Hep yolun başında “Erkan Oğur”
"Geçtiğimiz 16 Nisan’da Ankara’daki konser başlamadan görevliler bir not ulaştırıyor. Notta şunlar yazılı: "Çok sevgili Erkan, seni uzun yılların ardından ilk kez sevgiyle, özlemle ve gururla izleyeceğim. Salonda, seni herkesten farklı bakan gözlerle, duyan yüreklerle seyredeceğim…" Erkan Oğur’un eli ayağı dolaşmış. Heyecanla karışık bir telaş almış müzisyeni."
19 Mayıs soruları
Bir 19 Mayıs’ı daha geride bıraktık. Daha önceleri bu bayramın içinde çok sayıda ‘ve’ vardı. Yanılmıyorsam şöyleydi: Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor ve Bayramı. Kim yaptıysa eline sağlık, ‘ve’lerde çok ciddi bir sadeleştirme yapıldı.
Bugün ağırlıklı olarak 19 Mayıs törenleri ve gençlerle ilgili sorularınız üzerinde duracağım.
SORU: Muhterem Sivilay Abla, Cumhuriyetimizin kurucuları bu ülkeyi gençlere bıraktı. Onların çarıkları yırtıktı, karınları açtı. Bu büyük fedakarlıklara rağmen, şimdiki gençler stadyumlarda yapılan bayram törenlerinden kaytarmanın peşinde. Bazıları da bu törenleri beğenmiyor, modası geçmiş diyor. Cumhuriyetimize sahip çıkmaları gerekirken, sorumsuzluk sergileyen bu gençlere siz de bir iki laf edin ne olur. (Haydar Kanık)
CEVAP: Sevgili Haydar, bu ülkeyi gençlere bıraktılar, çünkü başka şansları yoktu. Yanlarında götüremeyeceklerine göre doğal olarak onlardan sonra gelen kuşaklara kalacaktı. Sonuçta ortada doğal bir el değiştirme süreci varken; 11 – 12 senelik eğitim hayatları boyunca bu konunun tekrar tekrar gençlerin yüzüne vurulmasını ruhsal gelişimleri açısından çok sakıncalı buluyorum.
Hele ‘yırtık çarık’ ajitasyonunu hiç anlamıyorum. Mantığımızı çalıştırırsak ‘yırtık çarık’lılar ülkeyi şu anda seksenli yaşlarını geçmiş olan dedelerimize, ninelerimize bıraktılar. Onlar, çocuklarına, çocukları da çocuklarına bıraktı. Bugünkü gençlerin stadyumlarda ille de bir şükran jimnastiği yapmaları gerekiyorsa ‘İspanyol paça pantolonlu’ anne babaları için yapmaları gerekir. (daha fazla…)
2009 için bugünden bir öneri: “90’ıncı 19 Mayıs’ı gençlere verelim”
Farklı bir 19 Mayıs hayali
İlk ve son kez lise son sınıftayken katılmıştım 19 Mayıs gösterilerine… Seçildiğim için çok sevinçliydim çünkü tam da bahar sınıf penceresine abanmışken derslerden yırtmak için eşsiz bir bahaneye kavuşmuştum.
Haftalarca okulda, beden eğitimi hocasıyla “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” düsturuyla çalıştıktan sonra birkaç gün de Hipodrom’da bütün okullarla birlikte genel prova yapmış, o arada harika arkadaşlar bulmuştuk.
Unutamadığım sahne şudur:
Elimizde sopalar, dilimizde marşlarla şeref tribünü önünden geçerken, dönemin modasına uygun olarak sağcı olanlarımız sağ kollarını, solcu olanlarımız da sol kollarını kaldırarak selamlamıştı devlet zevatını…
70’lerin final gösterisiydi bu…
Sonra o sopaları o “sağlam kafa”larda kırdılar zaten…






