"Geçtiğimiz 16 Nisan’da Ankara’daki konser başlamadan görevliler bir not ulaştırıyor. Notta şunlar yazılı: "Çok sevgili Erkan, seni uzun yılların ardından ilk kez sevgiyle, özlemle ve gururla izleyeceğim. Salonda, seni herkesten farklı bakan gözlerle, duyan yüreklerle seyredeceğim…" Erkan Oğur’un eli ayağı dolaşmış. Heyecanla karışık bir telaş almış müzisyeni."
Dünyanın dört bir yanında yüz binlerce izleyiciye konser veren, sayısız albüme katkı sağlayan, kendine ait dokuz albümü olan bu adam neden bu kadar heyecanlı? Çünkü notu gönderen hanımefendi onun şu anda bu sahnede olmasını sağlayan insanmış. Notun altında "İlk müzik öğretmenin Ülkü Özer (Elazığ’dan)…" imzası yer alıyormuş. Yani Erkan Oğur’u bütün dünyaya armağan eden müzik hocası. Ve hikaye yıllar önce Elazığ’da başlamış.
Elazığ Harputlu olan Erkan Oğur, 1954’te Ankara’da doğmuş. Aslında Elazığ’da doğacakmış ama aile bir ziyaret için o tarihte Ankara’da bulunuyormuş. Doğumun ardından tekrar Elazığ’a dönmüşler.
Erkan, Gülten Hanım’la cerrah Mustafa Bey’in ikinci oğulları. Babası askeri doktor. Kore Savaşı sırasında parçalanan asker bedenlerini birleştirmekle uğraşmış, Türkiye’de ilk mikrocerrahi ameliyatlarını başlatmış, yanık tedavisinin öncülüğünü yapmış büyük bir doktor. Savaşın ardından ordudan ayrılarak sivil hayata geçmiş ve Elazığ Devlet Hastanesi’nde çalışmaya başlamış. İlerleyen yıllarda bu hastanenin baştabibi olmuş, sevilen, sayılan bir hekim.
Harput, hemen Elazığ’ın karşı tepelerinde kurulmuş bir eski zaman kenti. Şehir merkezine 4-5 kilometre. Bu yüzden aile, kışları hafta sonlarını, yazları günlerinin çoğunu Harput’ta geçirirmiş. Erkan Oğur da 1970’e kadar Elazığ’la Harput arasında mekik dokumuş:
"Bazen evden çıkar, arkadaşlarla birlikte yürüyerek Harput Kalesi’ne tırmanır, tepedeki gözeden soğuk sular içer, koşa koşa Elazığ’a inerdik." (daha fazla…)