parçalar ardı ardına sıralanmış. Edith Piaf mı desem Gilbert Becaud mu, yoksa Leonard Cohen mi, hangi dokunaklı ses vardı bilemiyorum. Anlayacağınız adam gibi bir sükûnet ve yaşamı adam gibi yaşamak için geçerli sebeplerim vardı.
 

(daha fazla…)

Bayram tartışmasına küçük bir ek!

Posted by M. Sadık

Hıncal Ağabey "Şeker Bayramınız kutlu, mutlu olsun sevgili okurlar" diye bitirmiş yazısını da sormuş ya, "bakalım benim son satırımı okuyunca Haşo irkilecek mi" diye…
Hayır, irkilmedim tabii ki!
İsteyen istediğini söylesin canım!
Bir bayramı bayram yapan ona verilen ad değil, bayram gibi yaşanıp yaşanmadığı gerçeğidir!
İşte gördünüz; ben de yukarıda bütün açıklığıyla şu günlerde beni neyin mutlu kıldığını yazıyorum. Neymiş o?
Yollarda olmak!
Bunun, bayramın Fıtr veya Ramazan Bayramı olmasıyla doğrudan ilişkisi var mı? Maalesef yok!
Peki bayramın Şeker’liğiyle bir ilgisi var mı? Pek sayılmaz!
Ne sabahtan akşama eş dost ziyaretleri var ne de güllü lokum sonrası likör ikramı!
Ramazan’da oruç tutup şimdi o dönemi kapatmış olmanın ferahlığı deseniz…
Öyle bir hayat yaşıyoruz ki, ne tuttuğumuz orucun ne de bıraktığımız orucun bir tecrübe olarak üzerinde uzun uzadıya durabiliyoruz! Asıl sorun burada!

 

"Haşmet Babaoğlu – Sabah"